Kitap karıştıran okurları geri istiyoruz

1
779

sahafDişinden tırnağından artırarak kitaba yatırım yapan, bir eserin peşinde aylarca koşan okurlar artık nadir bulunuyor. Sahaflar değişen okur profilinden rahatsız. Çekirdek yiyen, kitabevine tüküren müşteriye tepki için camlara yazı asarak gerçek okur arayışına çıkanlar var.

“Bu dükkânda telefonla konuşmak, kabuklu kabuksuz yemiş yemek, sigara içmek, yerlere tükürmek, bağırıp çağırmak, başkasının ve bu dükkânın eşyasını veya kitabını aşırmak, dakikada 40 kelimeden fazla konuşmak, kitaplara kötü muamelede bulunmak yasak!..” Beyoğlu Aslıhan Pasajı’nda sahaflık yapan Sedat Yardımcı, 70 metrekarelik dükkanının içine böyle bir uyarıyı mecburen asmış. Çünkü on yıldan beri tüküren, fındık fıstık yiyen, bir sahaf dükkanının ortasında çığırarak telefonda iş bağlayan insanlarla çok karşılaşmış. Yardımcı, isyanını zamanla dükkanın dışına taşırdığını söylüyor. İki ay önce kapısına iliştirdiği not şöyle: “Lütfen ders kitabı ve ders için kitap sormayınız. Eskisi gibi kitap karıştıran okurlar istiyoruz artık.”

Kitaba meraklı insanlar eskiden sahaflara gider, saatlerce tozlu rafların arasında vakit geçirir, ya yeni bir kitap keşfeder ya da uzun zamandır kovaladığı o nadide kitaba ulaşırdı. En önemlisi, gerçek bir okur, dişinden tırna-ğından mutlaka artırır, bütçesinin bir kısmını istikrarlı olarak kitaba yatırırdı. Yardımcı, günümüz okur kitlesinin bu profilin çok uzağında olduğunu gördüğü için üzgün. Bir o kadar da kızgın. Nasihat, öneri ya da mecburiyet dışında gelip kitap alan, karıştıran okur sayısının azlığından yakınıyor ve ekliyor: “Benim bu uyarıyı asmamdaki amaç sadece bir serzeniş değil. ‘Sahaf nedir?’ diye okurları düşündürmek, sorgulatmak istiyorum.”

Müşterilerine ‘Ders kitabı satmı-yoruz’ cümlesini kurmaktan bıkan sadece o değil. Pasajın eskilerinden Sıtkı Altuner, ‘Harry Potter var mı?’ diye popüler kitapları soranları, “Çok şükür yok!” diyerek gönderiyor dükkandan. Ders kitabı soranları ise kendi deyişiyle kova-lıyor. Eski sahaflardan Halil Bingöl farklı görüşte. Kapıya gelen her kim olursa olsun, sabırla cevap vermek gerek ona göre.

‘Sahaf’ın TDK’daki anlamı belli, ‘genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı’ demek. Antika değerindeki nadir kitaplar bulunur sahaflarda. Ancak imajlarının böyle olmasında yıllardan beri ders kitabı satan Beyazıt’taki Sahaflar Çarşısı’nın ve son yıllarda iyice ders kitabına yoğunlaşan Kadıköy’ün ünlü sahaf pasajı Akmar’ın emeği büyük (!).

Akmar’ın kurucuları arasında yer alan Müteferrika Sahaf’ın sahibi Lütfi Seymen, 1994’te pasajdan malum nedenle kaçtığını söylüyor. Şimdi Akmar’ın karşısında küçük bir dükkanı var. Ona göre sorunun temelini ‘ben de sahafım’ diyen herkesin sahaflığa soyunması oluşturuyor. Eski yazıyı bilmeyen, kitapları tanımayanların sahaf olmasının gelip dayandığı nokta bu.

‘Sahaf’ın gerçek anlamını yitirmesi ise 12 Eylül’le başlıyor. Seymen’in ifade ettiği gibi, “12 Eylül’den sonra her şey gibi sahaflık da travma geçirdi. Sahaflar Çarşısı’yla başladı bu bozulma. Şimdi okurların zihin dünyasına iyice yerleşti. Sahaflar Çarşısı Derneği’nin başkanı bile ders kitabı satıyor. Ders kitaplarının kâr marjı yüksek, satış garantisi var. Durum ortada.”

Kadıköy’ün sahaflarından Barış Bingöl ‘Ders kitabı var mı?’ sorusunu artık kanıksamış. “Sadece ders kitabı değil, çok satan kitapların daha ucuzlarını bizde bulabileceklerine inanan okurlara cevap vermekten de yorulduk.” diyor. Bingöl de diğer sahaflar gibi dertli: “Okurlar artık ikinci el kitap satanlarla sahafın farkını öğrenmeli. İkinci el kitapçılar, piyasada hâlâ baskısı olan bir eseri daha ucuza satan ya da yayınevlerinden stok fazlası kitapları toptan alıp ucuza satanlara deniyor. Sahaf ise işin ilminin derdinde…”

Kaynak: Zaman Gazetesi / Sevinç Özarslan