Final

0
153


Yıllar önce, Seattle’da düzenlenen Engelliler Olimpiyatında, sıra 100 metre finallerine gelmişti. Finale kalan dokuz yarışmacıdan her biri ya fiziksel açıdan engelliydi yahut zihinsel açıdan.

Yarışmacılar, başlama çizgisindeki yerlerini aldılar ve başlama işareti verilir verilmez var güçleriyle ileri atıldılar. Hiçbiri, atletizm yarışmalarında görmeye alışık olduğumuz türden bir hamle gerçekleştiremedi elbette. Ama hepsi de bu yarışı kazanmaya istekliydi ve yapabildikleri en iyi koşuyu yapmaya çalışıyorlardı.

Biri hariç!

O, daha ilk birkaç metrede tökezleyip yere yuvarlanmış, dengesini koruyamadığı için yerde iki takla atmış, sonra da hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı.

O kadar yüksek sesle ağlıyordu ki, öndeki sekiz yarışmacı da onun hıçkırıklarını işitip önce yavaşladılar, sonra da başlarını geriye çevirdiler, sonra da bitiş çizgisine doğru koşmayı bırakıp yerdeki bu sakat gencin yardımına koştular. İçlerinden biri, Down Sendromu’ndan muzdarip bir kızcağız eğildi, gözyaşları içinde yerde oturan genci öptü ve elinden tutup onu kaldırmaya çalıştı. Diğerleri de yardımcı oldular kendisine. Sonra, dokuz yarışmacı elele tutuşup bitiş çizgisine doğru beraberce koşmaya başladılar.

Yarış pistindeki bu tablo karşısında bütün stadyum ayağa kalkmıştı. Seyirciler dokuz yarışmacıyı da ayakta alkışlıyor; kimisi de bir duygu seli içerisinde, gözyaşlarını silmeye çalışıyordu. Alkışlar, yarışmacılar elele bitiş çizgisini geçtikten sonra dahi bitmek bilmedi.