İYİ DOĞRU VE GÜZELE ODAKLANMAK

0
360

Bizler küreselleşen yeni dünya düzeninde kendi kültürümüzün önemli öğelerinin değişimiyle ortaya çıkan bir kimlik bunalımı yaşıyor gibiyiz.

Ülkelerin kendi kültürlerini korumaya çalıştığı günümüzde  yazılı ve görsel basında özellikle ana haber bültenlerinde  bizim insanımızın beceriksizliğini arsızlığını, huysuzluğunu hatta hırsızlığını anlatan o kadar çok olumsuz  haber çıkan bir ülkede insanımızın kendi kültürüne yabancılaşmasına artık şaşırmıyorum….

Ehh insanların olumsuza odaklandığı ülkemizde iyi, doğru ve güzele  odaklanma sorunu ile karşı karşıya kaldığımızı da düşünüyorum.

Halbuki ne güzel demiş Mevlana…

Her gün bir yerde dönmek ne iyi,

Her gün biryere konmak ne güzel.

Bulanmadan, donmadan akmak ne ala.

Dünle berabergitti cancağızım,

Ne kadar sözvarsa düne ait;

Şimdi yenişeyler söylemek lazım.

Kişisel olarak  canınızı sıkmak  istiyorsanız geçmişinizdeki kötü bir şeye  ODAKLANMAK yeterli…

Onu düşünür, gözünüzde canlandırırsanız onu hissetmeye başlarsınız.

Hatta şu anda kaçırmakta olduğunuzu düşündüğünüz bir şeye de odaklanıp kendinizi

kötü hissedebilirsiniz. Hatta henüz olmamış bir şeye odaklanıp, kendinizi önceden kötü hissedebilirsiniz!

Buna şimdi gülersiniz, ama ne yazık ki bu da   hepimizin gündelik hayatımızda yaptığımız bir şeydir.

Peki, şu anda kendinizi çok büyük bir zevk ve sevinç içinde hissetmek isteseniz, yapabilir misiniz?

Bu da o kadar kolay mı?

Hayatınızın en iyi yönü saydığınız şeylere. Belki de henüz olmamış şeylere odaklanır, onlarla ilgili olarak kendinizi önceden iyi hissedebilirsiniz!

 

Bir diğer deyişle “Ne ekersen onu biçersin”

İşte amaçların bize sağladığı güç budur. Diyelim ki elinizde bir fotoğraf makinesiyle bir partiye gittiniz, makineyi hiç dans etmeyen birkaç kişiye çevirdiniz. O resimle o parti kimsenin dans etmediği sönük bir yer olarak görünür.

Yine makineyi partinin çılgınca dans edilen bölümüne çevirirseniz o zaman da parti  çok eğlenceli görünür.

İnsanın nereye bakarsa oraya gittiğini  sürücüler iyi bilirler. Kontrolsüz kaymaya başlarsanız, tabii içgüdünüz size duvara bakmanızı söyler. Ama eğer duvara odaklanırsanız, soluğu duvarda alırsınız.

Korkunuza karşı koyar, inancınızı sürdürür, gitmek istediğiniz yere odaklanırsanız hareketleriniz  sizi o yöne doğru götürür, eğer kurtulmak mümkünse kurtulabilirsiniz.

Ama korktuğunuz şeye odaklandığınız zaman  hiç kurtuluş umudunuz olmaz.

Soruna değil de çözüme odaklanmak her zaman sizin kendi yararınızadır.

Odağı en çabuk değiştirmenin yolu nedir?

Sorular hayatınızı değiştirmenin  çok güçlü bir yoludur. Zira zihin önce sorulara cevap verir ve cevaplarla ilgili duyguları harekete geçirir.

Yani odağı değiştirmenin en güçlü yolu yalnızca yeni bir soru sormaktır. İnsanlar kendini sıkkın hissettiğinde, bu çok büyük olasılıkla kendilerine güçsüzleştirici sorular sordukları içindir.

 

Örneğin şöyle sorular:

-Ne yararı var?

-Neden ben?

 

Unutmayın isteyene verilir. Olumsuz  bir soru sorarsanız,  olumsuz bir cevap alırsınız.

Zihinsel bilgisayarınız size hizmet etmeye  her an hazırdır.

Ona nasıl bir soru yüklerseniz, o da size öyle bir cevap verecektir.

Demek ki eğer siz,

“Neden hiçbir zaman başarılı olamıyorum?” diye sorarsanız, o da size bir cevap verecektir.     “Tembelin tekisin de ondan.”

Kendinize iyi soru sorun…“Hayatımda beni mutlu eden şeyler neler ?”

Böyle bir soru da cevaplar sizi mutlu eden şeyler olacaktır ve bir anda kendinizi mutlu hissetmeye başlarsınız.

Herkesin mutlu olmasını sağlayacak DOĞRU SORULARI vardır….

 

Sarp KAYA

 

 

Eklenme Tarihi : 23 Şubat 2007
Okunma : 2941
Toplam Puan : 8