Kekemelik Konusunda Bilmeniz Gerekenler

0
263

Kekemelik nedir?

Kekemelik konuşmanın akıcılığı ve ritmiyle ilgili bir iletişim bozukluğudur. Akıcı konuşmada ritim ve zamanlama büyük önem taşır. Hız, vurgulama ve doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da konuşmada kelimeler ve kelime grupları kendiliğinden akar. Akı­cılıkta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrar­lar ve benzer problemler konuşmanın tabiî akışını etkiler. İşte ses, he­ce ve kelimelerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çı­kan; konuşmanın akıcılığının bozulduğu bu durum kekemelik olarak adlandınlır. Artık kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu farkettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda belirgin yüz ve vücut harekeden konuşma çabasıyla birlikte görülebilir.

Her kekemelik diğerinden farklıdır. Ancak özelliklerini aşağıdaki şekilde gruplamak mümkündür.

1. Normal sayılamayacak şekilde seslerin, hece­lerin, kelime ve cümlelerin tekrar edilmesi: “P- p peki, ol-ol olmaz, ben de-ben de- bende geleceğim…” gibi.

2. Kelimelerin bitirilmeden bırakılması.

3. Düzensiz solunum ve kararsız konuşmaya bağlı olarak kelimelerde alışıl­madık vurgulamalann ortaya çkması: Patlamalar gibi.

4. Seslerin normal dışı uzamalan: “F fff fare!” gibi.

4. Belli bir sesin çıkartılması ve konuşma sırasındaki gerginliğin atılmaması, nefesin engellenmesine ve tıkanma­sına yol açar. Karşılıklı konuşmayı kontrol edebilmek için gösterilen mücadelenin işaretleri açık olarak görülebilir. Konuşmanın akıcılığı ve ritmi bo­zulmakla biriikte yüzde gerilim, kaş göz oynatma, başın ânî hareketleri, bütün bedende istenmeyen jestler gözlenebilir ve her ses birimi bu tıkanmalardan etkilenebilir.

5. Konuşmada güçlük yaşandığı anda bazen fazla­dan kelime ve sesler eklenir. “Aman!, ya!, yani!, şey!” gibi.

6. Bazı ortam­larda kelimeler, konuşulan konuya uygun olmayacak şekilde dolambaçlı yollada söylenebilir. Kekemeliği olanlar hangi kelime ve seslerin onlar için problem oluşturacağını bilider ve bu durumdan kelime oyunlarıyla kaçma­ya çalışırtar. Ya da sözel iletişime girmeyip sessiz kalmayı tercih ederler.

Kekemeliğe ne yol açar?

Kekemeliğin sebepleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça de­ğişik ve çoktur. Kimi uzmanlar kekemeliği yapısal bozukluk olarak ele alırken, kimi öğrenilmiş bir davranış, direniş belirtisi olarak tanımlaHar. Bazıları da çevrenin kekemelikte önemli rol oynadığı görüşünü savun­urlar. Son zamanlarda genler üzerindeki çalışmalar önem kazanmak­ta ve umut verici sonuçlar alınmaktadır. Ancak yaygın olarak kekeme­liğin tek bir sebebe bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hâkimdir.

Kekemelik genellikle hangi yaşta ortaya çıkar?

Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (2-6 yaş). Bazı durumlarda okul çağında, nadiren yetişkinlik­te de ortaya çıktığı görülebilir.

Kekemelik cinsiyete göre farklılık gösterir mi?

Evet.. Kekemelik erkek çocuklarda kız çocuklardakinden daha yaygın görülür, şiddeti ve devamlılığı da kız çocuklara göre fazladır.

Herkes zaman zaman kekeler mi?

Evet.. Pekçok çocuk dil ve konuşma gelişiminde “normal” olarak değer­lendirilebilecek kekemelik dönemi yaşar. Okul öncesi pekçok çocuğun ke

kemeliğin sınırlarından kekeme olmadan döndükleri görülmüştür. 2-6 yaş arasında çocuğun düşünme hızı kelimeleri çıkarabilme hızından fazladır. Bu yüzden çocukta geçici bir kekemelik, konuşma gelişiminin normal so­nucu olarak görülebilir. Bu hemen kekemelik diye etiketlenmemelidir. Ço­cuk konuşurken duraklar, ses, hece ve kelime tekrarları yapar ama ken­disi bunun farkında değildir. Küçük çocukların dili öğrenme süreçlerinde bu türden konuşma problemleri yaşamaları tabiîdir. Çocuğun çevresinde­kiler konuşmasını düzeltmesi için baskıda bulunmazsa, çocuğun dikkati konuşması üzerine çekilmezse bu durum kendiliğinden düzelir.

200548162-001Kekemelik devamlı mıdır?

Hayır! Kekemeliği olan insanların konuşmalarının akıcı ve düz­gün olduğu zamanlar vardır. Meselâ iletişimle ilgili kaygının olma­dığı ortamlarda, şarkı söylerken, oyun oynarken, hayvanlarla ko­nuşurken vb. normal akıcılıkta konuşabilirler.

Ne zaman yardım istemeliyim?

2-6 yaş arasındaki çocuklar genellikle kelime ve cümleleri tekrarlarlar. Konuşmalarında “Imm, şeyyy, eeee…” sıkça kullanılır. Bu, normal “akıcı olmayan konuşma” olarak adlandırılır. Eğer bu dönemde çocuğun ko­nuşmayı öğrenmeyi sürdürdüğünü, yepyeni kelimelerle karşılaştığını, bu kelimeleri cümlede yedi yerine oturtmak için gayret gösterdiğini, konuş­mayla ilgili kaslarının gelişmekte olduğunu, sorularla keşiflere yöneldiğini dikkate alırsanız, bu yoğun gayret gerektiren süreçte onun konuşması­nın akıcılığının zaman zaman bozulmasını anlayışla karşılayabilirsiniz.

Eğer…

Çocuğun konuşmasıyla ilgili kaygı yaşıyorsanız… Çocuk konuşmay­la mücadeleye girişmiş görünüyorsa ya da zorlandığında konuşması­nın akıcılığı bozuluyorsa… Konuşmayla ilgili kaslarda artan bir gergin­lik dikkatinizi çekiyorsa, yardım almanız için zaman uygundur.

Kimlerden yardım alabilirim?

Kekemelik ne kadar erken farkedilirse, çocuğa o kadar fazla yardım edilebilir. Böylece güçlüğün önüne geçmek ya da önlemek mümkün olabilir. Eğer çocuğunuzun kekeme olduğundan-şüphe ediyorsanız, za­man kaybetmeden onu dil ve konuşma uzmanına götürmenizde fayda vardır. Ülkemizde bu alanda yeterli sayıda yetişmiş uzman bulunmadı­ğından odyologfar, çocuk gelişimi ve eğitimcileri, özel eğitim öğretmen­leri, psikiyatristler, psikologlar, psikolojik danışmanlar, nörologlardan da destek alabilirsiniz. Bu kişiler sizin ilettiğiniz bilgileri değerlendirerek yönlendirmede bulunacaklardır. Sözkonusu kişilere üniversite hastane­leri ve bu hastanelerin eğitim birimlerine başvurarak ulaşabilirsiniz. Ya­hut il veya ilçenizdeki Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı rehberlik ve araş­tırma merkezlerine danışabilirsiniz. Bu merkezler çocuğunuzun eğitimi ve yapabilecekleriniz konusunda bilgi verip sizi yönlendireceklerdir.

Şunlardan kaçının!

* Acımak, merhamet göstermek.

* Endişeli bakmak.

* Sabırsız ve öf­keli görünmek.

* Akıcı olamayan konuşmadan ötürü cezalandırma teh­didinde bulunmak, suçlamak.

* Hırpalamak, hor görmek.

* Akıcı konuş­madan çok akıcı olamayan konuşma üzerinde odaklanmak.

* Akıcı olc-mayan konuşmayı kesmesini söylemek.

* Durup tekrar başlamasın söylemek.

* Konuşmaya başlamadan önce düşünmesini tavsiye etmek.

* Onun yerine cevap vermek veya takıldığı yerleri tamamlamak.

* Ko­nuşmadan önce derin bir nefes almasını söylemek.

* Zodandığı kelime­leri kullanmaktan kaçnmasını teklif etmek.

* Kuralları önceden belirie-memiş olmak.

* Çocuğun yaşına ve olgunluk seviyesine uygun olmayan beklentiler belirlemek.

* “Hayır, yapma, dur, yapamazsın!” gibi ifadele­ri sıkça kullanmak çocuğa zarar veren davranış ve tutumlardır.

Ona nasıl davranmalısınız?

* Sabırla onu dinleyin, konuşmasını “olay” yapmayın.

* Bazı kelimeler söyleyememek, takılmak, ona çok sıkıntı verebilir. Böyle zamanlar­da bir şey söylemek ihtiyacı duyabilirsiniz. Bu durumlarda ses tonunuzda acımak, olumsuz bir yorum, kaygı ya da şaşkınlık ifadesi bulunmak­sızın, hatta belki de hafifçe gülümseyerek “Bu kelime uğraştırdı seni!”, “Bazen zor oluyor değil mi?” gibi sözler söyleyin. Bu gibi sözlerle onun gayretini fark ettiğinizi ve kekelediği için onu suçlamadığınızı ifade edin.

* Konuşmasını düzeltmekten, “Daha yavaş konuşursan kekelemezsin!”, “Yüzünü öyle yapma!” gibi iyi niyetli ama suçlayıcı etkileri olabilecek olumsuz ifadelerden kaçının.

Yaşadığı konuşma güçlüğü hakkındaki duygularını onunla konuşmaktan çekinmeyin. Çocuğunuz konuyu açtığı zamanlarda onun duygularını tanıyın ve paylaşın, akıcı olmayan konuşma hakkında konuşmak tabu değildir. Herkesin bazı güçlükleri olabileceğini ifade edin. * Konuşurken dikkatle dinleyin. Gözleriniz onda olsun, bakışlarınıza endişeli ve gerilimli bir ifade yüklememeye özen gösterin.

* Konuşurken bitirinceye kadar dinleyin, sözünü kesmeyin, bitirdikten sonra aceleyle cevap vermeyin. İletişiminiz telaşlı bir hava içinde geçmesin.

* Devamlı soru sormaktan vazgeçin. Sorularınızın “Evet!” ya da “Hayır” veya kısa ifadelerle cevaplanabilir olmasına özen gösterin. Kendi arzusuyla konuşmaya başlarsa, ona gerektiği kadar zaman tanıyın.

* Onunla konuşurken kullandığınız ses tonunuza dikkat edin. Bazen kelimelerle ifade etmediğimiz duyguları ses tonumuz ele verir.

* Tatiller, bayramlar gibi özel günler için çocuğunuzu önceden hazırlayın. “Nereye gidiyoruz, kime gidiyoruz, orada ne kadar kalacağız?” gibi açıklamalarda bulunun. Bu yaklaşım çocuğun hissedebileceği endişeyi azaltacaktır.

* Kardeşleri ve arkadaşları onu ayıplıyor, ondan utanıyor ya da onunla alay ediyor olabilirler. Bu durumda onlarla “ayıplama, utanma, alay etme” konusunda sabırla konuşun. Herkesin zayıf ve güçlü yanları olabileceğini açıklayın. Bu konudaki açıklamalarınızı, konuşmalarınızı defalarca tekrar etmeniz gerekebilir, çünkü bundan vazgeçmeleri zaman alacaktır.

* Çocuğunuzla elinizden geldiğince birlikte olmaya çalışın.

* Nasıl konuşursa konuşsun, sizin için çok değerli olduğunu, konuşmasının önemli olmadığını ona zaman ayırarak hissettirebilirsiniz. Yatmadan önce 3-5 dakikanızı onunla geçiriyor musunuz? “Bugün ne yaptın?” yerine, gününün nasıl geçtiğini konuşuyor musunuz? Siz gününüzün nasıl geçtiğini anlatıyor musunuz? Bu size duyguları paylaşmak konusunda fırsatlar sağlayacaktır.

* Duygu ve heyecanlarını sözle ifade etmesine imkan tanıyın. Söylediklerini önemseyin. Eğer ifade etmede güçlük çekiyorsa ona dokunarak, dinlediğinizi göstererek yüreklendirmeye ne dersiniz?

Stratejik uyarılar

* Çocuğun nasıl söylediğinden çok, ne söylediğini dikkatle dinleyin; konuşmaya müdahale etmeden göz ilişkisini sürdürün.

* Çocukla konuşurken kısa, kurallı ve basit cümleler kullanın; ifadeler açık ve kolay anlaşılır olsun.

* Konuştuktan sonra çocuğun size cevap verebileceği yeterli zamanı tanıyın.

* Çocuğunuzun hangi ortamlarda daha akıcı konuştuğunu gözlemleyerek belirleyin. Bu ortamlar onun kendini daha rahat ve güvenli hissettiği ortamlar olabilir, bu ortamları artırın.

* Onun yaşantısı için devamlılık gösteren sağlıklı bir program oluşturun; yeterince uyuması, dengeli beslenmesi gibi ihtiyaçlarını gündelik hayatında dikkatle ele alın.

* Çocukta duygusal çatışma ve gerilim meydana getiren durumları gözleyip belirleyin, mümkün olduğunca bunlardan sakının.

* Çocuğunuz akıcı konuşmadığında da akıcı konuştuğundaki gibi davranın. Onu baskı altına almaksızın konuşması için cesaretlendirin. Sakin bir konuşma ve dinleme ortamını sağlamaya çalışın.