Hayatla Cebelleşmiş Sigmund Freud Hayatı Yorumluyor

0
778

Sigmund Freud hepimizin bildiği önemli bir psikolog olmakla birlikte nörolog, bilim adamı, psikiyatr, psikanalizci, filozof ve yazardır. Yaşamı boyunca insanlığın ve hayatın gerçekleriyle cebelleşmiştir bu yüzden bizlere söylediği her söz değerlidir.

“Kitleler asla gerçeğin peşinde koşmamıştır.Yanılsamalar isterler ve yanılsamasız yapamazlar. Gerçek olmayanı gerçeklerin üstünde tutarlar; gerçeklerden çok gerçek olmayanın etkisinde kalırlar. Bu ikisi arasında ayrım yapmama eğilimi oldukça yüksektir.” demiştir. Hepimizin bildiği gibi hayal kuramazdık, gerçekler acı olmasaydı.sigmund-freud

İşte birkaç acı gerçek:

1. Yaşamın amacı ölümdür.

Bunun farkında olan insan, hiçbir cesaret gösterisinden kaçınmaz. Bu yüzden hayatın en büyük gerçeği ölümdür.

2. İnsanın sağlığını koruyan iki faktör vardır. İşini sevmesi ve hayatı sevmesi.

Öleceğiz diye hiç yaşamayacak değiliz. Zaten yaşadığımızı varsayarsak ölebiliriz. Çiçekleri, ağaçları, yağmuru, yağmur sonrası toprak kokusunu sevebiliriz. Hayatta sevilecek şeylerde var elbet. Bardağın ne boş tarafını ne de dolu tarafını görelim, bardağı olduğu gibi görelim. İş meselesi insanı ya köle ya da vezir yapacak konulardan biridir. İstemediğin bir işte çalışmanın acısı serçe parmağı çarpmaktan bile fenadır. Çünkü çarpmanın acısı birkaç dakika,sevmediğin bir işte çalışmanın acısı ömür boyu sürer.

3. Zayıflıklarımız gücümüzdür.

Düşmanlarımızın bizi yıkabileceği tek nokta elbette ki zayıflıklarımızdır. Bir insan zayıflıklarını kabul eder,benimserse karşısındaki insanın ona karşı kullanabileceği bir koz kalmaz. Güçsüz olduğumuz noktayı kabullenerek kendimizi güçlü kılabiliriz. Buna benzer Nietzsche’nin “Çelişkilerimiz, umutlarımızdır.” sözü de hayatın bir gerçeğidir.

4. Aşk yoktur,libido vardır.

Ben söylemiyorum kaç yıllık nörolog, psikolog, bilim adamı, filozof, psikiyatr ve psikanalizci bunu söylüyor. Bence doğru söylüyor ya da benim gördüğüm bu, belki de yalnızca bu sözü hayat ilkesi benimsemiş insanlarla karşılaştım. Bu yüzden hayatın bir gerçeği olarak kabul edilebilir hem böylece daha az üzülebiliriz.

5. İnsan sanılandan çok daha ahlaklıdır ve hayal edilemeyecek derecede ahlaksızdır.

Hayatta her zaman iki yol vardır. Not: Siz hangisini seçerseniz seçin diğer yolu tercih eden birini eleştirmek akıl işi değildir ve bunu ancak bir hayatsız yapabilir.

6. Rüyalar, biliçaltına giden kral yoludur.

İnsanın bir diğer önemli unsuru bilinçaltıdır. İnsanın kendini keşfetmesi için çok büyük bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum o yüzden size uyumayı sevdiğiniz kadar rüya görmeyi de sevmeyi tavsiye ediyorum. Benim rüya görmediğim bir gece yok. Sabah uyandığımda en azından kısa film senaryosu olabilecek kadar uzun gelen rüyaların ‘en fazla’ 11 saniye olduğunu hatırladığımda her zaman aynı şiddetle yıkılmışımdır.

7. Sinir hastalığı belirsizliğe tolerans gösterememektir.

Emin olamamak kadar çirkin ve bir o kadar güzel bir duygu yoktur. Ama bu durum bazılarımızı farklı etkileyebilir.

8. İnsan saldırılara karşı kendini savunabilir, ama iltifatlara karşı savunmasızdır.

Birçoğumuz eleştirilmeye gelemeyiz ve eleştirildiğimiz anda karşımızdakinin zayıf yönlerini bulup onu yaralamaya başlarız. bkz.”3. madde”

9. Kadınları anlamak için, bir labirenti düz yola çevirmek gerekir.

Aslına bakarsanız bu bir gerçek değil. Belki de sorun erkeklerin kolay anlaşılmasıdır.

10. Güç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir. Ve her zaman oradadırlar.

Özgüvenmek, özüne güvenmek. Bunlar insanı egoist yapmadığı sürece bir insanda bulunması gerek önemli unsurlardır.Her şey bizim elimizde, bu her zaman böyleydi. Neyi nasıl düşünmek istiyorsak öyle düşündük, ne kadar duymak istiyorsak o kadar duyduk, ne kadar görmek istediysek o kadar gördük. Bize göre bardak ya dolu ya da boş olmalıydı. Hiçbir şeyi olduğu gibi kabul edemedik, kabullenemedik. Anlatıldığı kadarını anlamadık ama buna rağmen her seferinde üzüldük, bedbaht olduk. İşte bunun sebebi güvensizlikti çünkü eğer kendimize ve gücümüze inansaydık her şeyi anlatıldığı kadar anlar, gösterildiği kadar görürdük.