Kusursuz Melek

0
707

Eşime 3 yaşındaki kızım Ramanda’ya göz kulak olmayı önerdim. Böylelikle o da bir arkadaşıyla dışarıya çıkabilecekti. Ramanda öteki odada oyuncaklarıyla oynarken ben de kendi işlerimi yapacaktım.

Başta sorun yoktu. Biraz sonra sessizlik dikkatimi çekti.

“ Ramanda ne yapıyorsun” diye seslendim.

Yanıt alamadım. Sorumu tekrarladım.

“hiçbir şey” dediğini duydum.

Hiçbir şey? Hiçbir şey de ne demekti.

Masamdan kalktım ve oturma odasına koştum. Ramanda o anda hole doğru fırladı. Merdivenlerden koşarken arkasından gittim. Hemen yatak odasına girdi. Ben gelince oradan banyoya geçti. Onu yakaladım. Yanıma gelmesini söyledim. Reddetti. Otoriter baba sesimi takındım.

” küçük hanım sana buraya gelmeni söylüyorum”.

Yavaş yavaş yanıma doğru geldi. Elinde eşimin yeni rujundan kalanlar vardı. Yüzünün her tarafı parlak kırmızı renge boyanmıştı, dudaklar hariç. O korku dolu gözler, titreyen dudaklarla bana bakarken, benim kulağımda çocukken bana söylenenler çınlıyordu.

“ Bunu nasıl yaparsın? “

“ Böyle yapmaman gerektiğini biliyordun”.

“ Bu ne kötü bir davranış.Sana kaç kere böyle yapmamanı söyledim”.

O anda bütün mesele o eski mesajlardan birini seçmekti. Böylece ne kötü bir kız olduğunu anlayacaktı. Ne yapacağıma karar vermeden önce eşimin Ramanda’ya bir saat önce giydirdiği bluz dikkatimi çekti. Üzerinde “ BEN KUSURSUZ BİR MELEĞİM” yazılıydı.

Bir kez daha korku dolu gözlerine baktım.Karşımda anne babasını dinlemeyen kötü bir kız değil de Allahın bize bahşettiği bir çocuk, değerli mi değerli, kusursuz bir melek, neredeyse suçlamak üzere olduğum bir mükemmellik, bir değer duruyordu.

“ Bi tanem çok güzel görünüyorsun. Hadi bir fotoğraf çekelim de annen bu güzel halini görebilsin”. dedim.

Fotoğrafını çektim ve Allaha bize kusursuz küçük bir melek verdiği için şükretme fırsatını kaçırmadım.