İyot Eksikliği, Zeka Gelişimini Azaltıyor

1
263

iyot-eksikligi-zeka-gelisimini-azaltiyor-1824535

İyot eksikliğinin önlenebilmesi için sofrada “iyotlu tuz” kullanılması istenirken, yapılan çalışmalar Türkiye’de iyotlu tuz kullanımının kentsel alanda yüzde 90, kırsal alanda yüzde 71 olduğunu gösteriyor.

Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü’nün (AÇSAP) koordinatörlüğünde ve UNICEF’in işbirliği ile yürütülen “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi” kampanyası ile ilgili Mariott Hotel’de basın toplantısı ve iftar yemeği düzenlendi.

AÇSAP Genel Müdürü Rifat Köse, yaptığı konuşmada, iyot yetersizliği hastalıklarının önlenebilmesi için yemeklerde ve sofralarda kullanılan tuzun iyotlu olmasına dikkat etmek amacıyla kampanya düzenlendiğini söyledi.

Kampanyada, vücudun yaşam boyunca iyoda duyduğu ihtiyaç konusunda kamuoyunda farkındalık yaratılmasının hedeflendiğini belirten Köse, iyotun vücutta büyüme ve gelişmeyi sağlayan tiroit hormonlarının, işlevini yerine getirirken kullandığı en önemli elementlerden birisi olduğunu ifade etti. Köse, iyot eksikliğinin gebelerde düşüklere, erken doğuma, guatr ve zeka geriliği gibi birçok hastalığa yol açabildiğine dikkati çekti.

İyot eksikliğinin önlenebilir zeka geriliği ve beyin hasarına neden olduğunu vurgulayan Köse, her yaş grubunun iyodu kullanması gerektiğini belirtti. Köse, iyot yetersizliğinden en çok gebeler ve bebeklerin etkilendiğine işaret ederek, çocuklarda da iyot eksikliğinin yol açtığı öğrenme güçlüğünün okulda başarısızlığa neden olduğunu ifade etti.

Çocukların bir ülkenin geleceği ve yarınların umudu olduğunu dile getiren Köse, bu nedenle çocukların sağlığının korunmasının çok önemli olduğunu dile getirdi. Anne ve çocuk sağlığının korunabilmesi için Sağlık Bakanlığı’nın çeşitli projeler yürüttüğünü, üstünde durulan konularda farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmalar yaptığını anlatan Köse, beslenmenin bebek sağlığının korunmasında çok önemli bir yer edindiğini ifade etti.

Demir, iyot ve A vitamini eksikliğinin sağlığın korunmasında çok önemli olduğunu belirterek, yıllardır işlenen topraklardan elde edilen ürünlerdeki minerallerin azaldığını dile getirdi.

-“İYOT EKSİKLİĞİNİN EN ÖNEMLİ ETKİSİNİ BEYİN GELİŞİMİNDE GÖRÜYORUZ”-
Bakanlık olarak iyotla ilgili programlarda, gıdaların iyotla zenginleştirilme yolunu benimsediklerini ifade eden Köse, gıdalar içinde de en kolay iyotlanabilen gıdanın tuz olduğunu kaydetti.

Köse, “Çok sık kullanılan bir gıda olduğundan tuzu iyotladık. İyot eksikliğinin en önemli etkisini beyin gelişiminde görüyoruz. İyot eksikliği zeka gelişimini 10-13 puan azaltıyor” diye konuştu. Köse, beyin gelişimindeki geriliğin, çocuğun okul başarısını da etkilediğini belirtti.

İyotla ilgili çalışmalara 1994 yılında başlandığını belirten Köse, “Çalışmaların başladığı ilk dönemde iyotlu tuz kullanan ailelerin oranı yüzde 18’lerdeydi. 2008 yılında yapılan araştırmada bu oran yüzde 85’lere çıktı” dedi.

Köse, dünyada 1,6 milyon insanın iyot yetersizliği hastalıkları açısından risk altında olduğuna dikkati çekerek, “750 milyon kişide guatr var, 43 milyon kişi önlenebilir beyin özürlü. Bunlar, çok ciddi rakamlar” dedi.

Yapılan çalışmalara göre Türkiye’de sofrada iyotlu tuz kullanımında bölgeler arasında ciddi farklılık olduğunu belirten Köse, “Kentsel alanda yüzde 90 iyotlu tuz kullanılırken, kırsal oranda bu oran yüzde 71 civarında. Bu başarı, Türkiye genelinde yüzde 85. anacak bunun tüm bölgelerde 90’ların üzerine çıkması hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.

UNISEF Türkiye Temsilcisi Ayman Abulaban da Türkiye’yi anne ve bebek ölümlerindeki azalma başta olmak üzere birçok alanda atılan önemli adımlardan dolayı tebrik ettiğini söyledi.

İyot eksikliğinin zeka seviyesinde 13 puanlık azalmaya neden olduğunun bir kez daha vurgulanması gerektiğini dile getiren Abulaban, “Bunun bir de maliyet kısmı var. Harcanan her bir dolar, iyot yetersizlikleri hastalıkları açısından geriye 28 dolarlık bir verimlilik getirisi sağlıyor” dedi.

Öte yandan toplantıda, kaya ya da deniz tuzu diye belirtilen tuzların değil iyotlu tuzun kullanılması gerektiğini vurgulandı.