Kara Kış Ruhunuzu Da Üşütüyor Mu?

0
145

Eğer hava hep kapalı, yağmurlu hatta fırtınalı ise kendinizi depresyonun kucağına bırakmamak için harekete geçmeniz gerekiyor.

 Çok geniş bir yelpazeyi kapsayan duygudurum bozukluklarının bir alt başlığı olan depresyon, mevsim geçişlerinde ortaya çıkabiliyor. Melatonin hormonunun salgılanmasındaki bozukluğa yatkınlığı olanlar özellikle kış aylarında kendilerini yorgun hissediyor, hiçbir şeyden zevk alamıyor, dikkatlerini toplayamıyor, sosyal hayatları ve özel ilişkileri de bu durumdan etkileniyor. Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Reşat Tahsin Duygudurum Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Kürşat Altınbaş, depresyonun 4-5 ay ile 1 yıl içinde kendiliğinden düzelebilme ihtimali olan bir hastalık olduğunu ancak kişinin ruhunda izler bırakmasını, tekrar etmesini ve istenmeyen sonuçlara sebep olma riskini ortadan kaldırmak için psikoterapi ve gerektiğinde ilaç ile tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Duygudurum nedir?

Duygu, insan olmanın gereği olarak çevresel uyaranların bize hissettirdikleridir. Olumlu, olumsuz ya da nötr herhangi bir uyaranın karşısında verdiğimiz duygusal tepkilere ‘duygulanım’ diyoruz. Duygudurum ise daha uzun süreli duygu yoğunluğunu kapsıyor. Yani duygulanım güneşli, bulutlu gibi tanımlanacak bir hava durumu ise duygudurum mevsimi anlatıyor. Duygulanımda daha kısa, duygudurumda daha uzun süreci kapsayan belirgin bozulmalar oluyor.

Duygudurum bozukluğu nasıl anlaşılıyor?

Klinik değerlendirmede; sosyal, mesleki ve kişisel alanlar ile işlevlerinde bozulma olup olmadığı kişinin özelinde yapılıyor. Çünkü herhangi bir duygusal değişim bir kişide bozulmaya yol açarken diğerinde yol açmayabiliyor. ‘Kişinin doğalı neydi ve şimdi ne oldu’ ve ‘Bu değişim hastalıklı mı?’ diye soruluyor. Duygudurum bozukluğunun değerlendirmesi genellemelere izin vermiyor.

Depresyon da bir duygudurum bozukluğu mudur?

Duygudurum bozuklukları psikiyatrik hastalıklarda bir alt başlığı oluşturuyor. Duygudurum bozukluğu başlığının altında ise aralarında majör depresyonun da olduğu çeşitli kavramlar yer alıyor. Ancak depresyonun tanımında kavram kargaşası yaşanıyor. Sevgilisinden ayrılan, bir yakını vefat eden ya da büyük paralar kaybeden kişinin üzüntüsü de depresyon ile karıştırılıyor. Oysa majör depresif dediğimiz hastalık, uzun süreli ve sadece insanın ruhsal çöküntüsünü değil, birçok işlevi birden barındıran bozulmayı ifade ediyor. Mevsimsel seyirli depresyon da bu başlık altında değerlendirilen bir klinik tanı

Mevsimsel seyirli depresyon toplumda sık görülüyor mu?

Genel olarak depresyon çok sık görülüyor. Bu depresyon vakalarının artmasından ziyade tespitinin çoğalması ile ilgili bir durum. Modern yaşam biçimi de giderek mevsimsel seyirli depresyonu kolaylaştırıyor. Sürekli koşturmacanın olduğu, kapalı ortamlarda geçirilen yaşamlar, kişilerin güneş ışığından yararlanamamaları, kendilerine ayırdıkları zamanların hep akşam ve gece saatleri olması mevsimsel depresyonu daha fazla ön plana çıkarıyor. Öte yandan mevsim normalleri de değişiyor. Artık kış kış gibi değil, yaz yaz gibi değil… Sonbahar ve ilkbaharı yaşayamaz hale geldik. Oysa organizmanın da biyolojik bir ritmi var ve kendini dinlenmeye aldığı bir zaman dilimine ihtiyaç duyuyor.

Mevsimsel geçişli depresyonda hangi belirtiler görülüyor?

Mevsimlerin birleşme yerlerinde görülen depresyon, melatonin hormonunun salgılanmasındaki değişiklik nedeniyle çoğunlukla da kış aylarında ortaya çıkıyor. En az birkaç hafta hiçbir şey yapma isteği duymamak, keyifsiz olmak, eskiden yaptığı hiçbir şeyden keyif almamak, dikkatini toplayamamak ya da sürdürememek, sık unutkanlık yaşamak, sınavlara hazırlanırken odaklanamamak, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı gibi belirtiler kümesini kapsıyor. Bunların hepsi bir aradaysa, kişinin ders veya iş başarısını, sosyal ilişkilerini ve yakınlarını etkiliyorsa mevsimsel depresyondan söz edebiliyoruz.

Mevsim değişince bu belirtiler kendiliğinden ortadan kalkabilir mi?

Depresyon 4-5 ay ile bir yıl içinde kendiliğinden düzelebilme ihtimali olan bir hastalık ancak biz depresyonu, olası riskleri ortadan kaldırmak için tedavi ediyoruz. Nasıl ki bir kişinin yüksek tansiyon rahatsızlığı; kalp krizi ya da felç riskini ortadan kaldırmak amacıyla tedavi ediliyorsa depresyon tedavisinde de istenmeyen durumları ortadan kaldırmak istiyoruz. Öte yandan kişinin o sırada yaşadığı olayların ruhunda iz bırakmasını ve depresyonun yenilenmesini önlemeyi amaçlıyoruz. Depresyonun tedavisinde ilaç ve psikoterapiyi birlikte kullanıyoruz. Depresyonun ortaya çıkmasında tetiği çeken stres faktörlerini kişinin fark etmesini ve bunlarla baş etmesini sağlamak önem taşıyor. Mevsimsel geçişli depresyon yaşanan hafif olgularda, kişinin güneş ışığından yararlanması, eskiden keyif aldığı faaliyetleri yapmak için gayret göstermesi, egzersiz yapması gibi destekleyici önerilerden yararlanılabiliyor.

Melatonin vücut saatimizi çalıştırıyor

Melatonin hormonu beyinde epifiz bezi denilen organdan salınıyor ve vücudumuzun biyolojik saatinin işleyişinde önemli görev alıyor. Melatonin hormonunun, özellikle uyku-uyanıklık döngüsünün düzenlenmesinde önemli bir işlevi bulunuyor. Uykuya dalmadan yaklaşık 2 saat önce melatonin hormonu düzeyi artmaya başlıyor ve akşam uykululuğu denilen durum ortaya çıkıyor, uykuya dalma sırasında da düzeyi yükseliyor. Güneş ışığının etkisine bağlı olarak melatonin hormonu düzeyinin azalmasıyla vücut kendisini uyanıklığa hazırlıyor. Bu biyolojik saatimizde aksamalar olduğunda depresyon belirtileri ortaya çıkıyor. Örneğin genetik yatkınlığı olanlarda kışın güneş ışığının azlığı nedeniyle gece yükselen melatonin hormonu sabah saatlerinde de yüksek seyrediyor ve sabahları yorgun uyanma, halsizlik, enerji azlığı, isteksizlik gibi belirtiler görülebiliyor. Günümüzde melatonin hormonu alt tiplerinin gen dizilimlerindeki bozuklukla mevsimsel depresyon ilişkisine dair araştırmalar sürüyor.

Yazın da depresyona giriliyor

İnsan vücudu birçok hormonal düzenlemenin bulunduğu bir sistem ve bu düzenlemelerden bir tanesi aksadı mı belli alanlarda belirtiler ortaya çıkıyor. Yaz aylarında tıpkı bazı insanların daha çok, bazılarının ise çok az terlemesi gibi farklı hormonal değişiklikler görülüyor ve bunlara bağlı olarak mevsimsel seyirli depresyon görülebiliyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Kürşat Altınbaş, genetik araştırmalardaki gelişmelerin ışığında önümüzdeki 20 yıl içinde insanların bu tür yatkınlıkları belirlenerek koruyucu önlemler alınabileceğini belirtiyor. Öte yandan mevsimsel depresyon İskandinav ülkeleri gibi güneş ışığının daha az alındığı ülkelerde daha sık görülüyor. Bu hasta grubunda ışık tedavisinin de etkili olduğu araştırmalar sayesinde biliniyor.

Adet öncesi gerginlik ile karıştırmayın

Hormonal düzenlemesi farklı olan kişilerde adetten yaklaşık bir hafta önce öfke, tahammülsüzlük, uyku düzensizliği, iştah değişiklikleri ve kaygı atakları görülebiliyor. Özellikle genç erişkinlik döneminde, ergenliğe girdikten bir süre sonra, yumurtlamanın eşlik etmediği adetler yaşanıyor ve bu dönemler çok gergin geçiyor. Bu belirtileri depresyon ile karıştırmamak gerektiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Kürşat Altınbaş, “Premenstural dönemde kaygıyı bastırıcı, kasları gevşetici ajanların yanı sıra uyku düzenine dikkat etmek, çay-kahve miktarını azaltmak, çok yormayacak rahatlatıcı aktivitelere önem vermek ve egzersiz gibi davranışçı önlemler verebiliyoruz” diyor.

Bu belirtileri yaşayan kişi psikiyatriste mi psikoloğa mı gitmeli?

Kişinin hasta olup olmadığının ayrımının hekim tarafından yapılması gerekiyor çünkü depresyon gibi görünen bir hastalığın altından biyolojik hastalıklar çıkabiliyor. Örneğin özellikle adet düzeni yeni oturan genç kadınlarda kanama miktarları değiştiğinde görülen kansızlık, saç dökülmesi ve vitamin eksiklikleri, depresyonda görülen belirtileri ortaya çıkarıyor. Bir ekip işi olan depresyon tedavisinde, planlamayı psikiyatristin yapması, tedaviyi ise ruh sağlığı profesyonellerinin yani psikiyatrist ve psikologların birlikte yürütmesi ideal yaklaşım oluyor.

Kadınlar bu sendromdan daha fazla etkileniyor diyebilir miyiz?

Özellikle 25-35 yaş arası kadınlarda daha fazla rastlanıyor. Kadınlarda ikinci tepe noktası ise 45 yaş sonrasında görülüyor. Bu durumla ilgili önermelerin çoğu psikolojik ve biyolojik faktörleri içerse de gösterilmiş tek bir neden yok. Kadın-erkek arasındaki biyolojik farklılıkların yanı sıra sosyokültürel çevre de önem taşıyor. Özellikle doğu toplumlarında kadınların maruz kaldığı şiddet, yok sayılma, erken yaşta yaşanan travmalar gibi faktörler de mevsimsel seyirli depresyonun ortaya çıkışını etkiliyor.

Biz kadınlar bu belirtileri yaşamamak için neler yapabiliriz?

Ailesinde duygudurum bozukluğu hikayesi olanlarda daha sık görüldüğü için her zaman iradi önlemler almak mümkün olmayabiliyor. Ancak iradi olarak yapılacak olan, insanın kendini daha iyi tanıması, kendinde stres oluşturan durumları tanıyıp bununla başa çıkmaya gayret göstermesi oluyor. Zaten sağlıklı ruhsal yaşam da kişinin önce kendini fark etmesi ve sonra değiştirmek için gayret etmesi ile başlıyor. Kişinin fark etmek için aynaya ihtiyaç duyduğu yerde ise ruh sağlığı profesyonelleri devreye giriyor.

Yaprak ÇETİNKAYA

Formsanté Dergisi Şubat 2012 Sayısı