İş Dünyasında Halo Etkisine Uğramamak İçin

0
192

İş dünyasında halo etkisi

İlk izlenim her zaman önemlidir. İş görüşmelerinde de. Belki de kapıdan girdiğimiz ilk anda, o birkaç saniyede insan kaynakları uzmanları bizimle ilgili kararlarını veriyor. Jestler, mimikler, beden hareketi, eli nasıl sıktığınız ilk izlenimlerin oluşmasına yardımcı oluyor. Bir kişiyi ilk gördüğünüzde edindiğiniz anlık izlenimin, o kişiyi değerlendirmemizde daha sonraki yargıların temelini oluşturmasına da ‘halo etkisi’ deniyor. Yani karşınızda bu etkinin altında kalan bir İK’cı varsa en başta etkilediniz, etkilediniz. Yoksa işiniz zor.

Bir insanın sahip olduğu olumlu ya da olumsuz özelliklerinin, onunla ilgili genel bir yargının oluşmasına ve diğer özelliklerinin de bu çerçevede değerlendirilmesine halo etkisi deniyor. Jest, mimik, beden hareketi veya bedene yansıyan psikolojik durumlar insanlarda ilk izlenimlerin oluşmasına yardımcı oluyor. Bir kişiyi ilk gördüğünüzde edindiğiniz anlık izlenim, o kişiyi değerlendirmemizde daha sonraki yargıların temelini oluşturuyor. İşte bu duruma, psikolojide kısaca halo etkisi deniyor. Başka bir deyişle, halo etkisi, ilk izlenimlerin diğer kişiyi algılamada önemli bir referans noktası oluşturması anlamına geliyor. Eğer bir kişiyi ilk kez çok bilgili bir insan olarak algılamışsak, bu önyargımız o kişinin diğer bütün ilişkilerinde de değerlendirme ölçütü oluyor. Yeni bilgiler edinmedikçe, o kişiyi hep bilgili olarak görmeyi sürdürme ihtimali yüksek oluyor.

Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden öğretim görevlisi Mehmet Akif Çakırer, halo etkisine şöyle bir örnek veriyor: “Diyelim ki bir şirketin yönetim kurulu başkanısınız ve bir genel müdür adayıyla mülakat yapacaksınız. Kapı açılıp da aday içeri girmeden CV’sine şöyle son bir kez göz atıyorsunuz. Mükemmel bir İngilizceyle kaleme alınmış CV’de kişinin geçmişi parlak başarılarla dolu. Ancak aday kapıdan içeri girdiğinde, neredeyse sizin yarınız kadar bir adam görüyorsunuz. Kısacık boyuyla oldukça da şişman biri, elini uzatmış gülerek size doğru hamle yapıyor. Bembeyaz bir takım elbise giymiş. Üstelik kirli bir sakalı da var. İstemeyerek yer gösteriyorsunuz. Mülakat başlıyor ama siz notu çoktan vermiş durumdasınız. İşte size dramatize edilmiş bir tarzda halo etkisinin olumsuz özeti. Tek taraflı, tam bir önyargı durumu.”

Kurumsallaşmayan şirketlerde daha çok görülüyor
Günlük hayatımızın büyük çoğunluğunda bilinçli ya da bilinçsiz olarak halo etkisinin altında olduğumuzu ifade eden Çakırer, kişiler, olaylar, sorunlar gibi her türlü uyarıcılara karşı tepkide bulunurken, geçmişin etkisiyle farklı davranışlar gösterdiğimizi söylüyor. Bundan da kaçınmak zor. Örneğin birisi ile tanışıyorsunuz, ancak yeni tanıştığınız için bu kişinin kusurları ya da kötü davranışları hakkında bilginiz yok. İlk izlenimi sizde olumlu ise, bu tanıştığınız kişinin daha sonraki kötü davranışlarında bile onu savunmaya çalışırsanız, o zaman halo etkisinin altındasınız demektir. Halo etkisi daha çok kurumsallaşamayan şirketlerde görülüyor. Aile işletmelerinde halo etkisi daha fazla olabiliyor. Çakırer, değişime açık olmayan, farklılıkları zenginlik olarak algılamayan kurumlarda çalışan önyargılı İK uzmanlarının halo etkisiyle daha sık karşılaşabildiğini söylüyor.
Halo etkisinin altında işe alınan bir personel verimlilik düşüşüne neden olabiliyor.
Bunun yanında diğer çalışanlarında motivasyonun düşmesine ve hatta
işgücü devir hızının yükselmesine neden olabiliyor.

Halo etkisine uğramamak için
İnsanların karar verirken ne kadar objektif olabileceğinin her zaman bir tartışma konusu olduğunu belirten Mehmet Akif Çakırer: “Bazı araştırmalar bir adayın işe alınmada ilk yedi saniyenin çok önemli olduğunu hatta bu kısa sürede aday hakkında İK uzmanlarının olumlu ya da olumsuz bir kanaat oluştuğunu ifade ediyor. Bu sebeple az ya da çok bu etki var. Bu etkiyi minimize edebilmek için personel alımı tek kişinin inisiyatifine bırakılmamalı” diyor. Çakırer, halo etkisinin önüne geçmek için üç önemli faktör olduğunu söylüyor:

1) Kurumun yapması gerekenler: Halo etkisinin önüne geçebilmenin en önemli yolu kurumsallaşma ve şirketlerin yetenek yönetimine geçebilmesi. Kurumsallaşamayan, hala patronun iki dudağına bakan bir işletme nasıl rasyonel karar alabilir?
2) İK departmanının yapması gerekenler: Öncelikle işe alımda adayın niteliklerini belirlerken hangi departmanda çalışacaksa bu nitelikler iyi bir şekilde seçilmeli. İşe alımda standartlar belirlendikten sonra bu konuda taviz verilmemeli. İş görüşmesi esnasında işe alımı yapan İK uzmanları adayın birkaç olumlu ya da olumsuz özelliğine bakarak karar vermek yerine, adayın tüm karakteri hakkında yargıya varması gerekir.
3) Adayın yapması gerekenler: Adaylar ilk izlenimin önemli olduğunu akıllarından çıkartmamalı. Adayın enerji seviyesi önemli ve iş görüşmesinde karamsar olmamaya, gülümsemeye mutlaka özen göstermeli. Yüz ifadesi açık ve net olmalı, olumlu bir tavır takınmalı. Bunun yanında etnik köken, dinsel inanç, yaşam tarzı gibi bazı hassas konulara girmemeye özen göstermeli.

Halo ne demek?
Halo, azizlerin başı etrafına konulan ışık halkası, hale, anlamına geliyor. Halo etkisi desteklemek için ilk deneysel araştırmayı 1920 yılında psikolog Edward Thorndike yapmış. Psikolog Karen Dion ise 1972 yılında yaptığı çalışmada insanların fotoğraflarını gördüğü kişiler hakkında bir yargılamaya varmalarını istemiş ve araştırma sonucunda, çekici insanların daha sıcak ve duyarlı olarak iyi bir kişiliğe sahip olduğu varsayımına ulaşmış.

Yazan : Zeynep Mengi

Kaynak : www.yenibirisi.com/HurriyetIk