Muvaffak Olmanın Düşmanları

0
150

İlk büyük düşman tembelliktir. Tembellik insan karşısına çıkıp da mertçe savaşan bir düşman değildir. Tehlikesinin büyüklüğü de buradan gelmektedir.

Tembelliğin; yerine, adamına ve çağına göre girmediği kalıp yoktur. Herkesin mizacına göre tavır alır ve konuşur. Dilimizde aldığı çeşitli isimler de onun bu sinsiliğini gösterir. Tembelliğin adı hevailik, gevşekliktir. Hoppalık ve —–lik, uyuşukluk, üşengeçlik, keyfine düşkünlüktür.
Tembellik, bazen en meşru bir mazeret kılığına girer; hasta olur, yorgun düşer ve herkesi haline acındırır.

Bazen iş yapar görünür; hakikatte hiçbir şey yapmaz. Bazen tatlı bir dille konuşur ve gönül çeler. Eğer tembel isen ve tembelliğin bir hastalıktan değil de ruhi bir gevşeklik, uyuşukluk, üşengeçlik, hoppalık ve hevailik ise, iradeni kullanmak suretiyle bu düşmanını yenebilirsin.

İkinci düşman kötü arkadaştır. Bir gencin başına gelebilecek kötülüklerin en kötüsüdür. Sinsi ve maskelidir. Dost ağzı kullanır. Seni esirger ve yardımına koşar görünür.

Seni kendisine imrendirmek için, gençliğini yaşa kardeşim, bu gençlik her zaman ele geçmez. Sana öğüt verenler vaktiyle günlerini yaşayıp da senin güzel gençliğini kıskananlardır, aldırma, eğlenmeye bak sözleri, hal ve tavrıyla seni kendine benzetmek ve düştüğü çukura sürüklemek için fırsat arar, manevi enerjini kırar ve sende haince bir ruhi gevşeklik oluşturur.

Sözlerime kulak ver: Tembellikle arkadaşın kötüsü, yakana birden yapışırsa, bu iki şerir düşmandan kendini kurtarman çok güç olur. Arkadaş olacağın kimsede arayacağın şart çalışkanlık, dürüstlük ve iyilikseverlik olsun. Bu meziyetlerle bezenmiş olan bir insan, diğer bütün iyi vasıflara da haiz demektir. Bunu unutma ve bu şartı bulamadığın kimse ile sakın arkadaş olma.

Üçüncü düşman kötü örneklerdir. Bunlar, ehliyet ve liyakatlerinin üstündeki yerlere oturmuş kimselerdir. Gerçi bunlar yalnız bugün değil, her devirde görüle gelmiştir. Her zaman insanların saf ve temiz yürekliliğinden istifade etmişlerdir. Fakat zamanımızda görülmedik bir şekilde çoğalmıştır.
Muvaffakiyet prensipleri de (her ne suretle olursa olsun) mutlaka başarmaktır. Sakın bunları rehber alma. Namuslu çalışmanın emin neticesinden şüpheye düşme ve manevi kuvvetini kırma. Bil ki hayatta insana yaraşan yol, doğruluk ve namusluluk yoludur. Hayatta muvaffak olmak; doğru ve namuslu yürümek suretiyle hedefe varmak demektir.

A. F. Başgil