Mazi beynimde yaradır!

0
168

Vatan Kitap ekinden Canan Hatiboğlu Her Şey Beyinde Başlar hakkındaki yorumunu yazdı…

Mümin Sekman”ın yeni kitabı “Her Şey Beyinde Başlar” yazarın diğer kitaplarının aksine bir kılavuzdan ziyade bir keşif kitabı olma özelliğini taşıyor. Yazar, her daim beraber olup çok da bir şey bilmediğimiz beynimiz hakkında bilinmeyenleri anlatma vaadinde bulunuyor.

İnternette bir ara oldukça popüler bir video dolaşıyordu. Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) giren bir vatandaşın sınav sonrası haliyle “Beyin bedava!” nakaratlı videosu… “Beyin bedava. Taşıyorum, niye hamallık yapayım?” diye soruyordu ya, aslında Mümin Sekman’ın yeni kitabı “Her Şey Beyinde Başlar”da cümle aynı psikolojide söylenmese de aynı ana fikre çok uzak değil. Hakikaten beyin gücünü kullanmak bedava… Zaten Mümin Sekman kitapta sıklıkla da videonun kendisine atıfta bulunuyor “beyin bedava” diyerek.

Aslında kitabı elime ilk aldığımda ironik gelmedi değil. Sonuçta aklımızın işleyişinden çok duygularımıza güvenen bir milletiz. Mümin Bey’in kendisine de sordum pek tabii olarak, “Haklısınız” dedi ve devam etti: “Türk insanı aklından çok duygularını yoğun olarak kullanıyor. Duyguların beyinde oluştuğunu ve işlendiğini bilmediğinden kalbiyle hareket ettiğini, hatta kalbin beyinden daha önemli olduğunu sanıyor. Aşk dahil tüm duygular kalpte değil, beyinde oluşur. Bu kitap biraz da, beyin ve kalp üzerine yaygın yanlış inanışları değiştirmek için yazıldı. Beyin hakkında bilmediklerimizden daha çok yanlış bildiklerimiz var.”
En çok da kitapta da bahsedilen aşk meselesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Tamam, her şey beyinle ilgili; teorik olarak, işin ayrıntısını bilmeden bunu kabul etmek tahmin edebilirsiniz ki gayet kolaydı. Ama aşkın beynimizdeki korteks ve limbik merkezde oluştuğunu, beynimizden salgılanan kimyasallar sebebiyle bunun kalbimiz etrafında hissedildiğini öğrenmek hayal kırıklığı olmadı değil.
Hayal kırıklıklarından kitaba geri dönersek, kitabı okurken ne kadar çok şey bilmediğimi fark ettim. Temel yaşam organımız beyin olmasına rağmen hakkında pek bir şey bilmiyoruz, bilmeye de çalışmıyoruz. Mümin Sekman’ın da deyişiyle “Beyin hayatımızın CEO’su! Duygular, davranışlar, kararlar, seçimler, vazgeçimler, aşklar, ayrılıklar onda başlayıp, onda bitiyor. Hayatımızın ana kumanda masası beynimiz. Tehlikeli ve ürkütücü olan tüm bu işlemlerin beyinde yapılıyor olması değil, tüm bu kadar işlem beyinde yapılıyorken bizim beynimizin nasıl çalıştığını öğrenmeyip, onu otomobil kullanır gibi rastgele kullanmamızdır.

Kafamızın içinde bir nükleer santral var ve biz onu basit bir cihazmış gibi görüp, nasıl çalıştığını öğrenmiyoruz. Beynimiz de kafamızın içinde kendi kafasına göre çalışıyor!” Nasıl kullanacağımızı bilmediğimiz bir aletle de bir ömür boyu, her nano-saniye beraber olduğumuzu düşünürsek elbette korkunç bir hal alıyor durum. Kitap, bunu kırmak için yazılmış bir noktada. Ama daha ziyade kitabı kendisi için yazdığını söylüyor Sekman. O yüzden yazdığı kitabı bir kılavuz kitap olarak değil, keşif kitabı olarak niteliyor.
larak niteliyor.
Beyne dair ayrıntılı bilginin çok fazla öğretildiğini söyleyemem. Her ne kadar müzmin bir edebiyatçı olsam da gerçekten alakalı bölümler hariç ne öğretilen ne de çok konuşulan bir konudur beyin. Ama Mümin Sekman, bilinenden başlayarak bilinmeyene doğru gelmiş. Mesela vücudumuzun yüzde 2’sini beynin kapladığı gibi bilgilerle biyoloji dersinden aşina olduğumuz bilgilerle başlıyor kitap. Ve elbette çok yaygın olarak kullanılan efsanelere de yer veriyor. Beynimizin sadece yüzde 10’ununu kullandığımıza dair bir şehir efsanesi var. Hadi ben daha da çeşitleyeyim “Beynimizin tamamını kullandığımız vakit vücudumuza ihtiyacımız kalmayacak” gibi yaygın kanaatler var malum. Yalanmış. Beynimizin yüzde 100’ünü kullanıp vücuda ihtiyaç kalmadan enerji topu halinde gezeceğimiz günlerin hayali de kitapla beraber çöpe gitti. Zira pek çok bilim adamının beynimizin tamamını kullandığımıza dair hem fikir olduğunu da kitaptan öğreniyoruz.

Elbette sadece bu kadar değil. Bu kitabın başlangıcı. Mümin Sekman, kitabın başında “beynimizi bilinçli kullanmak konusunda yeterince vicdani baskı” yaptıktan sonra en “baş”tan başlıyor. Dünyanın dört bir yanında yapılan beyinle ilgili çalışmalardan ve elbette bizde pek bir çalışma olamayışından- dem vurarak ufak ufak bilimsel detayına girmeye başlıyor. Elbette her organın bir işlevi var, ama yaklaşık 1,5 kilogram ağırlığındaki buruşuk bir organdan beklemediğiniz kadar iş çıkardığını fark ediyorsunuz. Tabii elbette, cinsiyetçi açıdan da durulmadan geçilmemiş. İlk ve orta öğretim yıllarından kalma hararetli bir tartışma meselesine, kadın beyninin mi erkek beyninin mi büyük olduğu meselesine de açıklık getirmiş. Fiziksel olarak kadın beyninin erkek beyninden daha küçük olduğunu öğreniyoruz. Ama elbette küçüklük bir kriter olarak görülmemeli… Zira birkaç sayfa sonra öğreniyoruz ki Einstein’ın beyni, standart insan beyninden yüzde 10 küçükmüş. Amacım provokasyon yapmak değilse de gülümsetmedi değil.
Kitabın dili bilimsel bir dili destekliyor mu? Kesinlikle. Sıkıcı mı? Hiç değil. Eğlenceli bir dille “bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” çalışan nöronları, beynin gümrük kapıları olan sinaptik alanları, servis dışı kalmış sinapsları anlatıyor. Yanlış anlaşılmasın, kitapta sadece teorik bilgi yok. Mümin Sekman’ın anlattıkları diğer taraftan da uygulanabilir. Sıcak beynin her zaman iyi olduğunu, beynimizi çalıştırarak sıcak tutmamız gerektiğini sürekli söylüyor Sekman. Beynin işleyişinin yanında beyne zarar veren şeylere, yararlı olanlara, bilim ve edebiyat dünyasının beyinin içine bakışına dokunmadan geçmiyor.

Hatta kitabın en sonunda kamyon arkası yazılarını beyin uyumlu hale getirmiş Sekman. Kendisine bu sözlerin varlığını sorduğumda şöyle bir cevap aldım: “Kamyon şoförleri genellikle anti entelektüel tavırlı oldukları için, onların da bir şeyi öğrenmiş ve içselleştirmiş olmalarını önemsiyorum. Kamyon arkası yazılarını, beyin haftasına uyarmak, beyin gibi teknik bir konuyu komikleştirmek için yaptığım bir espriydi. Asistanım orijinal kamyon arkası yazılarını derledi, sonra da ben onları beyin haftasına göre uyarladım. Bunu iyi yapabilmek için de, otantik bir kamyon şöförü ile biraz konuşup havaya girmem gerekti!” Hatta, örnek vermek noktasında bir iki tanesini seçtim bile:
-Beyin gücünün ustasıyım, sinapsislerin hastasıyım.
-Mazi beynimde yaradır!
-Hançere gerek yok, entelektüel birikimin var ya!

Kaynak: www.muminsekmanfan.com/tr/