Kararlı Olmak ve Hayır Diyebilmek

1
6019

Çok fazla kişi “Hayır” diyememekten şikayetçi. Hangi zamanlarda “Hayır” demeliyiz? Bu sadece bize yapılan tekliflere “Hayır” demek anlamına gelmiyor. Bize yapılan bir haksızlığa da “Hayır” demeliyiz. Bize yapılan haksızlıklar karşısında çoğumuz “Aman boş ver bir dahaki sefere söylerim. Bir kereden bir şey çıkmaz.” Deriz. Ama içimiz bir kere burulmuştur. İkinci ve üçüncüye de aynı davranışı uygularsak karşı tarafı bundan caydırmak zor olur. Ayrıca bir kişi olsa iyi birçok kişi aynı davranışı bize yapar. Onun için bir davranışa karşı gelmemiz gerekiyorsa ilk seferinde karşı gelmeliyiz.

Bir Romanya atasözü şöyle diyor: “Biri sizi bir kere aldatırsa suç onundur, iki kez aldatırsa suç sizindir.”

Amerika’da New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş. Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış. Polis bu kararlılığıyla “Küçük müçük, bizim için hiç fark etmez; bu sokağın, metro istasyonunun veya mahallenin suç üreten bir bölge olmasına izin vermeyeceğiz.” demiş.

“Kırık Cam Teorisi” ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969′da yaptığı bir deneyden ilham alarak geliştirilmiş. “Kırık Cam Teorisi” ise şöyle; Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyormuş. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse, oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırıyormuş. Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyormuş. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model Oldsmobile bırakmış. Araçların plakası yok, kaputları aralıkmış. Ve olup bitenleri gizli kamerayla izlemiş. Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalanmış. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmamış. Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi “sağ kalan” otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırmış. Daha ilk darbe indirilmiş ki çevredeki insanlar (zengin beyazlar) da olaya dahil olmuşlar. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmiş.

“Demek ki” diyor Zimbardo, “İlk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.”

Peki hayır demenin daha doğrusu karşımızdakini incitmeden hayır diyebilmenin bir yöntemi olabilir mi? Genelde önerilen yöntem;
1- Sizden istenenin kendi cümlelerinizle tekrar ifade edilmesi.
2- Ardından, neden kabul etmediğinizle birlikte gerekçenizin belirtilmesi.
3- Ve son olarak hayır cevabınızın sizden birşeyler isteyen tarafından kabul edilebilmesini kolaylaştıracak ifadeler kullanılmasıdır.

Yani; “Bu sigarayı içmemi mi istiyorsun? Hayır, istemiyorum. Çünkü bana zarar verebileciğini düşünüyorum ve canım da istemiyor zaten. Belki sonra… pek zannetmiyorum ama…”

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz… Sürekli olarak başkalarının istek ve beklentilerine evet diyen insanlar kendi kişiliklerini yeterince geliştirememiş, özgüveni zayıf, kendisiyle barışık olmayan, bağımlı ve en önemlisi de mutsuz insanlardır. Her zaman kendi ihtiyaç, istek ve beklentilerimizle diğer insanlarınkini dengeleyerek kuracağımız ilişkiler daha sağlıklı zeminlere oturacaktır. Hayır diyebilmeyi bilenler, önüne çıkabilecek pek çok yaşamsal tehdit karşısında çok daha güçlü ve donanımlı olacak, kendisini pek çok tehlikeden koruyabilecektir. Ve en önemlisi her hayır, başka bir şeye evet demektir.

“Hayır diyebilmek, hayatımızın kontrolünün bizim elimizde olması demektir.”

Derleme: Tülay BİLİN, Zeynep UĞURLU

  • asokam_23

    bence çok doğru bir tespit…