Fotoğraflarla Somadaki İnsan Psikolojisi

0
280

Soma’nın oluşturduğu psikolojik travma

Psikolojik açıdan SOMA’daki faciadan birinci derecede etkilenenlerin sayısı yaklaşık 10.000 kişi. Eğer bölgedeki ailelere hızlı bir psikolojik destek sağlanmazsa Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) yüzlerce aileyi etkileyecek.

SOMA’da meydana gelen elim facia ulusumuzu derin bir yas sürecine soktu. Başta Soma’da hayatını kaybedenlerin yakınları olmak üzere tüm Türkiye, ağır bir travma yaşıyor.

2010 yılından bu yana Türkiye’de resmi olarak faaliyet gösteren EMDR Derneği (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) bölgede yaşanan bu acı karşısında çalışmalarını başlattı. Gönüllü gurubu oluşturan EMDR Derneği, bölgede sürekli hizmet verebileceği bir organizasyonu sağlamak için keşif çalışmalarına başladı.

Belediyeler ve Devlet Hastaneleri ile temasa geçtiklerini anlatan EMDR Derneği İnsani Yardım Programları Koordinatörü Psikolog Şenel karaman, “Su anda üyemiz Psikolog Ebru Zorlutuna gözlem ve temaslarda bulunmak üzere Soma’da çalışıyor. Şimdilik alana girmek uygun olmadığı için sadece vefat eden ikiz madencilerimizin ailesi ile temas kurabildik. Bizim çalışmalarımız uzun dönemi kapsıyor. Amacımız orada sürdürülebilir bir sistem kurulmasını sağlamak. Bölgede Türkiye’nin en büyük Ruh Sağlığı Hastanelerinden biri ve bir Tıp Fakültesi var. Bu nedenle biz, oradaki yapıya entegre olduktan sonra randımanlı olarak çalışabileceğiz. Bu durum her kurum için geçerli. Kazadan bu yana yalnızca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile sağlık Bakanlığı çalışma yapıyor” dedi.
Peki, şu anda tüm Türkiye’yi saran bu büyük yas süreci nasıl yaşanmalı? Yas ve travma sonrasında ortaya çıkan “Travma Sonrası Stres

FOTOĞRAFLARLA SOMA PSİKOLOJİSİ

Bozukluğu – TSSB” ile nasıl başa çıkılmalı?

Yasın yaşanması gereken doğal bir süreç olduğunu anlatan EMDR Derneği Başkanı Emre Konuk, “Kişi yas sürecini tamamlayabilmelidir. Başlarda kaybı kabullenmeme, isyan, bazen kaybı reddetme yaşanır. Yoğun üzüntü, çaresizlik, kızgınlık ve öfke sık yaşanan duygulardır. Zamanla kaybın yaşamın kabullenilmesi gereken doğal bir parçası olduğu hissi hâkim olur. Yas sürecinde yaşananları kişinin çaresizlik içinde başvurduğu savunma mekanizmaları olarak görebiliriz. Bunlar kişiye göre değişiklikler gösterebilir. Örneğin, bazen kişi yasın doğal davranış ve duygularından kaçınmaya çalışır. Komik fıkralar bile anlatabilir. Bu kişilerin zamanla normal yaşamdan uzaklaştıklarını ve uyku bozuklukları, iştahla ilgili sorunlar, bazen Alkol ve madde kullanımı gibi değişik psikolojik sorunlar yaşadıklarını görebiliriz” dedi.

Yas süreci nasıl aşılır?

Yas sürecinin “gereksiz” uzamaması için yapılacaklara dikkat çeken Emre Konuk, “Bu konuda özellikle yakınlara ve arkadaşlara çok iş düşer. Her şeyden önce günlük rutin yaşamın sürmesine özen göstermek gerekir. Paylaşmanın engellenmemesi, iyi – kötü anıların gündeme gelmesi ve kişinin etrafındaki kişilere anlatması önemlidir. Kaybedilen kişiyi hatırlatan durumlardan örneğin; fotoğraflar, cenaze, mezar ziyaretleri, ölüm yıldönümleri, ölenin sevdiği bir giysiyi hatıra olarak saklamak veya giymek gibi davranışlar acının giderek azalmasına ve yasın doğal seyrini izlemesine yardımcı olacaktır. Kaybı hatırlatan durumlar ve uyarıcılardan uzak durmaya çalışmak, anlaşılabilir doğal bir savunma mekanizması olarak görülse de, sürecin ve acının sürekli hale gelmesine neden olacaktır. Kişinin acıyı azaltmak için başvurduğu çarenin kendisi, acının devam etmesine neden olan bir faktör haline gelir” dedi.

“Eğer yas doğal sürecini izliyorsa genel eğilim ilaç kullanmamaktır. Yas süreci uzuyorsa yasa ve yaşanan sürece travma açısından bakan ve ona göre müdahalede bulunan bir terapistle görüşmeye başlamak gerekir” diyen Emre Konuk Kilis’te Suriye’li göçmenlerle yaptığımız çalışmada TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) semptomlarının giderilmesi 4,1 seans sürdüğünün de altını çiziyor.

SOMA felaketine müdahale nasıl yapılmalı?

Bu gibi geniş ölçekli felaket durumlarında üç aşamanın söz konusu olduğunu anlatan Emre Konuk, “Bunlardan ilki kurtarmadır. İnsanlar devletin ve lokal otoritenin (Valilik, Kaymakam, Belediye) “elinden geleni” yaptığını, ihmal edilmediğini, “terk edilmediğini” görmek ister. Soma’da bunun gerçekleştiğini görüyoruz. Mağdurlar, yasal sürecin işlediğini ve varsa sorumlulardan “hesap sorulduğunu” görmek ister.. Bu kızgınlık ve öfkenin tırmanmasına engel olan en önemli etkendir. İkinci aşama ise travmaya erken müdahaledir. Yapılan erken müdahaleler kişileri daha sonra gelişecek TSSB’den (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) koruyacaktır. Bu amaçla pek çok kuruluş ve meslek örgütü (Türk Psikologlar Derneği, Çift ve Aile Terapileri Derneği, EMDR Derneği, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Derneği) hemen bir araya gelerek alana yönelmiş durumdadır. İlk değerlendirme aşamasından sonra bu konuda eğitimli ve deneyim sahibi profesyoneller alana gidecek ve hizmet verecektir” dedi.

SOMA’da 10 bin kişi etkilendi…

Soma’da yaşananlardan birinci derecede etkilenenlerin sayısının yaklaşık 5.000 kişi olduğunu, tüm etkilenenlerin ise 10.000 civarında olduğunu söyleyen Emre Konuk psikolojik destek için geç kalınmaması konusunda uyarıyor. Konuk: “Hiçbir şey yapılmasa bir yıl içinde TSSB tanısı alabilecek 3000-5000 kişi olacağını söyleyebiliriz. Kilis Göçmen kampında insanlar yaklaşık 1.5 yıldır güvenli bir ortamda yaşadıkları halde TSSB oranı yüzde 65 idi. Bu oran 1999 depreminde %60 idi. Soma’daki mağdurların binlercesi üçüncü aydan itibaren artık TSSB tanısı alacaktır. Eğer profesyonel bir müdahalede bulunulmazsa maalesef çok uzun yıllar bu durum kalıcı olacak ve ek ruhsal sorunlar geliştireceklerdir. Bu nedenle Soma’da uzun zaman faaliyette bulunacak bir çalışmanın yapılması gerekecektir”.

Alanda çalışan ve travmayla uğraşacak profesyonellerin, soruna travma perspektifinden yaklaşmalarını sağlayacak eğitimlerin oldukça kısa olduğunu ve süpervizyon ile kısa sürede hizmet verebilir duruma gelinebileceğinin de altını çizen Konuk, “Bu hizmeti hemen verebilecek çok sayıda profesyonel Manisa ve İzmir’de her gün travmayla uğraşarak mesleklerini sürdürmektedirler. Bu meslektaşlarımız bu gibi durumlar için eğitim almışlardır ve destek olabilmek için göreve çağrılmayı beklemektedirler” dedi.

SOMA’daki Çocuklar ve Travma

Yaşanan olaylar yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de bazı riskler teşkil ediyor. Bu dönemde çocuklar, küçük yaşlarda normal olan parmak emme, altını ıslatma gibi davranışlara geri dönebilir. Kâbuslar görebilir, yalnız yatmaktan korkabilir. Okul başarıları etkilenebilir. Daha sık öfke nöbeti gösterebilir ya da içlerine kapanıp yalnız kalmak isteyebilirler.

Peki, böyle bir durumda aileler çocuklar için neler yapabilir?
• Aileler çocuklarla daha fazla zaman geçirmeli.
• Çocuklar bu durumda anne yahut babadan ayrılmak istemeyebilir, sık sık ellerini tutmak, kucaklarına gelmek, sarılmak isteyebilir. Bu nedenle ebeveynler, anlayışlı davranmalı, onlara dokunmalı, fiziksel temas kurmalı ve güvende olduklarını hissettirmeliler.
• Gerginliklerini azaltmak için yaşadıklarını ve duygularını resme dökmeleri sağlanabilir.
• Aileler ve öğretmenler çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine daha da çok izin ve olanak vermeliler, onları desteklemeli ve yüreklendirmeliler.
• Sorularını doğru ve anlayabilecekleri şekilde cevaplamak önemlidir.
• Yetişkinler sık sık onların korkularını ve kaygılarını anladıklarını ve onları sevdiklerini hissettirmelidir.
• Uyku, yemek, Oyun gibi faaliyetlerin aynı rutinde devam etmesi önemlidir. Böylece hayatın normale dönmekte olduğu duygusunu vermek kolaylaşır.
• Bu dönemde mutlaka okula destek için gönderilmiş uzmanlar olacaktır. Aileler bölgelerine gelen bu uzmanlarla görüşmekten çekinmemeliler.