Mutluluğu arayan çöpçü

0
218


Çöpçünün birisi sürekli sokakları süpürmekten ve çöp toplamaktan bıkmış. Artık yaşadığı hayata isyan etmeye başlamış. Bir gün ülkenin baş bakanı oradan geçeceği için yollar kapatılmış ve baş bakan makam arabasıyla yoldan geçip gitmiş. Bunu gören çöpçünün isyanı artık taşmış ve: “Ahh! Ne olurdu şu adamın yerinde olsam! Lüks arabasının içinde, makam-mevki sahibi, herkes ona hizmet için yarışıyor! Bir de benim yaşadığım şu hayata bak!”,Der demez, birden kendini baş bakan olarak buluvermiş. Çünkü o sırada sadece baş bakan değil dilek perisi de oradan geçiyormuş ve o anda kim bir dilek tutarsa onu kabul ediyormuş. Ve dileği kabul olmuş. Şimdi çok zengin ve ünlüymüş. Ama bir sorun varmış: Makamında, ülkenin bir sürü işi çözülmek üzere onu bekliyormuş. Bunu gören adam son derece ümitsiz olmuş ve, “Ben bu işin, bu sorumluluğun altından nasıl kalkarım? Koca bir ülkeyi nasıl idare ederim? Ahh!” demiş. Bu şekilde kara kara düşünürken aile doktorunun kartı gözüne ilişmiş. Kendi kendine, “Şuna bak, ailenin özel doktoru. Sadece ailye bağlı, kırk yılda bir muayeneye gelir, dünyanın parasını kazanır. Evet, keşke bir doktor olsam. En azından sadece hastalarla ilgilenirim. Hem maaşı da çok iyidir” Der demez birden bir doktor olmasın mı! Ama bir hastanede buluvermiş kendini ağır yaralı bir hasta getirmişler ve hemen ameliyata alınması gerekiyormuş. Doktor olarak hemen müdahale etmiş ama ameliyat çok uzun sürmüş. Akşam evine bile gidememiş. Ertesi gün ise nöbeti varmış ve yine hastanede kalmak zorundaymış. Sonra, her gün gelişen yeni tıp tekniklerini takib etmek ve kendin geliştirmek zorundaymış. Buna dayanamamış. Bu hayatın da güllük gülistanlık olmadığı ona gösterilmiş böylece.Adam buna da isyan etmiş ve “Off!” demiş, “Hayır. Böyle sorumluluk yüklü bir hayat istemiyorum. Üzerimde kimsenin sorumluluğu olmamalı ve üstelik eğlenerek para kazanmalıyım.” Bu sıkıntıyla odasındaki televizyonu açmış. O sırada spor-magazin haberleri yayınlanmaktaymış. Ünlü bir futbolcunun özel hayatı, lüks evini ve güzel karısıyla yaşadığı anlara dair görüntüleri izleyince, “İşte hayat bu! Keşke bir futbolcu, hatta bir kaleci olsam. Zaten fazla bir iş yapmıyorlar, top geldiği sürece oynuyorlar…” deyince adam birden büyük bir takımın kalecisi oluvermiş. Ancak bu sefer de kendini çamurlu bir sahada koşarken buluvermiş. Hafta sonu çıkacakları maç için ağır antrenman temposundaymış şimdi ve bunun üzerine bir de kar yağışı eklenince futbolcuların canı çıkmış. Ertesi gün maçta seyirci ona sövmüş. Spor yazarları hakkında eleştiriler yazmış. Adam buna da dayanamamış. Artık ne isteyeceğini bilemez bir halde çaresizce tesislere gelmiş. Akşam antrenmanı bittiğinde yarınki maçı düşünürken şöyle bir duraklamış, uzaklara bakmış ve o sırada bir ıslık sesi duymaya başlamış. Bir de bakmış ki orada ıslık çalarak yerleri süpüren ve üzerinde yerleri süpürmekten başka bir sorumluluk olmayan tesislerin çöpçüsünü görmüş. Uzun uzun o adamın huzurunu gözlemlemiş ve artık yorgunluktan hiçbir şey düşünemez bir halde gayrı ihtiyari şöyle demiş: Keşke bir çöpçü olsaydım… Ders: Mutluluk aslında çok yakınınızdadır ve zaten sahip olduğunuz bir şeydir. Bütün mesele, onu görebilme yeteneğine sahip olabilmektir. Başka yaşamların burnumuzu sürtmesine gerek kalmadan…(Öyküyü, gönderen kişi yazmıştır…Filozof)

PAYLAŞ
Önceki İçerikÇinde Li-Li adlı bir kız
Sonraki İçerikMücadele