Kariyer İçin Değil Tutkularınız İçin Çalışın

2
331

Kariyer diye birşeye inanmadığımı söylediğimde şaşıranların sayısının yüksek olduğunu söylemeliyim.

“Ama nasıl olur. Kariyer Yolculuğu isimli bloğunda rehberlik yapıyorsun bizlere!” deniyor. Genellikle.

Kariyer kelimesi bir alanda yükselmeyi ve başarı sağlamayı ifade ediyor aslında. Kariyer yapmaksa doğası gereği endişeli bir ruh halini beraberinde taşımayı gerektiriyor.

Ben kariyerle uğraşmıyorum.

Tutkular, heyecanlar, idealler ve emeller arkasından koşturmayı destekliyorum. Yükselme endişesiyle değil hayallerinizi gerçeğe çevirme azmiyle hareket etmenizi öneriyorum.
Arada ki fark ne diye soracak olursanız, kariyer statü endişesinin peşinizde olmasına neden olur. Aynı Alain de Botton’un Statü Endişesi isimli felsefik kitabında anlattığı gibi…Bu video da statü endişesinin hayatları nasıl küçülttüğü ile ilgili…ilginizi çekecektir.

Heyecanlarınızın arkasından gitmekse hayatınızı anlamlı kılar. Kariyer yapmak için sevmediğiniz işlerde, hoşlanmadığınız iş yerlerinde, tatmin olmadığınız alanlarda iş yaparken, tutkularınızın ardından koştuğunuzda hem kendinize hem de etrafınıza heyecan katarsınız. Yükselmek için çalışmazsınız ama yaptığınız işler doğal olarak sizi yukarılara taşır.

Yale University’de psikoloji profesörü ve aynı zamanda bir psikolog olan Paul Bloom yaptığımız işe verdiğimiz anlamın duygularımızı nasıl değiştirdiğini bu konuşmasında harika bir şekilde anlatıyor.


Bloom, neye inandığımızın yaptığımız işlere etkisi olduğunu gösteriyor. İnançla yaptığımız işlerden daha fazla tatmin aldığımızı söylüyor. Örneğin birini beğeniyorsanız, gözünüze daha güzel gözükürler. Sevdiğiniz bir sanatçının yaptığı işlerin çok daha fazla yetenek gerektirdiğini düşünme eğiliminde olursunuz. Pahalı bir şarabı tattığınıza inandığınızda, şarabın tadının çok daha güzel olduğunu düşünürsünüz.

Tutkularımız, sevdiğimiz, inandığımız, yapmaktan hoşlandığımız, heyecanlandığımız, vaktimizi vermekten keyif duyduğumuz, zamanı unuttuğumuz ve beğendiğimiz şeylerin toplamıdır. Öyleyse, bizi harekete geçiren tutkularımız olursa, yaratıcılığımızda sınır olmaz. Çünkü içimizin coşması, hayatımızın da coşmasına sebep olur.