Kampüste yaratılan şirketler

0
504
Küçük bir sermaye ve birkaç arkadaşın hayat verdiği şirketler, dünya çapında önemli başarılara ulaştılar…

Phil Knight, okul takımında uzun mesafe koşan bir atletti. Önemli bir başarısı yoktu. Buna rağmen kusuru hep ayakkabılarında bulur, kendine toz kondurmazdı. Stanford Üniversitesi’nde master yaptığı yıllarda, Japonya’da ayakkabı üretip Amerika’da satma fikri aklına geldi. İlk işi eski antrenörü Bill Bowerman’ı bu işe ikna etmek oldu. 1964 yılında 2 ortak 500’er dolar koyup ‘‘Blue Ribbon Sports’’u kurdular.

Phil, eski antrenörü Bill’in tasarladığı ayakkabıları, Onisuka Tiger adlı bir Japon firmasına ürettirdi. Bir süre böyle yolarına devam ettiler. 1971’de ise daha çarpıcı bir marka yaratmak akıllarına geldi ve ‘sonraki yıllarda dünyadevi olacak “NIKE’’markasına hayat verdiler.

Genç bir üniversite öğrencisine 35 dolar verip, şimdi çok ünlü olan logolarını yaptırdılar. Çok ucuza mal ettikleri, ince bulup da beğenmedikleri logo bugün dünyanın en büyük spor markasına dönüştü.

ABD’DE STAN­FORD

Stanford Üniversitesi’nde doğan Nike, üniversiteden çıkan tek marka değil. Hewlett Packard, Apple ve Microsoft gibi çok sayıda şirketin temelleri de okul yıllarına dayanıyor. Üniversite döneminde kendi şirketini kuran ünlü isimlerden bir başkası da Stanford’lı olan Google’un yaratıcısı Larry Page.

Michigan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden onur derecesiyle mezun olan Page, 1995’te doktora öğrencisi olarak Standford’a kabul edildi. O yaz, her yeni öğrenci için düzenlenen klasik okul tanıtım gezisinin hayatını değiştireceğinden habersizdi. Page’e okulu, bir önceki yıl Stanford’a kabul edilen Sergey Brin gezdirmişti.
Daha sonra iyi arkadaş olan Page ve Brin, o gezideki tanışıklıktan sonra birlikte çalışmaya başladılar. Tüm zamanlarını internet tabanlı aramamotorları üzerinde çalışarak geçiren iki arkadaş, bir yıl sonra kendi şirketlerini kurmaya karar verdi. Kuracakları şirkete, okudukları bir matematik kitabında geçen “googol” kelimesinden esinlenerek Google adını verdiler. 3 yıl sonra da bugün 100 milyondan fazla kullanıcıya ulaşan teknoloji devi Google doğdu.

BU ÜNİVER­SİTE­LE­RE DİK­KAT

Türkiye’de ise ABD’deki Stanford’ın yerini Yıldız Üniversitesi, ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi dolduruyor. Bu 4 üniversite yıllarca adeta girişimci fabrikası gibi çalıştı. Türkiye’nin en önde gelen bilgisayar markalarından Casper, Escort, inşaat devi Limak, dünyaca ünlü moda markası Bvlgari ve ortaklık yapan İntel Şirketler Grubu, hep üniversitede filizlenen fikirlerden doğdu.

Limak ve Mesa, ODTÜ’de; GAMA ve STFA İTÜ’de başlayan okul arkadaşlıkları sayesinde hayata geçti.
Son dönemde ise üniversitelerden daha çok internet ve bilişim şirketleri çıkıyor. Yonja, yemeksepeti.com, labx ve e-tohum, bunlardan sadece bir kaçı oldu.

Casper gibi birçok teknoloji şirketinin temelleri Yıldız Teknik Üniversitesinde atıldı. Eski bir Yıldız Teknik Üniversiteli olan Dizayn Group Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları “Yıldızlılar, girişimci ruhludur” diyerek üniversitesinin çok fazla girişimci çıkarmasıyla övünüyor.

GİRİŞİM­Cİ RUH­LU YIL­DIZ­LI­LAR

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde okurken kendi şirketini kurmaya karar verdiğini söyleyen Mirmahmutoğulları, bitirdiği okulun yetiştirdiği girişimci sayısıyla övünüyor.

Mirmahmutoğulları, iş fikri konusunda suyu olmayan köyünden esinlendiğini söylüyor ve iş kurma macerasını şöyle anlatıyor:

“Üniversiteyi bursla okumuş biri olarak, girişimci olma hayalim çevremde abartılı bulunmuştu.Babam bir devlet memuruydu ve benim de kendisi gibi memur olmamı istiyordu. Sıfır sermaye ile iş yapmamın imkansızlığına dair söylemlerle bir şekilde cesaretim kırılmaya çalışılıyordu. Bu tür söylemelere rağmen ‘girişimci olma’ kararlılığımı sürdürdüm.

Üniversite yıllarımda iki tez yapmıştım. Biri bir köye su taşıma, diğeri bir binanın ısıtma, soğutma konularını içeriyordu. Ben de Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Alacahan köyümün su ihtiyacını çözen bir proje geliştirdim. Daha ilginç olanı, o günden bu güne her ne yapıyorsak bu iki tez konusunun kapsamı içindedir.”

CAS­PER’I NA­SIL KUR­DUK?

Casper’ın da temelleri Yıldız Teknik Üniversitesi’ne dayanıyor. Casper, bu üniversitenin bilgisayar mühendisliği bölümü mezunu 3 genç tarafından kuruldu. Üçüncü ortaklarını kaybeden Altan Aras Fakılı ve Yalçın Yıldırım, bugün yollarına 2 ortak olarak devam ediyorlar. 2010 yılı ilk 6 ayı sonu itibariyle masaüstü bilgisayar pazarının lideri olan Casper’ın kuruluş öyküsünü Altan Aras Fakılı şöyle anlatıyor:

“1991 yılında üniversiteden mezun olduk. 3 genç arkadaş olarak bilgisayar sektöründe kendi markamızı yaratmak hayaliyle yola çıktık. O dönemlerde yurtdışından gelen bilgisayarların fiyatlarını çok yüksek buluyor ve Türkiye’de çok daha uygun fiyatlarda bilgisayar üretebilmenin hayalini kuruyorduk. Öğrencilik yıllarında yaptığımız kişisel birikimlerle 40 metrekarelik bir ofiste Casper’ı kurduk ve işe başladık. İlk günden beri bilgisayar üretimi ve satışına odaklandık. İlk yıllarda amacımız, insan ilişkilerine dayanan ve güven yaratılarak kurulan bir satış kanalı oluşturmak oldu. İl il dolaşarak potansiyel bayileri belirledik ve iş ortaklıkları oluşturmaya başladık.

Yıllar geçtikçe bayi ağımız genişledi. Casper ürünleri pazarda konumlanmaya ve daha fazla talep edilmeye başlandı. İlk yıl 200 adet bilgisayar sattık. Ertesi yıl bin adet olan satış rakamımız, bir sonraki yıl 2 bin 500’ü buldu. Ancak hedefimiz 50 bindi. Çok kısa bir sürede bu hedefe ve sonrasında da 100 binlere kadar ulaştık.”

KA­YAK TUR­LA­RI  İŞİ FİK­RİNE DÖ­NÜŞTÜ

Bugün toplantı turizmi sektörünün ilk 5 şirketinden biri olan Sipahiler Turizm’in kuruluşu da üniversite yıllarına dayanıyor.  Kurucusu Tülin Sipahiler, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Bölümü mezunu. Okul yıllarında kayak tatilleri için Uludağ’a yaptığı turlar bugünkü işinin ana konusunu oluşturdu.

Bugün 44 yaşında olan Sipahiler, üniversitede tohumları atılan girişimciliğini şöyle anlatıyor:

“Üniversitenin ikinci yılından itibaren Uludağ’a götürdüğüm kayak grupları ile amatörce bu mesleğe atıldım. O yıllarda Boğaziçi Üniversitesi’nin ara yıl tatillerinde Uludağ’daki otellerin tamamı bizim üniversitenin öğrencilerini ağırlardı. Ben Bursalıyım. Tüm Çocukluğum ve gençliğim Uludağ’da geçti. Uludağ’ı ve kayağı çok seven bir kişi olarak okulun ikinci sınıfında diğer öğrencilerin bu tip turlara olan katılımını fark ettim ve bu turların bir parçası olmaya karar verdim.

O zamanki erkek arkadaşım, şu an eşim ve şirket ortağım Kerim de tur programının duyurulması ve uygulanmasında bana ortak oldu. Bir süre sonra mesleğimi yapmak için IBM’e girdim. 4 yıl boyunca pek çok ulusal ve global toplantıya katıldım. Bu dönemde toplantı ve kongre turizminin önemini gördüm. 4 yılın sonunda IBM’den ayrıldım ve  Uludağ’daki turlar döneminden ortağım olan eşim Kerim ile birlikte 1994 yılında Sipahiler’i kurduk.”

EN UY­GUN ZA­MAN ÜNİ­VER­SİTE

Bugüne kadar 55 girişimciye destek olup onları yatırımcılarla buluşturan Etohum’un kurucusu Burak Büyükdemir, üniversite döneminin kendi işini kurmak isteyenler için en uygun zaman olduğunu söylüyor.

Büyükdemir, “Yeni mezunlar bir yerde çalışmak üzere kendilerini hazırlıyorlar. Bunun yanlış bir yönü yok. Ancak riskleri daha düşük olan mezunların kendi işlerini kurmakta şüpheye düşmemeleri lazım” diyor.

Büyükdemir, üniversitede okurken kendi işini kuran birçok girişimci olduğunu, bunların mezun olduktan sonra kendi işlerinin patronu olduğunu söylüyor. Kendi işini kuracaklara ise mobil internet, oyun ve e-ticareti öneriyor.

“Bir kaç sene içinde mobil iş modelleri çok daha önem kazanacak. Şu anda belki ihtiyacını fark etmediğimiz birçok alan fırsat halini alacak” diyen Büyükdemir, şöyle devam ediyor: “Bunun yanı sıra, oyun sektörü hızla büyüyor. Özellikle Türkiye’den oyun sektöründe işleyebilecek iş modelleri ilgi çekecek. E-ticarette dikey alanlar hala boş, sektöre girmek isteyen girişimcilerin bu alanı nasıl etkili bir şekilde kullanılabilecekleri üzerine kafa yormaları gerek.”

PLAN­LI HA­REKET EDİN!

Üniversitenin hemen sonrasında okul arkadaşlarıyla Türkiye’nin en büyük sanal mağazası Gittigidiyor.com’u kuran Serkan Borançılı, eğitim döneminde girişimci olmak isteyenlere planlı hareket etmelerini ve sürdürülebilir olmalarını öneriyor. Borançılı, “Kendi şirketlerini kuracak arkadaşlara çok tavsiyelerimiz olabilir ama en önemlileri basiretli davranmak ve planlı hareket” diyor ve ekliyor:

“Bir de hayatın genelinde olsun, iş hayatında olsun, ‘sürdürülebilirlik’ çok önemli. Bizim şirkette en çok kullandığımız yöntem bir akıl birliği oluşturmak. Hemen her kararımızda öyle ya da böyle bir mutabakata varmak. Çok istisnai durumlar hariç, birbirimizi ikna etmeden herhangi bir karar icra etmiyoruz.”

Sabancı Üniversitesi öğretim görevlisi Oğuz Babüroğlu da üniversitede kurulan şirketlerin başarılı ve sürdürülebilir olması için belirli kriterlerin bir arada olması gerektiğini söylüyor. Bu kriterler arasında ilk sırada işin nasıl geliştirileceği sorusunun cevabını vermek gerekiyor.

Ne kadar yatırımla başlanacak? Roller nasıl paylaşılacak? Öz sermaye ve işletme sermayesi nasıl karşılanacak? Bunlar mutlaka yanıtlanması gereken sorular arasında.

Kaynak: Capital