İş Dünyasında Kişisel İmaj

0
262

Genellikle iş dünyası deyince akla, üretim, pazarlama, işletme, finans, para piyasaları vb. terimler geliyor. Günümüzde gelişen ekonomi, teknoloji ve bilimsel araştırmaların katkılarıyla hızla gelişen iş dünyasına, her geçen gün yeni bir kavram ekleniyor. Bunlardan birisi de, iş dünyasında kişisel imaj kavramıdır. Peki kişisel imaj deyince tam olarak ne anlamalıyız? Tüketim toplumunu tetikleyen sahte bir kavram mı? Çok şık giyinen yöneticiler ve çalışanlar mı? Belli bir markanın yüzü olmuş insanlar mı?  Elbette bunların hiç birisi değil.

Kişisel gelişim, sadece  birkaç kıyafet satın alarak, giyim tarzımızı değiştirerek oluşturabileceğimiz bir kavram değildir. Her ne kadar bazı insanlar, bu tür metotlarla kendilerine bir kişisel imaj kazandırabileceklerini zannetseler de, olay bu kadar basit değildir. Özellikle iş dünyasında kişisel imaj oluşturmanın bir eğitimi ve bir tekniği vardır. 1989 yılında Amerika’da, Atlanta da açılan London İmaje Institute  bu okullardan birisidir.

Kişisel imajı şöyle açıklayabiliriz: Bizim birey olarak, dış dünyaya verdiğimiz yansıma bizim görüntümüzdür. Kısaca, dış dünyadaki algımıza kişisel imajımız diyebiliriz. Ancak burada bireyin sağlıklı bir kişisel imaja sahip olması için,

  1. Olduğum ben
  2. Olmak istediğim ben
  3. Dışarıdan görünen ben, olmak üzere üç ayrı beni, kendi bünyesinde barışık bir  şekilde birleştirmelidir.

Önce ilk iki beni iyileştirmemiz gerekiyor, bunu yaparken de aynada kendimizi net olarak görebilmeli, kendimizi objektif olarak değerlendirebilmeliyiz. Hatta bununla birlikte kişisel imajımızı tamamlayabilmek için, dışarıdan üçüncü bir göze de ihtiyacımız vardır. Eğer dışarıdaki görüntümüzü umursamazsak, dışarıda bıraktığımız kişisel imajımızın hiçbir zaman farkına varamayız. Dolayısı ile bize yöneltilen eleştirileri dikkate almalıyız.

Özellikle toplumda kadınlarla ilgili, çocuklarla ilgili ve eğitimle ilgili konularında, maalesef “kadın” vitrin olarak kullanılmıştır. Aksine bu alanlarda, bu konuların eğitimini almış, donanımlı hanımefendilerin görevlendirilmesi esastır. Gerçekten çalışacak olan kişilerin orada süs olarak bulunmamaları gerekir. Burada önemli olan kişiye ait, bilgi, donanım, beceri vb. özelliklerin vurgulanmasıdır. Kişisel imaj oluşturulurken kullanılabilecek basma   kalıplar yoktur. Yani, bir bireyi ele alıp hiçbir eğitimden geçirmeden, sadece fiziksel yönlerini ele alarak, şöyle giydirelim  ya da böyle konuşturalım tarzında  bir formül yoktur. Çünkü kişinin kendisine ait bir bilgi birikimi, donanımı, yeterliliği yoksa, sonradan öğretilen taktikler üstüne oturmadığı gibi, sahte bir kişisel imaja büründüğü de hemen anlaşılır. Bu noktada, profesyonel iş verenler, öğretilmiş beden diline sahip kişileri hemen fark ederler.

Kişisel imajı yönetmek nasıl olur?

Öncelikle kişide olması gereken ya da yetersiz olan yönler tespit edilip,  kendisi için dezavantaj olan durumlar avantaja dönüştürülmelidir. Zaten kişisel imaj oluşturmaktan da bu anlaşılmalıdır. Örneğin, bir sempozyumda ya da bir seminerde, son derece sıkıcı ve monoton bir üslupla  konuşan bir konuşmacının, bu noktadaki kişisel imajının çok da iyi olmadığını söyleyebiliriz. Söz konusu durumu sadece dış  görüntüyü değiştirerek gidermemiz mümkün değildir, konuşmacının, sunum yapma becerisini geliştiren bir eğitim alması en ideal seçenek olacaktır.

İş dünyasında beden dili nasıl olmalıdır?

İş görüşmelerinde, özensiz kıyafet güvensizlik oluşturur. Çünkü kendi kişisel bakımı ile ilgilenmeyen bir kişiden bir görevin sorumluluğunu taşıması beklenemez. Bununla birlikte ses tonu, bakış ve kullanılan mimikler ölçülü olmalıdır. Kesinlikle söz kesilmemeli, dinlemesini bilmelidir. Görüşme esnasında çok yakın mesafede oturulmamalıdır.

Mümkünse sırtınızın boşluğa, kapı veya pencere vb yerlere gelmemesine dikkat edin. Sırtınızın boşlukta olması, sizin kendinizi boşlukta hissetmenize sebep olabilir ya da kapının her açılmasında geri dönüp bakmanız, rahatsız edici bir sahnenin oluşmasına neden olabilir.

Konuşmanız; ne aşırı derecede ezik, ne de üstünlük taslayıcı bir tarzda olmamalı. Samimi olmalıdır. Aşırı ezik bir üslup güvensizliğinizi, aşırı sert bir üslupta kompleksinizi ortaya koyar.

Görüşme esnasında, işle ilgili tecrübelerinizden, söz konusu işte başarılı olacağınıza inandığınızdan ve bu işi gerçekten yapmak istediğinizden bahsedebilirsiniz.

Konuşma sırasında koltuğunuzda çok kasıntı bir şekilde oturmamalısınız. Konuşmanın gidişatına göre, bazen eğilerek tevazuunuzu bazen de doğrularak güveninizi gösteriniz.

Eğer iş değiştirecekseniz asla ayrıldığınız ya da ayrılacağınız kurumu kötülemeyiniz. Bu profesyonelce bir davranış olmaz. Tercih nedeniniz kariyeriniz olabilir, farklı bir kurum kimliğini  yaşamak olabilir, farklı bir iş koluna yönelmek olabilir.

Kurumsal kimliği oluşmuş bir işletmede kesinlikle belli bir para miktarından bahsederek talepte bulunmayınız. Vereceğiniz en ideal cevap, “sizin gibi kurumsal kimliği oluşmuş bir işletmede benim pozisyonuma uygun bir ücret politikanızın olduğunu düşünüyorum. Kurumsal kimliği oluşmuş ve çok yönlü çalışan bir çok işletmede performans değerlendirmesi yapılırken, emeğiniz ölçüsünde ekonomik bir rahatlık verilir.” şeklinde olabilir. Ekonomik nedenleri ilk görüşmede sınıfta kalma nedeni yapmayınız. Çünkü her kurum, öncelikle çalışanının performansını görmek isteyecektir.

Görüşme sonrasında, görüşmenin sonucunu ne zaman öğrenebileceğinizi sorunuz. Görüşmeden ayrılırken size zaman ayırdıkları için teşekkür etmeyi ihmal etmeyiniz. Sadece görüştüğünüz kişiye değil, aynı zamanda sekretere, görüştüğünüz diğer kişilere de   iyi günler dileyiniz. Konumu ne kadar yüksek olursa olsun, görüşmeniz gereken kişi ile mutlaka görüşünüz. Unutmayınız ki, sağlıklı iletişimleri, sağlıklı beyinler kurarlar.

Sonuç olarak iş dünyasında kişisel imaj, kişinin negatif yönlerini, pozitif yöne dönüştürmek noktasında, eğitim yoluyla kendisine katabileceği olumlu kazanımların tamamıdır

Neriman ESENDEMİR