Hızlı Okuma Dersi – 3 : HIZLI OKUMA

0
395

3. HIZLI OKUMA

 3.1. Tanımı

Hızlı okuma, anlam kaybetmeden, dakikada okunan sözcük sayısını artırmak için geliştirilmiş, psikolojik beceri, yaklaşım ya da sanat olarak bilinmektedir Okumanın hızını artırabilmek için öncelikle ortam oluşturulmalı, konsantrasyon sağlanmalıdır. Daha sonra ise öğrencilerin görme alanları geliştirilmelidir. Yine hızlı okumanın bir başka tanımı ise şöyledir: Hızlı okuma kişilerin çabukluk, belleme ve kavrama yeteneklerini geliştirerek, daha önceki okuma süresine kıyasla dakikada okudukları kelime sayısını ve anlama düzeylerini artırmaları demektir.

3.2. Önemi

Bilim ve teknolojinin giderek gelişmekte olduğu çağımızda gün geçtikçe yayınlanan kitap sayısı daha da artmaktadır. Giderek artan bilgilere ulaşmanın en önemli yollarından bir tanesi de okuyarak öğrenmedir. Klasik okuma yöntemlerimizle yavaş okur isek çok kitaba ulaşmamız mümkün olamayacaktır.

Gündemi yakalayıp takip etmek bilgilerden doğrudan doğruya faydalanmak için giderek hızlı okumanın önemi artmaktadır. Daha çok bilgi ve materyalden faydalanarak hem eğlenmek, hem öğrenmek hem de güzel vakit geçirebilmek için hızlı okumaya ihtiyaç vardır.

3.3. Hızlı Okumanın Yararları

Hızlı okuma, aynı okuma süreci içerisinde daha çok metin okuma imkânı sağlar. Böylelikle de daha çok zamana sahip oluruz. Hızlı okuma ile her durumda zaman tasarrufu yapmanız mümkündür. Hızlı okuma sayesinde daha iyi anlar kavrar ve daha iyi hatırlayabilirsiniz. Bu da gerek öğrencilik hayatında gerekse iş hayatında daha çok başarı anlamına gelmektedir. Günümüzde kariyer yapmak ve yükselebilmek için daha üstün şartlarda olmanız gerekmektedir. Bunun için de hızlı okuma size bir avantaj sağlayacaktır.

Bilgi çağı denilen yeni çağa ayak uydurabilmek için, bu bilgi ve kültür düzeyinden haberdar olmak gerekmektedir. Hızlı okuma sayesinde buna da bir adım daha yaklaşmış oluruz.

3.4. Hızlı Okumanın Önündeki Engeller

Okuma hızı denince genel olarak kişilerin bir dakikalık zaman diliminde okuyabildikleri kelime sayısı esas alınmaktadır. Okuma hızını belirleyen unsurlar kısaca: Okunan metnin zorluğu ve kolaylığı, okuyan kişinin kelime dağarcığının zenginliği, okuyan kişinin bilgi ve kültür düzeyi, yine okuyan kişinin anlama ve özümseme becerisi ve göz eğitimidir.

3.4.1. Göz İdmansızlığı

Okuma işlemini beynimizle yaptığımız, gözün ise fotoğraf makinesi objektifi görevini üstlendiği bilinen bir gerçektir. Eğitimsiz bir göz, satırlar üzerinde gezinir durur. Bu esnada duraklamalar ve sıçramalar uzunca bir süre alır. Anlayamadığı için de sık sık geriye dönüşler yapar. Göz, çabukluk kazandırıcı birtakım tekniklerle eğitilmelidir. Bilgisayarla hızlandırılmış kelime çalışmaları, slayt, tepegözle gittikçe hızlanan ve genişleyen kelimeleri görme çalışmaları yaparak göz çalıştırılmalıdır.

Hızlı okuma çalışmalarına öncelikle göz çalışmaları ile başlamak gereklidir. Bunun için de gözlerimizin daha çabuk ve daha geniş alanı görme yeteneğini geliştirmemiz gerekir. Günlük yaşantımızda nasıl çevreyi geniş bir alanı görecek düzeyde görebiliyorsak, okuma işleminde de bunu yapmaya çalışmalıyız.

3.4.2. Geriye Dönüş

İyi okuyucu olmayan kimseler cümlelerdeki her heceyi her kelimeyi tek tek okurlar. Üstelik bu tür okuyucular okuduklarından emin olmak için sık sık geriye dönüşler yaparlar. Bunun nedeni her heceyi, kelimeyi tekrar tekrar okumazlarsa önemli bir yeri kaçıracakları ile ilgili endişeleridir. Böyle yaparak okudukları metinden bilgileri daha çok alabileceklerini düşünürler. Bu tür okumalar okuyucuları sıkar. Aynı zamanda gözler de daha çabuk yorulur. Bu tür okumalar, okuyucunun ilgi ve konsantrasyonunu dağıtır.

Kötü okuma alışkanlığı olanlar genellikle kendi okumalarına güven duymaz. Bu yüzden de okuduklarından emin olabilmek için sık sık geriye dönüşler yapar. Geriye dönüşler her defasında bir hayli zamanımızı alır. Geriye dönerek okuma yapmak demek yeniden okumak, tekrar okumak demektir. Geriye dönerek okuma, okuma hızını engellediği gibi anlama oranını da azaltır. Okumaya ayrılan zamanın büyük bir kısmı geriye dönüşlerle boşa gider.

3.4.3. Baş Hareketinin Kontrolsüzlüğü

Satırlar üzerinde başı sağa sola eğerek okuyorsanız başınızın hareketi hızınızı sınırlamış olacaktır. Bu olumsuz hareketi ortadan kaldırabilmek için bir elinizin avuç içini yanağınıza dayayarak başınızı sabitleyerek okumanızı sürdürmenizde fayda vardır.

3.4.4. Seslendirme

Bu tür okuma yapan kişi “iç ses” ile okumaktadır. Böyle bir durumda bir hız limitiyle sınırlanan okuyucu, bu hızın üzerine çıkamamakta, daha hızlı olan düşünme kapasitesi ise, boşluğuna başka düşünceleri doldurmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla okuyucunun konsantrasyonu da azalmaktadır. Eğer içinizden sesli okuma, dudak kıpırdatma, hançere titreşimi gibi olumsuz alışkanlıklarınız var ise bunu önleyebilmeniz için, okurken, elinizin işaret parmağıyla dudaklarınızın üstüne bastırınız. Başparmağınızla hançerenize dokunarak bu alışkanlığınızı kontrol altına alabilirsiniz.

UYGULAMA FAALİYET

HIZLI OKUMA

1. Aşağıdaki metni hızlı okumaya çalışarak hızlı okuyamamanızın nedenini tespit etmeye gayret ederek sorunu çözümlemeye çalışınız,

Sinekli Bakkal

Bu dar arka sokak bulunduğu semtin adını almıştır: Sinekli Bakkal. Evler hep ahşap ve iki katlı. Köhne çatılar; karşıdan karşıya birbirinin üstüne abanır gibi uzanmış eski zaman saçakları. Ortada baştan başa uzanan bir aralık kalmış olmasa, sokak üstü kemerli karanlık bir geçit olacak. Doğura batıda, bu aralık, renkten renge giren bir ışık yolu oluşur. Fakat sokağın yanları her zaman serin ve loştur.

Köşenin başında durup bakarsanız: Her pencerede kırmızı toprak saksılar ve kararmış gaz sandıkları. Saksılarda al, beyaz, mor sardunya, küpe çiçeği, karanfil. Gaz sandıklarında öbek öbek yeşil fesleğen. Ta köşede bir mor salkım çardağı, altında civarın en işlek çeşmesi. Bütün bunların arkasında tiyatro dekorunu andıran beyaz, ince, ince minare.

Sürülü kafeslerin arkasında kocakarı başları dizili. Arada dikişlerini bırakır pencereden bağıra bağıra dedikodu yaparlar. Sokakta, ayağı takunyalı, başı yazma örtülü, eli bakraçlı kadınlar çeşmeye gider gelirler. Saçları iki örgülü kız çocukları kapı eşiklerinde sakız çiğner; çakşırı yırtık, yalınayak, başı kabak oğlanlar kırık taşlar arasındaki su birikintileri etrafında çömelmiş kâğıttan gemi yüzdürürler.

Burası dünyanın herhangi yerindeki bir fukara mahallesinden çok farklı değildir. Bir geçitten ziyade toplantı yeri: Mahalleli orada muhabbet eder, konuşur, kavga eder, eğlenir. Hayatın orada geçmeyecek bir safhası yok gibidir. İhtiyarlar, vaktiyle çeşme başında doğran kadın bile olduğunu gülerek rivayet ederler.

Eğer bir yabancı durur, su dolduran kadınlarla ahbaplık ederse bir kınalı parmak ona mutlak iki yer gösterir. Biri Mustafa Efendi’nin “İstanbul Bakkaliyesi” öteki, arka pencereleri çeşmenin üstüne açılan İmam’ın evi. Birincisi sokağın ortasındaki evlerden birinin altına kara bir kovuk gibi gömülen dükkân, öteki sokağın biricik üç katlı binası. Gerçi kapısı öteki sokağa açılır, fakat küçük Sinekli Bakkal onu benimsemek ister. Çünkü zengin fakir bütün civar halkı, ölüm, doğum, nikâh gibi hayatî meselelerde o eve gelmek mecburiyitendedir.

Mustafa Efendi herhangi meddahın tarif ettiği hasis, tiryaki bir mahalle bakkalı. İmam? Şöyle bir bakılsa herhangi bir mahalle imamına benzer, fakat hakikatte o kendinden başka kimseye benzemez.

Kirpi kılları gibi ayakta duran iki kalın kaş, içeriye çökmüş, kömür gibi siyah, kor gibi yakıcı, burgu gibi keskin iki ufak göz. Burun uzun ve tilkivârî. Kara sakal hayli kırlaşmış. Boyu kısa vücudu cılızdır. Fakat beyaz sarığın kallâviliği, geniş yeni lâtanın içinde ağır ağır, sallana sallana yürüyüşü ona hususî bir heybet verir.

İri yarı erkeklerin bile gıpta edeceği gür, kalın bir sesi vardır. Vaaz eder gibi şedit bir talâkatla konuşur, gündelik lâkırdıları bile Kuran okur gibi tecvitle söyler, her harfi elif onun ağzından “dallîn” deki elif miktarı çekilir.

Halide Edip Adıvar