Kişisel Gelişim Bahçesinden Bir Demet

0
305

Dağ tepesinde bir çam olamazsan, vadide bir çalı ol;
Fakat oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol, bir yola neşe ver;
Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol;
Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Cadde olamazsan patika ol;
Güneş olamazsan yıldız ol;
Kazanmak veya kaybetmek ölçü ile değil;
Sen her neysen, onun en iyisi ol.”

Douglas MALLOCH

“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes, durup “Burada işini çok iyi yapan bir çöpçü yaşıyormuş” desin.

Martin Luther KİN

SEN NE HAKLA BENİM YARIM SAATİMİ YERSİN?

Edison, bir icad peşinde, yirmi saat çalıştığı günlerin birinde uykuya mağlup olur. Yardımcısına kendisini yarım saat sonra uyandırmasını tembih ederek çalıştığı sedire uzanır. Fakat yardımcısı yarım saat sonra öyle derin ve tatlı bir uyku içinde bulur ki Edison’u, uyandırmaya kıyamaz. Bir yarım saat daha bekler ve öyle uyandırır. Edison, uyanır uyanmaz ilk işi saati sormak olur. Durumu öğrenince de çok sevdiği asistanını şiddetle azarlar: “Sen ne hakla benim yarım saatimi yersin?”

ACABA EKSİKLİĞİM NEDİR?

Colgate firması hesabına sabun satan bir pazarlamacı, hiç cesaretsizliğe düşmeden sabun satmakta başarılı olamadığı bir işyerine gider ve daha önce görüştüğü yetkiliye şöyle dermiş: “Size tekrar sabun satmaya gelmedim. Geçen defa niçin size sabun satamadım, merak ediyorum. Acaba eksikliğim nedir? Sizinle konuşurken nerede hata yaptım? Lütfen beni tenkit edip, gerçekleri açıkça söyleyiniz?” Eksiklerini öğrenerek kendini geliştiren bu adam bugün Colgate-Palmolive-Peet Sabun Şirketi’nin tepe yöneticisidir.

AYAKKABILARDA KULLANILAN CIRTLI BANTLAR NASIL İCAD EDİLDİ?

Fırsatları değerlendirme konusunda en ilginç örneklerden biri de George De Mestral’dir. Adından çok fazla insan haberdar değildir ama hepimiz onun bulduğu ürünü biliriz. Mestral, birgün köpeğiyle birlikte dışarıda yürüyorken, hayvanın kürküne bazı otların yapışmış olduğunu gördü. Aslında o hepimizin hayatımız boyunca karşılaştığı ve yanımızdan geçip gitmesine izin verdiği fırsatlardan biriyle karşılaşmıştı. İki seçeneği vardı. Tüylerin o kısmını kesip atarak köpeğe söylenmek ve aynı şeyi bir daha yapmamasını ummak. Ya da tüyleri inceleyip kürke yapışma konusunda nasıl etkili olduğunu görmek!.. George ikinci yolu seçti. Otları mikroskop altında inceledi ve velcroyu (ayakkabılarda kullanılan cırtlı bantları) icad etti.

BEYNİNİ YÖNET

Başına istenmeyen bir hadise geldiğinde kendine doğru soruları, doğru şekilde sor. Beyin, düşünme faaliyetini gerçekleştirirken iki işlem yapar; soru sorar, cevabını arar ve bulur. Sorulan soru düşünce akışının yönünü ve düşüncenin kalitesini belirler. İflas etmiş bir kişi: “Allahım neden ben? Bu cezayı hak etmek için ne kötülük yaptım?” diye sitemli, negatif bir soru sorarsa beyninin bulacağı cevap, üzüntüsünü daha da artıracaktır. Oysa aynı kişi kendine: “Tekrar sıfırdan başlayarak daha önce başardıklarımdan daha fazlasını başarmak kaç yılımı alır?”, “Tüm bunlardan ne öğrenebilirim?”, “Bir daha böyle bir durumla karşılaşmamak için nelere dikkat etmeliyim?” diye pozitif, geliştirici sorular sorarsa, aldığı cevaplar da kendisini geliştirici, motive edici olacaktır.

Beyin, ilk önce hedefi üzerine odaklanır. Hedefi amaçlar ve ilk girişiminde bulunur, ilk noktada durur; merkezin dışında, hedeften uzakta. Bu durum alışılmış bir biçimde “yanılgı”, “hata” ya da “başarısızlık” olarak değerlendirilecektir. Aslında, beyin hedefine doğru ilerleme kaydetmiştir. Çünkü şu anda başlangıç aşamasında sahip olduğu verilerin yanı sıra yeni bilgilere de sahiptir. İkinci, üçüncü, dördüncü girişimlerde de benzer hata ve başarısızlıklar görülür. Beyin bunları hata yerine öğrenime eklenen veriler olarak görür; bunlar, öğrenme sürecinin bütünleyici parçalarıdır. Dövüş sporcuları, bunu “kaybederken yapılan yatırım” olarak adlandırırlar. Bu yatırımlar, öğrenmemizin hızlanmasını sağlar.

BİR ŞEY EN İYİ ŞEKİLDE NASIL YAPILABİLİR?

Ünlü orkestra şefi Artura Toscanini’nin 80. doğum gününde, oğlu Walter’e babasının en önemli işinin, en büyük başarısının ne olduğu sorulmuştu. Walter şu cevabı verdi: “Babam açısından böyle bir şey düşünülemez. Çünkü herhangi bir anda, ne iş yapıyorsa, o iş babamın hayatının en büyük işidir, ister bir orkestra yönetsin, isterse bir portakal soymuş olsun, yaptığı her şeye o, son derece önem verir ve özenle yapardı.”

AZMİN ZAFERİ

Grek hatip Demosthenes kekemeydi! İlk defa halk önünde bir konuşma yapmaya çıktığında herkes kahkahadan kırılmıştı. Ancak onun parlak bir konuşmacı olmak gibi bir hayali vardı. Bu hayalin peşini bırakmadı ve potansiyelini ortaya çıkarmaya çalıştı. Demosthenes’in ağzını çakıl taşıyla doldurduğu ve deniz kıyısına vuran dalgaların gürültüsünü bastırmaya çalışarak konuşma pratikleri yaptığı söylenir. Onun ısrarları meyvesini verdi ve hayalini gerçekleştirdi. Sonunda antik dünyanın en büyük hatibi oldu.

MUTLAKA HEDEFİN OLSUN

Yale Üniversitesi mezunları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, mezunlarla görüşülmüş ve onlardan açık ve belirli hedeflere sahiplerse bunlara nasıl ulaşacaklarına ilişkin planlarını yazmaları istenmiştir. Mezunlardan sadece %3’ünün böyle yazılı amaçlara sahip olduğu görülmüştür. Yirmi yıl sonra, yani 1973’te araştırmacılar 1953’te görüşme yaptıkları kişilere tekrar gitmişler, diğer konular bir tarafa, daha önce yazılı amaçlara sahip olan %3’lük kesimin finansal açıdan; geri kalan%97’nin toplamından daha iyi durumda olduklarını görmüşlerdir.Bu sadece kişilerin finansal gelişmelerini göstermektedir. Araştırmacılar, ölçümü zor olan; mutluluk, neşeli, huzurlu olma gibi sübjektif durumlarda da %3’lük kesimin diğerlerinden çok daha iyi olduklarını belirlemişlerdir.

FİZİKSEL DÜŞÜNCE

Güzel düşünceler taşımak anlamına gelen mutluluk, beyinde biyokimyevi değişiklikler yapmaktadır. Bu değişiklikler vücut üzerinde çok önemli etkilere neden olur. Aynı şekilde üzüntü ve stres de bedenimizde değişikliklere neden olur. Ancak bu değişiklikler fizyoloji üzerinde çok zararlı olmakta, vücudun doğal savunma sistemini “immun system” çökertmektedir. Doğal savunma sistemi çökmüş bir organizmada da, kanser hücreleri süratle büyüme şansı elde ederler.

Düşüncelerimizle beynimizi kontrol edebiliriz. Düşünmek, beyin kimyasını çalıştırmak demektir. Kızgın ve düşmanca düşünceler kalp atışlarını hızlandırır ve kan basıncını artırır. Aynı şekilde kaygılı düşünceler de kalbi hızlandırarak kan basıncını yükseltir. Ellerin titremesine, mide düğümlenmesine ve dil tutulmasına neden olur. Demek ki düşünce kendini fiziksel olarak ortaya koymaktadır.

DUADAKİ SIR

Birçok ilim adamı duanın tabiatüstü bir faktör tarafından cevaplandığı düşüncesi üzerinde birçok tartışma ve araştırma gerçekleştirdi. Bunlardan biri de San Fransisko Hastanesi kalp uzmanı Randolph Byrd’ın 393 kişi üzerinde yaptığı çalışmalardır. Byrd, hastaların yarısını; dindar kişiler tarafından rahatsızlıkları için dua edilmek üzere rastgele ayırdı. Diğer kısmına ise dua edilmedi. Doktor, Plasebo tesirini ayırt edebilmek için tecrübenin sebebini ve hangi gruba dahil olduklarını hastalara bildirmedi. Byrd, çalışmanın sonunda, kendileri için dua edilmeyen grubun diğer gruba oranla beş kat daha fazla antibiyotiğe muhtaç olduklarını ve üç kat daha fazla komplikasyon (bozukluk) geliştirdiklerini ortaya çıkardı.

ERKEN KALKMAK

Vücudunun biyolojik saatine uygun hareket et!

Uyku peryodunu tabiatın fıtri ahengine göre ayarla.

IOWA Üniversitesi’ndeki bilim adamları, yaptıkları araştırmalarda, erken kalkanların, geç kalkanlara göre daha keyifli olduklarını tespit ettiler.

Ayrıca vücut ısısı ve dikkat ölçümlerine göre bir grup insanın uyku peryotlarını inceleyen bilim adamları, erken kalkanların bütün vücut faaliyetlerinin yaklaşık iki saat önce devreye girdiğini tespit ettiler.

Bunun da onların yaşayışlarına müsbet tesir ederek, erkencilerin daha mutlu ve keyifli olmasını sağladığını gözlemlediler.

DUYGULARINIZI KONTROL ALTINDA TUTUN

“Heyecan ve Duygularınızı kontrol altında tutmalısınız. Örneğin, kızdığınız zaman tansiyonunuz altı derece artar. Bunun kalbiniz üzerindeki zararlı baskısını bir düşünün. Bir kimseyi hatasından dolayı suçladığınız zaman da o insanın kalbi üzerinde büyük bir baskı yapmış olursunuz. Bir problem yüzünden sinirlenir veya kızmaya başlarsanız hemen bu problemi kafanızdan atıp gevşemeye bakın. Bu sayede iç huzursuzluğunuzu ortadan kaldırırsınız. Kalbimiz, duygularını kontrol edebilen, neşeli ve huzurlu insanlardan hoşlanır.”

Dr. Charles Miner Cooper

POZİTİF ENERJİ

Eğer pozitif enerji almak istiyorsanız, beş-altı metre yakınında başka ağaç almayan bir çam ağacının gövdesine, avuçlarınız açık biçimde yaklaşın. Beyninizi pozitif enerji alacağınız konusunda yönlendirin. Gözlerinizi kapayıp, ağaçla bir bütün olduğunuzu hissedin. Elinizde bir sıcaklık duyacaksınız. Bedeniniz ağaçtaki enerjiyi çekecek, olumsuz elektriğiniz ise toprağa geçecektir.

Hayvanlar pozitif enerjiyi çeker. Evinize bir kedi götürün ve hayvanı takibe alın. Onun devamlı durduğu yer pozitif enerjinin en yoğun olduğu yerdir. Yatağınızı oraya yerleştirin.

Bilgisayarla çalışıyorsanız, yarım saatte bir soğuk su ile gözlerinizi yıkayın ve çalıştığınız ortamda, bilgisayarınızı üçgen oluşturacak şekilde yerleştirmeyin

Sevinç Kerimova (Biyoenerji Uzmanı)

STRES YAPMAYIN

Stresli insanlar sakin insanlara nazaran iki kat daha fazla gribe yakalanmakta ve agresif insanların hayatlarında astım, ülser ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski üç kat daha fazladır. Ayrıca depresyon kansere zemin hazırlamaktadır. Göğüs kanserine yakalanan kadınların savunma sistemlerinde doktorlar çok az miktarda antikor bulmuşlardır. Uyluk kemiği başı (femur) kırılan yaşlı insanlar, neşeleri yerinde ise üç kat daha fazla iyileşme imkanına sahipler. Ayrıca hisleriyle dürüst yaşamayı bilenler de iyileşme oranını artırmaktadır. Korkuya kapıldıkları anları kabul etmeyen insanlar daha fazla kan dolaşımı rahatsızlıklarına yakalanmaktadırlar. Hastalıklarını kabul edip problemleri hakkında konuşan kanser hastaları da, hastalığını itiraf etmeyen ve sorunları hakkında konuşmayanlara nazaran daha çabuk iyileşmektedirler

MEYVE NE ZAMAN YENİLMELİ?

Unutma! En mükemmel yiyeceklerin başında meyve gelir. Çünkü meyve, vücuda en çok yararı olan ve sindirim için en az enerji gerektiren bir yiyecek türüdür. Beyin sadece glikoz ile çalışır. Meyvelerde bulunan meyve şekeri glikoza dönüşür ve bir çoğu da yüzde 90-95 su ihtiva eder. Bu da meyvelerin aynı zamanda hem beslenme, hem de temizleme görevi yaptığını gösterir.

Meyve nimetinden gerekli faydayı sağlamak için nasıl yenmesi gerektiğini öğren. Buna göre, meyve daima aç karınla yenmelidir. Çünkü meyvelerin çok büyük bir kısmı ince bağırsakta sindirilir. Meyve yendikten birkaç dakika sonra ince bağırsaklara geçer ve şekerini orada bırakır. Fakat midede et, patates, nişasta gibi şeyler var ise, yani meyve yemekten sonra yenir ise, meyveler midede kalır ve mayalanmaya başlayarak rahatsızlık verir.

OLUMLU DÜŞÜNME

İyi kalpli bir kadın, kör, sağır ve dilsiz çocuklardan oluşan bir grubu sirke götürmüştü. Sirk dönüşünde kör çocuklardan biri, duygularını şöyle açıkladı: “Birlikte gittiğimiz sağır arkadaşlara çok acıdım” dedi. “Sirk orkestrasının müziğini, aslanların kükremesini, fillerin yürürken çıkardıkları ayak seslerini ve insanların alkışlarını duyamadılar onlar.”

PARA HERŞEY DEĞİL

Yer küresinin en zengin armatörü sayılan Onassis’in kızı Christine, milyarlar içinde doğdu, milyarlar içinde yaşadı ve bunalımlardan bunalımlara yuvarlana yuvarlana Buenos Aires’teki bir gece kulübünde tek başına ölüverdi. Hakkında çıkan yazılardan birinde şöyle deniyordu: “Hiç kuşkusuz her şeyini parası çaldı onun, ailesini, dostlarını, aşklarını, hatta ölümünü…” Neden ölümünü de? Çünkü bir gece kulübünde, tek başına, yalnızlığını unutmak için aldığı yatıştırıcıların şokuyla ölmüştü.

BİR DAHA DÜŞÜNÜN

Küçük zannedilen şeyler yan yana geldiği zaman büyük rakamlar ortaya çıkar. Dakikada 10 damla su kaçıran musluğun ayda 170 litre su akıtmış olması bunu göstermektedir. Bir kuruluşumuzca yapılan araştırmaya göre, nüfus başına yılda 4-5 kg buğday karşılığı ekmek israf olmaktadır. Türkiye çapında israf edilen bu miktar ile yaklaşık olarak 30 büyük fabrika, 8 adet Suat Uğurlu Barajı büyüklüğünde baraj yapılabilmekte veya üç bin adet belediye otobüsü alınabilmektedir. İstanbul’da israf edilip çöplüğe atılan bir haftalık ekmek, Norveç halkının bir günlük ekmek ihtiyacını karşılayacak miktardadır. Birleşmiş Milletler’in çeşitli kuruluşlarının raporlarına göre, senede 19 milyon çocuk yeterli beslenemediği için ölmektedir. Açlık tehlikesine maruz kalan insanların sayısı 1 milyara yakındır.

YÖNLENDİRME

Askere giden genç bir psikoloji öğrencisi, askerler arasında şöyle bir uygulama yapar: Yemekte, askerlerin alması için hazırlanan yiyeceklerin önünde kayısı dağıtmak için durur. İlk gelen bir grup askere “Kayısı istemezsiniz değil mi?” diye sorar. Askerlerin yüzde 90’ı “hayır” diye cevap verirler. Sonra ikinci gruba olumlu yaklaşımı dener: “Biraz kayısı istersiniz değil mi?” diye sorar. Askerlerin yaklaşık yarısı “Aaa, evet birkaç tane alırım.” diye cevap verir. En son gruba da “seçenekli” satış tekniğine dayanan üçüncü yöntemi dener: “Bir tabak mı iki tabak mı kayısı istersiniz? Diye sorar. Çoğu askerin ordudaki kayısıları sevmemesine karşın yüzde 40’ı iki tabak, yüzde 50’si bir tabak alırlar.

OĞLUMUN ÖĞRETMENİNE

Öğrenmesi gerekli, bilmiyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını. Fakat şunu da öğret ona; her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır. Her düşmana karşılık bir dost olduğunu öğret ona. Zaman alçak biliyorum. Fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların bulunan beşinden daha değerli olduğunu öğret.

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sesiz kahkahaların gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını. Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona sesiz zamanlarda tanır. Gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği. Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu öğret ona. Kendi fikirlerini inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi. Nazik insanlara nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona. Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona. Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.

Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini. Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona. Ve eğer kendinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret. Ona nazik davran, fakat onu kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun. Bırak cesur olacak sabrı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır. Bu büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsen bir bak bakalım. O, ne kadar iyi, küçük bir insan. Oğlum.

Abraham LİNCOLN

(Oğlunun öğretmenine yazdığı mektuptan alınmıştır.)