Koçluk Eğitiminin Temel Unsurları

0
255

Bu bilgiler, tezin denek grubunun eğitim aldığı firmanın, eğitimde kullandığı, orijinali Amerika’dan gelen ICF onaylı eğitim kitabından alınmıştır. Bir koç adayının karşındaki kişiyi doğru anlaması, kendi düşüncelerini, inançlarını ona yansıtmaması için kapsamlı bir koçluk eğitiminde, toplam 47 saatlik bir çalışma ile sahip olması gereken beceriler ve dayandığı mantık anlatılmaktadır.

Gerçek Kavramı: Koçluk sisteminin gerçeği, Rogers’ın “fenomenolojik gerçek” kavramıdır. Bu kavramı koçlara dört saatlik bir çalışma ile öğretmeye çalışır. Altta yatan anlam ne olursa olsun kişiye ait tüm yaşantılar “gerçek”tir, koça kişinin gerçeğinin ” çalışılacak gerçek” olarak kabul etmesi öğretilmeye çalışılmaktadır. Patalojik gerçeklik sorunu olan bireyler koç tarafından psikologlara yönlendirilir.

Gestalt kuramcılardan Koffka, fiziksel yada nesnel gerçek ve psikolojik yada öznel gerçek olmak üzere iki tür gerçekten söz etmekte, dışardan fiziksel olarak gelen duyusal uyarımları anlamlandırmada bireyin inançları, değerleri, ihtiyaçları, tutumları da katkıda bulunduğunu savunmaktadır. Bireyin davranışını anlamak için çevresel etkenlerden çok, anlamlandırma süreci önemli olduğunu ve anlamlandırma sürecini çocuklukta öğrendiklerinin şekillendirdiğini belirtmiştir.

Bu varsayımdan yola çıkan koçluk sistemi, kişinin gerçeğinin bu sistemde saygı ile kabulden başlayarak hareket edilmesini kabul eder. En büyük hata, koçun kendi gerçeğini müşteriye empoze etmesidir. Eğitimin bu bölümünün amacı, koça bu

bilimsel gerçeği anlatmayı hedefler. Daha sonraki çalışmalar, “güçlü sorular tekniği” ile farkındalık arttırmayı hedefler.

Ön Kabul: Carl Rogers’ın (1951) öncüsü olduğu hümanistik kişilik kuramının özü insanın “kendini gerçekleştirme” eğiliminde olmasıdır. Çevresinden kayıtsız, şartsız kabul görürse ve “saygınlık gereksinimi” kişiyi “kendini gerçekleştirme” ihtiyacını tatmine yöneltir. Sağlıklı kişinin, her yeni yaşantıdan öğrendiklerini kendi benliğine katacağını ve gelişeceğini vurgular. “Her insan benzersizdir” kabulü, her koçun kabul etmesi gereken bir denekdur. Koçluk süreci, kişinin benzersizliği üzerine kurulur

Anlamlandırma: Gestalt Teorisi, insanın beş duyu ile topladıkları bilgileri kendi zeminine göre anlamlandırdığını savunur. Bu varsayımdan hareketle, bir koçun bilmesi gereken önemli noktalardan biri; kişinin, algıladığı kelimelerin ne anlama geldiği hakkındaki sonuca, konuşan kişinin düşünce ve inançları yoluyla değil, kendi görüş ve düşünceleri yolu ile vardığıdır. Bu sebeple, koç özellikle kilit kelimelerin konuşan zemininde ne anlama geldiği mutlaka geri dönüşlerle sormalıdır.

Gedikler: Gestalt Psikolojisi, kişinin bazı davranış kalıplarının, bir zamanlar işe yaradığını için kullanmayı öğrendiğini ama “şimdi ve burada” da varolan ihtiyacı tatmin etmediği vakit anksiyete yaşanacağını varsaymaktadır . Bu anksiyeteler hedefe giderken kişinin kendine yarattığı engelleri teşkil etmektedir. Koçluk sisteminde kişinin kendine yarattığı engellere “gedik” kavramı denmiştir. Koçlara dört saatlik bir eğitimle, gediklerin nasıl fark edileceğini, müşterinin kendi duygularının ve düşüncelerinin farkındalığını uyandırmaya yönelik aktif konuşma teknikleri öğretilmektedir.

Analiz ve Sentez: İyi analiz ve sentez yapma yeteneği de gereklidir. Bu koça, sorunlu davranışlarını anlayıp değiştirmesi için yardım ederken, öncelikle bu davranışların sebeplerine dikkat etmek, dolayısıyla kişi ile çevresi arasındaki dinamikleri incelemek gerekir. Bu davranışları doğuran faktörlerin yanı sıra bunların sonuçları da inceleme konusu olmalıdır.

Etkin iletişim: Kişi kendini rahat ve güvende hissettiği ortamlarda daha rahat ilişki kurar. Eğitimin bu sekiz saatlik kısmında, bir koça bu rahat ilişkiyi nasıl kuracağına dair ipuçları verilir. Örnek olarak yargılayan cümleler, sık sık lafını kesmek, müşterinin koçla bağ kuramamasını sağlar. Koçlara aşağıda değinilen etkin iletişimin temel unsurları anlatılmaktadır. Bir koçun iyi iletişim kurması, özellikle ilk seanslarda, birbirini önceden tanımayan iki insanın kurduğu ilişkide kaygı faktörünü azaltmaya yarar.

Ses tonu, kelime seçimi, vurgu,mizahın kullanımı konuşmanın etkili olmasında etkin rol oynar.

İki kişinin yüzyüze olduğu ilişkide vücut hareketleri, mimikleri, jestleri kapsayan sözsüz iletişimde mevcuttur. Koçların beden dilini anlamaya ve bu konuda iyi bir eğitime ihtiyacı vardır. Koçlar, bu konu hakkında mümkün olduğunca çok okumalı, zaman ve kaynaklar elverdiğince eğitim almalıdır. İletişimin %60-80’ini sözlü olmayan dilin (beden dili) temsil ettiği bilinmektedir. Bu iletişim türünde yüz ifadeleri ve vücut hareketleri ayrı önem taşımaktadır (Mc Cormack, 2000:46-52)

Farklı kültürlerde sözsüz iletişim mesajlarının anlamının da değiştiği görülmektedir. Beden dilini yorumlayabilmek için o kültürü iyi tanımak gerekmektedir

Dinlemeyi, dinleyenden doğan, motivasyon, ilgi, psikolojik ve fizyolojik faktörler etkilemektedir. Zihinden ayrışmış bir dinlemenin söz konusu olmadığı belirtilmektedir. Etkin dinlemenin ana unsurlarından soru sorma, geri bildirim vermenin altı çizilmektedir . Bu teknikler, koçlara etkin dinleme eğitiminde verilmektedir. Koçlar, farklı zeminden geldikleri müşterilerini doğru anlamaları için anlaşılmayan tarafları sormanın veya konuşanın kendi sözcükleri ile tekrar etmenin gerekliliği üzerinde durulmaktadır.

Gözlem: Eğitimde koçlara, müşterisinin ona aktardığı olaylardaki davranışlarını, düşüncelerini gözlemleyerek, tüm bunlar içinden yeteneklerini ve gelişmesi gereken tarafları saptama teknikleri dört saatlik bir eğitimle verilmektedir. İnsanın zihnini susturması, önyargılarına set çekebilmesi zor olduğu için koçlara her gözlemin somut davranışa dayandırma ilkesi benimsetilmeye çalışılmaktadır.

Güçlü Sorular: Süreçteki anahtar öğedir; başarılı koçluğun temelinde doğru soruları sormak yatar. Güçlü sorular sorma, konuyu iyi anlamaya yardım eder. Koç, kişilerin sorumlu davranışların yetersizliklerini, performans kayıplarını ve bunların sebeplerini araştırmaya yönelik ve kişinin perspektifini anlamaya yardım edecek çeşitli sorular sorar.

Koç, olumsuz noktalara saplanmamalı ve danışanın başarılarını dile getirmeli ve daha çok bu yönde geri besleme sağlamalıdır.

Yazar: ELİF İSTEM HERGÜNER / Yüksek Lisans Tezinden Alınmıştır