Mini mini birler okula başlıyor

0
Mini mini birler okula başlıyor okulOkula yeni başlayacak çocuklar bugünlerde heyecanlı, ürkek biraz da meraklı… Çocukların, ilkokul günlerinde yaşadıklarının tüm eğitim hayatları üzerinde önemli bir etkisi var. Atılan ilk adım, duygusal açıdan da bir yeni bir dönemin başlangıcı oluyor. İşte bu nedenle, iyi ve doğru bir başlangıç yapmak önemli.

Okullar 19 Eylül’de açılıyor. Çocukları şimdiden okul heyecanı sarmış durumda. Öğrenciliğe yeni adım atacaklar için öğretmen ve okul idarecileri kadar anne babaların da dikkat etmesi gereken noktalar var. Acıbadem Sağlık Grubu International Hospital’dan psikolog Ferahim Yeşilyurt, okula yeni başlayacak çocukları olan ailelerin en çok merak ettiği soruları cevapladı.

Çocukları okula hazırlamak için neler yapabiliriz?: Ailelerin öncelikle okula başlayan çocuklarını duygusal ve psikolojik yönden okula hazırlamaları gerekiyor. Bu hazırlık için ilk haftalarda biraz stres ve kaygı yaşamasının normal olduğunu ona anlatın. Okula başlamadan önce bu konuyla ilgili muhakkak konuşun. Çocuğunuzun fiziksel ve ruhsal sağlığını kontrol ettirin. Çocuk doktoru, göz doktoru ve diş hekimi muayeneleriyle birlikte gerekiyorsa psikolog görüşmesini organize edin. Okullar açılmadan en az bir hafta önce uyku ve yemek saatlerini yeniden planlayın. Televizyon ve bilgisayar karşısında geçirdiği saatleri kısıtlamaya çalışın. Yazın bu süre artmış olabilir. Ancak okullar açılırken bu zaman diliminin kısıtlanmasında yarar var. Ders motivasyonunu artırabilecek eğitim malzemeleri alın. Okul alışverişine birlikte çıkın ve mümkün olduğunca onun seçimlerine saygı gösterin. Öğrencilik yıllarınız ile ilgili paylaşımlarda bulunun. Bu paylaşım onlara öğüt vermekten daha çok işe yarar.

Okulla ilgili ne tip bilgiler verilmelidir?: Okul, öncelikle arkadaş ve oyun demektir. Çocuğa yeni arkadaşlarının olacağı ve onlarla yeni oyunlar oynayacağı anlatılmalıdır.

Çocuğu okula hazırlamak için neler anlatılmalı?: İlkokul ortamı yepyeni bir sosyal çevredir. Bu ortamın kendine özgü kuralları vardır. Çocuklar, oyun oynadıkları anaokulu ortamından sonra bir anda çeşitli kurallarla tanışırlar. Tuvalete gitmek, su içmek, oyun oynamak artık hep kurallar dahilinde olacaktır. Çocukların güçlükleri yenebilmesinde, ilkokulun deneyimlerle dolu bir yer haline getirilmesinde ailelere önemli görevler düşüyor.

Çocukları okula başlayan aileler onlardan uzaklaştıkları için bazı korkular içine giriyor. Öncelikle ailelerin bu konudaki kaygılarından uzaklaşmaları gerekiyor. Kaygılarını azaltan veli, çocuğuna da model oluyor. Diğer taraftan okula ilk günlerde birlikte gitmek, öğretmeniyle tanışmak ve çocuğun kaygısını azaltmaya çalışmak faydalı olacaktır.

Çocuklar okulun ilk günlerinde nasıl kaygılar taşır?: ‘Arkadaş bulabilecek miyim, öğretmene kendimi gösterebilecek miyim, arkadaş ve sınıfımı bulabilecek miyim, ya kaybolursam’ gibi endişeler yaşanır. Bu endişeler okula uyumla birlikte azalır.

Öğretmeni ile ilişkimiz nasıl olmalıdır?: Öğretmen anlayışlı ve destek olmalıdır. Sert otoriter öğretmenler çocuğun okuldan korkmasına neden olabilir. Aileler öğretmenle iyi bir ilişki kurmaya çalışmalıdır. Öğretmen ve okulla ilgili çocuğun yanında eleştiri yapmaktan kaçınılmalıdır.

Okula gitmek istemeyen çocuğa karşı aile nasıl davranmalıdır?: Başlangıçta anlayışlı yaklaşılmalı, çocuğun kaygıları paylaşılmalıdır. Diğer taraftan okul ile iyi bir ilişki kurulmalıdır. Başlangıçta çocukla okula birlikte gidilmeli, ardından aşamalı olarak yavaş yavaş okuldan uzaklaşılmalıdır. Böylece çocuğun okula alışması sağlanacaktır. Çocuk okuldan korkarsa eve götürülmemelidir. Böyle yapılması çocuğun korkusunu pekiştirmiş olur. Zamanla okul fobisine dönüşebilir.

Okul fobisi nedir, üstesinde nasıl gelinir?

Okul fobisi, kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul fobisi olan çocuklarda mide bulantısı, karın ağrısı ya da baş ağrısı şeklinde bedensel şikâyetler görülür. Bu belirtiler genellikle sabahları uyanır uyanmaz olur ve okula gitmemelerine karar verilir verilmez de kaybolur. Eğer çocuğa okula öğleden sonra gitmesi önerilirse, belirtilerin aniden kaybolduğu görülebilir.

Hafta sonları, okul fobisi olan çocukların en sevdikleri günlerdir. Diledikleri gibi oyun oynayabilecekleri, okula gitmeyecekleri için bedensel şikâyetler görülmez. Özellikle anne ya da babasına çok düşkün, evde aşırı özen gösterilen çocuklarda daha sık görülür.

Okul fobisi olan çocukların yaşamlarının daha önceki yıllarında anneleri tarafından aşırı özenilerek ve aşırı korunarak büyütüldükleri görülür. Bu tür annelerin sürekli çocuklarını memnun ederek, onların sevgisini kazanma çabası içinde oldukları, tüm ihtiyaçlarını karşıladıkları ve onları sürekli olarak hayal kırıklığına uğramaktan korudukları görülür. Bu anneler özellikle çocukların bedensel rahatsızlığıyla yakından ilgilidirler. Bazıları çocukları gözlerinin önünde olmadığında kendilerini çok yalnız hissederler. Psikolojik ve fizyolojik olarak çocuklarıyla yakın olma ihtiyacı duyarlar.

Kaynak: Zaman