Kendi Eleştiri Sesinize Kulak Verin

0
271

Kendi eleştiren sesinize karşılık vermek size tuhaf gelebilir. Oysa, bu kitabın büyük bir bölümü karşılık vermek, başka bir deyişle, çocukken kazandığınız eski olumsuz programlanmaya karşı çıkmak ve onu reddetmek hakkındadır. Wanda büyürken, önce babasından sonra da kendi eleştiren sesinden binlerce değer azaltıcı mesaj aldı. Babası ne zaman öfkelense ona aptal derdi. Her şeyi “zor yoldan” öğrenmesi ve sınavlardan C alması ile alay ederdi. Wanda ömür boyu babasının yargılarına inandı. Şimdi de eleştirmeni onu, her şeyi “aptalca” yaptığını söyleyerek azarlıyor. Karşılık vermeyi öğrenerek bu mesajları durdurmadığı sürece, Wanda’nin kendine güveninin artması olanaksız. Eleştirmenin çenesini kapatmak için onu havaya uçuracak bir topa gereksinimi var.

Şimdi, karşılık vermenin üç yöntemine bakalım. Bu yöntemler doğru uygulanırsa eleştirmenin ağzını birkaç dakika için bağlarlar. Bu yöntemleri tek tek ve birbiriyle bağlantılı olarak kullanmayı deneyin. Hangisinin işinize yaradığına bakın.

Howitzer mantraları

Bunlar eleştirmeni topa tutarcasına sus­turacak bir takım tümce ve sözcüklerdir. İşte kimi örnekler:

Zehir saçıyorsun. Hemen sus!
Bunlar yalan.
Bunlar babamın bana söylediği yalanlar.
Kes şu saçmalığı!
Aşağılamayı bırak.
Kapat çeneni!
Seni kim takar, sersem.
Bu aşağılamaların canı cehenneme!
Benimle uğraşmayı kes!
Bırak bu boş sözleri!

Öfkelenmenize yardımcı olacak bir mantra seçin. Kızmak iyidir. Baş kaldın, eleştirmene verilecek sağlıklı yanıttır. Howitzer mantrala- rını kullanırken içinizden bağırın. İçinizden eleştirmeni azarlayın ki, öfke ve aşağılamanızla onu boğabilesiniz. “Çeneni kapat,” “kes şu saçmalığı,” gibi azarlarınıza karşın sizi huzursuz etmeyi sürdürürse daha güçlü önlemler almalısınız. Bileğinize bir paket lastiği geçirip bir yandan mantranızı söylerken bir yandan lastiği çekip bırakın.

Diyelim ki, eleştirmen görünüşünüzle ilgili size sataşıyor. İçiniz­den, “Bırak şu saçmalığı!” diye bağırıp aynı zamanda lastik bandı çekip bırakın. Böylece, onu durdurma ve düşünceyi kesintiye uğrat­ma başarınız artar. Lastiğin keskin acısı olumsuz düşünceler zincirini kırar ve bir cezalandırıcı işlevi görür. Böylece, yakın gelecekte eleş­tirmenin sataşma olasılığı azalır. Önemli olan, eleştirmeni saldırıya geçerken, henüz fazla zarar vermemişken yakalamaktır. Onun sesini her duyduğunuzda içinizden mantranızı bağırarak söyleyip lastiği de çekip bırakırsanız, saldırılan giderek seyrekleşecektir.

Bedel sormak

Eleştirmeni silahsızlandırmanın en iyi yolların­dan biri, saldırıları için ödediğiniz bedeli sorgulamaktır. Ona kulak vermek size neye mâl oluyor? Bir yayınevinde satış temsilcisi olarak çalışan 32 yaşında bir erkek, eleştirmenin işine, ilişkilerine ve refah düzeyine verdiği zararı değerlendirirken şöyle bir liste yaptı:

• En küçük bir eleştiride bile eşime karşı savunmaya geçe­rim.
• Sözümü dinlemediği zaman kızıma birden parlarım.
• Düşmanca davrandığım için arkadaşım Al ile aram bozul­du.
• Eleştirdiğini hissettiğim anda anneme hakaret ederim.
• Beni reddederler korkusuyla, olası müşterilerle ilişkilerimi gevşek tutarım. (Bu da bana yılda yaklaşık on bir dolarlık satış komisyonuna mâl olur.)
• Sosyal ilişkilerde kaygılı ve hep tetikte olurum.
• Sürekli olarak insanların benden hoşlanmadıklarını düşünü­rüm.
• Elime yüzme bulaştırırım korkusuyla yenilikleri denemekten çekinirim.

Özgüveninin düşüklüğü nedeniyle bu kişi, yaşamının her ala­nında ağır bedeller ödüyordu. Artık eleştirmen saldırdığında karşılık verip, “Beni insanlara karşı korkak yapıyor, savunmaya geçmeme neden oluyorsun. Gelirimin azalmasına, dostlarımla aramın bo­zulmasına, küçük kızıma sert davranmama neden oluyorsun,” diyebiliyor.

Şimdi sizin eleştirmeninizin size neye mâl olduğunu değerlen­dirmenizin zamanı. İlişkileriniz, işiniz, refah düzeyiniz bakımından : zgüveninizin sizi nasıl etkilediğinin bir listesini yapın. Listedeki rnemli maddeleri birleştirip bir bildiri haline getirin ve eleştirmen saldırıya geçtiğinde, “Bana şu, şu… zararları veriyorsun. Bunların dundan kalkamam,” diyerek ona karşı çıkın.

Değer olumlanması.

Bu yöntemin uygulanması, özellikle de kendinizde bir bozukluk olduğu ya da normal olmadığınız yolunda verleşmiş bir inancınız varsa çok zordur. Ancak, eleştirmeni tümüyle nlahsız bırakmak istiyorsanız, kendinizi onaylamayı öğrenmelisiniz, lîk iki karşılık verme yöntemi önemlidir, ne var ki yeterli olmazlar.

Ona adlar takarak, çenesini kapatmasını ya da neye mâl olduğu­nu söyleyerek eleştirmenin iğneleyici sözlerine kalıcı olarak son vermesini sağlayamazsınız. Gerçi bunları yapmanın bir süre için yararı olur, ancak yerine hiçbir şey koymadan eleştirmeni susturdu­ğunuzda, bir boşluk yaratmış olursunuz. Eleştirmen çok geçmeden geri dönüp yeni saldırılarla bu boşluğu dolduracaktır. Eleştirmeni susturduğunuzda onun sesinin yerine kendi değerinizin olumlu farkındalığını koymalısınız.

Değerinizi olumlamanız da kolay iş değildir. Şu anda değerinizin, davranışlarınıza bağlı olduğuna inanıyorsunuz. Kendinizi, damla damla biriken başarılarınızla dolan boş bir fıçı gibi görüyorsunuz. İşe hareket eden, konuşan, değersiz bir beden olarak başlıyorsunuz. Eleştirmen sizi insanın doğuştan gelen bir değeri olamayacağına, yalnızca önemli ve değerli işler yapabilme potansiyeli taşıdığına inandırmış olmalı.

Gerçekte ise değeriniz bilinciniz, kavrama ve deneyimleme yete- neğinizdir. İnsan yaşamının değeri, onun var oluşudur. Karmaşık bir yaratılış mucizesi olduğunuzu bilin. Yaşamaya çalışan bir insansınız ve bu da sizi aynı şeyi yapan tüm diğer insanlar kadar değerli kılıyor. Başarmanın bununla bir ilgisi yoktur. Eylemlerinizi ve katkılarınızı, değerinizi kanıtlamak için değil, canlılığınızın doğal akışından kay­naklandıkları için yapmalısınız. Kendinizi haklı çıkarmak uğruna değil, dolu dolu yaşamak için uğraş vermelisiniz.

İster kansere çare arayan bir araştırmacı ister sokağı süpüren bir temizlikçi olun, umudu, korkuyu, sevgiyi, acıyı, istemeyi, düş kırıklığını bilirsiniz. Dünyaya baktınız ve ona bir anlam vermeye çalıştınız. Çevrenizi kuşatan sorunlarla uğraştınız. Acıya dayandınız. Yıllar boyu çekilen acılar karşısında kendinizi daha iyi hissedebil­mek için çeşitli stratejiler denediniz. Kimileri işe yaradı kimileri de yaramadı. Kimileri kısa bir süre için işe yaradı, ancak ardından daha da büyük güçlüklere yol açtı. Zararı yok. Bütün yaptığınız yaşamaya çalışmak. Yaşamın tüm güçlüklerine karşın, yine de çabalıyorsunuz. İşte bu, sizin değeriniz ve insanlığınız.

Aşağıda, eleştirmeni kenarda tutmak için kendinize söyleyebi­leceğiniz sözlere örnekler bulacaksınız:

• Nefes alıyorum, hissediyorum, farkındayım ve bu nedenler­den ötürü değerliyim.
• Neden kendimi incitiyorum? Yaşamaya çalışıyor ve elimden geleni yapıyorum
• Acıyı duyumsuyor, seviyor ve yaşamı sürdürüyorum. Ben iyi bir insanım.
• Acılarım, umutlarım ve yaşama savaşım beni tüm insanlara bağlıyor. Hepimiz yaşamaya çalışıyor ve elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.

Belki yukarıdaki düşüncelerden biri size uygun gelir, belki de hiçbiri gelmez.

Önemli olan, inanacağınız bir düşünce bulup onu eleştirmenin sesinin yerine koymaktır.

Şimdi, kendi olumlu düşüncenizi yazmak için zaman ayırın. Gerçekçi bir düşünce bulmakta zorlanırsanız, o zaman “Gerçekçi Benlik Değerlendirmesi,” “Sevecenlik” ve “Hataları Yönetme,” başlıklı dördüncü, altıncı ve sekizinci bölümler, inanabileceğiniz düşünceleri geliştirmekte size yardımcı olabilir.

Unutmayın ki, eleştirmenin sesinin yerine koyacağınız olumlu düşüncelere gereksiniminiz vardır. Eleştiren sesten gelen bir sal­dırıyı başarıyla her durdurduğunuzda yerine hemen bir olumlu düşünce kullanmaya çalışın.