İşyerinde Kaygıyı Kontrol Altına Almayı Öğrenmek

0
465

Soru: İş ortamında kaygı yaşıyorsunuz ve bunun performansınızı etkilediğini düşünüyorsunuz. Kaygıya ne sebep olur, nasıl sebep olur?

Cevap: Kaygı (anksiyete), vücudun savunma sistemlerinin harekete geçmesi olarak düşünülebilir. Atalarımıza göre çevremizde çok fazla fiziksel tehlike ile yaşamıyor olsak da, vücudumuz ve beynimiz – bir oda dolusu iş arkadaşına sunum yapmayı – bir yırtıcı görmeye benzer şekilde algılıyor ve devreye “savaş ya da kaç” mekanizmalarını sokuyor diyor Tufts Üniversitesi psikologlarından kaygı üzerinde uzmanlaşan Christopher Willard. Bu duygu panik olarak tanımlanabilir – kalbimizin çarpması, avuçların terlemesi ve tehlikeyle yüzleşmeye veya olabildiğince hızlı kaçmaya hazırlanma.

Çoğu insan gündelik yaşantıda bir dereceye kadar kaygı yaşıyor, ancak bu düzey gündelik yaşayışı, kişinin benlik duygusunu veya bir konuya yoğunlaşıp çalışmayı olumsuz etkileyecek düzeye geldiğinde bir bozukluk haline geliyor diyor Anksiyete ve Agorafobi Merkezinin yöneticisi klinik psikolog Linda B. Welsh.

S. Kaygı uyandıran durumlarla nasıl başa çıkabilirsiniz?

C. Kaygı tedavilerinin en başında yüzleşme geliyor, bu durumlarla karşılaşmak nihayetinde bu durumların yarattığı endişe, korku ve rahatsızlığı azaltıyor. Çoğu kaygı geleceğe yönelik olduğundan dolayı, kişinin kedini olumsuz duygular yaşadığında durdurup onlar hakkında rasyonel bir düşünce sürecine girmesi yardımcı oluyor diyor Rose Center for Mind and Body’nin kurucusu psikoterapist Lauren Rose.

“Diyelim ki yaklaşmakta olan bir performans değerlendirmesinden geçeceksiniz ve bu sizi çok kaygılandırıyor,” diyor. “Geçen sene içinde başınıza gelen en kötü olayı düşünün, öncesinde endişelendiğiniz bir şey miydi? Patronunuzla aranız iyi, satışlar iyi gidiyor. Kendinize bunları hatırlatarak korkunun arkasında rasyonel bir gerekçe olmadığını tekrarlayın.”

Hazırlık yapmak da yardımcı oluyor. Örneğin bir sunum hazırlıyorsanız bir arkadaş yardımı ile prova yapabilirsiniz. C. Willard’ın önerilerinden biri de sunum içerisinde kendinize, “burada derin bir nefes al”, “biraz durakla ve durduğun yeri hisset” gibi notlar yazmak. Bu notlar birer sıfırlama tuşu işlevi görerek zihninizi şimdiki zamana odaklıyor ve dikkat dağıtan olumsuz duygulardan uzaklaştırıyor.

Yeni ve tanıdık olmayan durumlar en çok kaygı yaratma potansiyeline sahip. Eğer yeni bir şey öğreniyorsanız bunun hakkında neden kaygı hissettiğinizi tespit etmeye çalışın, diyor L. Rose. Eksik olan bir beceriniz mi var, veya bir konuda kendinizi geliştirmeniz mi gerekiyor? Daha yavaş adımlar atmak faydalı olur muydu?

Eğer kaygı hayatınızın diğer alanlarını yani uykuyu, iştahı, etkileyecek boyuta geldiyse bir ruh sağlığı uzmanından yardım almayı öneriyor L. Welsh.

S. Bu kaygının yarattığı enerjiyi daha iyi bir performansa yönlendirmek mümkün mü?

C. L. Rose bu enerjiyi kontrolden çıkmış şekilde koşturan bir at olarak düşünmeyi öneriyor. “Ne kadar güçlü olabileceğini düşünün,” diyor. “Bu enerjiyi konuşurken veya satış yaparken daha tutkuyla konuşmak, veya yeni bir şey denerken daha istekli olmaya yönlendirmeye çalışın.”

Yaşadığınız kaygıyı çevrenizdekilere ve iş arkadaşlarınıza olumsuz bir şey olarak anlatmayın diyor, C. Willard. Örneğin, “Topluluk içinde konuşmaktan nefret ediyorum,” veya “bilgisayarlardan anlamıyorum,” demek yerine: “Sen topluluk içinde konuşurken sakin kalmak için ne yapıyorsun?” şeklinde bir iletişim kurun.

S. Yaşadığınız kaygı iş ortamıyla sınırlı gibi gözüküyor. Yaşamış olduğunuz kaygıdan kurtulmanın tek yolu bu işten ayrılmak olabilir mi?

C. Eğer işinizde bir süredir kaygı düzeyinizin çok yükseldiğini fark ediyor ancak hayatınızın diğer alanlarında buna benzer bir sıkıntı yaşamıyorsanız bu iş size uygun olmayabilir diyor C. Willard.

“İş yeri insan kaynaklarıyla veya bir yönetici ile sizin kaygı düzeyinizi azaltabilecek opsiyonları konuşmadan işten ayrılmayın – belki iş tanımınızı değiştirmek, ve kaygılarınızdansa güçlü yönlerinizi ortaya çıkarabilecek bir değişiklik yapmak mümkün olabilir. Mesela topluluk içinde konuşmak zorunda kalmayabilirsiniz,” diyor.

Veya nihayetinde belirli bir kaygı seviyesini normal olarak kabul edebilirsiniz. “ Yetişkinler olarak gelişmek için rahatlık alanlarımızı genişletmemiz ve yeni engelleri aşmaya istekli olmamız gerekiyor,” diyor kaygı üzerine uzmanlaşan Orenstein Solutions’un kurucusu Susan Orenstein. Görsel: Chris Reed

Kaynak: Eilene Zimmerman;

Görsel: Chris Reed