Mental Training Nedir?

0
1498

Performans Ortamında Zihinsel Açıdan Ve Ruhsal Açıda Nkendini Kontrol Altında Tutma Eğitimi

Spor müsabakaları potansiyel olarak yüksek stresli bir çevre oluşturur. Yarışmacılar hem stresle baş etmek, hem de performanslarını sergilemek için, gerekli olan kendini kontrol etme yeteneğine sahip olmalıdırlar. Zihinsel ve ruhsal açıdan kendini ayarlama veya kontrol altında tutma eğitimi, sporcuyu en yüksek performansa ulaşması bakımından çok önemli bir çalışma olduğu anlaşılmıştır (Örneğin, dünya ve Avrupa şampiyonu Yasemin Dalkılıç’ın rekora ulaşmasında büyük pay sahibi olan Kübalı antrenör Rudi Chestineyra’nın zihinsel ve ruhsal açıdan kendini ayarlama veya kontrol altında tutma eğitimi çalışma programı).

Kendini ayarlama eğitimi ile geliştirilmiş yetenekler, kişinin sadece spor hayatında değil ayrıca çalışma ve özel hayatında da kullanacağı özelliklerdir. Bu çalışmada yakın bir geçmişte kendini ayarlama eğitimine olan ilgiye ve özellikle de zihinsel eğitim paketlerine ilişkin eğitici paket programlardır.

Amaç belirleme, biyolojik geri besleme, meditasyon, dikkat kontrol eğitimi, zihinsel hazırlık, rahatlama ve hipnotizma gibi tekniklerin kullanımında sporcular kendilerini ayarlama yeteneklerini artırmak için özel antrenman programları yapılandırmak spor psikolojisinin en önemli görevleri arasında sayılmıştır (Nideffer, 1980, Harris ve Harris 1984;Orlick, 1986, 1990).

Mental training “zihinsel ve ruhsal yönden kendini ayarlama eğitiminin” iki önemli boyutu vardır. Bunlardan biri, zihinsel antrenman programlarının yorumlanması, ikincisi, doktor ve spor psikologları tarafından bire bir ilişki ile bu yeteneğin geliştirilmesidir. Bugüne kadar klinik yaklaşımlar daha çok profesyonel sporculara ayrılmıştır. Bu olgu tek taraflı bir eğitimden daha çok karşılıklı ilişkilerin geliştiği bir ortam olmuştur. Bu ortam içinde, doktorun ilişki kurma yeteneği ile sporcunun kendine güven eksikliği dengelenip iyi bir sonuç alma ihtimali yükseltilmeye çalışılmıştır.

Psikolojik bozukluklar için; klinik tekniklerle ilgili çok fazla literatür olmasına rağmen spor alanında klinik ilişkilerle yürütülen kontrollü deneysel araştırmalar oldukça azdır.

Bu programlarının büyük bölümü kitap, kaset veya yardımcı kitap olarak piyasada yer alırlar (Hariss ve Harris 1984, Nideffer 1986; Goldberg, 1998; Levleva, 1997; Weinberg; 1987; Orlick, 1986, 1990). Fakat bunların kendi içlerinde problemleri vardır. Örneğin bu paketlerin içeriği deneysel araştırma literatürünün geniş alanlarına yüzeysel bir ilgi gösterir, beklentilerden ve ihtiyaçlardan çok haberdar değildir.

Örneğin, İyi bir doktor hastasının psikolojik durumunu hemen anlar ve onların ihtiyaçlarına göre farklı bir yaklaşım gösterir. Bütün bu problemler şu anda en çok kullanılan, en geçerli paket programlar ile ilgilidir, bütün paketlere yöneldik değildir. Kontrollü deney çalışmalarında elde edilen istatistik bilgiler mental hazırlık programları için oldukça azdır.

Kendini ayarlama teknikleri, kullanıcıya, en az iki yönde hizmet vermeli: kişilerin özel ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda hizmet veren bir program olmalı: neden-sonuç ilişkisi bağlamında bir ruhsal yönlendirme ile ‘zihinsel gelişim çalışması’ için kullanıcıya özel motivasyon sağlamalıdır (Deci ve Ryan 1985). Orlick, (1990) mental hazırlık programları öğretme özelliğinin etkisinin artması için zihinsel çalışma ile fiziksel idmanın birbirini tamamlaması gerekmektedir. Genel görüş (Suinn 1985; Singer 1986) kendini kontrol idmanının muntazam ve kurgulanmış bir rejim etkisi ile sürdürülmesini destekler. Ayrıca, fiziksel eğitimin prensipleri, ‘zihinsel’ eğitimin prensipleri ile benzeştiğinden, mental hazırlık programları kendini kontrol etme antrenmanını fiziksel ve zihinsel çalışmalarla desteklemelidir.

Sonuç olarak, mental hazırlık programları en az üç genel prensibi takip etmelidirler. Fiziksel ve düşünsel becerileri birleştirmek; programları özele indirgemek; ve düzenli yapılan spora özel alışkanlıklar kazandırmak ve geliştirmek olmalıdır (Roberts, ve Nideffer, 1985; (Weinberg; 1984, 1987; Orlick, 1986, 1990). Yukarıdaki olaylar mental hazırlık programlarının kullanacağı metot ve prosedürlerle ilgili çok genel hatlara değinirken, deneysel literatür mental hazırlık programlarının geliştirmeye çalıştığı kendini ayarlama yeteneğine çok daha fazla ilgi duymaktadır.

Performansın temel prensiplerine ilişkin dört temel yöntem mevcuttur. Bu yöntemler mental hazırlık programlarının kullanımı ve geliştirilmesi için aşağıdaki başlıklara altında aramak ve araştırmak gerekir. Bunlar sırasıyla: hedef belirleme, aktivasyon ve heyecansal kontrol, hayal gücü yetenekleri, dikkat ve kontrol eğitimidir.

HEDEF BELİRLEME

Hedef veya amaç belirleme konusundaki araştırmaların çoğu organizasyon el psikoloji tarafından sağlanmıştır; fakat bu buluşlarının çoğunun spor için genelleştirilmesi gerektiği düşüncesi ön planda tutulmuştur. Bu yaklaşımlar, organizasyona! psikoloji içinde, amaç belirlemede performans üzerindeki etkisini motivasyonu yükselterek ve dikkati artırarak gösterir (Locke ve Latham 1985). Bandura’nın hedef belirleme teorisinde (1977); hedefe ulaşmak katılımcılar açısından önemli olan maksimum yararlılık (kendine faydalı olma) bilgisi sağlar.

Ayrıca, 1984 Locke’nin çalışması bu özelliğin doğa içinde süreklilik halinde mevcut faktörlerin kontrol edilmesini, organizasyonel spor psikolojisi önermektedir. Hedeflerle kastedilen, belirli ölçülebilir hedefler olmalıdır ve bunlar kişinin kendi kontrolünde yapması gereken işler olmalı ve kişiye gerçekçi ve değerli gelmelidir. Hedef belirleme literatürünün en önemli en güvenilir buluşlarından olduğunu gösterdi. Kendine faydalı olmanın daha yüksek seviyeleri, daha zor seviyelerdeki hedeflere yönelim sağlar, bunun başarılması sonucu ise yararlılık artar. Spor psikolojisinde performansın üzerinde olumlu bir etki yaratmak için hedef belirlemede en iyi strateji ‘yapabileceğinin en iyisini yap’ hedefidir. Kuşkusuz, hedef belirleme bir motivasyon tekniğidir. Ayrıca, hedefe ulaşmak için geri besleme önemlidir bunun için de hedefin somut ulaşılabilir bir kavram olması gerekir.

Erez (1977) hedef belirleme özelliğinin çalışması için geri beslemenin önemli olduğunu göstermiştir. Deci ve Ryan 1985 kendi kararını kendin ver teorisiyle hedeflerin kişinin kontrolü altında yatması gerektiğini vurgulamıştır. Ona göre, eğer başarı kolaylıkla diğer kişiler tarafından etkilenirse, kişinin yönelimi kolayca etkilenir, başarı ve başarısızlık başkalarına atfedilir. Böylece, başarısızlığa ulaşan kişi gerekli kişisel motivasyonu sağlamakta güçlük çekecektir. Aynı şekilde başarıya ulaşan kişi ise, başarıyı fazlaca kendisine atfetmeyecektir, başarının getireceği kıyafet duygusu kendine faydalı olma duygusu gibi nimetlerden yararlanamayacaktır. Bu koşullarda kendi kararını kendin ver teorisi kişinin motivasyonunu yükseltmeyeceğini söyler.

Hedef belirleyip onu başarmanın en önemli anahtarı, o hedefi kabul edip ona yönelmektir. Eğer bunu doğru kabul edersek, hedef zorluğu ile performans arasındaki ilişki pozitif bir doğrudur (Locke 1985). Fakat, Erez ve Zıdon 1984, oyuncu hedefe ulaşmak hakkında şüphe ile bakmaya başlarsa hedef zorluğu ile performans arasındaki ilişki negatif bir doğru olduğu söylenir.

Kısaca, bu yöndeki araştırmalar, sadece bir hedef belirlemenin ve ona ulaşmanın öğretildiği bir resmi antrenman programının olması gerektiği yönündedir.

RAHATLAMA VE HEYECANSAL KONTROL

Fizyolojik ve içten gelen aktivitelerin kendine güven ve etkili performansı etkileyen yararlılık bilgisinin esas kaynaklan olduğu Bandura (1977) tarafından tanımlanmıştır. Sporda ve işte, kişilerin içlerinden gelen aktivasyon (rahatlama)seviyelerini düzenlenme yeteneğiyle en üst performans seviyesine ulaşabilir. Her insanın meşgul olduğu işte ulaşmak istediği içsel bir aktivasyon şekli vardır. Bu ideal aktivasyon şekline ulaşmak için uygun idmanlar vardır ve mental hazırlık programlan da bu iş için antrenman programları geliştirmeye çalışmaktadır.

Aktivasyon seviyesini düşüren bir çok teknik mevcuttur ve bunlar popüler olarak rahatlama tekniği olarak bilinir. Bu teknikler, kişiyi zihinsel, ruhsal ve fizik yönden üst düzey performansa ulaştırmak için yapılan çalışmaları içerir. Zihinsel ve ruhsal yönden rahatlamanın performansı ve motor kabiliyetini etkileyen heyecanı ve fizyolojik oluşumu düşürdüğü bilinmektedir (Eysenck, 1982; Hardy, 1988).

Davidson ve Schwertz (1976) rahatlamanın çok özel modelini hazırladılar. Bilinçli ve bilinç-altı zihinsel ve ruhsal rahatlamasını ayırdılar, istenmeyen heyecanın tipik kaynağının rahatlama stratejileri ile kontrol edilerek, heyecanın azalttığını söylediler. Sporda performansı artırmak üzere, bilinç özelliklerini kullanmak ve stres ve heyecanla mücadele etmek için rahatlama teknikleri ile ilgili önemli bir literatür vardır (Weinberg 1980, 1987; Caudil, Weinberg ve jakson, 1983; Gouldberg, 1997)

Bu buluşlar sporda aktivasyon seviyesini yükseltip dayanıklılık, hız ve gücü arttırdığı fakat kontrol özelliklerini kötü yönde etkileyebilir olduğunu bilinen bir gerçektir. Aktivasyon kontrolü diğer kendi kendini kontrol etme özellikleri ile bağlantılı olduğunu biliyoruz. Rahatlama ve hayal gücü arasındaki ilişki bir çok araştırmacı tarafından incelenmiştir (Örneğin, Gray 1984, Weinberg 1987; Levleva;1997). Rahatlama hayal gücünü geliştirip, hayal gücünün tekrar rahatlama sağladığı kabul edildiği halde, bu görüşte yeterince başarıya ulaşılmamıştır. Weinberg (1987), hayal gücü teknikleri kullanılırken, ideal aktivasyon durumunun meşgul olunan aktivite çeşidine bağlı olduğunu söyler, çünkü düşük aktivasyonların motor hareketlerine, yüksek aktivasyonların ise dayanıklılığa yardımcı olduğu iddia edilir.

Aktivasyon konusundaki araştırmacılar, sporcuların gerekli durumlarda aktivitelerini değiştirmek ve kişilerin durumun gereklerine uymaları için çeşitli tekniklere ihtiyacı olduğunu belirtir. Ayrıca aktivasyon şekillerini, iş taleplerine çakıştırmak kabiliyetine sahip olmaları gerektiğini de vurgular. Aktivasyon kontrolü ile diğer kendi kendini kontrol etme kabiliyeti arasındaki ilişkiler mental hazırlık programları konusunda çalışmalar tarafından göz önünde bulundurulmalıdır. Mental hazırlık programlarının yapısı bu kabiliyetleri izole ederek tedavi etmek yerine, ilişkileri yansıtmalıdır.

HAYAL GÜCÜ

Hayal gücü, hem performansı yükseltmek ham de öğrenmeye yardımcı olmak için önemli bir kabiliyettir. Hayal gücü, duygusal bir ortamda, sembolik bir hissiyat deyimidir. Fakat spor performansı için önemli olan ortamlar, kinestetik, görsel ve duyumsal ortamlardır. Esas yetenek görüntü yaratma yeteneği iken, sporda hayal gücü için bir çok değişik pratik uygulama vardır.

Sporda hayal gücü uygulamalarının en önemlisi zihinsel antrenmandır. Kısaca zihinsel antrenmanı; kassal hareketin yokluğunda fiziksel aktivitenin sembolik anlatımıdır. Bu metot, iyi kontrol edilmiş bir deneyim elde etmek için kişinin görsel ve kinestetik hayal gücüne hazırlanmasında rahatlama sağlar. Bu bağlamda, Hardy’ (1988) hayal gücü performans öncesi ortaya çıkan soğumayı ve heyecanı azaltır.

Hayal gücü yeteneğinin bir çok uygulama şekli vardır ve zihinsel hazırlık programları en azından bu stratejilerin bazılarını kullanırlar. Zihinsel hazırlık programları sadece bu uygulamaları öğretmekle kalmazlar ayrıca esas hayal gücü kabiliyetlerini de geliştirirler. Eğer hayal edilen deneyimin kalitesi yükselirse, tüm hayal gücü uygulamaları daha başarılı performansa yansır. Bu konuda bir çok araştırma ve uygulama mevcuttur. Hayal gücü ve öğrenme ile ilgili belirli spora ilişkin çok sayıda çalışmalar yapılmasına rağmen, hayal gücü ve gerçek performans ile ilgili belirli spora ilişkin çalışma sayısı oldukça azdır. Sporda istenilen şeylerin başarılması için zihinsel provanın hiç prova yapılmadan daha iyi olduğu fikri doğrudur. Bu bakımdan, zihinsel prova sporda ve iş hayatında oldukça değerli bir tekniktir.

Schmidt (1988) zihinsel prova esasında motor komutları kaslara iletilir fakat eğer büyük bir kas faaliyeti yoksa. Kaslara giden sinir yolları boşlukta ve somut olarak aktif hale gelir ancak düşük bir genellikle. Bir çok çalışma rahatlama ile hayal gücünün sıkı ilişkisini vurgulamıştır (Örneğin; Weinberg 1984, 1987; Orlick, 1986, 1990). Böyle bir bulgunun zihinsel antrenmanların gelişmesi ve değerlendirilmesi için büyük önem taşır. Woolfolk ve arkadaşları (1985) motor performansı üzerinde pozitif hayal gücünün, negatif hayal gücünden daha olumlu bir etki bıraktığını söyler. Kontrol durumunun bile negatif hayal gücünden daha iyi olduğunu iddia ederler. Bu bulgular hayal gücü ile kendi kendine faydalı olmanın önemli ilişkisini ortaya koyar.

Hayal gücünü incelemek için yapılan en önemli yaklaşımlardan biride ankettir. Hayal gücü kabiliyetleri bir çok değişik yönelimleri teklif edilmiş değişik duygusal ortamlarda hayal gücü dayanıklılığı ölçülmüş ve hassas kullanımı ve antrenmanı gerektiren teşhisler kullanılmıştır. Hayal gücü perspektifleri kişilerin tercihine göre test edilebilir, (Harris ve Harris, 1984). Hayalin canlılık ve kontrol edilebilirlik şeklindeki kalitesi belirlenebilir ve bu kalite belirli antrenmanlarla geliştirilebilir. Örneğin, zihinsel ve ruhsal hayal gücü anketleri görsel ve kinestetik hayal gücü iç ve dış görsel hareket hayal gücünü ölçülmesinde, bir gelişme sağlamıştır.

Sonuç olarak, hayal gücü ölçülebilirdir ve hem öğrenmeyi hem de performansı geliştirmek konusunda oldukça önemlidir. Hayal gücü kabiliyetinin gelişebileceği ispatlanmıştır. Mental hazırlık programları yolu ile esas hayal gücünü geliştirip kabiliyeti hassas uygulamalarda geliştirmeyi öğretmelidir. Rapor ölçümleri hayal gücü için yararlı vasıtalardır. Araştırmacılar bu var olan metotları tamamlayıcı daha objektif testler geliştirmelidirler.

KONSANTRASYON

Belirli bir olaya dikkat yönetmek ve sağlamak kabiliyeti hem spor hem de iş yaşamında büyük önem taşır. Dikkat kontrolü (konsantrasyon), bir bakıma ilgiyi yoğunlaştırmak mental hazırlık programlarının anahtar bileşenlerindendir. Fakat, spor psikolojisi pratisyenlerinin dikkat kontrolüne verdikleri öneme rağmen, dikkat kontrolü ile ilgili eski çalışmalara rastlamak oldukça güçtür.

Stres altında performansın bilgi özellikli modelleri dikkat kontrolü yeteneğini daha iyi anlamamıza yardımcı olan araştırmanın önemli bir alanıdır. Uygulamalarda heyecanı ve diğer stres yaratan etkenlerin, algı yetersizliği, dikkat seçme zorluğu, hafıza kapasitesinde düşüş ve motor programlan ile hatırlama ilişkisi zorluğu yaratacağını bilinmektedir. Bu yaklaşımların en önemli çizgisi çalışan hafızaya çok fazla gerek duyulan işlerde performans heyecanı başarısızlık yaratır (Baddeley ve Idzikowski 1983 ve 1985). Fakat bu başarısızlıkların üstesinden gelmek için tekrar tekrar denemek; yani, uygun konsantrasyon stratejileri üzerinde direnmek gerekir.

Nideffer (1986) sporda konsantrasyonu ve dikkat kontrolünü tanımlamaya çalıştı. . Dört tip kontrolü teklif etti (geniş dış, geniş iç, dar dış, dar iç) ve dikkat kontrolü kabiliyetini geliştirmek için önerilerde bulundu. Ayrıca, bütün dikkat kontrol tiplerinin tek bir sporda talep edebileceğini fark etti ve hangi durumunda nasıl dikkat şeklini kullanacağını vurguladı. Ayrıca, Nideffer’in Kişisel Stil ve Dikkat Testi, sporda, değişik hassas uygulamalara adapte edildi. Örneğin, ikili işlem paradigması kullanarak futbolcular oyunlarını oynarken onların dikkat kapasiteleri ölçüldü.

Sonuçta, gereksiz bir olaya yöneltilen yüksek derecede bir dikkat oyuncuya değerli bir getiri sağlamaz. Ayrıca bir çok sporda dikkatin özellikle nereye yöneltileceği pek belirgin değildir. Bu alanda deneysel araştırma yapmanın zorluklan yakın zamanda yapılan bir kaç çalışma ile gösterilmiştir. Örneğin, Morgan (1983) sürekli performans üzerinde konsantrasyon stratejisi etkisini inceledi ve hissiyat girdili bir stratejinin sürekli performansa yarar sağladığını belirtti.

Schomer (1987) konsantrasyon stratejisinin maraton koşanların etkinliğini artırdığını söyledi. Onun araştırmasında, deneyimli sporcuların konsantrasyon stratejileri deneyimsiz olanlara oranla daha değerli bulunmuştur. Konsantrasyon bir çeşit kararsız farkındelik gerektirir. Bu tanım Privette (1983) tarafından yapılmıştır, yüksek performansın önemli bir bileşenidir. Konsantrasyonun getirdiği ilgi ise gereksiz ve yanlış bir ilgi odağının oluşumunu engeller.

Başarı veya başarısızlığı hayal etmenin daha sonraki performans sonuçlarını etkilediğini gösterdiği halde, bu davranışsal etkiler için tam bir mekanizma belirtilmemiştir. Bununla birlikte, bir diğer yaklaşımda; kazanım (fayda) hayal edilen sonuç ve doğal sonuç arasında endirekt bir değişkendir. Bazı yeni çalışmalarda faktörler üzerinde odaklanmanın hem ileriki performansı azaltıp, artırabileceği gibi hem de öz-fayda ve sonraki davranışları da etkileyeceği gösterilmiştir. Sporda dikkat araştırması henüz oldukça düşük seviyelerdedir ve araştırmacıların getirdiği ilginç ve önemli noktalar daha fazla inceleme gerektirmektedir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Özet olarak, iyi bir mental training (zihinsel ve ruhsal açıdan kendini ayarlama veya kontrol altında tutma eğitimi) kendine güveni geliştiren bir strateji geliştirmesi, heyecan ve rahatlamayı kontrol etmesi, zihinsel ve ruhsal yönden hayal gücü kullanımı sağlaması, uygun hedefler belirlemeye yardımcı olması ve dikkat kontrolü geliştirmesi beklenir.

Ayrıca, mental training kullanıcıya özgürlük tanımalı ve zihinsel antrenmanı fiziksel pratiğe birleştirmeye, dönüştürmeye yardımcı olmalıdır. Kısaca, bu teknikler kişiyi zihinsel, ruhsal ve fizik yönden üst düzey (doruk) performansa ulaştırmak için kısa orta ve uzun vadede planlanması gereğidir.

Zihinsel ve ruhsal yönden kendini ayarlama yeteneğinin fiziksel işlerde uygulanması faktörü zihinsel ve ruhsal antrenmanların değerlendirilmesinde önemli bir etkendir. Sporda bilinç yeteneğinin gelişimini değerlendiren bugüne kadar yapılmış teşebbüsler istenileni verememiştir. Ama ne var ki, mental training eğitimi uygulamalı spor psikolojisinde değerlendirilme aşamaları oldukça büyük bir meseledir. Uygulayıcılar; araştırmacıların yazarların mental training geçerliliğini bir kenara bırakıp deneysel raporlar elde etmelerini önerirler. Fakat şu anda bu tür raporlar oldukça azdır.

Her şeye rağmen, zihinsel ve ruhsal antrenmanlar sporda gelişmiş ülkelerde ağırlıklı olarak sporun yarışma ortamında kullanımına karşılık, ülkemizde bunun tam tersi bir görünüm arz etmektedir.

Örneğin, Can ve Can (1999) konuyla ilgili düşüncelerini bir tartışma konusu olarak şöyle açıklamışlardır : “Yasemin Dalkılıç, 68 metreyle dünya sabit ağırlıkla serbest dalış rekoru’nu kırdığında Türkiye iyi bilmediği bu sporda performans güçlüklerini tanımadığı için şaşkın ve dağınık bir gurur yaşamıştır.” Ayrıca, araştırmacı spor yazarı Turgay Renklikurt, (1999) bir makalesinde; sporun içeriğinde bir çok olayın provası yapılmamaktadır. Ona göre, zihinsel ve ruhsal yönden bizdeki uygulama “saldım çayıra mevlam kayıra” vurdumduymazlığıdır.

Ülkemizde zihinsel ve ruhsal yönden kendini ayarlama ve düzenleme eğitimi (mental training) sporun yarışma ortamında yeterince anlaşılabilmiş olduğunu ileri sürmek henüz daha çok erken.

Sonuç olarak, yarışma ortamında değişik şekillerde karşımıza çıkan zorluklarla mücadele edebilmek için zihinsel ve ruhsal açıdan kendini ayarlama eğitim programları t     daha fazla geciktirilmeden gündeme getirilerek tartışmaya açılmalıdır.