Kurşun Kalemden Alınacak Hayat Dersleri

0
804

*Kurşun Kalem
Kurşun kalemin içi, kil ve kömür tozu karışımıdır.
” h ” yani kil oranı arttıkça, sert ve açık renk yazar.
” b ” yani kömür tozu oranı arttıkça, yumuşak ve koyu renk yazar.

***

Amerika’da bir şirket kurşun kalem üretir.
Bir süre sonra müşteri şikâyetleri gelmeye başlar.
Yok, bunun ucu kırılıyor, yok bu iyi yazmıyor falan.
Diğer kalemlerle aynı kalitede üretiliyor olmasına rağmen sadece sarı renk kalemlerden şikâyet gelmez.
Şirket olayı araştırır ve durumun psikolojik olduğunu fark eder.

***

Ondan sonra sadece sarı renkte kalem üretmeye başlarlar.
İşte onun için ABD’deki ve tabi filmlerdeki kalemlerin hakim rengi sarıdır.
” sarı rengi sevmeyen bir insan olarak, hiç sarı kalemim olmadı.
Ama bir arkadaşım benden aldığı yeşil kalemi kaybedince onun yerine sarı renkte bir kalem alıp verdi.
Kısa bir süre sonra kalemin çok hoş bir yazımı olduğunu fark ettim. Sarı bir nesneden çıkan siyah rengin gerçekten de bir çekiciliği var.
Sarı kurşun kalemin gizli büyüsüyle tanıştım. Kullanmadan bilinemiyor. ”
Şeklinde bir yazı yazmama neden olan kalem.

***

kâğıt üzerinde sürtündükçe süper biç ses çıkarır bu uçlu kalemin çıkaramadığı bir sestir. kışırhışırkışırhışır tarzı bir şeyidir. (bkz: kelimelerin kifayetsiz kaldığı an
kurşun kalem sonsuza dek kullanılacak… Zaman zaman çok kullanışlı olabiliyor. Saman kâğıdının üstüne kurşun kalemle yazamamak gibi bir takıntısı olanlar da vardır.
İsmindeki kursun kelimesinin aksine gayet hafiftir; kömür ve tahtanın uygun karışımıyla oluşmuş süper bir nesnedir.
(bkz: her eve lazım)
jaques Conte nin grafit tozu ve lüleci toprağını karıştırarak bulduğu nesne
bir araştırmaya göre, herhangi bir kurşun kalem ile 56.327 metre uzunluğunda bir çizgi çizilebilir. Ama çizgi çizmek yerine yazı yazmak istenirse ortalama 50 bin adet kelime derç edilebilir.
(kaynak: focus, Aralık 2004)

Bu da kurşun kalemler ile ilgili güzel bir blok:

http://www.pencilrevolution.com/

İstanbul üniversitesi avcılar kampusunda bir takım öğrenci insanın çıkardığı faizin dergi.”savaşın gölgesinde bir faizin daha…” sloganının benimseyerekten yerlerini ve duruşlarını belli ediyorlar az çok.
Desteklenmesi gereken oluşum, kısır öğrencilik aktivitelerine bir alternatif.
Alelacele elinize aldığınız tükenmez kalemle yazmaya çalışırken olduğu gibi aniden tutukluk yapmaz,
haber vermeden bitmez, sizi yâri yolda bırakmaz,
onunla yazdıklarınız istediğiniz zaman silebilirsiniz, inatla karsınıza dikilmez yazdıklarınız,
hem bazıları kendisiyle birlikte sevimli bir silgi de taşır,
sıcak-soğuk ayırt etmez, her koşulda yazar, yeter ki hoyrat davranıp ucunu kırmayın,
ucu kırılsa bile size küsmez, kalem tras diye bir arkadaşı var, hemen onu çağırırsınız yardıma olur biter.
Efsaneye Gore naşa, astronotların uzayda kullanmaları için mekiğe tükenmez kalemler koymuştur. Ancak tükenmez kalemler gerek basınç, gerek yerçekimi gibi nedenlerden ötürü uzayda kullanılamamışlardır. Bunun üzerine, milyon dolarlar harcayarak uzayda yazabilen tükenmez kalemler üretmeye çalışmışlardır. Başarıp başaramadıklarını bilemiyorum.
Ayni durum Rus kozmonotların da basına gelmiştir. Ancak Rus uzay islerinin çözümü bulmaları çok kolay olmuştur. Ne mi yapmıştır Rus uzay idaresi?
Kozmonotlara kursun kalem vermiştir.

Kursun kalem uzayda da yazabilen kalemdir diye tanımlanabilir hale gelmiştir bu olaydan sonra.
Açtıkça tükenen ama genelde bitişi kaybolmasıyla olan kalem türü.
Küçüklüğümde hep şeklinin mermiye veya füzeye benzediğinden dolayı kurşun kalem diye adlandırıldığını, İngilizce öğrenirken lead´in kurşun demek olduğunun ve uç kutusunun üstünde mechanic pencil leads azısını görmemle hakkaten kurşun var içinde lan heralde diye kendimi acayip önemli bir buluş yapmışımcasın hislendiren icat.
Efendim geçende circuit labında merak edip baktım az kullanılmış yani az kısalmış bir kurşun kalemin bir uçtan bir uca direnci 30 omdur. Evet, böyledir.
İlkokul yıllarında tombow ile tanışmış (o zamanlar pahalı kalemlerdi kullanmama pek izin verilmezdi); yıllarca çeşitli boy ve ebatlarda uçlu kalem kullanmış bir kalem kullanıcısı olarak bir iki yıl önce yeniden keşfettiğim, severek kullandığım yazdığım çizdiğim çok kızarsam bastıra bastıra hırsımı kâğıttan aldığım ne bileyim canım istemezse açık gri rengin kâğıtta bıraktığı izleri seyrettiğim araç, gereç, alet, belki de edevat!
Bence kendine güvensizliğin işaretidir. Kursun kalem kullanmanın yegâne sebebi, “yanlış yaparsam silerim” dır dır.
Yanlış yapmayacağına güvenen insan tükenmez kalem kullanır, dolma kalem kullanır, pilot kalem kullanır ama kursun kalem kullanmaz. Bu kadar.
Olası tepkilere karsı önceden edil: tabii ki proje çizen, gecesini gündüzüne kâtip yanlış bir çizgi çekme halinde tüm taslağı yırtıp atmak zorunda kalabilen mühendis kardeşlerime, mimar arkadaşlarıma, kursun kalem kullanmanın onlar için zaruri olan herkese saygım sonsuz. Sözüm size değil zaten a dostlar

*resimde kendine güvenin işaretidir, çizginin alfabesini öğrenme nesnesidir aynı zamanda.
* rot ringler çıktıktan sonra ihmal edilen, nostalji olma yolunda hızla ilerleyen ama her şeye rağmen tercih edilen odun kalemler

aniden bitmeyen, bitmesine az kala ucunun sivriltilmesini isteyen, ucu bittiği zaman sahibinden ucunu ağzına sokup solunum yapmasını istemeyen, gerçekleri saklamamasındaki dürüstlüğü ile sahibini mutlu eden, kıçından basmalı uçlu kalemlere gıcık olan, dostu kalemtıraş yazıt ör.
— baba bu doğum günümde bana bir kalem hediye eder misin?
— ah güzel kızım, sen ne yapacaksın kalemi ki?
— az önce kurduğun cümlede imla hatasını düzelteceğim.
— Haag
Kimse zehirli bir metal olan kursunu çoluk çocuğun eline vermez nerden cıkmış bu kursun kalem adi diye bir soru işareti belirdiyse kafanızda buyurun hikâyesi:
kursun kalemin içindeki gerçekten kursun değil, grafit ve kil karışımıdır. Hikâyemiz eski Roma’da başlıyor. O devirlerde papirüsün üzerine yazmak için gerçekten kursundan yapılmış çubuklar kullanılırmış. 1500´lu yıllarda zengin grafit yataklarının bulunması ve bu maddenin kâğıt üzerinde daha koyu izler bıraktığının gözlenmesi ile grafit yazı malzemesi olarak kullanılmaya başlanmış. Ama kursuna olan benzerliği nedeniyle, grafiti bir kursun çeşidi zannetmiş insanlar. Hatta siyah kursun ismi ile anılmış uzunca bir sure grafit. Ta ki 1700´lerin sonlarında siyah kursunun aslında karbon kökenli bir madde olduğu anlaşılana kadar.
Simdi de kursun kalemlerle ilgili birkaç ilginç not:
-Amerika’da bir yılda üretilen kursun kalemler uç uca eklenirse dünyanın çevresini 15 kere dolaşabilir.
—Amerika’da üretilen kursun kalemlerin çoğunun tepesinde silgi varken, Avrupa’da silgili kursun kalem çok yaygın değildir.
—kalemlerin üzerindeki harflerden h- hardness yani sertliği, b- blackness yani siyahlığı derecelendirmektedir.

En kişilikli kalemdir. “eli kalem Tufan”ın, “kalem erbabı”nın eline yakışan kalem…
Tükenmez kalem ise kaypaktır. Hem kâğıdın üstünde kayar hâkim olmak güçtür, hem de sözünde durmaz, tükenir; onun için kaypaktır. Hâlbuki kurşun kalem öyle bir taahhütte bulunmamıştır. Tükenmez kalem domuz gibi dururken; kurşun kalem, etini, kemiğini feda eder, kısalır. Lakin bu kısalma, bir merasimdir. Her bir merasimin sonunda temizlenir, tazelenir, çalışan zihin gibi sivrilir, keskinleşir ve fakat o esnada canım rayihasını bırakır. Günü gelince de ruhunu; şöyle garip bencileyin…

Aslını inkâr etmişlerine, soyuna ihanet edenlerine de rastlanır. Bu gibiler tükenmez kaleme benzemeye çalışmışlardır. Amma asla kurşun kalem hazzı vermezler. Parmaklara yabancı, suni malzeme adamıdırlar. Çıtkırıldım olur, çıt diye kırılırlar.

Kurşun kalem zariftir, ak kâğıdın üzerinde en şık kontrastı bırakarak ilerler; vakur ve kararlı.
Kurşun kalem itaatkârdır, söz dinler; tükenmez kalem gibi kendi başına buyruk değildir, canının istediği yöne giderek yazıyı bozmaz.

Kurşun kalem temizdir; ne ele bulaşır, ne cebe akar. İnsanı lekelemez. Kimyevi kokmaz.
Kurşun kalem efendidir; orası burası oynamaz.

Kurşun kalem kendine mukayyet olur; orasını burasını dağıtmaz.
Kurşun kalem mütevazıdır; ne kadar lüks, ne kadar gösterişli olabilir ki? En nihayetinde kurşun kalemdir.

Kurşun kalem kanaatkârdır; fakir öğrenci harçlığıyla bile iş başı yapar.
Kurşun kalem şaibesizdir. Hediye etmekle rüşvet vermek arasındaki muğlâk bölgelerde, esamisi bile okunmaz. Lekelemez demiştik ya hani? Doğrudan hediyeye girer. Samimi, hakiki, gönülden; çam sakızı kabilinden.

Kurşun kalem kalenderdir. Kibir, kapris bilmez, “ben gelmiyorum!” demez. Ufacık olur, çocuğun küçücük cebine sığışır, sabahın seherinde yollara düşer. Yeter ki, çocuk kalemsiz kalmasındır. Hem öyle ya, minik ellere de, ufak kalem yaraşır.

Kurşun kalem olgundur; hata affeder. Sabit nam olanları dâhil.
Kurşun kalemle yazanlar, merhametsiz ve gösteriş budalası dünyanın insanları değildirler. Kurşun kalem gibi kişilikli, kanaatkâr, ahde vefa sahibi, çelebi, vakur ve mütevazı.
Kurşun kalem tutkumdur. Kurşun kalem sevdamdır. Kurşun kalem ilk göz ağrımdır.
İlk, çocukluk hayatımda bilgim dâhiline giren nesneler dünyasının en kolay anlaşılanı, en basit olanıdır kurşunkalem.

Anlayışımın henüz kıt olduğu, defterlerin sadece beyaz kâğıtlardan ibaret olduğu (sonradan çizgilisi, çizgisizi, ortalı, karelisi, harita metodu filan çıktı -çıktı derken, tarafımdan idrak edildi-), tebeşirin karatahtaya çok güzel yakıştığını düşündüğüm filan bir dönem. Önlük, yaka, kırmızı kilolu çorap filan, bunlar çok sonra gelen şeyler zaten. Sıraların masa örtüsü altında kahverengi ezik boyaları olduğunu filan anlamak ise üstün bir aklın kavrayışını gerektiriyor o dönemde.

Hani bir şeyin enine boyuna kavranışı, algılanışı, çeşitlendirilmesi, dallanması, tarihi, etki alanları vs. gibi şeyler hep zamanla olur ya. Hani misal, ilkokulda beslenme saatinde beslenme çantasının filan içindeki kapların anne tarafından her gün değiştirildiğini, 1. sınıfın ancak 2. ayı civarı çakozlamaya başlarsın. Dikkatsizsindir çünkü. gerizeklalılık değil bu, sadece aklın bir karış havada olması. Çocukluk. Nerde ki, öğretmenin akıllı çocukları öne oturttuğunu fark etmek.

İşte kurşunkalem öyle bir şey değil. Kurşunkalem ki ben ilkokulda basmalı kalemin varlığı olmaksızın ilkokul 1´e başlayan kuşağın sonuncularındanım sanırım (yaş hesabı yapanı döverim bu arada), üzerinde hiçi de düşünülmesi gerekmeden kavranabilen, bilinebilen, benimsenebilen, en fazla ucu kırıldığında üzen bir nesne. Toplam iki aşaması var zaten. 1. aşamada kurşunkalem, 2. aşamada kalemtıraş yer alıyor. Daha sonrasını fazla düşünmüyorsun. Fazla düşünmediğin için de, farkında olmadan senin bir parçan oluyor. Öyle ki, evde unutacağına ihtimal bile vermiyorsun, o hep senle ve senden çünkü.

Ben kurşunkalemi çok seviyormuşum, bunu yeni fark ettim. Ve bunu yeni fark etmiş olmama neden olan şey de, masadaki kalemlikte duran bissürü kalemin arasında yer alan kurşunkalemlerin üzerinde hep bir otelin damgasının yer alması. Onları elime aldığımda hala çok seviyorum da, o damgalar beni hasta ediyor. Artık dünyanın en basit ve sade nesnesi olan kurşunkalemim, bana bissürü başka şey çağrıştırıyor. Oteller, odalar, yalnızlıklar, yollar, soğuk, kavuşmalar, bozgunlar, ohooo daha neler.
İşte: bir şeyin geçmişini ve geleceğini öğrenmek zorunda olmadan kullanmanın konforunu artık kaybettim. Büyüdüm filan, hani kirlendi dünya bu arada. Yine de, temizlenmek için değil de, varlığından mutluluk duyduğum şeyleri hatırlarken aklıma gelen ve uzun zamandır hakkında düşündüğüm kurşunkalem hakkında, en azından sözlüğe yazarak borcumu ödemeyi bir görev bildim. Aşk ve acı ve umutsuzluk ve saire gibi, şu anda sağda solda hikâye ettiğim, dahası hikâye etmekten zevk alır olduğum şeylerin olmadığı basit zamanların, en basit şeyine saygıyla.
Kim yapmışsa bu kurşunkalemi, ellerine sağlık be! Seviyorum ben kurşunkalemi.
1500 lük yıllarda grafiti bulan İngiliz bilimcisinin onu bir tür kurşun sanmasıyla bu adı almıştır.