Kasap ve kuzu

0
351


Müsterileriyle sohbet ederken:
– simdiye kadar yüzlerce hayvan kestim!. derdi. Benim için hayvan kesmek, karpuz kesmek gibidir.

Kasap, yılların vermis oldugu alıskanlıkla koyunları bes dakika içinde, sıgırları ise yirmi dakikada kesip parçalar ve canlı bir hayvana bakarak, ondan kaç kilo et çıkacagını sıp diye söylerdi.

Fakat, ah su kuzular yok muydu? Hele son zamanlarda, onları kesmeye bir türlü eli varmıyordu. Kuzu eti isteyen müsterilerine:
– Bırakın su hayvancıkları büyüsünler!. diyordu. Baska bir et yeseniz, ne olur sanki?

Eski müsterileri, kasabın bu sözünden bir sey anlamıyordu. Öyle ya, simdiye kadar dükkandan kuzu eti eksik olmamıstır. Oysa ki adam, bu sözleri bosuna söylemiyordu. Çünkü kuzu denince, gözlerinin önüne altı aylık yavrusu geliyordu. Kıvırcık saçlı, kara gözlü bir kızdı bu ve kasap onu, belki de agzı alıstıgı için “kuzum” diye seviyordu.

Aradan aylar geçti. Kasap, bu süre içinde müsterilerinin giderek azaldıgını fark ediyor ve bunu, kuzu eti satmamasına baglıyordu. Sonunda pes ederek:
– Aman yahu!. dedi. Benden baska yufka yürekli kalmadı mı? Keserim olur biter.

Ertesi gün, diger hayvanlarla birlikte bir tane de kuzu aldı. Önce danayı, sonra koyunu kesti. Bunları parçalarken son derece agır davranıyor ve kuzunun kısa ömrünü, sözde birkaç dakika daha uzatmıs oluyordu.

Sıra ona geldiginde, önemsiz bir is yapıyormus gibi, aklına ilk gelen sarkıyı söylemeye basladı. Kuzu, olup bitenleri bir oyun zannediyor ve baglı olmasına ragmen yerinde zıplıyordu. Kasap kuzuyu yatırıp bıçaga uzanırken, parmagında bir sıcaklık hissetti.
Ve eline baktıgında, öylece donakaldı.

Kuzu onun parmagını, annesinin memesi zannederek emiyordu…

Cüneyd Suavi

Ulasılmaz denilen hersey aslında insanın yanındadır. Sadece, düsünüp bulmak lazım. Herkes biraz çekinir aska kucak açmaya. Oysa ne güzel bir duygudur. Yasamak lazım sonuna kadar. Nasılsa her seyin bir sonu var. Bir daha bakamayacagız su yasanası dünyaya. Yalanlardan sıyrılan pembe bulutlara. Kaynatmayacak içimizi umutsuzluklar. Yemyesil yollar çıglarla süslü. Neredesin demeyecek karanlıklardan sıyrılan simalar.

Hayat ayrıntılarla doludur. Her ayrıntı aslında hayatın da kendisidir. Herkes hak ettiklerini yasar. Gülmek bile sınırlı. Ne dersin var mısın birlikte nefes almaya ? Uçsuz ve derin uçurumlardan birlikte atlamaya. Yarın ne olacak diye düsünmeden. Umutlu, azimli, özverili ve deli dolu. Var mısın benimle ve bizimle yasama…