Mutluluk Şans mı, Kader mi?

0
1075

Çocukluğumuzdan itibaren davranışlarımızın hangi sonuçlar oluşturacağı ve bu sonuçların hangilerinin bizim davranışlarımızdan kaynaklandığı, hangilerinin ise bizim dışımızdaki nedenlere dayandığı konusunda beklentiler geliştiririz.

İç denetim odağı kişinin kendi ve çevresini kontrolü altında hissetmesine işaret eder. Dış denetim odağında ise kişi yaşadıklarının sonucunu kendi dışındaki nedenlere dayandırır.

Örneğin; Eşiyle tartışmış ve sonucunda tüm günü berbat geçmişse sorumlusu eşidir. İşleri iyi gitmemişse kader böyle istemiştir. Şansı yaver gitmediği için aldığı borçları ödeyememiştir.

Özellikle yaşamını kader, şans, başka insanlar, toplumun yönlendirdiğine inanan insanlar için yaşam oldukça zordur.

Çünkü bu kişiler;

– Kendilerini yaşamda kurban olarak görürler. Yaşadıkları olayları insanlara, kadere bağladıkları için onlar yaşamın kurban ettiği kişilerdir. Bu kişilerden sık sık “şansızım”, “kaderimmiş” vb..gibi sözleri duyarsınız..

– Kendi davranışlarının sorumluluğunu almakta güçlük çekerler. Bu nedenle benzer olumsuz yaşantılar hayatlarında tekrarlanabilir. Bu olumsuzlukların nedenini de kendi değil diğer insanlar ve toplum olduğunu düşündüklerinden insanlara güven duymak bu kişiler için zordur.

– Pasif, kuşkucu yanları vardır.

– Kendilerine güveni azdır. Kendi davranışlarının sonucunun kendini nasıl etkilediğini görmekte zorlanırlar.

– Kişisel ilişkilerinde, iş yaşamında yetersizlikleri vardır.

– Kendilerini oldukları gibi kabul etmede zorlanırlar.

– İnsanlarla ilişkilerinde bağımlı yapıları vardır. Yalnız kalmak bu kişiler için çok zordur. Bu nedenle de diğer insanlardan gelen yönlendirmelere mahkum olurlar. Kendini gerçekleştiren kehaneti yaşarlar.

– Kendi yaptıkları davranışlarla yüzleşmek çok zordur bu kişiler için..Ancak insanın kendinden kaçması gölgesinden kaçması gibidir..Nereye giderseniz gidin gölgeniz sizinledir. Bazen net bir şekilde görürsünüz, bazen de farkına varmazsınız ama o hep yanınızdadır. Bu nedenle bu kişiler iç huzurları olmadıklarını da söylerler. Depresif özellikler de görülür.

İçten denetimli kişilerde ise tablo bunun aksi yönde çalışır.

– Bu kişiler iş yaşamlarına, ilişkilerine harcadıkları mesai fazladır.

– Yaşadıkları olayların sorumluluğunu alırlar. “Ayrılmak”, “karşısındakini kırmak”, “iflas etmek”, “işte yükselmek”…vb

– Kendilerini oldukları gibi kabullenirler. İlişkilerinde kendilerini etkin görürler ve daha iyi uyum sağlarlar.

– Insanlarla ilişkilerin de rahattırlar, değişikliklere daha iyim sağlarlar.

– Kendi yaşamları üzerinde etkileri olduklarına inandıkları için yaşamları için insiyatif alabilirler.

Yaşamımız tamamen bizim etkimizle yönlendirebileceğimiz bir süreç olmadığı gibi tamamen kader, şans ve diğer insanlara bırakacağımız kadar da değersiz değildir. Elimizden geleni yapmak ile “kusursuza” ulaşmayı karıştırıp kendimizi tüketmek bize zarar verir. Aynı şekilde de “kader ağını örüyor”, “ben zaten oldum bundan sonrası diğer insanlara, şansa bağlı” deyip kendimizi etkisiz hale getirmek de insanlarla ilişkilerimize ve kendimize yaptığımız en büyük tahribattır.