HAFIZA VE HAFIZA SORUNLARI

1
152


İnsanların genel olarak şikayet ettiği konulardan birisi hatırlamanın güçlükle sağlanabildiği durumlarda, öğrenilen bilgilerin kısa süre içersinde unutulmasını da kapsayan, gereken yerlerde öğrenildiği zannedilen bilgilerin ortaya çıkmaması durumunda hafıza zayıflığı diye adlandırılan durumdur.

Kısaca hafızayı tanımlamak gerekirse, hafıza bir insanın aklında tutabileceği birçok şeyden daha fazlasını kapsayan, çok farklı ve karmaşık bir süreçtir. Akılda tutulması gereken şeyi, hatırlama ve hafıza bankasında depolanan bilgiye ulaşma birtakım stratejiler gerektirir. Bazı kişilerin hafızaları diğerlerine göre daha iyi hatta mükemmel diye tanımlanırken gerçek olan şu ki birçok insan hafızasını etkin ve verimli kullanmayı sağlayacak stratejilerden yararlanmamaktadır. Verilen işin gereklerini ya da istenileni anlama, stratejileri kullanmayı bilme, bu stratejileri etkili bir biçimde kullanma ve depo edilmiş bilgileri ne şekilde bulup çıkaracağını öğrenme becerisini edinme yukarıda bahsedilen öğrenme, unutma durumları için çözüm teşkil edebilir.Eğitimde öğrenme yetersizliği sorununu yaşayan öğrenciler içinse sorunun çözümünün temelinde bu stratejileri öğrenme ve kullanabilecek düzeye gelmek için edinme yer alır.

Bilgi bize çevremizden ulaşır. Bir çocukta algısal süreç bozukluğu varsa, bu bilgi karışmış ve hatırlama fonksiyonunu etkilemiş olabilir. Bilginin yorumlanmasında (algılama) bir sorun yoksa, onu kısa süreli hafızaya kaydetmek için, çocuk dikkat kesilmek durumundadır. Çocuğun dikkat yetersizliği gibi bir rahatsızlığı (ADD) olması halinde ise, hatırlama fonksiyonu (hafızanın işleyişi) kesin olarak engellenmiş olacaktır. Görülüyor ki, öğrenme özürlü çocukların çoğu, bilgiyi kısa süreli hafızalarına kaydetmezler bile. Unutmazlar; sadece, onu ilk etapta hatırlayacak strateji ya da süreçten yoksundurlar. Bilgi bir kez kısa süreli hafızaya girdi mi, onu uzun süreli olarak kaydetmek için birşey yapmak gerekir.

Kısa süreli hafıza çok kısasıdır; süresi muhtemelen sadece 30 sn. dir. Görülüyor ki, akılda tutulacak bilgiyle ilgili birşey yapmaz, bir çaba göstermezseniz, o bilgi kaybolur, gider. Bilgiyi uzun süreli belleğe geçmesi için, ki buna zaman zaman “uzun süreli belleğin depolanması” da denir, bilgiyi temsil etmek, onu işlemek, başka deyişle prova yapmak ya datekrarlamakşarttır.

Örneğin; bir daha hiç görmeyeceğinizi düşündüğünüz birisiyle tanıştırıldınız; bu nedenle, adını aklınızda tutmak için birşey yapmıyorsunuz. Bir ay sonra bir yerde karşılaştınız ve adını hatırlamıyorsunuz. Adını hatırlamak için, isminin baş harfini bir karakteristikle birleştirmek veya benzer isimdeki bir kişiyle onun yüzü arasında bir bağlantı kurmak gibi bir yol deneseydiniz belki de hatırlardınız. (Bu örneğe uyan, bir yabancı dil öğretim kitabında (“Matters Pre-Intermediate” yer alan bir metin örnek olarak bu çalışmanın sonunda-EK’te- verilmiştir. Bu çalışmada dikkat edimesi gereken husus gerek hatırlamak ve gerek unutmak için metinde yer alan kişlerin çeşitli stratejilere başvurduğu ve bunlardan yararlandığıdır.) Okul ortamlarında, öğrenme özürlü öğrencilerden, birinin adından çok çok daha karmaşık bir bilgiyi hatırlamaları istenmektedir; ancak, bu konudaki süreç değişmez, aynıdır. Bilginin uzun süreli hafızaya kaydolması ve istenildiğinde bulunup çıkarılabilir durumda olmasını sağlamak için, onun üzerinde etkili olmaları, onu işlemeleri gereklidir. Öğrenme özürlü öğrencilerde, hafıza süreci içinde herhangi bir yerde bir aksaklık, bir duraksama görülebilir. Bu çocukların; çoğu kez, bir hatırlama stratejisine ihtiyaçları olduğundan bile haberleri olmadığı gibi, içe bakış ya da kendileri hakkında derinlemesine sorgulayabilirlik ve kendi sorunlarının (özürlerinin) farkında olmaları olasılığı da daha azdır. Hatırlama güçsüzlüklerini telâfi etmek yerine, ev ödevlerini akılda tutmaları için gerekli stratejilerin, örneğin özel bir deftere not almanınöğretilmesi daha etkili olabilir. Anahtarlarını hep yanlış yere koyuyorlarsa, evin içinde her zaman anahtarları bulundurabilecekleri bir yerin (dolap vs.) bulunmasına yardımcı olunabilir.

Bu tip stratejiler öğretilebilir. Hatta öğrenme bozukluğu olan çocuklar, belirli stratejileri nasıl kullanacaklarını öğrendiklerinde, öğrenme becerileri de gelişir;böylece öğrenme stratejilerini edinme öğrenme becerilerini edinmelerine yönelik kapı açılmaktadır.

1.2. Hafızanın Aşamaları:

Öğrenilen bilginin hafızaya yerleşmesi üç aşamada gerçekleşmektedir. Bu üç aşama Doğan Cüceloğlu(1997:198) tarafından aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır:

Kodlama(coding): Dış dünyadaki uyarıcıların belleğe kaydedilebilecek biçime dönüşmesi.
Depolama(storage): Kodlanan bilginin tutulması
Ara-bul-geriye getir(retrieval): Depolanan bilginin gerektiği zaman aranıp –bulup çıkarılması.

KodlamaAra-bul-geriyegetir
Depolama

Belleğe yerleştirilir Bellekte tutulur Bellekten çağrılır

Bu üç aşamayı Doğan Cüceloğlu(1997:170) şu örnekle açıklamıştır:

İlkokul birinci sınıfta alfabeyi öğrenmeye çalışan bir öğrenciyi düşünelim. Öğretmen tahtaya “A” harfini yazar ve harfin nasıl okunduğunu söyler. Bir süre sonra öğretmen harfi tahtaya yazar ve diyelim ki Ali’den okumasının ister. Ali “A” harfinin doğru olarak söyler. Ali’nin “A” harfini söylemesi onunu belleği sayesinde olmuştur.

Yukarıdaki üç aşamaya göre:

a.Ali öğretmen harfi gösterdiğinde bu harfi diğerlerinden farklı biçimde belleğine kodlamıştır.

b.Kodlamadan sonra geçen süre içersinde kodladığı bilgiyi bir yerde depolamıştır.

c.Öğretmen yeniden sorduğu zaman Ali depolamış olduğu bu bilgiyi bulmuş ve geri getirmiştir.

1.3. Hafıza Türleri:

Birçok kaynakta genel olarak iki türlü hafızadan bahsedilmektedir. Doğan Cüceloğlu da bu iki türü diğer kaynaklarda da belirtildiği gibi kısa süreli ve uzun süreli olarak ikiye ayırmış; bazı psikologların “duyumsal bellek” diye adlandırılan bir türden bahsetmesine rağmen kendisi kitabındaki sınıflandırmasında bu tür hafıza türüne de kısa süreli hafıza içersinde yer vermiştir. Buna göre hafıza türlerini tanımlayacak olursak:

Kısa süreli hafıza: Öğrenilen bilginin otuz saniyeyi geçmeyen hatırlama durumlarında görülmesi. Biyofizik bir süreçtir.
Uzun süreli hafıza: Otuz saniyeyi geçtikten sonra hatırlanan her bilgi veya olay uzun süreli bellekten çağrılır. Biyokimyasal bir süreçtir. Bir bilginin uzun süreli belleğe girmesi protein sentezi ile gerçekleşmektedir.
Hem kısa süreli bellekte hem de uzun süreli bellekte “kodlama”, “depolama” ve “ara-bul-geriye getir” süreçleri yer almaktadır.

Doğan Cüceloğlu’nun iki türe sınırlandırılmış hafıza modeline karşın, “Bilim ve Teknik” dergisinde yer alan son araştırmalara baktığımızda hafıza türlaerinin iki ile sınırlandırılmadığını görmekteyiz. Son araştırmalara dayanarak varılan bu kaynaktan elde deilen verilere göre kısa ve uzun süreli hafızanın dışında “işlek bellek” diye bir hafıza türünün bulunduğu ve bu hafıza türünün okuma ya da matematik problemi çözmek gibi hem kısa hem de uzun süreli hafızanın kullanılmasını içerdiği belirtilmektedir. Buna örnek olarak “bisiklete binmek” verilmiştir; çünkü hem o anda denge korumayı sağlamak gerekmekte hem de gerekli kas hareketleri anımsanmaktadır. Ayrıca bilim adamları yabancı dilde konuşmanın bu dildeki sözcükleri, bunların anlamlarını ve doğru kullanımlarını içerdiğini söyleyerek(dolayısıyla bu tür bir çalışma uzun süreli hafızanın ürünüdür) uzun süreli hafızanın tek bir işlemden oluşmadığına karar vermişlerdir yine “Bilim ve Teknik” dergisinde belirtildiği üzere. Buna göre uzun süreli hafıza da aşağıdaki grafikte verildiği üzere çeşitli bölümlere ayrılmaktadır.

HAFIZA

Kısa süreli Uzun süreli

Açık Örtük

Olaysal İlintilendirme

Uzun süreli hafızanın alt bölümlerini oluşturan bu hafıza türleri de “Bilim ve Teknik” dergisinde şu şekilde açıklanmıştır:

Açık hafıza: İstemli olarak, anımsanarak, sözlü olarak ifade edilebilecek anılarımızdan oluşur. Örneğin, bir dizi sözcük verilerek bu özcüklerin tekrarlanmasının istenmesi durumunda “açık bellek” kullanarak bu işlem gerçekleştirilmiş olmaktadır.

Örtük hafıza: Açık belleğin karşıtı olarak tanımlanmaktadır. Anıların tekrar yoluyla ya da pratikle birikmesidir. Kayak yapmak ya da bisiklete binmek örnek olarak verilebilir.

Olaysal hafıza: Kişinin başından geçen olaylardan ve özel durumlardan oluşmaktadır.Sözgelimi ilk kez New York’ta tiyatroya gitmiş olmak gibi.

İlentilendirme hafızası: Sembollerin yorumlanmasında ve yapılandırılmasında kullanıulan bilgilerden oluşur. Örneğin, New York’la ilgili bu tür bir anı, bu kentin ABD’de olduğu , yüzölçümü,burada Birleşmiş Milletler binasının bulunduğu gibi bilgilerle ilgilidir.Kişinin New York’ta yaptığı bir geziyle olmak zorunda değildir.

Görüldüğü gibi insan hafızası genel olarak iki türle sınırlandırılsa bile bu kadar basit bir yapıya sahip değildir; görünen basit yapını altında karmaşıkbir yapı yer almakta, hafıza va hafıza işlemleri bu karmaşık yapıların ürünü olmak durumundadır.

Çocuk ve Hafıza:

Bebeklik dönemindeki hafıza ve hafıza gelişimi ile yetişkinlerde görülen hafıza ve gelişimi çok farklı olduğundan dolayı bebeklik ve ilk çocukluk dönemindeki çocuklarda “hafıza” konusuna ayrı bir şeklide değinmek daha faydalı ve açıklayıcı olacaktır. Ayrıca bu dönemdeki çocukların hafızalarını geliştirmelerine yardımcı olabilmek için de bazı stratejilerden yararlanmak gerekmektedir ki strateji uygulama bilincine ve yetisine sahip olmayan bebeğe geleceğe yönelik yol açılmış olsun.

Jennifer Hollowell tarafından Internet’te yayınlanan “Children and Memory” adlı bir makalede altı aylık çocuklarda 24 saatlik hafıza, 16 aylık çocuklarda 4 ay hafıza kapasitesi bulunduğundan bahsedilmektedir.

Bu yaş gurubundaki çocukların hafıza gelişimi için verilen öneriler şu şekilde yer almaktadır:

1. Hafıza gelişimi için düzenli olarak tekrar ve pratik yapılmalı.

2. Az az öğretilmeli; başka bir deyişle öğretilecek bilgiler zaman yaılmalı; öğretilmek istenen davranışların hepsi birden verilmeye çalışılmamalı.

3. Bu yaş gurubundaki çocukların hatırlama kavramında “bağlam” önem taşımaktadır. Örneğin farlı yerlerde gördüğü aynı kişiyi giysi değişikliği yüzünden tanımayabilirler.

4. Özellikle ilk 18 ay bebeklerin düzenli ve uygun beslenmesi daha sonra hafıza üzerinde etki yapmaktadır.

2. HAFIZA SORUNLARI

Hatırlama ve unutmaya yönelik elde edilen bulgular bu konunun tarihsel süreci içersinde çeşitlilik göstermektedir. En son bulgulardan olan Daniel Schacter’in 2001 Mayıs ayında “Psycology Today” adlı dergide bulunan ve Internet üzerinden yayınlanan makalesinde yer alan, bu konuda yazdığı kitabın özet niteliğinde olan bu çalışmanın sonuçlarına baktığımızda “Seven Sins Of Memory” başlığı altında yer alan bu makalede hafıza ile ilgili öne sürülen yedi sorun şöyle özetlenebilir(Metin İngilizce olduğundan dolayı kavramlar İngilizce’den Türkçe’ye çevrilmiştir.):

1.Dalgınlık(Absentmindedness): Dikkat ve hafıza arasında yaşanan bir sorundur. Hatırlamamız gereken şey üzerinde yoğunlaşılmamasından kaynaklanır. Örnek olarak anahtarları yanlış yere koyma, randevu unutma verilebilir.

2.Geçicilik(Transience): Zamanla hafızanın zayıflaması ya da kaybolması olarak tanımlanabilir. Zaten hafıza problemlerinin temel özelliği de budur.

3.Engelleme(Blocking): Hatırlanmaya çalışılan bilginin engellenmesidir. Yüz ile ad eşleştirmemesi yapamamak , bir bilgiyi günler sonra hatırlamak bu hafıza sorununa örnek olarak verilebilir.

4.Yanlış adlandırma(Misattribution): Hafızayı yanlış kaynağa yönlendirme, gerçekle hayal kurulan şeyi karıştırma, arkadaşının söylediğini zannetiği şeyi aslında gazetede okumuş olma gibi.

5.Telkin(Suggestibility): Soru yorum ya da tekliflere telkinle bir kişinin geçmişi hatırlamaya çalışırken kafasına birşeyler sokmak.

6.Yönlendirme(Bias): Şu anki bilgi ve inançların, geçmişin hatırlanması üzerindeki etkisi. Bu durumda geçmiş gözden geçirilir ve yeniden yazılır.

7.Israrcılık(Persistence): Unutmayı istediğimiz şeyin unutulamaması, akla gelinmesi istenmediği halde akıla gelmesi. Örneğin işte yapılan bir gaf, önemli bir sınavda alınan bir sonuç bu guruba girmektedir.

Sinirdilbilimdeki gelişmeler beynin nasıl öğrendiğini ve hatırladığını görmeye imkan sağlamaktadır.Bu da yedi sorunu açıklamakta yardımcı olmaktadır.Ayrıca bu çalışmalar hafızada bir başarısızlık /hata meydana geldiğinde kafamızın içinde neler olduğunu görmemizi sağlamaktadır.

3. HATIRLAMA ve UNUTMA

3.1.Neden Unuturuz?

EK’te verilen ders kitabı hakkında yukarıda yapılan açıklamada da belirtildiği gibi hatırlama ve unutmaya yönelik özel durumlar yer almakta ve hafıza konsu içersinde ayrı olarak değerlendirilmeleri gerekmektedir. Bu doğrultuda Doç Dr. Hasan Bacanlı’nın (2001:227) kitabında yer verdiği üzere unutmanın nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

1.Kullanılmayan bilgiler unutulur.

2.Örgütlenmemiş bilgilerin iyi yerleşmemesi(Piaget’e göre dengelenmenin sağlanamaması)

3.İşimize gelmeyen olayları unuturuz; baskı uygularız.( Schacter’in “Seven Sins” iddiasını göz önüne aldığımızda bu maddenin ordaki Israrcılık(Persistence) başlığına denk geldiğini görürüz.)

4.Yeni yaşantılar edindikçe eskileri unuturuz.(Bu da Yönlendirme(Bias) ilkesine denk düştüğünü görürüz.)

Unutmayı Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

Hasan Bacanlı (2001:228) yukarıda değindiği unutma nedenlerine aynı zamanda çözüm teşkil edecek şekilde unutmayı önlemek için neler yapılabilir buna değinmiştir. Bunlara göz atacak olursak:

1.Öğrendiklerinizi kullanın.

2.Dengelenme ve örgütlenmede herhangi bir sorun varsa anlamlı hale getirin. Ve edindiğiniz bilgiyi ayırt edici konuma getirin.

3.Baskıyı hoş ve tehdit etmeyen bir biçime getirmeye çalışın.

4.Ket’ e karşı kontrol süreçlerine başvurun. Ket vurma ihtimali olan öğrenmeleri birbirinden uzaklaştırarak öğrenin.

3.2.Unutturma ve Unuturma Yöntemleri:

Hatırlama kadar bazen – yedi sorunun da içinde yer aldığı gibi- unutmak da gerekmektedir. Doç.Dr. Hasan Bacanlı(2001: 224-5) unutmaya yönelik olarak insanların başvurduğu kavramları şöyle açıklamaktadır:

Unutma: Unutulması istenen davranışı harekete geçiren uyarıcı organizmadab uzak tutma.

Sönme: Tekrar yapılmaması karşısında gözlenen davranışın sönmesi, ortaya çıkmaması.

Bastırma: Bir davranışın ortaya çıkaması istendiğinde ödül yerine ceza yöntemine başvurulabilir.

Davranış Değiştirme Yöntemleri:

Doç. Dr. Hasan Bacanlı(2001:226-7)’ya göre unutma davranışın değiştirilmesiyle ilgilidir ve bunu gerçekleştirebilmek için aşağıdaki yöntemlere başvurmanın unutma ve öğrenmeye yönelik olumlu sonuçlar getireceğinden bahsetmektedir.

Yorma: Biyolojik olarak yorulma hali ortaya çıktığında istenmeyen davranışı sergilemeye bireyin halinin kalmaması.

Çatışan uyarıcı verme: Sakız çiğneyerek sigarayı unutma bu duruma örnek olarak verilebilir.

Yavaş yavaş alıştırma: Durumu, tepki göstermeye değer bulmama. Bunun nedeni daha önemli bir uyarıcı ile karşılaşılmasıdır.

4. HAFIZAYI GELİŞTİRME YÖNTEMLERİ

4.1. Altı Aşamalı Hafıza(Bellek) Geliştirme Yöntemi:

Doğan Cüceloğlu(1997:191-2) hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi ortaya atmıştır. Buna göre:

Aşama 1: Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir.Konu ana hatlarıyla düzenlenip kendi kelimelerinizle ayzılabilir. Daha sonraki aşamalarda da okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar. Örgütlenerek organize edilerek çalısılan bir bilginin belleğe ne kadar yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir denmiştir.

Aşama 2: Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanmasını içermektedir.

Aşama 3: Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap aracasına okuma yapılmasını içermektedir.

Aşama 4: İlişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arsındaki bağlantıların neler olduğunun anlaşılmaya çalışılmasını içermektedir.

Aşama 5: Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekraredilmesini ve o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o kavramların gözden geçirilmesini içermektedir.

Aşama 6: Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp yapılmadıığının gözden geçirilmesidir.Bu aşamada konunun temel bölümlerinin ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekmektedir.

Doğan Cüceloğlu bu aşamaların örgütleme, ayrıntılama ve ara-bul-geriye getir içinde yer alan alıştırma yapma ilkeleriyle gerçekleştirildiğini söylemekte, Bu aşamaların okullarda ve diğer eğitim kurumlarında uygulanırsa başarıya ulaşılabileceğini belirtmektedir.

4.2.Eğitimde Hafıza ve Hatırda Tutmanın Ölçülmesi:

Hatırlama: Öğrenciye soru sorarak cevap beklendiğinde öğrenciden hatırlaması beklenmektedir.

Tanıma: Verilen seçenekler arasından istenileni seçip ayırma(Çoktan seçmeli soruların yanıtlanması) işlemini yapan öğrenci tanıma işlevini gerçekleştirmektedir.

Tasarruf: Öğrenilen bilginin yeniden öğrenilerek bir önceki bilgilerden bir kısmı da olsa hatırda kalacağından öğrenmenin kolaylaşması, sağlamlaşması.

Yukarıda verilen tanımlar hatırda tutulup tutulmamanın ne kadar gerçekleştiğini ölçme yöntemleri olup daha çok öğretmenin bunu yaparken kullandığı tekniklere örnek oluşturacak durumdadırlar. Bunun dışında da öğretmenler, gerek test teknikleri gerek sınıf içi aktivitelerde kullandıkları yönergeler ve yine testlerle öğrencilerin hafızalarını ölçmektedirler.

Bilinmesi gereken en önemli uygulama şudur ki bunların yanında öğrencinin de nasıl daha iyi öğreneceğine yönelik öğrencinin bilgilendirilmesi ve öğrencinin bu stratejilere başvurarak ve genel hafıza geliştirme tekniklerinden yararlanarak öğrenmelerini geliştirmeleridir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin yukarıda verilen tekniklere başvurarak öğrencilerin hatırda tutma dereclerini ölçmelerinin dışında öğrencilerin de kendi kendilerine hatırda tutma derecelerini ölçebilmeleri ve kendilerini değerlendirebilecek yetiye sahip olmaları gerekmektedir ki uzun süreli olarak hafıza gelişimi sağlanabilsin. Bireysel uygulamaya elverişli olması sebebiyle Doğan Cüceloğlu’nun altı aşaması bu çalışma için yararlı olabilir; öğrenci bu konuda biliçlendirilebilir ve kendisinin hatırda tutma derecesini ölçebilmesi sağlanabilir.

  • mehmet ali karlı

    senelerdir eğitim fakültelerinde değerli hocalarımızın derslerde anlattıklarını doğan cüceloğlu’na ait gibi yazmak var olan bir şeylere ordan burdan alınanlara bir iki de bilşnen bir şey ekleyerek kendilerini marka gibi gösteren adamlara şaşıyoruz. bia bu bilgileri 20 yıl önce eğitim fakültelerinden öğrendik .yeni bişeyler yaratın .şimdi üniversitede ki sessiz çoğunluk hocalarımı içim sızleyerek anımsıyorum ..ismi önemli mi? yılların idealist öğretmeni