Küçük Hata Yoktur, Büyük Yanılgı Vardır

1
263

Hata yapmak bir lükstür. Hele de basit hata yapmak! Kariyer yaşamındaki en temel basit hata kariyer yolunuzun çizilmesini başkalarına ihale etmektir! Farkında olmadan kendinizi engellemeniz, aşağıya çekmenizdir basit hatalar…

DAHA İYİ BİR KARİYERİN VE BAŞARININ ÖNÜNDEKİ ENGEL: BASİT HATALAR

Tenis maçlarında sık sık duyarız. Spiker oyunculardan birinin maç içinde fazla “basit hata” yaptığını söyler. Bazense ekrana maçın istatistik verileri gelir, orada görürüz basit hata sayısını. Peki, basit hata nedir?

Basit hatalar sadece tenis oyuncularına mı özgüdür? Ya da sadece sporcuların dünyasında mı anlamı vardır bu sözün?

Biz, yaşamımızı sürerken basit hatalar yapmaz mıyız?

Pekâlâ, sayı alabilecek rahat bir pozisyondayken, topu fileye taktığımız olmamış mıdır?

Ya da daha açık konuşalım, harika olabilecek bir kariyeri basit hatalardan dolayı mahvettiğimiz olmaz mı?

Olur! Hem de sık sık olur.

Hatta işin başındayken, daha yola çıkacakken, gelecek vadeden bir gençken çok sık olur. Şimdi basit hataların her türlüsüne değil, mesleğin ilk yıllarında adamın önünü tıkayanlarına bir göz atacağız. Aslında bunlara kariyer hataları demek tam tanımlamıyor durumu. Bunlar bazen koskoca bir ömrün heba olmasının nedeniyse eğer, onlar artık kariyer hataları değildir; yaşam hatalarıdır. Yaşamı mahveden hatalardır.

İlk önce, ilk soruyu yanıtlayalım.

Basit Hata Nedir?

Tenisteki karşılığını söyleyeyim, rakipten hiçbir baskı gelmemesine rağmen yapılan hataya, basit hata denir. Bazen odaklanma eksikliğinden, bazen temel becerilerdeki eksiklikten, bazense fiziksel hazırlığın yeterli olmamasından kaynaklanır. Futbol ve voleybol gibi oyunlarda da basit hata ifadesine yer verilir ama hiçbirinde teniste olduğu kadar öne çıkmaz.

Samantha Stosur (Dünya Tenis Sıralamasında 5 Numara Nisan 2012)
1.Basit Hata: “Ne Kadar Ekmek O Kadar Köfte” Diye Düşünmek

Bu en sık gördüklerimden biridir. Genç adam ya da kadın, işinden mutsuzdur ve öfkeyle “Bu kadar paraya, ben ancak bu kadar çalışırım.” der. Ne kadar ekmek, o kadar köfte yani. Gençtir, öfkelidir, mutsuzdur. Belki haklıdır mutsuz olmasında. Evet, aslında gençler birçok kez haklıdırlar öfkeli olmakta, mutsuz olmakta. Ama bu öfkenin işe yaradığı pek görülmemiştir. Haklı olmak bir şeydir, bu haklılığın işine yarayıp yaramaması bambaşka bir şey.

Üstelik bu haklılığı öfkeyle dilimize dolamak birçok defa bizi yanlış bir bakış açısına sürükler.

Genç, “Bu paraya bu kadar çalışırım” der.

Genç, “Bana gösterilen bu saygıya, karşılık bu kadar çalışırım” der.

Bir adalet arayışı gibi görünüyor, öyle değil mi?

O halde yanlış olan ne?

Ne yazık ki çok şey!

Eğer size değer verilmeyen bir yerdeyseniz, yapmanız gereken daha az çalışmak değildir. Yapmanız gereken orada çalışmamaktır! Orada olmamaktır.

Kazandığınız para sizi tatmin etmiyorsa, yapmanız gereken o parayı daha da azaltacak bir bakış açısını benimsemek değildir. Aksine o bakış açısını bir kenara fırlatıp atmaktır. Durumu kökten değiştirmenin yollarını aramaktır.

Eğer size verilen değerden memnun değilseniz. Yapmanız gereken “ne kadar değerli” olduğunuzu göstermek, ispat etmektir. Sizi değerli görmeyenleri haklı çıkaracak bir davranışı benimsemek değil.

Ve eğer ne kadar ekmek o kadar köfte derseniz, size başkalarının ömür biçmesine, değer biçmesine, yaşam biçmesine neden olursunuz. Çünkü edilgensinizdir. Çünkü az verirlerse az yaparım tavrının karşılığı hiçbir zaman “çok olanı” elde etmek değildir.

İki eksinin artı ettiği de görülmüş değildir!

2. Basit Hata: Kendi Gelişimini Başkasına Emanet Etmek!

“Bana bir kariyer yolu çizin.” diyenlerdenseniz, hemen bırakın bu sözü. Bu bir insan kaynakları yalanıdır.

Şirketlerin işi size kariyer yolu çizmek değildir. Size iyi bir kariyer vaat edenleri vardır ama hedefleriniz onların hedefleriyle örtüşüyorsa böyledir bu. Şirketlerin işi kendi yollarını çizmektir, sizin hedeflerinizle onların ki örtüşüyorsa, bu güzel bir birliktelik olur.

Kimse size kariyer yolu çizmez. Aslına bakarsanız zaten “ÇİZMEMELİDİR DE.”

Şirketlerin işi sizin kariyer yolunuzu çizmek değildir. Okullara bile havale edilemez böyle bir sorumluluk. Çünkü kariyeriniz yaşamınızdan ayrı değildir. Olsa olsa anne ve babalarımızdan talep edebiliriz bu isteğimizi. O da küçükken, çocukken daha.

Siz kendi kariyer yolunuzu kendiniz çizmelisiniz. Bu başkasının sırtına atabileceğiniz bir sorumluluk değil, bu öyle böyle savsaklamaya gelecek bir iş değil.

Siz kendi kariyer yolunuzu çizmelisiniz. Sonra şuna bakmalısınız, çalıştığım bu şirkette ben hedeflerimi istediğim zamanda gerçekleştirebilir miyim?

UNUTMAYIN!

Yaşamınızın sorumluluğunu başkasına verirseniz, başkasının yaşamını yaşarken bulursunuz kendinizi.

Novak Djokovic (Dünya Tenis Sıralamasında 1. sırada, Nisan 2012)
3. Basit Hata: Büyük Şirketlerde Çalışmak, Sizi Kendiliğinden Becerikli Yapmaz.

Adı, sanı olan şirketlerde çalışmanın eşsiz faydaları vardır. Üstelik o şirket bu adı sonuna kadar hak etmişse faydaları daha da büyüktür. Statü sahibi olursunuz, saygınlığınız artabilir ve sosyal haklarınız sektör ortalamalarının üzerindedir.

Hepsi güzel. Hatta devam edelim. İyi eğitimler alma, uluslar arası deneyim kazanma gibi seçeneklerde varsa önünüzde birçok meslektaşınızın arzuladığı bir pozisyondasınızdır. ANCAK…

ANCAK, büyük bir şirkette çalışmak sizi kendiliğinden becerikli yapmaz. Büyük bir şirkete kabul edilmiş olmak hayat boyu başarıyı garantilemez. Yarınlarınız için çalışmanız, okul yıllarınızda gösterdiğiniz çabanın bir benzerini göstermeniz gerekir. Her şey cepte değildir, her şey olup bitmiş değildir. Koşmaya devam etmek gerekir.

Büyük şirketlerde çalışan bazı insanlar bazen keyifli ama tehlikeli bir yanılsamaya kapılırlar. Şirketin başarısını o kadar içselleştirirler ki sektöründeki en iyi şirketin satın alma müdürü diye, kendisini o ülkenin en iyi satın alma müdürü olarak görebilir kişi kendisini.

Bu yanılsamadır. İnsanın hoşnut eden, psikolojik olarak rahatlatan ve bu yüzden de çok tehlikeli olan bir yanılsamadır üstelik.

Bir şirket, tek tek bireylerden fazla, farklı bir şeydir. Bir şirket, yılları bulan kökleriyle, kuralları, sistemiyle, yönetimi, alışkanlıkları, deneyimi ve varlıklarıyla farklı bir şeydir. Elbette orada olmanız işinizde iyi olduğunuzu gösterir ama şirketle fazla özdeşleşmek bir dizi hatayı tetikleyebilir.

En büyük tehlike şudur. Bu yanılsama şöyle düşünmesine yol açar bazısının: “Hamdım, piştim, oldum.”

Unutmayın kariyerinizin başında okul başarılarıyla iyi bir pozisyona gelebilirsiniz ama sonrasında sadece kariyer başarılarıyla bir yere gelmeniz mümkündür. “Hamlıktan olmaya” geçişin yolu da öyle kısa değildir.

Basit hatalar bu üç maddeyle mi sınırlı?

Elbette hayır!

Ama şimdilik bu üçünü bilmek fena bir başlangıç sayılmaz.

Başarınız için basit hatalardan sakının!

Kupayı öpmenin yolu budur!

kigem