Lider Kendini Bilir

0
846

Liderliğin ilk şartı, kiminle beraber olacağını bilmektir. Bir istikametiniz varsa ve o yönde sizinle beraber yürüyeceğine inandığınız kişileri bulmuşsanız, lidersiniz. Liderin ilk adımı onlar için bir istikamet tayin etmektir.

Siyaset veya iş dünyasında liderlere toz kondurulmaz. Elbette bunun haklı gerekçeleri var. Lider kişi, bir fark meydana getirmiştir. Kurum veya organizasyonuna (parti, şirket veya devlet) stratejik bir üstünlük sağlamıştır. Bu bakımdan her türlü övgüye layıktır. Ancak, lider dediğimiz insanlar da (evet!) insandır; onlara insanüstü varlık muamelesi yapamayız, yapmamalıyız.

Bazı liderler için zaman zaman şöyle değerlendirmeler yapıldığını duyarsınız (Mesela ben Turgut Özal hakkında çok duyardım): Adam iyi, fakat etrafı kötü! O zaman da dilimden hemen şu kelimeler dökülürdü: Etrafını kim seçti? Şayet gerçek lider ise, yani o zirve noktaya kendi gücü ve kabiliyetiyle yükselmişse, etrafını seçme gücü var demektir. Fakat etrafını saranlar ona rağmen orada iseler, zaten kendi güç ve kabiliyetiyle yükselmemiş demektir.

LÜZUMSUZ İNSANLARA DİKKAT

Şu kadarını anlayabiliriz: Liderlerin etrafında “gereğinde kullanılmak üzere” bazı lüzumsuz adamlar bulunabilir. Nitekim, iş dünyasını yeni yeni tanımaya başladığım yıllarda, bir şirketin en tepe yöneticisine bu tür lüzumsuz bir adamı şikayet etmiştim.

“Ağzı bozuk, durup dururken yalan söylüyor. Böyle bir adam bu müessesenin kültürüne zarar verir” demiştim. Yönetici pek aldırmadan gülüyordu: “İtin teki demek istiyorsun öyle mi?” Biraz sıkılarak, evet öyle dedim.

Genel müdürün cevabı unutulmaz cinstendi: “Sen hiç ağaların kapısında it görmedin mi? Öyle işler vardır ki, senin gibi süt kuzuları beceremezler. İtler lüzumsuz olsaydı, insanlar it beslemezdi.”

Müdürüm haklı da olsa, bu gibilerin liderin kişiliğini gölgeleyecek derecede etkili olamaması gerekir. Liderliğin ilk şartı, kiminle beraber olacağını bilmektir. Bir istikametiniz varsa ve o yönde sizinle beraber yürüyeceğine inandığınız kişileri bulmuşsanız, lidersiniz. İnsanlar büsbütün istikametsiz iseler, liderin ilk adımı onlar için bir istikamet tayin etmektir.

Karakterli insanların çoğu, tayin edilmiş istikametlerde nasıl yürüyeceklerini bilirler. Ancak, yürünecek yolun tespiti basit yöneticiliğin sınırlarını aşar. Yürünecek yol, basiret (vizyon) gerektirir. Ciddi organizasyonlarda, her vizyon çok veciz bir cümleyle dile getirilmeli ve bir strateji ile desteklenmelidir.

Birden fazla lider tipi vardır ve kişi, düşünsel ve psikolojik donanımına bağlı olarak, belirli bir liderlik tipine yönelir. Doğuştan sezgici ve normatif olan kişi, insanlara ve başarıya meyyaldir ve muhtemelen iyi bir girişimci lider olur.

Birden fazla lider tipi vardır ve kişi, düşünsel ve psikolojik donanımına bağlı olarak, belirli bir liderlik tipine yönelir.
Birden fazla lider tipi vardır ve kişi, düşünsel ve psikolojik donanımına bağlı olarak, belirli bir liderlik tipine yönelir.

Analitik ve sezgici kişi iyi bir strateji rehberi olurken, analitik ve olgucu kişi muhtemelen iyi bir yönetici-lider olur.

İleri ölçüde olgucu ve normatif olan kişi ise doğal bir idari başkan olur: Bulunduğu sahanın en tepe noktasında değilse bile, başkaları için en iyi ortamın nasıl meydana getirileceğini bilen bir başkan.

Liderlikte şu üç temel başarı faktörünün farkında olmak çok önemlidir.

Birinci faktör esnekliktir: Durumun gereklerine göre bir liderlik stilinden diğerine çarketme kabiliyeti. İkincisi, belirsizlikle (daha doğrusu müphemlikle) başa çıkabilme kabiliyetidir. Müphemliğe asabilikle cevap vermek kişiyi gerçeklikten koparabilir. Üçüncü başarı faktörü ise ortaya yeni şeyler koyabilmedir. Hiç bir zaman bize miras kalanla yetinmemeli, sınırların ötesinde neler olabileceğini hayal etmeliyiz. Mirasyedilik en çok fikirlerle alakalı olarak karşımıza çıkar. İlkokul bilgilerini ömür boyu tüketmekle meşgul insanlar bile vardır.

DİNLE, DÜŞÜN VE ANLA!

İster siyasette, isterse iş hayatında olsun, liderlerin üzerinde ittifak ettikleri bir gerçek şudur: Kendini bilmeden lider olunmaz. Fakat kendini bilmenin her birey için ne demek olduğunu da kimse kolay kolay bilemez. İşletme hocası Warren Bennis’in tesbit ettiği dört ders, bu hususta belki bize biraz ışık tutabilir:

  • En iyi öğretmeniniz, bizzat sizsiniz. Öğrenme, kişisel bir dönüşüm tecrübesidir. Öğrenmek sahip olmak değil, olmaktır. Öğrenmenin iki önemli saiki bilme ihtiyacı ve rol üstlenme duygusudur. Dolayısıyla, öğrenme nefisle, kişilikle doğrudan bağlantılı bir süreçtir. Bunları hiç kimse okullarda öğretemez. Herkes kendisi öğrenir ve kendi tarzında öğrenir.
  • Dinleyin. Sorumluğu kabul edin. Kimseyi suçlamayın. Liderler akla gelebilecek her yeni tecrübeyi ciddiye alır, ne kadar aptalca görünürse görünsün her fikri dinlemeyi sorumluluklarının bir parçası sayarlar. Başarısızlığı başkasına yüklemeye kalkmazlar.
  • Öğrenmek istediğiniz her şeyi öğrenebilirsiniz. Şayet liderliğin temel bileşenlerinden biri hayatın vaatlerine tutkuyla sarılmak ise, bu vaatleri gerçeğe dönüştürmenin anahtarı da kişinin kendini baştan ayağa konuşlandırmasıdır. Cüret, iyimserlik, güven… bu yoldaki başlıca silahlardır.
  • Hakiki kavrayış, kendi tecrübeniz üzerinde düşünmekten meydana gelir. Kendi tecrübesi üzerine düşünmek, kişinin kendisinin ve hayatının hakikatını öğrenmek üzere, kendine doğru zamanda doğru soruları yöneltmesi demektir. Gerçekte ne oldu? Niçin oldu? Bana ne yaptı? Benim için ne anlamı var? Anlamak her şeyin cevabıdır. Anladığınız zaman ne yapacağınızı bilirsiniz. Liderler de ancak anlamış olanlardır.