Medyatik Terapi: Terapi Filmleri

0
198

Savaş Şenel, ‘medyatik terapi’ adını verdiği metotla gençlere farklı bir öneride bulunuyor. Ona göre, eğitimciler vermek istedikleri mesajı, bir film, bir roman üzerinden yaptıkları zaman daha akılda ve gönülde kalıcı oluyor. “Ben bir şiir kadar etkili olamam.” diyen yazar, edebî metinlerin yaraya şifa tarafının olduğunu düşünüyor.

“Eğitimcilerimizdeki sıkıntı, her şeyi kendilerinin halletme uğraşı. Bu da omuzlara çok yük bindiriyor. Bizde eğitimciler çok konuşuyorlar. Evet bazı branşlarda konuşup-özet bilgi vermek lazım. Fakat genel anlamda biraz sükut lazım herkese. O yüzden şunu öneriyorum: Medyatik terapi.” diye konuşuyor Savaş Şenel. Asıl mesleği İngilizce öğretmenliği… Aynı zamanda iletişim danışmanlığı ve yazar koçluğu da yapıyor. Lise ve üniversitelerde seminerler veriyor. ‘Hayatı Iskalama Lüksün Yok’ adlı kitabın da yazarı. ‘Medyatik terapi’ adını verdiği metotla verimli çalışma imkânları oluşturduğunu söyleyen Şenel, yöntemini şu sözlerle açıklıyor: “Medyatik terapi şu: Mesajın alınmasında ya da hissedilmesinde mutlaka sizin direkt rolünüz olması gerekmiyor. Medyatik terapi, aslında mesajın verilmesi ile ilgili bir durum. Yani siz kitap-film önerin, sonra bırakınız okusunlar, bırakınız seyretsinler. Daha sonra da bunlar üzerine fikir alışverişi yapın. Örnek, ben babayım; çocuklarım var. Oğluma iyi bir baba olmaya çalıştığımı anlatamam. Ama Şeker Portakalı adlı romanı vererek; ona herkesin lüks ortamlarda büyümediğini göstermiş olurum.” Sanat eserlerinin olayı-mesajı hissettirme gibi mühim bir rolü olduğunu hatırlatan yazar, “İnsanı harekete geçiren şey bilgiden çok, histir.” diyor ve ekliyor: “Mesela yurtdışındaki Türk okullarını anlatmak istiyorsunuz. Kişiye, STV’deki Ayna programının CD’sini verebilirsiniz. O duyguyu, ben veremem; ama oradaki insanlar bunu hissettirir. Yani benim rolüm aracı olmak.”

Medyatik terapi, geleneğimizde var

Savaş Şenel, medyatik terapinin geleneğimizde olduğunu söylüyor. Meselâ kitap merkezli hareket olarak Risale-i Nur ekolünün başarılı rol oynadığı kanaatinde. Risalelerde temsiller üzerinden bir anlatı olduğunu kaydeden Şenel, müellifin daha çok kitaplarını nazara verdiğine dikkat çekiyor. Ona göre eğitimcinin kendini biraz geriye çekip öğrencileri kaynaklarla buluşturması lazım. Yazar, bu yöntemin daha sağlıklı olduğu konusunda oldukça iddialı. Şenel, tarihte yaşanmış ‘terapi’ örneğini ise şu sözlerle açıklıyor: “Gelir seviyesi yüksek ailelerin kendi çocuklarını tamamen kendilerinin yetiştirmesine karşıyım mesela. Osmanlı’da şehzade yetiştirme tarzı. Bugün ‘mentorlük’ deniyor. Çocuğun gelişimini bu mentor üstlenecek. Baba ise çocukla balığa çıkacak, şakalaşacak, yemek yiyecek vs. Ama konuları baba değil, mentor konuşacak. Mentorların da kültürlü ve belli bir seviyede olması lazım. Biz bu tipleri, Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde görürüz. Kocaman adam çocukla yoldaşlık eder, ama kankası da değildir. Mesela II. Murad, Fatih’in eğitimi için Akşemseddin’i görevlendirdi.”

Ben bir şiir kadar etkili olamam

Şenel, eğitimcilerin vermek istedikleri mesajı bir film, bir roman üzerinden yaptıkları zaman daha akılda ve gönülde kalıcı olduğuna vurgu yapıyor. “Ben bir şiir kadar etkili olamam.” diyen yazar, edebî metinlerin yaraya şifa olan trafları olduğunu ifade ediyor. Mezkur yöntem daha verimliymiş. Şenel, küçük gruplarla bu hali kontrol ettiğini ve geri bildirim aldığını söylüyor. Yazar, aslında İngilizce öğretmeni. Ama işinin aynı zamanda iletişim danışmanlığına nasıl evrildiği ile ilgili olarak, “İşim, hayat boyu anlaşılır olmak. Çeviri yaparken, konuşurken… Hep anlaşılır olmak. Dolayısıyla bana çok soru geliyor. Bunlara karşı etkili cevaplar vermek içinse doğru materyalleri sunmanız gerek.” ifadelerini kullanıyor. Şenel’e göre Türkiye’deki eğitimcilerin anlamadığı diğer husus da mesajı verdikleri kişiler ile aralarında duygusal bağı kuramamak. Lisans sektörünün tamamen duygusal bağa dayandığını serdeden Şenel, “Dille bu irtibatı kurmak lazım. Oysaki bizim öğrencilerimiz İngilizce ile arkadaş olmuyor. Mesela adamlar, ünlü bir karakterle kurulan duygusal bağ sebebiyle, onun adına lisanslanmış milyonlarca liralık ürün satıyor.” ifadelerini kullanıyor.

Kişisel gelişim değil, dönüşüm!

Kişisel gelişim, modern zamanların en çok kullandığı hatta tüketmeye başladığı bir kavram. Öyle ki çok satan kitaplar arasında yer alan söz konusu kitapların ‘piyasa karşılığı’ bir hayli yüksek. Bu duruma Şenel’in itirazı var. Önce seminerlerle alakalı sıkıntısı için parmak kaldırıyor. “Seminerler, bugün gösteri sanatına dönüştü. Gösteri yapan kişi kitap önerir mi? Adamlar Tarkan gibi yani. Menajerleri bile var. Ama kitle de bunu bekliyor. Hayatın sırrını almaya geliyorlar.” Sonra ise kişisel gelişime getiriyor sözü: “Kişisel gelişim değil, dönüşüm. Gelişim, bana eksik geliyor. Dönüşüm daha dolu, daha insanî. Bir de kişisel gelişim Türkiye’de çok hırpalandı. Kişisel gelişim kitapları, toptan reddettiğim bir şey değil. Bazı kişiler toptan reddediyor. Ben seçerek tavsiye ediyorum. Piyasadaki bütün dinî kitapları tavsiye edebilir misin ya da romanları? Hayır, kişisel gelişim kitapları da böyle. Onlardan mükemmel olmalarını beklemek niye? Alternatif üretmek lazım.”

Savaş Şenel’in ‘medyatik terapi’ metodu:

Er Ryan’ı Kurtarmak (film):

Gerçekten stres nedir anlamak için.

Yeşil Kart (film):

Eşler arası iletişimsizlik.

Aşk ve Gurur (film):

Kapılmadan âşık olmak.

Behçet Necatigil’in Sevgilerle şiiri:

Sevginin kıymetini anlamak için.

Mustafa Kutlu Uzun Hikâye:

Baba sevgisi

Babam ve Oğlum (film):

Aile içi çatışmaların maliyeti.

Dostoyevski Suç ve Ceza (roman):

Vicdan muhasebesi, Adalet-i Mahza, Adalet-i İzafî

Jose Mauro De Vasconcelos Şeker Portakalı:

Negatif modelleme

Ömer Seyfettin Kaşağı:

Pişmanlığın acı, ama güzel bir vasıf olması.

Kaynak: Zaman