Milyarder Kumaşı Sende Var Mı?

0
954

Milyarder potansiyeli taşıyor musun ya da servete giden yolda yürümenin bedelini ödemeye gerçekten hazır mısınız? Yanıtlar bu sorularda gizli…

Burçak Güven bu hafta İŞ’TE İNSAN’daki Arka Pencere başlıklı köşesine FORBES Amerika’nın küresel zenginler listesini taşıdı. Konu servet ölçek de milyarderler ligi olunca milyarder olma potansiyelini ölçen bir de test yayımladı. FORBES kaynaklı soru listesi “kumaşınızda zenginlik tonu olup olmadığına” bakıyor. Sorularsa 3M, Chevron, Hewlett-Packard gibi dev isimlerle çalışan Yönetici Psikolog Debra Condren; ABD Psikoloji Derneği’nin Sağlıklı İşyeri Programı Başkanı Psikolog David Ballard ve New York’ta yaşayan pek çok milyarderin terapisti Psikolog Joan Kane gibi yetkin isimler tarafından hazırlanmış.

Aşağıdaki 13 soruya bir göz gezdirin ve sizde bu potansiyel var mı ya da daha önemlisi servete giden yolda yürümenin bedelini ödemeye gerçekten hazır mısınız, öğrenin…

İŞTE O SORULAR VE CEVAPLARI…milyarder kumaşı

1- Gerçekten büyük oynamalı mısın?

Servete ulaşmak için vites büyütmeden önce uzun vadeli hedefleri ortaya koymakta yarar var. Birkaç yıl sonra şirketini satmayı düşünüyor musun? Rekabet hırsı içini mi doldurdu? Ürün ve hizmetlerinin pazarda öne çıkması, rakiplerini alt etmek vb. seni kardan daha fazla ilgilendiriyorsa büyümeyi falan boş ver; kendi yağınla kavrulmaya devam.

2- Kaf Dağı’nın ardını görüyor musun?

Hanedanlar yaratmak için hedef belirlemek ve ona doğru kesin adımlarla yürümek yetmez. Bill Gates, Sam Walton gibi süperstarlar sektörleri domine etmezler; tersine içinde bulundukları pazarı dönüştürür, şekle sokar, yeniden yaratırlar. Yani zeka, şans ve cesaret bu işe yetmez; neredeyse Tanrısal düzeyde bir vizyonunun olmalı.

3- Belirsizliğe tahammülün var mı?

Başarılı girişimci, birbiriyle çelişen verilerin arasından doğru ve işe yarar olanı görebilendir. Genel müdürün Asya’ya yatırım yapmak gerektiğini, pazarlama direktörünse daha çok erken olduğunu söylediğinde bir saniye bile duraklamıyorsan, belki şansın olabilir.

4- Bağımsızlık senin için önemli mi?

Çoğu girişimci için bağımsızlık önemlidir. Zaten iş kurma nedenleridir bu. İlk başlarda kritik kararları bedel ödemeden, kendi istediğin gibi yapabilirsin ama iş büyür ve “yapılacaklar listesi” boyunu aşarsa durum zorlaşır. Daha da kötüsü, yatıştırmak ve sürekli yeniden ikna etmek zorunda olduğun yatırımcılar, seni hiç anlamayan yönetim kurulu üyeleri de olacak hayatında.

5- Bol sıfırlı tekliflere “hayır” diyebilir misin?

Pek çoğumuz için yönetim koltuklarını terk edip iş kurma fikri bile korkutucuyken, dev bir imparatorluk yaratmak ancak hayal olabilir. Riskler üst üste binip iş büyüdükçe, milyarderler korku ve tereddütleri maskeleyen bir kibir patlaması yaşar. Ego bazen o kadar şişer ki işadamı, tüm öngörülerinin doğru olduğuna, elini attığı her yerden para fışkıracağına kendisini fazlasıyla inandırır. Bir başka zorluk da şudur: Büyük şirketler veya rakipler, işlerinizin tümünü ya da bir kısmını satın almak için cazip teklifler sunarlar. Siz daha büyük amaçlarınız olduğunu hatırlayıp bol sıfırlı çeklere “hayır” diyebilir misiniz?

6- Süreç odaklı mısın yoksa yaratıcılık mı?

Çoğu girişimci şirketini ham bir yaratıcılık üzerine inşa eder. Ya niş bir pazar görürler ya da tamamen yepyeni bir dünya hayali… Ama iş, uygulamaya gelince bu yaratıcılık, büyümeyi sağlamak için gereken sistemlerin ve süreçlerin önünü tıkayabilir.

7- Şirketinin büyümesi için zor kararlar alabilir misin?

Kardeşinin ya da en yakın arkadaşının, bu şirketi kurarken sana ne kadar yardım ettiğini ölsen de unutmayacaksın. Ama iş büyüyüp de sıra imparatorluk inşa etmeye doğru giderken artık ihtiyaç duymadığın, hatta sana engel teşkil eden bu insanları kovabilecek misin? “Yapamam” diyorsan yol yakınken vazgeçmelisin.

8- Topluluk önünde konuşabilir misin?

Belli bir büyüklüğü aşmış şirketlerin mutlaka kamuoyu nezdinde bir yüze ihtiyaçları olur. Haftalık toplantılara katılan, hissedarlarıyla bir araya gelen, televizyon röportajları veren girişimcilerin işinin, kamuoyundan uzak kalmayı tercih edenlere göre daha kolay olduğunu herkes biliyor. “Topluluk karşına” çıkamam diyorsan ya vazgeç ya da yerine hikayeni iyi anlatabilecek, çok güvenilir bir ‘yüz’ bul.

9- Uzlaştırabilir misin?

Şirket ne kadar büyürse, çevrendekilerin katkısına o kadar ihtiyacın olacak demektir. Bu da, uzlaşma ve görüş birliği sağlamak anlamına gelir ki “ille benim dediğim” diye tutturan girişimciler, büyüme planlarından derhal vazgeçsin!

10- Delege edebilir misin?

Şirket ne kadar büyükse çalışanlarınla ilişkin de o kadar uzak olur. Dolayısıyla da her bölümde her an ne olup bittiğini bilmene imkan yok. Delege edemiyorsan, büyümeyi de unut.

11- “Sabah masamda istiyorum” dediğinde iş yapılır mı?

İstediğini yapmayan herkesi kovabilirsin ama büyüyen şirketlerin liderleri başka bir yöntem kullanır: Korku salarak değil, saygın durarak iş yaptırmayı becerir onlar. Kaybedeceklerin çoğaldıkça, birkaç tane daha ‘kötü polis’e ihtiyacın olacağı doğru ama bazı kritik işlerde zorbalık para etmez. Yüksek rakımları fethetmek için seninle yoldaş olacak, gerçekten yakın hissedecek insanlara da ihtiyacın var.

12- Bayramın ilk günü çalışabilir misin?

Zirveye giden yol, özveri taşlarıyla döşenmiştir. Aile buluşmalarını, çocukların kritik günlerini kaçırma fikri seni rahatsız ediyorsa belki de milyar dolar etmezsin.

13- Yalnızlıkla başa çıkabilir misin?

Milyarderler, bir tür ‘yalnızlar kulübü’ üyeleridir aynı zamanda. Hiç olmadık yerden hayatına ‘yeni’ arkadaşlar pörtler; gerçek ve samimi ilişkiler kurmak çok ama çok zorlaşır. Dengeli ve aklıselim işadamları, parazitleri koklamakta ve en yakın halkalarında yalnız gerçek dostlara yer vermekte ustalaşırlar.