Kadınlar Analiz Yapar Erkekler Konuşur

0
153

Kadın erkek farkı yüzyıllardır nerdeyse her ortamda konusu geçen veya bir şekilde kendisini belli eden bir olgudur. Peki, nedir bu farklar? Beynin farklı loblarını kullanıyor olmaktan gelen değişik bakış açıları ya da davranışlar mı, fiziksel güç mü, yoksa ‘biz zaten farklıyız o halde farklı davranalım’ düşüncesini kabul edip ona göre hareket etmek mi?

Kadın ve erkek sürekli iletişim halindedir. Her şeyden önce kadın da erkek de ‘bireydir’. İç içe yaşayan bireyler elbette bir şekilde iletişim halinde olacaktır. Cinsiyet arasındaki farklılığın en çok bahane edildiği ilişki tabii ki duygusal ilişkilerdir, çünkü baba kız ya da anne oğul arasında bir çatışma olduğunda buna kadın erkek farkı işte denilip kenara çekilmez kimse; roller araya girer ve ‘anne baba nasıl olmalıdır, çocuklar nasıl olmalıdır?’a gelir konu. Duygusal ilişki olarak baktığımızda konuya, her tartışma, her çatışma sonucu karşı tarafa belli edilmese bile ‘ben kadınım/erkeğim..’ ile biten cümleler kişiye bahane ortamı hazırlar. Kadın, duygusallığını, nazını, ufaktan şımarıklığını öne sürebilir çünkü ‘kadın’dır. Erkek, gücünü, özerkliğini ve baskınlığını öne sürer çünkü o da ‘erkek’tir.  Bahaneleri bir kenara bırakıp bakış açıları olarak değerlendirirsek erkek ve kadın aynı gözden bakmaz olaylara; bakmak istemez. Tatil gününde koltuğa bacaklarını uzatıp yatmış bir erkek, eşi tarafından kendisini özel hissettirmemekle, ona sarılıp oturabilecekken yatıp televizyon izliyor oluşunun ne kadar hayal kırıklığı yarattığından tutun da ‘sen beni sevmiyorsun’ a kadar gelecek cümlelerle suçlanabilir. Erkek ise sadece uzanarak televizyon izliyordur. İşte mesele burada başlar zaten. Evet, kadın ve erkek aynı gözle bakamaz dünyaya; çünkü kadın gördüğünü, duyduğunu, bildiğini analiz yapar. Erkek için neyse odur. Bu yüzden erkekler anlayışsız, düşüncesiz olurlar ve kadınlar da analizlerinden analiz çıkararak duygusallıklarının ve düşüncelerinin arasında boğulurlar.

Kadınlar birbirlerine bir olayı anlatırken bile bütün ayrıntılarıyla anlatır, yorum yapar, hatta daha da ileriye gidip sonrasında olabilecek olasılıkları da gözden geçirip bir de bunun üzerine yorum yaparlar. Erkek gözüyle ‘çok konuşan kadın’ın ‘dedikodu’ tanımı budur işte. Kadının yaptığı ‘kadın’ olmaktır sadece. Erkekler ayrıntı sevmeyip olan neyse onu söyledikten sonra konuyu geçiştirebiliyorsa bu da erkeklerin ‘sığ’ oluşudur kadının gözünde. Arkadaşları boşanan bir çifti düşünün. ‘Niye ayrılmışlarıdır, ilişkide üçüncü şahıslar söz konusu mudur, hangisi daha hatalıdır, yaşadıkları sorunlarla kendi sorunları arasında benzerlik var mıdır, aynı şey kendi başına gelirse ne yapılmalıdır, şimdi onlar ne yapacaklardır?’ bunların hepsi kadın için cevabı bulunulması için analiz edilmesi gereken şeylerdir. Erkek içinse ‘arkadaşları boşanmıştır’…

Peki, bu farklılık ne şekilde bir orta yol bulunarak soruna yol açmadan halledilebilir? Öncelikle kabul etmek gerekir. Kimse kimseyi değiştiremez. Eğer ortada bir ilişki varsa karşı tarafı olduğu gibi kabul edip hareket etmek gerekir. Kadın -erkek farkını kabul ediyor olmaktan da öte, o kadının da o erkeğin de kendine has özellikleri, değerleri vardır. Bencil olmayıp, tek taraflı değerlendirmeyip, karşı tarafın iç dünyasına girerek kendinizinkiyle harmanlamanız gerekir. Olaylara daha anlayışlı bakarak bütün farklılıkları değişiklikleri olduğu gibi kabul edip çözüme ulaştırmak gerekir. İşte, kadın-erkek olmaktan öteye gidip ‘birey’ olabilmek budur.