Muhammet Bozdağ İle Çok Satan Kitaplar Yazmanın Sırlarını Konuştuk.

0
429

MUHAMMET BOZDAĞ İLE “BAŞARI” ÜZERİNE SÖYLEŞTİK

DR. Muhammet Bozdağ Kimdir?

Trabzon-Akçaabat’ta 1967 yılında doğdu. Kastamonu-İnebolu Lisesini birincilikle bitirdi. Şeref Öğrencilerinden olduğu ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1990 yılında mezun oldu. Yüksek Lisans Tezini, “TBMM’nin Verimliliği” üzerine tamamladı. Doktorasını siyaset bilimi alanında gerçekleştirdi.

Muhtelif zamanlarda ABD., Almanya, Bosna Hersek ve Hırvatistan’da çeşitli inceleme çalışmalarına katıldı. Kurucuları arasında yer aldığı Kültürlerarası Araştırma ve Dostluk Vakfı’nın, 1999-2001 yıllarında başkanlığını yaptı. 1992 yılından itibaren yasama uzmanı olarak çalıştığı TBMM’de halen yöneticilik yapıyor.

Yazıları lise yıllarından itibaren çeşitli dergilerde yayınlandı. Bir dönem, köşe yazarlığı yaptı. “Düşünce Mühendisliği, Yüksek Yetenek, Tele-terapi, Yüksek Ahlak, Kişisel Değişim, İstemenin Esrarı” gibi isimler altında seri radyo konuşmaları yaptı. TRT’de “Sonsuzluk Yolcusu” isimli programı hazırlayıp sundu.
Doktora tezi “AİHM Yolunda Parti Kapatma: Laiklik, Bölücülük Sorunu” adıyla yayınlandı. Başarı, motivasyon ve din alanlarında, “Düşün ve Başar, Ruhsal Zeka, İstemenin Esrarı ve Sonsuzluk Yolculuğu” adında yüz binler satan üç kitabın yazarıdır.

1995-2002 yılları arasında, “Hızlı ve Etkin Öğrenme”, “Güzel ve Etkili İletişim” seminerleri düzenledi. Yurt içinde ve yurt dışında, “Sonsuzluk Yolcusu, Ruhsal Zeka” gibi isimler altında konferanslar veriyor.
Dr. Nilgün hanımla evli ve üç çocuk babası olan Bozdağ, özgün üslubuyla yeni eserler üretmeye devam ediyor. Ayrıca, “yetenek.com” adlı web sitesi aracılığıyla da okuyucularına ulaşıyor.

Kişisel Başarı: İlk olarak yaptığımız röportajlarda uzmanlarımıza sorduğumuz soruyla başlayalım: “Sizce kişisel gelişim nedir?”, Muhammet Bozdağ Kişisel Gelişim ile nasıl tanıştı?”

Muhammet Bozdağ:
Ben insana sonsuzluk yolcusu gözüyle bakıyorum. Hayat dünyada başlamadı ve dünyada son bulmayacak. Elest yurdundan başlatılan yaradılışımızdan sonsuzluğa uzanan yollarda inanılmaz maceralar yaşayacağız. Benim anlayışımdaki kişisel gelişim, evrenin Sahibinin dostluğu esasına dayanan yetenek, üretim, iletişim gelişiminin karışımıdır. Bu açıdan bakıldığında en büyük başarı yüksek kişilik geliştirmek olacaktır. Ben şahsen bu yolda çalışkanlığımı geliştirmeyi, zeka, hafıza, iletişim gibi becerilerime yatırım yapmayı çok önemsiyorum. Böylesi bir kişisel gelişim anlayışını ifade eden, “kişisel gelişim” ülkemizde popülerleşmeden önce de vardı. Hayat bir gelişim yolculuğudur bildiğiniz gibi… Eskiden usta çırak ilişkileri içerisinde çırağın gözlemi ölçüsünde yaşanan bir gelişim süreci vardı.

Şimdi ustalar deneyimlerini transfer etmenin etkili yollarını arıyorlar. Başarının yolları hiç bu kadar yazılı kültüre transfer edilmemişti. Sorduğunuz anlamda ilk okuduğum kitapların Dale Carnegie’nin iletişimle ilgili meşhur eserleri olduğunu söyleyebilirim.

Başarı, yetenek ve donanım gelişimi bireysellikte hapsedilirse yalnızlaştırır; rekabetçiliğe dönüştüğü ölçüde ruhsal gerilimler üretir. Hayatın kendisi gelişimdir. Doğduğumuzdan beri yaptığımız bu değil mi? Bu sürece kişisel gelişim denilmesi çağımızın paketlemesidir. Son çağın bireyselleştirilen atomize insanlarının çok kolay benimseyebileceği bu kavramı araçlıktan amaçlığa dönüştürmenin zararını görürüz. Gelişim mutluluğun, erdemin ve sonsuzluğun aracı olduğu sürece değerli ve anlamlıdır.

Kişisel Başarı:Kişisel Gelişim kitapları yazamaya nasıl karar verdiniz? Bu güne kadar hangi kitapları yazdınız? Bu kitapların satışı ve okuyucular tarafından nasıl ilgi gördü?

Muhammet Bozdağ:
Lise döneminde başlayan hayatın anlamına ilişkin sorgulamalarım üniversitede daha da yoğunlaştı. İlk romanımızı köyümüzün mısır tarlalarında çalışırken yazdım. Lisede şiirle başlayan yazıları, üniversite köşe yazarlığı takip etti. Seri radyo konuşmaları, iletişim ve öğrenme yeteneklerine odaklanan düzenli seminerlerin sonrasında eserler ortaya çıkmaya başladı. İç dünyanızda doluyorsanız, hislerinizi dışarıya aksettirmeye başlıyorsunuz. Sonra da Hayatın Sahibi önünüzde bir ufuk açıyor, yapabilir hale geldiğinizi yapmaya başladığınız zamanın geldiğini görüyorsanız.

İlk kitabım, Yüksek Yetenek adlı motivasyon konuşmalarımı sistemaze ederek yeniden yazdığım Düşün ve Başar kitabı oldu. İlk baskısının dizgisinden kapak tasarımına kadar her aşamasındaki işleri kendi başıma yapıp yürüttüğümü söyleyebilirim. Kimseden bir yardım, uyarı, düzeltme vs anlamında bir destek alamadım. Bu yüzden içeriğe ve şekle yönelik çok hatalarım oldu o kitapta…. Kısa sürede satılıp tükenince profesyonel olarak yayınlanma sürecine girdi.
Şu an Nesil yayınlarından beş yılda çıkan dört kitapla tanınıyorum. Ruhsal Zeka ile Düşün ve Başar’ın 70 baskıyı aştıklarını, İstemenin Esrarı’nın da yakından izlediğini biliyorsunuz. Sonsuzluk Yolcusu’nun ilk baskısı 100 bin basıldı.

Eserleri özellikle lise ve üniversite gençliğinin okuduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Düşünen ve hisseden gençlik geleceğimizdir. Geleceklerine yönelik çözüm arayan gençlerin varlığı heyecan verici… Beni sevindiren bu kitapların alınıp kütüphane köşelerinde terk edilmiyor olmaları… Tekrar tekrar okunduklarının binlerce okuyucu mesajında hep dile getirilmesi… Bu durumu sevinç ve şükürle karşılıyorum.

Kişisel Başarı: Kitaplarınızın bir röportajınızda 150.000 sattığını okuduk. Kitaplarınızın bu kadar çok satmasını neye bağlıyorsunuz? Sizin yolunuzu izlemek isteyen yazar adaylarına ne gibi yazarlık önerilerinde bulunursunuz?

Muhammet Bozdağ:
Bir çok faktör etkili olabilir. Ben anlattıklarımı kişisel hayatımda da test etmeye çalışıyorum. Elimden geldiğince yaşadıklarımı ve deneyimlediklerimi aktararak, bir hayalden değil, yaşanabilir gerçeklerden söz ettiğimi göstermeye çalışıyorum.

Okuyuculardan gelen mesajlarda kullandığım dile çok fazla vurgu yapılıyor. Doğrusu, olabildiğince açık, anlaşılır, az ve öz sözle çok fazla içerik sunabilen, zihinsel olduğu kadar duygusal hareketliliklere de yol açabilen bir anlatım kullanmaya özen gösterdim.

Yazmak isteyen arkadaşlarıma da aynı şeyi önereceğim. Herkes kendi üslubunu bulmalı. Çünkü herkes ruh ve zihin dünyasıyla ayrı bir kişiliktir ve kendi kimliğini eserinde net biçimde hissettirdiğinde iz bırakacak, ayrı ve özel bir vurgu üretecektir.

Anladığıma göre çok iyi yazmanın yolu, çok okumaktan, çok düşünmekten, dikkatli gözlemlemekten, öğrendiklerini içselleştirme çabasından, samimiyetten ve çok yazmaktan geçiyor. Bu özellikleri varlığınızda birleştirdiğinizde zaman sizi çok güçlü bir anlatımcıya dönüştürüyor. Bu arada yazarlık yapanın hatiplikte, hatiplik yapanın da yazarlıkta geri kalması kaçınılmazlaşıyor. Gördüğüm kadarıyla beyninizin konuşma bölümünü çok çalıştırdığınızda yazma becerisinde geriliyorsunuz. Ben örneğin, yazmaya iyice daldığım dönemlerde bazen çenem tutulmuş gibi olur, söz söyleyemez hale gelirim. Çok konuşunca da, kalbimden zihnime keşif akışlarının durduğunu hissederim. O zaman bir denge kurmamız lazım.

Kişisel Başarı: Başarı kavramı size neyi çağrıştırıyor? Başarı ve kariyer uğruna her türlü fedakârlık yapmak ne kadar doğrudur?

Muhammet Bozdağ:
Benim dünyamdaki en büyük başarı Evrenin Sahibinin dostluğunu kazanmaktır. Doğrudan söyledim. Dahi olsam, dünyaya padişah seçilsem, kamyonlar dolusu altınlar biriktirsem de bir gün Karun gibi çürüyüp giderim.

Son kitabım Sonsuzluk Yolculuğunda başarıyı bu yönüyle sunan bir felsefi çerçeveyi paylaşmaya çalıştım. Dünyadan sonrası varsa başarı başka, yoksa başka şeydir. Hz. İsa, “Öyle bir zaman gelecek ki, sonuncuların çoğu birinci ve birincilerin çoğu sonuncu olacak” demiş.

Günümüzde başarı kavramının içi kapitalist ve tümden dünyevileşmiş görünen Batı felsefesinden üretilen anlamlarla dolduruluyor. Zenginlik, şöhret, saltanat, eğlence… tabii ki insanın ulaşmak istediği değerler… Ama rekabetçi, bireyci ve ben merkezci, maddeci odaklanmalarla ulaşılacak kazanımlar insanlığa huzur getirmeyecektir. Tüm bu kazanımların amacı insanlığın huzurudur. Ne istiyorsanız huzur için istiyorsunuz. Kimse keyfini kaçırsın diye çalışıp çırpınmaz. Ama insanlığın günümüzdeki bu tür kazanımlarının depresyondan, bunalımdan, yalnızlıktan, üzüntü ve acıdan başka bir sonuç üretmediğini de görmemiz gerekir. Mutluluk ve gerçek başarı hırsta değil, kanaat ve azim birlikteliğindedir.

Dolaysıyla Ruhsal Zeka kitabında vurgusunu yaptığım bir kader sistemi ve planı içerisinde yaşıyoruz hayatı. Belki hepimiz hemen her şeyi başarma potansiyeline sahip olabiliriz; ama hepimiz her şeyi başaramayacağız, elde edemeyeceğiz; kader izin vermeyecek bazı şeylere. Hayat herkesin tüm engin potansiyeline rağmen rolleri planlayacak, yayacak ve dağıtacaktır.

O zaman bize düşen, alabildiğimiz veya bize sunulan rolü en güzel şekilde icra edip sonsuzluğa hazırlanmak olmalıdır. Yaratıcıdan evrene coşku yayacak roller lütfetmesini istemeliyiz. Yaratıcı doğada her şeyi en güzel şekilde yapıyorsa, onun en güzel sanat eserleri olan insanlara yakışan da işlerini en güzel biçimde yapma çabası olmalıdır.

Kişisel Başarı: Gençlere başarı yolunda ne gibi önerilerde bulunursunuz? Yada başarılı olmak için bir öneri almak şart mıdır?

Muhammet Bozdağ:
Hayat bir telkindir. Yazılı, sözlü veya görsel telkinlerden etkilenerek ufkunuzu genişletir, etkilenir ve harekete geçersiniz. Renksiz ve şekilsiz bir küpün içerisinde doğup büyüseydik hiçbir hareketimiz, özenimiz ve arayışımız olamazdı sanırım. Tüm heyecanlarımızın ve arzularımızın temelinde, içerisindeki potansiyeli dürten dışımızdaki güzellikler, görüntüler, anlamlar ve değerlerdir.

Başarılı olmak isteyen bence önce nasıl bir evren bütünlüğünde kendini gördüğünü bilmelidir. Çoğu zaman kurbanlık koyun gibi yediği ottan başkasını düşünemez olabiliyoruz. Sonsuzluğu gözardı ederek plan yapan insanın kazanabileceği tüm değer, dünya kalıpları içerisinde olacak, motivasyon kaynakları belli bir birikim düzeyine ulaştığında sönüp tükenecektir.

Bence en büyük başarı, yüksek bir kişilik geliştirmek, erdemli ve ahlaklı olmayı başarmaktır. Bunu yapan insan zamanını planlamayı, gereksiz meşguliyetleri hayatından çıkarıp atmayı, insanlık için faydalı konularla ilgilenmeyi başaracaktır.

Girişimci ruha ihtiyaç var. Başarı yolunda bilginin değeri yeteneğin karşısında devede kulak kalır. Yetenek muhteşem bir değerdir. Kendini ifade edebilme, eylemlerini planlayabilme, yaptıklarının sonuçları hesaplayabilme, iradesine hakim olabilme gibi değerler son derece önemli yetenek alanlarını oluşturuyor.

Kişisel Başarı: Kişisel Gelişime yapılan en büyük eletiri bizim kültür ve din anlayışımıza uymadığıdır. Siz kitaplarınızda ise bu sentezi yapmış olan ender yazarlardan birisiniz. Bu eleştiriler konusunda ne düşünüyorsunuz?

Muhammet Bozdağ:
Bu eleştiriyi hak eden çalışmalar olduğunu ben de düşünüyorum. Kişisel gelişimle ilk karşılaştığımda bu çelişkiyi ve çatışmayı kendim de yaşadım. Önce hafif revizyonlarla ilgilendim; ama sonradan tüm felsefede köklü değişiklikler yapılması gerektiğini anlayarak, kendime farklı bir yol çizdim.

Küreselleşme düşünce kalıplarını özdeşleştirme yolunda geliştirse de her toplum farklı zihinsel kodlara bağlı düşünme alışkanlıkları geliştirmiştir.

Konu iki açıdan önemli… Birincisi Batı kaynaklı anlatımların bizim deneyimlerimizle, değer ve inançlarımızla örtüşmemesi yüzünden ortaya çıkan anlayamama, etkilenememe sorunudur. Diğeri ise Batı kaynaklı kişisel gelişim anlatımlarının genelinde mevcut olan evrensel nitelikli sorunlardır. Bu yönüyle söz konusu anlatım Batının kültür kodlarıyla uyumlu olsa da huzursuzluk ve bunalım kaynağı olacaktır.

Kişisel gelişimi tanrılaştırmak çok tehlikeli. İnsan bir dev değildir; insan çelik filan da değildir. Mikroplara yenilebilecek acizlikte, iki damlacıktan yaratılmış, şimdi bileği güçlü olsa da yakında beli bükülüp toprak olmaya hazırlanacak sevilmeye ve korunmaya muhtaç bir ilahi sanat eseridir.

Elbette başarmak için heyecanlara, güvenlere ve cesaretlere ihtiyacımız var. Ama kaderin sahibini görmezlikten gelen zıplamaların çoğu uçurumdan yuvarlanmakla sonlanmıştır.

Kişisel Başarı: Siz kitaplarınızda “ruh” kavramını ön plana çıkarıyorsunuz. Ruh kavramının başarıdaki rolü nedir?

Muhammet Bozdağ:
Madde yoğrulup şekillendirilen ve şekillerle anlamlandırılan yok olucu bir hamurdan başka nedir. Son kitapta maddenin bu yönüyle hiçliğini gösteren detay tartışmalarım oldu. Hayatı gerçek kılan can, yani bilinç, yani anlam, kavram ve değerlerdir. Madde çamuru da kendine kazandırılan heykelvari şekillerin anlamları sayesinde ruhsal bir değer kazanır.

Ruh tüm vücudun ve anlamların doğduğu ilahi kaynaktan geliyor. Ruh maddeye göre ilahi isimlere çok daha yakındır. Doğa yasaları da bu yönüyle maddeyi çekip çeviren birer ruhturlar bildiğiniz gibi… Ruha yaptığım vurgu, doğa yasalarını bile karşısına alanların dayanabilecekleri tek güç alanının ruhları üzerinden geçerek gelebilmesi yüzündendir.

Öte yandan, ruha vurgu yapmayan ve olayların üzerimizdeki etkisinin onlara verdiğimiz anlamlara göre şekillendiğini savunan düşünce de aslında dolaylı biçimde ruhu ön plana çıkarıyor. Pek çok anlatımda ruh görmezden geliniyor görünse de, aslında önerilenler tamamen ruhun fonksiyonları çerçevesindeki olgulardır.

İnsana değer katan cesedinin eti kemiği değil. İnsan kişiliğiyle, ahlakıyla, kavrayışıyla, kalbiyle öyle bir değer kazanır ki, milyonlar cesedi olsa o değeri kazandıramaz. Benim ruh vurgumun temelinde, “Biz insanı en güzel surette (yüksek donanımda) yarattık” diyen ayetin anlam çerçevesi yatmaktadır. O yüksek donanım, ruhla ilişkili olan ve insanı evrendeki en donanımla canlı haline getiren özelliklerdir.

Kişisel Başarı: Ruhsal Zekâ kitabınız ile Türkiye’yi Ruhsal Zekâ kavramıyla tanıştırdınız. Ruhsal Zekâ nedir? Ruhsal Zekâ kişinin kendini geliştirmesinde neden önemlidir?

Muhammet Bozdağ:
Nasıl bir tane dünya varsa, öyle bir tane zeka vardır. Nasıl dünyayı tanımlamak için isimlendirir, her dağa denize yere yurda bir isim verir haritalar çizerseniz, o tek zekayı da öyle tanımlar ayırır, ayrımlaştırırsınız. Her biri iletişim, üretim ve düşünme alanını veya odağını bir zeka türü olarak tanımlayabilirsiniz. Metamatik, konuşma, müzik, hayal, hafıza ve benzeri hangi odaksal vasıftan söz ediyorsanız o alanın zekasından da söz edebilirsiniz. Sonuçta zeka beynin belli bir alanda daha fazla bilgiye sahip olması ve onları çok hızlı işleyebilecek bir nörotik örgülenmeyi ve alt yapıyı geliştirmesidir biyolojik anlamda…

Ruhsal zekayı da hayatımızı, kaderimizi etkileyen en önemli zeka alanı olarak ele alıyorum. Evrenin fizik otesiyle, ruhani iklimle, meleklerle bağlantımızı ve hayatımıza fizik ötesinden gelen doğa yasalarının genel işleyişini aşan müdahalelerle ilgili kavrayış alanını ruhsal zeka olgusuyla ifade ediyorum.

Bu kavramı Türkiye’de ilk kez kullandığımı sanıyorum. Ama bizimle eş zamanlı olarak bu kavramı yurt dışında üretip kullanan yazarların felsefi temelleri ile aramızda neredeyse hiç ilişki yok. Ruhsal zeka, hayatta şans, kaza, tesadüf yoktur tezine dayanır. Oysa diğer zeka alanlarının gözünde yaşantımızın yarıdan fazlası şans kaza, tesadüf, içgüdü gibi içerisi boş kavramların eline teslim edilmiş; insanın yönetimine ve ilgisine veya başarı çırpınışına geri kalan küçük bir alan terk edilmiştir.

Kişisel Başarı: Son kitabınızın adı “İstemenin Esrarı”dır. Acaba insanların başarıyı yakalamasında “İstemenin” önemi nedir?

Muhammet Bozdağ:
Siz bu soruyu tam da yeni kitap çıktığı günlerde sordunuz. Bu günlerde matbaadan çıkan aslında dördüncü kitap, Sonsuzluk Yolculuğudur.

Ruhsal Zeka kitabı beraberinde bir çok soruyu getirdi. O kitapta istemeyi zekanın temeline ve odağına koymuştuk; ama yeterince açıklamamıştık. Sahil nasıl kum tanelerinden oluşuyorsa, başarı da küçücük başarı taneciklerinin eseri gibi görülebilir. Ancak, bir damla sabun suyundan nasıl binlerce kabarcık çıkarabilirseniz, tüm başarı unsurlarının içerisinden çıktığı en temel odağın istemek yani dua olduğunu gördüm. Eğer istemek yoksa, tüm çırpınışlar meyvesiz kalacaktır ve istemenin yanlış yapılandırılmasının bedeli er geç yenilgiyle ödenecektir. Dolaysıyal bu sırrı açık açıklama ihtiyacı İstemenin Esrari kitabının sebebi olmuştur.

Ruhsal Zekanın yol açtığı ikinci kitap Sonsuzluk Yolculuğu oldu. Bu kez evrenin yaratılış sırrından cennete kadar uzanan tüm sonsuzluk durakları çok ilginç bulunacağına inandığım bir sistematik çerçevesinde ele alındı. Bilimsel verileri tasavvufun öngörüleriyle yan yana koydum. Ruhsal zeka düşüncemizin hangi evren görüşüne dayandığını bu şekilde net biçimde ortaya koymak zorundaydım.

Kişisel Başarı: Seminer çalışmalarınız var mı? Ziyaretçilerimizin sizin seminer, kitap, imza günü gibi çalışmalarınızdan nasıl haberdar olabilirler?

Muhammet Bozdağ:
Ne yazık ki seminer vermeye zaman bulamıyorum. Kurumsal yönetim işleri, yeni kitap projeleri, okuyucularla olan yoğun iletişimler ve zaman zaman düzenlediğimiz konferanslar seminerlere izin vermiyor şimdilik. Bu tür etkinliklerimizi yetenek.com adresindeki web sitemizden ilan etmeye çalışıyoruz. Bu sıralar TRT Int ve TRT 3 kanalından cumartesi ve Pazar günleri (12 ve 14 saatlerinde) yayınlanan Sonsuzluk Yolcusu isimli programımıza devam ediyoruz.

Kişisel Başarı: Bir röportajınızda bir haftada 650 okurunuza cevap yazığınızı okuduk, www.yetenek.com sitenizde ise ziyaretçi defterine bırakılan her mesaja mümkün olduğunca cevap yazdığınızı gördük. Okurlarınız sizin için ne ifade ediyor? Yeni yazarlara okur kitlesi edinmenin yolları olarak neler önerirsiniz?

Muhammet Bozdağ:
Evet okuyucularla yoğun iletişim içerisindeyim. Ancak bu iletişimi bir dengede tutmazsanız yeni üretimlere zaman bulamayabilirsiniz. Bu açıdan mutlak bir açıklıkta ve sınırsız bir iletişim içerisinde değilim elbette. Günde iki saatle sınırlamaya çalışıyorum.

İnsan evrende yaratılan en değerli canlı. Allahın en yüksek donanımda yarattığını söylediği ve en çok sevdiği canlıya duyarsız kalmak insanın kendisine yakışmaz. Biz hem o ilahi sevgiye layık olmaya çalışmalı, birbirimizi o sevgiye layık kişilikler geliştirme yolunda teşvik etmeli, hem de o sevgiyle uyumlu bir insan sevgi ve saygısına sahip olmaya çırpınmalıyız. Çok kolay değil, çünkü insan çok hızlı bencilleşiyor; başka hiçbir canlı insan kadar kibirlenebilme potansiyeline sahip değildir. O yüzden en zoru insanın sevilen vasıfların ortasında kendini tutabilmesi ve kendinden olanı sevebilmesidir.

Okura ulaşmanın yolu bellidir. Hayatın içerisinden yazacaksınız; okur kendisini ve hayatının gerçekliğini anlatımınızda bulacak. Kaliteye odaklanacaksınız ve başkasının kopyası değil, kendinizi olacaksınız. Samimiyetle kendiniz olacaksınız. O zaman farklı ve özgün bir renk olursunuz. Gerçekçi olacaksınız; deneyimleyip sonuçlarını algılamadığınız önermelerde bulunurken gerçek dışı fikirlerin satırlarınızın arasına girmesi mümkündür. Hassasiyetinizi yitirdiğinizde okuyucularınızı da yitiriyorsunuz.

Ayrıca acele etmek doğru değil. Her zaman gelişme yolunda olmalı bir yazar. Sürekli kendisiyle yarışarak daha iyisinin yolunu aramalı, yaptığını sürekli geliştirmeli. Bugün değilse yarın, hayatta değilse ölümünden sonra, ama er geç üretimindeki değer keşfedilecektir. İnsanı, mutluluğu, iyiliklere katkı sağlamayı düşünerek yazan insanın cümleleri ve kelimeleri ona göre özenle şeçilecektir.

Kişisel Başarı: Son olarak gençlere, ziyaretçilerimize neler önerirsiniz?

Muhammet Bozdağ:
Genç kardeşlerime şöyle diyeceğim: Önlerinde uçsuz bucaksız bir ufuk var. Kendilerini dünya hayatı kadar küçültmesinler. Dünyanın ötesini düşünmeden çizecekleri başarı yolculuğundan gerçek mutluluğa varamazlar. Sadece günü kurtarabilirler belki ve bunaltıcı derin sorular er geç gönüllerini kuşatır.

En canlı, en zeki, en uyanık, en heyecanlı ve en güzel oldukları yılları yaşıyorlar. Hayat rüzgar gibi akıp geçiyor. Bu yıllar geleceğin temelinin atıldığı yıllardır. Dualarınız, hayalleriniz, idealleriniz, değerleriniz ve gelecek planlarınız bu yıllarda inşa olur. Şimdi yolunuzu seçme çağındasınız. Gençliği hedefsiz geçen insanın geleceğinden büyük meyveler koparması zor olacaktır. Bugün hayalleri olanın yarın eserleri doğacaktır. Bol bol öğrenmeliler, gözlemlemeliler, sonra da yapmalılar.

En acınası insanlar alaycı olanlardır. Bu tür çabalara adananlara tepeden bakarak alaya alırlar. Bana vaktiyle bunu yapanlar oldu. Yolda kalanlar, durup, öteki beriki bana ne diyor diye sağını solunu dinleyendir. Biz sonsuzluk yolcusuyuz bu bucaksız çöllerde. Bu misafirhanede çok kısa kalacağız. Eğlenceler de, acılar da geride kalacak yakında. Yolumuz çok uzun ve menzilimiz çok uzakta. Duramayız, oyalanamayız.

Kişisel Başarı: www.kisiselbasari.com sitemizi nasıl buluyorsunuz. Yeni bir siteyiz bize neler önerirsiniz.

Muhammet Bozdağ:
Siteniz çok güzel bir konuya odaklandı. Etkili bir heyecan ve teşvik alanı olmasını diliyorum. Canlı ve güncel sorunlara odaklanabilirsiniz. Gerçekçiliği koruduğunuz ve samimiyetten ayrılmadığınız sürece başarı grafiğiniz hep yukarıya olacaktır. Gelir geçer değerlere değil de en kökteki değerlere dayandığınız sürece çağınızdan sonra da hatırlanacaksınız. Başarınızın ve özellikle gençlerimize faydalı çalışmalarınızın artmasını diliyorum.

Kişisel Başarı: Bu söyleşiniz için size teşekkür ederiz?

Muhammet Bozdağ:
Ben de teşekkür ediyorum.

KAYNAK: www.kisiselbasari.com (Bu söyleşi kisiselbasari.com tarafından yapılmıştır)

kisiselbasari.com – 2005