Günün En iyisi Haftanın En iyisi Ayın En İyisi


Gönderen Konu: Ensest- Kanayan yara  (Okunma sayısı 580 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

06 Nisan 2011, 01:02:51
  • Genel Moderatör
  • *****
  • İleti: 811
  • Rep 154
  • Cinsiyet: Bay
  • Bir Düş tük Kırıldık ...

Literatüre baktığımızda ensestin tek ve kesin bir tanıtımını bulmak mümkün değildir. Tanım, disiplinlere göre farklılık gösterir. Hukukun tanımıyla psikolojinin tanımı birbirinden farklıdır.
 
 Gottlieb (1979), sosyal içerikli bir yaklaşımla ensesti, aile üyeleri arasında kanunlar ve normlar ile yasaklanan cinsel ilişki olarak tanımlamaktadır. Claude Levi-Straus, ensest yasaklarını şu şekilde betimlemektedir. "Ensest yasakları toplumsal bir kural oluşturduğundan sosyal ve kültürel bir olgudur. Ancak aynı zamanda iki yönden doğa kanunu olarak da karşımıza çıkar. Birincisi, ensest yasakları evrenseldir. Yani her kültürde ensesti yasaklayan bir kural bulunur. İkincisi, ensest yasakları insanın doğaya ait bir yönüne, yani cinsel yaşamına bir kalıp getirirler. Amerikan Sağlık Eğitim ve Koruma Bölümü'nün 1980'deki tanımına göre, "Aile içi yaşamında ana-baba figürüne, gücüne ve otoritesine sahip kişilerin, çocuğu cinsel anlamda taciz etmesi" olarak kabul edilmiştir. Son çalışmalarda üzerinde ortak kararın oluştuğu ensest tanımında her türlü erotik hareket (sözlü, sözsüz, fiziksel, görsel) veya aile üyeleri arasındaki evli olanlardan başka üyelerin bu şekilde davranışlarına ensest denir.
 
 Cinsel tacizlerin büyük bir çoğunluğu bildirilmeyip gizli kaldığı için, kesin bir oran bildirmek mümkün değildir. (Finkelhor, Hotaling, Lewis&Smith 1990). Russel'a (1984) göre ulusal rapor sistemlerinin olmaması da kesin sayıların bilinmesini engellemektedir. Hem bu sebepten, hem de Türkiye'de yapılan cinsel taciz çalışmaları çok sınırlı sayıda olduğu için ne oranda ensestle karşılaştığımızı kesin olarak söylemek mümkün olamamaktadır.
 
 Mor Çatı'ya telefonla ya da gelerek başvuran 1259 kişinin 538'inden yeterli bilgi alınmış. 538 kişiden 185'i yani %35'i cinsel şiddete uğradığını bildirmiş. Klinik çalışmalarımızdan elde ettiğimiz bilgilere göre çoçukluk çağı cinsel istismarı, büyük oranda aile içinde ya da çocuğun tanıdığı kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Cinsel şidette uğrayan 185 kişiden 48'i aile içi cinsel şidette maruz kalmış, yani cinsel şiddete uğrayanların %26'sı ensest mağduru olduklarını bildirmişlerdir. Russel ve Wyatt'ın (1985) araştırmasında, 18 yaşına kadar %35-45 oranında mağduriyetin olduğu, temasın olmadığı durumlarda ise %54-62 oranında mağduriyetin olduğu bildiriliyor.
 
 Cinsel taciz yaşayanlardan Mor Çatı kadın sığınağına başvuranların yaşlarına bakıldığında, (kadınların 37'si 14 yaşının üzerinde) 14 yaşın altında 7 kişi, anneleri tarafından getirilmişlerdi; bu çoçuklardan 2'si erkekti. 14 yaşın üstündekilerin yaş ortalaması 23'dür.
Mağdurların Eğitim Düzeyi
 
 Mor Çatı Kadın Sığınağı'na başvuran ensest  mağdurlarının;
 
 %4'ü okuma yazma biliyor, %29'u ilkokul mezunu, %15'i  ortaokul mezunu, %17'si lise mezunu, %35'inin öğrenim durumu  bilinmiyor.
 
 Mağdurların İşi
 
 %45'i çalışıyor, %29'u çalışmıyor,  %22'si öğrenci.
 
 Mağdurların Medeni Durumu
 
 Mor Çatı'ya başvuran  ensest mağdurlarının
 
 %75'i hiç evlenmemişti, %21'i ise nikahlı  yaşıyordu,
 
 bu kadınların yalnızca %2'si boşanmıştı.
 
 Klinikte  izlediğimiz ensest mağdurlarında büyük çoğunluğun bekar olması Mor Çatı'ya  başvuran ensest mağdurlarıyla paralellik göstermektedir. Evlenme yaşının oldukça  düşük olduğu Türkiye'de mağdurların bekar kalma oranlarının yüksekliği dikkat  çekicidir. Evli olan ensest mağdurların çocukluklarında yaşadıkları cinsel taciz  yüzünden, kocaları tarafından aşağılanıyor, hatta şidette uğruyorlardı. Bu  mağdurlar Mor Çatı'ya yaptıkları başvuruda, geçmişte yaşadıkları ensest yüzünden  kocalarından baskı gördüklerini bu yüzden boşanmak ve hukuki destek  istediklerini belirtmişlerdi.
 
 Cinsel Taciz Yapan

 
 Genel bir  çalışmada tacizler, ebeveyn figürünü oluşturan kişiler olarak bulunmuştur (baba,  dede, amca, ağabey, dayı) (Finkelhor ve Ark 1990, Saundersi Kilpatrich, Resnick,  Hanson&Lipovsky, 1992). Aile içinde meydana gelen tacizin %60'ı öz babalar  tarafından gerçekleştiriliyor.
 
 Mor Çatı ensest olgularında cinsel  saldırıların;
 
 %58'i baba %17'si öz ağabey %8'i amca-dayı %6'sı üvey baba  %6'sı kuzen %4'ü üvey ağabey
 
 tarafından gerçekleştirilmiştir.
 
 Bu  sonuçlar Mor Çatı dışındaki başvurular ve hatta dünya literatürüyle de benzerlik  göstermektedir. Cinsel tacizin yaşandığı evlerde çoğunlukla fiziksel şiddet ve  zorbalık görülmektedir. Tacizci, neredeyse bütün ev halkını, sıklıkla eşini  döver, çocukların buna şahit olup ürkmelerini sağlar. Evdeki bu şiddetten  çocuklar da paylarını alırlar. Ayrıca cinsel taciz sırasında veya dirençle  karşılaşıldığında da sıklıkla fiziksel şiddet, tehdit uyguladıkları  bilinmektedir. Tacizler cinsel şiddet uygulayacakları mağduru zorbalıklarıyla sindirir, korkutur, ölümle veya cezayla tehdit ederek iyice savunmasız hale  getirirler, bunların hiçbiri olmazsa duygusal olarak baskı uygularlar.
 
 Mor Çatı ensest mağdurlarına cinsel şiddeti uygulayan  kişiler, mağdura aynı zamanda fiziksel şiddet de uygulanmışlar.
 
 babaların  %49'u ağabeylerin %9'u
 
 ve diğer tacizler de fiziksel şiddet  uyguluyorlarmış. Bu kişiler fiziksel şiddeti uygularken, genellikle ellerini,  yumruklarını ve tekmelerini kullanıyorlar, küçük bir bölümü de, sopa, hortum  gibi aletler kullanıyorlarmış. Ancak uygulanan fiziksel şiddet  sonucunda;
 
 %25'i vücutlarında şiddeti belgeleyecek iz olmayacak şekilde,  %13'u ameliyat gerektirecek derin kesikler, yüzeysel kesik ve çürükler, %62'sinden de bilgi alınamamıştır.
 
 Tacizlerin Yaşı
 
 Cinsel taciz  yapanların %40'ını adolesanlar, %60'ını ise yetişkinler oluşturuyor. Bizim  klinik çalışmalarımızda ve Mor Çatı başvurularında ise bu oranlar farklılık  göstermektedir. Türkiye'deki çalışmalarda adolesanlar yetişkinlere göre çok daha  küçük oranda görülmektedir. Aşağıda Mor Çatı olgularının yaşları bilinenlerinden  sadece %4'ünü adolesanlar oluştururken, %36'sını yetişkinler  oluşturmaktaydı.
 
 %4'ü 18 yaşından küçük, %4'ü 19-39 yaşları arasında,  %32'si 40-69 yaşlarındaydı, %60'ı bilinmiyor.
 
 Tacizlerin  Eğitimi
 
 %2'i okur yazar, %23'ü ilkokul mezunu, %4'ü ortaokul mezunu, %4'ü  lise mezunu, %4'ü ise yüksek okul veya üniversite mezunuydu, %63'ünün eğitimi ise bilinmiyordu.
 
 Tacizcinin İşi
 
 Tacizler düşünülenin aksine  işsiz, boş gezen kişiler değildir. Tacizcilerin büyük çoğunluğu para  kazanacakları bir işe sahiptirler, ancak bizim popülasyonumuzda bu kişilerin  çoğu dar gelirli, asgari ücretle çalışan, veya sabit gelirli olamayan kişilerdi.  Tacizlerin sadece %11'i işsiz, diğerleri para kazanabilecek bir işe  sahiptiler.
 
 Tacizlerin Alışkanlıkları
 
 Tacizlerin,
 
 %19'u  alkol, %13'ü madde, ilaç kullanıyor, %4'ü herhangi bir madde-ilaç, alkol  kullanmıyor, %64'ünün ise herhangi bir alışkanlığı olup olmadığı  bilinmemektedir.
 
 Cinsel Tacizin Süresi
 
 Cinsel tacizin süresi Mor  Çatı olgularında bir kezden 17 yıla kadar değişiyordu. En kısa süre olan 1 kez  %2 oranında, 10-17 yıl süren ise %10.5 oranında idi. Diğer grup ise 1 ile 10 yıl  arasında yer alıyordu. Aile içinde yaşanan cinsel tacizin aile dışında yaşanan  cinsel tacize göre önemli farkı aile dışında yaşanan bir ker yaşanıp sonlanabiliyorken aile içinde yaşanan çoğuz zaman bu şansı yoktur. Aile içinde  taciz bir kez yaşanmaya başladıysa uzun yıllar devam edebilmektedir. Ensestin  sarsıcı bir diğer yanı ise çocuğun ya da gencin kendisini dışarıya göre en  güvende hissettiği yer olan evinde cereyan etmesidir. Karşılaştığı veya  karşılaşacağı zorluklardan korunmak için evine sığınan çocuk, evinde daha da  büyük bir zorlukla karşılaşır. Artık yatak odasında bile güvende değildir,  sığınacak kaçacak bir yeri kalmamış tam bir tuzağa yakalanmıştır. Çocuk, ya yaşatılanlara boyun eğip yaşamını sürdürmeye çalışacak, ya da güvenliği evden  kaçarak bir başka yerde arayacaktır. Kendisini korumasız, güçsüz, yalnız ve  çaresiz hissedip bu durumuyla yaşamayı öğrenecektir. Bu yaşananlar yetişkinlik  yıllarında da onun peşini bırakmayıp bir sürü zorlukla karşılaşmasına sebep  olacaktır.
 
 Mağdurların %13'ü Mor Çatı'dan hukuk danışmanlığı aldı,  %52'sine ise psikolojik danışmanlık verildi.
 
 Kaynak
 
 A.Ufuk SEZGİN  GELECEĞİM ELİMDE MOR ÇATI YAYINLARI



Öyle bir seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki, Seni gözleriyle bile aldatmayacak..Can Yücel

06 Nisan 2011, 17:22:09
Yanıtla #1
  • Genel Moderatör
  • *****
  • İleti: 5724
  • Rep 181
  • karanlığım ülkesiz
insanin kani donuyor okurken
malesef bu rakamlarin cok uzerindedir daha taciz olaylari ama kisiler aciklayamiyorlardir
son yillarda biraz cesaretlendi insanlarda seslerini duyurmaya calisiyorlar

07 Nisan 2011, 10:48:51
Yanıtla #2
  • Hissin uğultusu...
  • Özel Üye
  • *****
  • İleti: 133
  • Rep 41
eğitimsiz yetişen bir toplumdan başka ne beklenebilirki
sezsiz ve sakin...

07 Nisan 2011, 18:28:50
Yanıtla #3
  • Acemi
  • *
  • İleti: 2
  • Rep 0
  • Başarı
ensest ilişkilerinin birinci sebebi cinselliğe meraklı iki aile bireyinin merakından kaynaklanır bu meraka ortam oluşturan sebeplerden biri de ortak yaşam alanlarıdır bu iki etken olunca ensest ilişkiler olur bunun önüne geçmek için psikatrist ve bir din görevlisi ile aile bireylerine eğitimler verilmelidir bu eğitimler gizlilik çerçevesi içinde olmalıdır... aile bireylerinin cinsellik eğitimlerini dini bilgilerimizi baz alarak vermesi lazım maalesef baba erkekle annede kızla cinsellik konularını konuşamamaktadır bu durumlarda yukarda bahsettiğim gibi uzmanların yardımıyla cinsellik dersi verilmelir...

09 Şubat 2012, 16:55:10
Yanıtla #4
  • Yüzünü dökme küçük kız...(İlle de Bülent Ortaçgil'den)
  • Acemi
  • *
  • İleti: 42
  • Rep 2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Başarı
Yazılanların hepsini okumakla beraber sadece bazı detaylar ilave edeceğim.Bu tarz hayvani kimlik-kişilik ve mahlukatlara verilecek tepkiler çok ve çeşitli olmakla beraber, bu tacizlere maruz kalan kişilerin özellikle çocukların çoğunlukla suskunluğu tercih ettklerini de görüyoruz.Özellikle kız çocuklarına(nasıl olsa kanıtlanmaz-nasıl olsa şikayet etmez-nasıl olsa küçüktür yanlış anlarlar...vb şeytani kılıflarla) cinsel tacizde ve davranışlarda bulunan sapık kimlikler BABA-AĞABEY-AMCA-DEDE gibi erkil cinsiyetler barındırıyor.Çocuk beraberinde yaşayıp süregetirdiği içsel travmaların ardından büyüyor...büyüdükçe düşünüyor ve düşündükçe hazımsızlık ve intikamla boğuluyor.-Ben bunları yaşadım fakat yaşatan ceza ödemiyor...diyebiliyor.Ee aradan yıllar geçince zamanında yapılmış iğrençlikleri suratına ve çevresine kusuyorsunuz.Ama onu astıramıyor, hapishane köşelerinde it gibi süründüremiyorsunuz...sadece bu tarz taciz olaylarında özellikle geçmişteki iğrençliklerin şimdiki zaman içerisinde hesaplaşması sözkonusu ise derim ki zamanında bunu anlattığınız arkadaşlarınız-eşiniz dostunuzla birlik içerisinde konuyu göğüsleyip kimliği deşifre edin.Gerekirse medya aracılığı ile...
Çünkü bu tarz iğrenç mahlukatların fıtratında şu vardır.Dikkat edin çevrelerine ahlak abidesi kesilirler, küçük çocukların hakları ile ilgili herhangibir forumda ya da sosyal paylaşım sitesinde bol bol çocuğu savunuyormuşçasına mailler, mesajlar iletirler...etrafa karşı kısacası bilinçaltı şu mesajı verirler(Ben bakın böyle bir kimliğim...bunları yazıp konuşuyorsam nasıl yapıyor olabilirim)Yani çeşit çeşit karakter ve iblislik varken hepsi ortak paydada toplanırlar.O da bu savunma kimlikleri.Yani diyorum ki bunu yaşayan,ya da böyle bir iğrençliğe maruz kalan kim varsa iplikleri pazara çıksın.Etrafında zaten itibar ve saygı göremeyecek bu tiplemeler etrafı tarafından da net tanınsın.Zaten böyle hasta kişilikler aile hayatlarında, etraflarında, toplumsal beraberliği gerektiren her anlamda arızalıdırlar.Bazen pasif ve iyi huylu görünmeyi bazen se kavgacı-şiddet meraklısı iç yüzlerini karakol ve mahkeme köşelerinde geçirmeyi tercih ederler.ASLINDA İÇLERİNDE SAPIK ÇOCUK TACİZCİSİ İĞRENÇ KİMLİKLER YATAR.Hele bir de bunu ailesi yapar sa,  asmayın dilim dilim kesin derim.Bir de göz yuman-görmezden gelen anne profilleri var.İşte diyorum ya, hastalık hastalıkla birleşirse ortaya karışık bir vaziyet alır.Allah hepimizi böyle ahlaki çöküntüye maruz kalmış iğrenç profillerle karşılaştırmasın.
Yaktığın can kadar canın yanacak ve üzdüğün kadar üzüleceksin.

09 Şubat 2012, 17:03:43
Yanıtla #5
  • Yüzünü dökme küçük kız...(İlle de Bülent Ortaçgil'den)
  • Acemi
  • *
  • İleti: 42
  • Rep 2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Başarı
Sitenize çok sayıda arkadaşımın tavsiyesi ile üye oldum. ;)
xxx Gazetesi Editörü ile bir paylaşımımda çok enteresan şeyler duydum bu mevzu ile ilgili.Sosyal altyapının aslında buna zemin hazırlamaktan öte gitmediği gerçeği.Yani bir adamın içinde irin varsa, mutlaka apse yapar ve çıkar.Kimlik, kişilik, o kişinin geçmişte neler yaşadığı, kurduğu (ya da kuramadığı)aile yapısındaki iğrenç ebeveyn modelleri, bir de yönelimleri.Yani herşeyi anlarım da şu hayatta öz evladını,bacısını,kardeşini ayırdetmeyen bu hayvani kimlikleri anlamam.Geçenlerde gazete de bir haber okumuştum...diyordu ki ; bir adam öz kızına tecavüz etmeye kalkmış, kız koşa koşa polise gitmiş, herneyse kızın üzerindeki spermden adam(DNA) tesbit edilmiş.İtin dölüne demişler ki suçlusun"""YooOoOoO ben olamam.Aman yarabbiii nasıl öz kızıma böyle birşey düşünürsünüz...iftira atılıyor."Demiş.
Bir de tacize uğrayıp o an somut kanıt iletemeyen masumları düşünün somutu böyle oluyorsa...diyeceğim odur ki; yazımın altını çizerek yineliyorum"ANAYASADA İDAM KARARI ÇIKARTILSIN."Bu anlamda her türlü doneyi-desteği-yaşanmışlıkları ve duyumları aktaracağım....
Yaktığın can kadar canın yanacak ve üzdüğün kadar üzüleceksin.

10 Şubat 2012, 00:35:02
Yanıtla #6
  • Öğrenci
  • ***
  • İleti: 233
  • Rep 3
  • Başarı
çok ağır bir konuya girmişsiniz.umarım kavga gürültü olmadan tartışabiliriz.ensest ilişkilerin yoğun olarak yaşandığı toplumlara bakacak olursak,hepsinde uyuşturucu ve keyif verici ilaçların hapların serbestçe kullanıldığını görürsünüz.bu ülkelerin en başında fransa ve hollanda gibi ülkeler gelmektedir.
işin özünde manevi eksiklik gelmektedir.
günümüzde görsel ve yazılı medya grubununda bu tarz olaylara çanak tuttuğunu söyleyebiliriz.
ilk cinsel deneyimini at eşek gibi hayvanlarla yaşayan bir ülkede yaşadığımızı unutmayalım.
eğitim tek başına yeterli gelmez bu hastalığı tedavi etmeye.bence insanlarımızın manevi açlığınıda giderecek çareler bulmalıyız.teşekkür ederim bu konuyu açtığınız için
gamzelerine göm beni öldüğüm zaman.

10 Şubat 2012, 12:44:16
Yanıtla #7
  • Yüzünü dökme küçük kız...(İlle de Bülent Ortaçgil'den)
  • Acemi
  • *
  • İleti: 42
  • Rep 2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Başarı
Ben teşekkür ederim yorumlarınız için.Ama üzerinde kesinlikle durulması gereken ve üzeri asla örtülmemesi gereken bir konu.Bu konuyu bir alt başlıkla farklı bir pencereden açarsak "çocuk istismarlarının en ağırı aile içi cinsel istismardır." demeliyiz.Bunu gerçekleştiren ebeveyn bulunduğu babalık vasfına, çevresine yansıttığı emin görünümüne,toplum içerisinde sosyal mevzulara yaptığı yorum ve duruşuna veya bozuk aile yaşantısına güvenmektedir.Veya tam tersi...sosyal statüleri ne olursa olsun her yelpazeden insan görmek mümkündür bu anlamda.Bu mahluklar toplum içerisinde çok büyük cezaları haketmekte ve cezalarını da çoğunlukla çekmemektedirler.Ama hiçbir tanesinin çevresinde saygın anıldığını ve halihazırda yaşantısı ile insanları şaşırttığını görmedim ,duymadım.Yani arıza olan ARIZADIR...ve her yerde her şekilde bunu belli eder.Cinsel istismar konularında çoğunlukla anne faktörünün gözyumduğunu, görmezden geldiğini veya umursamadığını çok sık görmekteyiz.Bunun en temel nedenlerinden bir tanesi kadının kendi cinsi barışık olmaması ,içerisinde yaşadığı toplum yargıları -çocukken yetiştirildiğinde gördüğü erkil davranış ağırlıkları yatıyor."Hadi göster bakiiiim abilere çükünü" ,"Erkek gibi ol!!!", "Kızını dövmeyen dizini döver" gibi cahiliye dönemi cümleleri duyarak yozluk içerisinde yetişiyor bir çoğu.Bunlar da evlatlarına İNSAN olmayı değil ERKEK olmayı ya da KADIN olmayı öğretiyor.ÖNCE İNSAN OLMADAN NASIL OLACAKSA...."DUL" demesinler mantığı ile  8) çürümüş, neredeyse birbirlerini öldürecek ama ayrılmayan çiftleri az mı görüyorsunuz.Bunlar malesef bizim toplumumuzda yetişen ahlak bekçilerimizdir ne yazıkki.Kendi hayatları mutsuzluk hayasızlık ve ahlaksızlıkla doluyken etrafındaki insanları bol bol çekiştiren,beğenmeyen ve hatta dedikodu manyağı kimliklerdir.Geçimsiz ve huzursuzdurlar.Bunlar okuduğum-gördüğüm- bildiğim ve kendimce belirlediğim semptomlar.Yani özetle sakat beyinli bir diğer mahluk profillerinden değindiğim başlıcaları bunlar..Annelik oysa ne kadar kutsal-koruyucu ve üstün bir vasıftır.Merak etmeyin bunu da kullananlar mevcut...bunlar mı cinsel istismara uğradığını söyleyen çocuklarının kale gibi arkasında duracak...bunların beyni istismara uğramış) ;D
Konumuza dönelim;  :-\ Bu taciz mağduru çocuk büyüdüğünde beyninde kalan darbelerle elbette hesaplaşmak isteyecektir.Zamanında müdahale edilip kişi deşifre edilip kola şişesi dolu  :o  koğuşuna dönerken kızımız büyüyüp huzura erecektir.Ama zamanında müdahale yapılmamışsa; ya kız kola şişesi ile işini tamamlayacak ya da hukuki süreçlerle gerekeni yapacaktır.Ee tabii zamanında kamera vardı da biz mi koymadık mevzusu ayrıca belirecektir.Ama böyle durumlarda ben şunu tavsiye ediyorum insanlara.Bu meseleye eğer toplumun duyarlı bireyleri olarak sorumluluk hissedip yaklaşırsak en azından bu .....'ların iç dürtülerine engel olamasak da caydırıcı ve engelleyici bir duruş sergileriz.Yaşayan yaşadıklarını bangır bangır anlatsın...onun aile hayatını,evliliğini,yaşam tarzını,insanlara bakış açısını nasıl etkilendiğini,aile sıfatlarından nasıl iğrendiğini,bunu yapanın  mutlaka cezalandırılması gerektiğini topluma deşifre etsin...etsin ki insanlara sosyal statü,telkin ettikleri ve etmek istedikleri iyi kalpli hümanist kimliklerinin altındaki şeytaniliği görsünler.Çoluk çocuklarını uzak tutup önlem alsınlar.Psikolojide bir söylem vardır...kabaca ifade edeyim:"Bir insan kendisinde neyi kusur ve aşağılayıcı suç olarak görürse dışarıya karşı bu mevzuyu sık gündeme getirip aksini savunur."Yani örneklersek; biliyorsunuz şu memleketim insanlarının son günlerde görsel ve yazılı medyada küçük kız veya erkek çocuklarına yaptıkları istismarlar bangır bngır konuşuluyor.İşte bu konuşmalar esnasında kahve ,cafe veya arkadaş ortamında bu olay kahramanı şunu yapar."-Yaaa vay p.... vay.Küçücük çocuğa bu yapılır mı?Gördünüz mü  devleti bu hale getirdiler."..vsvsvs işin içine siyaseti bile katar  ;D  O yüzden insan incelerken :o ,değerlendirirken ben de hep alışkanlık olmuştur."Ben şöööööyle birisiyim, böööyle birisiyim "dediklerinde beynim otomatik olarak anlar ki tam tersi karakter UZAKKK DURRRR.
Listenizdeki ve çevrenizdeki insanlara bir de bu gözle bakmayı deneyin...nasıl olsa göremezsiniz.Ama siz yine de dikkatle bakın...şeytan detayda gizlidir.(bu arada İDAM edilmeli bunlar...ama önce işkence)
Saygılar 8)
« Son Düzenleme: 16 Şubat 2012, 13:37:21 Gönderen: Neval Ercan »
Yaktığın can kadar canın yanacak ve üzdüğün kadar üzüleceksin.

10 Şubat 2012, 12:53:19
Yanıtla #8
  • Yüzünü dökme küçük kız...(İlle de Bülent Ortaçgil'den)
  • Acemi
  • *
  • İleti: 42
  • Rep 2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Başarı
O zaman manevi açlığı olan her insan farklı farklı şeytaniliklere yönelir...Birisi çocuk taciz eder,birisi kadına tecavüz eder...vsvsvs belki haklısını bilemiyorum ama bana bu mevzu manevi açlık gibi gelmiyor.Bu tamamen insanın ruhunda olan aşağılık bir vasıf.Nasıl yok olur?Bence ne eğitimle ne de başka bir telkin yöntemi ile.Özellikle bu konuda çok katı ve keskin düşünüyorum.Keskinliği fazla açmayım  :-X  +18
Madden aç olanın hırsızlık yapmadığı durumlar var...manen de aç olanın suç işlemediği durumlar.Mutsuzsan defol git mutluluğunu ara öyle ya...öz evladından ne istersin,öz kardeşinden,yeğeninden ne istersin...vb
« Son Düzenleme: 10 Şubat 2012, 18:28:10 Gönderen: Neval Ercan »
Yaktığın can kadar canın yanacak ve üzdüğün kadar üzüleceksin.

15 Şubat 2012, 15:52:53
Yanıtla #9
  • Genel Moderatör
  • *****
  • İleti: 5724
  • Rep 181
  • karanlığım ülkesiz
katilimlarin ve yorumlarin icin tesekkurler neval ercan
aramiza hosgeldin

15 Şubat 2012, 16:13:19
Yanıtla #10
  • Yüzünü dökme küçük kız...(İlle de Bülent Ortaçgil'den)
  • Acemi
  • *
  • İleti: 42
  • Rep 2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Başarı
Ben teşekkür ederim... :-*
 
Yaktığın can kadar canın yanacak ve üzdüğün kadar üzüleceksin.