Kişisel Gelişim Kitaplarındaki Başarı İdeolojisi: Mümin Sekman Örneği

0
172

ÖZET

Dünyada uzun yıllardır en çok satanlar listesinde ilk sıraları işgal eden kişisel gelişim literatürü, tüketim toplumunun geçirdiği zihniyet dönüşümü ve kapitalist sistemi meşrulaştırma pratikleri hakkında önemli ipuçları sunar. Hayat, kimilerinin başarılı kimilerinin de başarısız olacağı bir sınav olarak algılandığında ahlaki değerler ve insani ilişkiler bu önkabule göre şekillenir. Bir kaybeden olmamak için hırslı, benmerkezci ve bireyci tercihler ön plana çıkar. Başarı ideolojisine teslim olanlar, bireysel kurtuluşun peşinden gider; paylaşım, dayanışma ve toplum yararı gibi değerleri ise geri plana atarlar.

Başarı ideolojisini benimsemek, mutlu olmanın tek yolunun bireysel başarıdan geçtiğine inanmayı da beraberinde getirir. Ne var ki asıl büyük tatminsizlik, kişisel gelişim kitaplarında vadedilen bireysel başarının beklenen mutluluğu getirmemesi durumunda yaşanır. Okura hayatı bir sınav olarak sunan kişisel gelişim kitapları, modern toplumun kılavuzsuz kalmış bireylerini kapitalizmin o büyük yalanına inandırmaya çalışır: Bireysel kurtuluşun mümkün olduğu yalanına…

Sistemin devamlılığı için önemli bir araç olan kişisel gelişim alanı, herkesin her koşulda eşit olduğu varsayımına dayanır. Başarıya olan inanç, motivasyon ve umuttan beslenir. “Ya başarılısın ya da hiçsin!” söylemiyle başarısızları ve başarısızlık bilgisini yok sayar.

Batıda kişisel gelişim literatürünün doğuşu, ekonomik bir kriz sonrasında gerçekleşir. Türkiye’de ise kişisel gelişim literatürünün doğuşuna zemin hazırlayan süreç siyasi bir krizle başlar. Bu çalışma, Türkiye’de kişisel gelişim literatürü dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Mümin Sekman’ın kitapları özelinde başarı ideolojisi söylemini eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Kapitalist sistem, kişisel gelişim, başarı ideolojisi, bireysel kurtuluş.

Giriş

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı (Büyük Bunalım), Amerika Birleşik Devletleri‟nde özellikle alt ve alt-orta sınıflar üzerinde yıkıcı bir etki yarattı. Bu yıkıcı etkinin iki yönü vardı:Birincisi, bu sınıfların hayat standartları dramatik bir şekilde düştü. İkincisi ise sisteme olan inanç ciddi biçimde sarsıldı. Nitekim John Steinbeck‟in Gazap Üzümleri (1939), kırsal kesimdeki Amerikalıların Büyük Bunalım sırasında yaşadıkları acıları gösterirken Horace McCoy‟un Atları Vururlar (1935) adlı romanı, Büyük Bunalım‟ın şehirli alt ve orta sınıfların hayatında yarattığı  tahribatı anlatır. İnsanlar, birkaç yüz dolarlık bir ödülü kazanmak için dans pistinde günlerce ayakta  kalıp adeta ölüme meydan okuyarak kendilerine bir çıkış yolu ararlar. İşte tam da böyle bir  dönemde kişisel gelişim literatürünün ortaya çıkması ve geniş bir okuyucu kitlesi kazanması  aslında hiç de şaşırtıcı değildir. Bu kitaplar, o dönemde insanların çok ihtiyaç duydukları umudu  tazelemiş; kapitalizmin bireysel kurtuluş efsanesini yeniden cilalayıp kitlelere sunmuş; en az John  Maynard Keynes‟in İstihdamın, Faiz ve Paranın Genel Teorisi (1936) adlı kitabı ve Franklin  Delano Roosevelt‟in New Deal‟ı (1933-1938) kadar sistemin ayakta kalmasına hizmet etmiştir.

Illouz (2011, 69), yeni bir psikolojik anlatı olarak biçimlenen kişisel gelişim kitaplarının, kişinin değişebileceği ve kendini şekillendirebileceği varsayımı üzerine kurulduğunu belirtir. Söz konusu kitaplar, 1939 yılında Pocket Books tarafından başlatılan ve okurla düşük maliyetle buluşan “kâğıt kapaklı kitap devrimi” sayesinde yayılabildi. Bu ciltsiz kitap devriminden yararlanan popüler psikoloji kitapları, daha çok sayıda alt ve alt-orta sınıf insana hitap edebildi. Marketlerden eczanelere kadar pek çok yerde kolayca bulunabilen bu tür kitaplar yaygınlaştıkça kişisel gelişim endüstrisi güçlendi.

Botton (2005, 71)‟un da ifade ettiği gibi, farklı kanalları ile duyguların dilini kullanan kitle iletişim araçları söz konusu alana yönelik talebi etkiledi. Yüksek statüye sahip insanların yaşamlarını merak etme, onların yaşadığı hayatın hayalini kurabilme fırsatı, kitle iletişim araçlarının etkisiyle daha da arttı. Kitle iletişim araçları, sahip olduğu içerikle de izleyicilerin beklentilerini yükseltti.

 

Botton (2005, 67-68), kişisel gelişimin önemli bir parçası olan biyografi kitaplarının, yani başarıya ulaşmış kahramanların yaşam öykülerinin, aslında Batıda on dokuzuncu yüzyıldan itibaren görülmeye başlandığını belirtir. Henüz “olmamış” olarak nitelendirilen kişilere “nasıl olunacağı”nı anlatan, yığın yığın tavsiyelerle dolu, kişisel dönüşümü vadeden, birdenbire edinilen servet, mutluluk ve başarının kapısını açarken okuyucuya hüzün ve acı veren kitaplardı bunlar. Benjamin Franklin‟in (1706-1790) yaşam öyküsünün, başarı öykülerini anlatan kişisel gelişim kitapları için bir öncü sayılabileceğini belirten Botton (2005, 68)‟a göre, özellikle Franklin‟in geliştirdiği özdeyişler, kişisel gelişim literatürünün temelini oluşturmuştur

Makalenin Tamamını Okumak İçin TIKLAYINIZ