Lidere Ne Zaman İhtiyaç Var? / Prof. Dr. Acar BALTAŞ

0
176

Galileo, engizisyon mahkemesinde yargılanıp, “Dünya düzdür ve güneş dünyanın etrafında
dönmektedir.”, diyerek bilimsel olarak vardığı doğruyu hayatını kurtarmak karşısında inkar
ettiğinde, bu sonucu bütün kilise çanları büyük bir çoşkuyla çalarak halka duyurdu. Bu sırada
evinde onun görüşünden dönmeyeceğine inandığı için büyük bir kederle ölüm haberini bekleyen genç
asistanı önce hayrete düştü; daha sonra da büyük bir öfkeye kapıldı. Yaşlı usta eve döndüğünde asistanının öfkesiyle karşılaştı. Asistanı, “Yazık kahramanı olmayan bir topluma!”, diye bağırdı.

Galileo büyük bir sükûnetle, “Yanlış;”, dedi ve “yazık kahramanlara ihtiyaç hisseden bir topluma!” Bu görüşlerden acaba hangisi doğru? Düzenli toplumlar, kahramanlara ihtiyaç olmadan da
düzenlerini koruyup sürdürebiliyorlar. Ancak yeterince organize olamamış toplumlar konuyu düzene
sokmak ve geliştirmek için bir kahramana ihtiyaç duyuyorlar. Bu kavramları günümüz şartlarına
uygulayacak olursak, “yöneticilik” ve “liderlik” pozisyonlarından beklediğimiz farklı işlevler
kendiliğinden ortaya çıkar.

Liderlik ve Yöneticilik

Lider ve yöneticinin farkları, pek çoklarının düşündüğü gibi, liderliğin mistik ve esrarengiz
yapısından veya liderlerin sahip oldukları karizmatik ve alışılmamış kişilik özelliklerinden
kaynaklanmaz. Liderlik, yöneticilikten bütünüyle farklı eylemler içinde olmayı gerektiren bir iştir. İş
dünyasının karmaşıklığında hem yöneticilik hem liderlik gereklidir. Bugün hem ABD hem de
Türkiye’de birçok şirkette “aşırı yönetim (overmanaging) ancak yetersiz liderlik (underleading)”
görülmektedir. Özellikle “Toplam Kalite Yönetimi” ve ISO standartlarının araç olmaktan çıkıp amaç
haline gelmeye başlaması, yöneticiliği hem kolaylaştırmış hem de yaygınlaştırmıştır. Çünkü “Toplam
Kalite” anlayışı ve ISO standartları, bir işin ‘nasıl iyi yapılacağını’ söyler; ancak ‘nasıl daha farklı yapılacağını’ söylemez. Oysa günümüzde şirketlerin rekabet gücünü yükselten, farklılığı
oluşturmaktır. Yöneticilik, karmaşıklıkla baş etme işidir. Bunun sonucu yöneticiliğin yönerge, prosedür ve
uygulamaları, 20. yüzyılda ortaya çıkmış büyük organizasyonların ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir.
İyi yöneticilik, kalite ve kârlılık gibi ana alanlarda düzen ve istikrar getirir. Buna karşılık liderlik, değişikliklerle başa çıkma işidir. Bugün artık, ‘bir önce yapılmış olanı yapmak’ veya ‘yüzde 5 daha iyi yapmak’, başarı için yeterli sayılmamaktadır.

Krizde Liderlik

Bu fikri yukarıda, deprem sonrası gelişmelere benzer olarak, askeri alandan bir örnek vererek daha
iyi açıklayabiliriz. Barış zamanında, bir ordunun tepeden aşağıya uzanan hiyerarşik bir yapı içinde iyi
yönetilmeye ihtiyacı vardır. Bu yapının, en üst noktada iyi bir liderlikle bütünleşmesi başarılı
olabilmek için yeterlidir; ancak savaş zamanında her düzeyde liderliğe ihtiyaç vardır. Bir savaş
sırasında askerler yönetilmemeli, askerlere liderlik edilmelidir. En küçük askerlik birimi olan mangada
bile askerler, ancak liderlik özelliklerine sahip kişilerin önlerinde veya arkalarında ölüme yürürler.

Hem yöneticiler hem liderler ne yapılacağına karar verir, işlerini yapabilmek için gerekli insan
ilişkilerini kurar ve bu insanların işlerini yapmalarını sağlar. Ancak bu üç konu farklı şekillerde
yapılır. Bir yöneticinin karmaşıklığı, yönetme yolu, geleceğe dönük amaçlar koyarak planlama ve bütçelemedir. Bu amaçlara ulaşmak için ayrıntılı adımlar planlanır ve kaynaklar aktarılır. Buna karşılık lider, şirket için bir yön belirler; gelecek için bir vizyon oluşturur ve bu vizyona ulaşmak için gerekli olan değişim stratejilerini belirler. Sektöründe lider olmak isteyen bir şirket, liderlik niteliğine sahip insanlarla çalışmalıdır. Çünkü
büyük sonuçlara, vasat performansla ulaşılmaz. Büyük sonuçlara üstün performans gösteren çalışanlarla ulaşılır. Bunun için de her düzeyde çalışanın liderlik özelliğine sahip olması gerekir.

Çünkü liderler, ‘etkilerler’ ve ‘etki oluştururlar’. Üstün performans, ancak etki oluşturma yeteneğine
sahip insanlar tarafından gerçekleştirilir. Yaşadığımız deprem felaketi, bize liderliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Herhangi bir konuda inisiyatif almak, risk üstlenmek ve sonuç alıncaya kadar mücadeleyi sürdürmek;
mesai saatleri içinde işini düzenli yapan kişilerin üstesinden gelebileceği durumlar değildir. Liderlik
özelliklerinin büyük bölümü, yazının başında da söylediğimiz gibi, insanlara doğuştan verilmiş
özellikler değildir. Bunlar öğrenilebilir, kazanılabilir ve düzenli eğitimler ve uygun örgüt iklimiyle
geliştirilebilir özelliklerdir. Şirket düzeyinde önemli olan, kurumsal yapının bu özellikleri ödüllendiren
bir nitelikte olmasıdır. Toplumsal açıdan da bunun için eğitim sistemimizin içine bu özelliklerin
yerleştirilmesi politik alanda duyduğumuz lider özlemini karşılayabilir.

Prof. Dr. Acar BALTAŞ
Baltaş-Baltaş Yönetim, Eğitim, Danışmanlık Ltd. Şti.
Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi, 5 Eylül 1999 Pazar