Nasıl öğreniyoruz ? Öğrenme nedir?

0
2508

Ünlü filozof Konfüçyüs günümüzden 2400 yıl önce aslında bu soruya cevap vermişti; “ne duyduysam, unuttum. Ne görürsem hatırlarım. Ne yaparsam anlarım.”

Konfüçyüs bu sözüyle aslında bize şu mesajı vermeye çalışmaktadır; “neyi duyarsak unuturuz. Neyi hem duyar hem de görürsek hatırlarız. Neyi duyar, görür, onunla ilgili sorular sorar, birileriyle tartışırsak anlamaya(öğrenmeye) başlarız. Neyi duyar, görür, tartışır, yapar isek öğreniriz. ”

Günümüzde ise öğrenmenin bilimsel olarak nasıl açıklandığını bilmemiz onu en iyi şekilde kullanmamıza yardımcı olacaktır. Evimizde bir bilgisayarımız varsa bunun özelliklerini, kullanmasını, tuşlarının ne işe yaradığını bilmezsek ondan faydalanma düzeyimiz en alt seviyede olacaktır. Onu tanır, kullanır ve tecrübemizi de buna eklersek kimsenin yapamadıklarını yapmaya başlayacağızdır.
Öğrenmede tıpkı bilgisayar örneğinde olduğu gibidir. Öğrenmeyi nasıl öğrendiğimizi bilirsek o mekanizmayı anlar isek daha kolay, daha hızlı ve daha kalıcı öğreneceğimiz bir gerçektir.
Nasıl öğrendiğimiz aşağıdaki şekilde açık ve net bir şekilde görülmektedir.
Adsız
(Atkinson ve Shifrin bilgiyi hafızaya alma aşamalarını duyusal, kısa süreli ve uzun süreli hafıza olarak üç bölümde incelemiştir.)

1. Çevre, Alıcılar Ve Duyusal Kayıt

Okulda, evde, arkadaşlarla yapmış olduğunuz sohbetlerde, televizyonda, radyoda v.b. bir çok çevresel etkiler sizi uyarıcı bombardımanına tutar. Uyarıcılar (bilgiler) ilk aşamada alıcılar yoluyla yani (duyu organlarıyla) göz, burun, kulak, dil, ten gibi duyu organlarıyla uyarıcılar “duyusal kayıt” aşamasına geçiş yapar. Duyu organlarımız sürekli olarak çalışır ve duyularımıza bir çok uyarı kaydedilir. Duyularımız bir kameranın kaydettiğinden daha fazla uyarıcıyı kaydetme özelliğine sahiptir. İkinci bir uyarı gelmediği taktirde göz, uyarıcıları 100 ms. Kulaksa 1000 ms. tutabilir.

Duyusal kayıt aşamasında öğrencinin (öğrenen kişinin) beklentileri, amaçları bilginin / uyarıcının sunuluş / alınış şekliyle bağlantılı olarak çok az sayıdaki uyarıcı / bilgi “dikkat ve seçici algı” süzgecinden geçerek kısa süreli belleğe geçiş yapar. Odanızda çok kritik bir sınava çalışıyorsunuz. Ancak odanızdaki radyoyu da yanlışlıkla açık unutmuşsunuz(!) ve radyoda en sevdiğiniz şarkı başladı sizin dikkatiniz bu şarkıya yoğunlaştı ve şarkı bitince şarkı süresince çalıştığınız sayfadan hiçbir şey anlamadığınızı fark ettiniz. Ancak o şarkının sözleri hala zihninizde mevcuttu. Bunun nedeni işte sizin duyusal kayıt aşamasında dikkatinizi ve beklentilerinizi yoğunlaştıramadığınız sınav çalışması “dikkat ve seçici algı süzgecinden” geçememiş ve unutma meydana gelmiştir. Şarkı ise bu süzgeçten geçerek “kısa süreli belleğe” geçiş yapmıştır. Duyusal kayıt aşamasına gelen bilgilerin kısa süreli belleğe geçişini sağlayabilmek için şu hususlara önem vermelisiniz.

1. Derse önceden hazırlanın. Sorular oluşturun bu sizin dersten beklentilerinizi artıracaktır.
2. Dikkat yani konsantrasyon sağlamanın teknik ve yöntemlerini öğrenin.
3. Ders sırasında, evde ders çalışırken önemli olan uyarıcıya / bilgiye yoğunlaşın. Ders dinlerken, arkadaşınıza mektup yazmak, dışarıdan geçen arabalara bakmak hem de deftere not almak gibi bir çok uyarıcıya cevap vermeye çalışırsanız sonuçta hiçbirini tam olarak yapamadığınızı göreceksiniz. Ders sonrasında dersten hiçbir şey öğrenmediğinizi, arabanın rengini anımsadığınızı, arkadaşınıza yazdığınız mektupta neler yazdığınızı ne de neyin notunu tuttuğunuzu hatırlamayacaksınız. Çünkü kısa süreli belleğe geçmeyen bilgi duyusal kayıt aşamasında unutulur.

2. Kısa Süreli Bellek

Kısa süreli bellek isminden de anlaşılabileceği gibi bilgilerin kısa süreli olarak depolandığı kısımdır.kısa süreli belleğin kapasitesi sınırlıdır. Üç yaşındaki bir çocuğun üç birimlik bilgiyi, yedi yaşındaki çocuğun ise beş birimlik bir bilgiyi depolayabilmektedir. On yaşından sonra ise yetişkinlerde olduğu gibi 5 – 9 birim arasında bir depolama kapasitesi olduğu belirtilmektedir.

Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlı olduğunu daha önce belirtmiştik. Bu nedenle sözel olarak anlatılan derslerin tam olarak öğrenilmesi büyük ölçüde eksik kalmaktadır. Kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe bir birimlik bilginin aktarılması ortalama 10 – 20 saniye sürmektedir. Bir öğretmen normal konuşma hızıyla anlattığı bir derste ortalama bir dakikada 150 kelime kullanmaktadır. Ortalama her 5 ile 6 kelimede bir düşünce, fikir, bilgi üretilmektedir. Bu nedenle bir öğrenci ders esnasında ortalama 30 fikri anlama ile yükümlü tutulmaktadır. Kısa süreli bellek ise bu 30 fikrin ancak 12 sini işleyerek uzun süreli belleğe gönderebilmekte 18 fikir ise uzun süreli belleğe ulaşamadığı için unutulmaktadır. Bu nedenle özellikle sözel derslerde yeni bir bilgi öğrenilecekse derse hazırlıklı gitmek, öğretmene sorular sorarak anlatma hızını azaltmak ve soru sorarak tekrar etmesini sağlamak, anlaşılmayan yerleri öğretmene belirterek tekrar özetlemesini sağlamak bilginin kısa süreli bellekte tutulmasını ve/veya uzun süreli belleğe aktarılmasını sağlamalısınız. Ders sonrasında ise kısa süreli bellekte yer alan bilgi sistemli ve planlı tekrar ve kodlama (anlamlandırma), görselleştirme yoluyla bilginin düzenli ve hatırlanacak tarzda uzun süreli belleğe aktarılması sağlanmalıdır. Uzun süreli belleğe bilgi belli bir düzen ve sistemle bilinçli olarak gönderilirse gerekli olduğu zamanlarda (örneğin sınavlarda) çağrılması ve kullanılması daha kolay olur. Hepimizin sınav sırasında bildikleri cevapları yazamadıkları olmuştur. Bunun nedeni yanlış depolamadır. Kitaplığınız dağınık olduğunda istediğiniz kitabı hemen bulabiliyor musunuz? Uzun süreli belleğe bilgi belirli bir sistem ve prensiple gönderilirse gerekli olduğunda çağrılması, bulunması ve kullanılması daha çabuk, daha kolay olacaktır. Bu nedenle uzun süreli belleğe bilgiler gönderilirken kullanılacak yöntemler doğru bir şekilde kullanılmalıdır.

Kodlama (mantıksallaştırma): Uzun süreli bellekte var olan bilgi ile kısa süreli bellekte alınacak bilgi ile ilişkilendirilmesi bağlanmasıdır ve böylece uzun süreli belleğe geçirilmesidir. Bu nedenle konular mutlaka tam olarak öğrenmeli, kavranmalı daha sonra başka bir konu öğrenilmelidir. Örneğin; matematikte çarpma işlemini öğrenmediyseniz (2*2)=? İşlemini yapmanız imkansız olacaktır.

• Uzun süreli bellekte var olan bir bilgiyle kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçmek için bekleyen bilgiyle anlam olarak konuyla alakası yok gibi gözükecek bilgi bağlanabilir. Örneğin; biyoloji dersinde “beyin ve işlevleri” konusunu işliyorsunuz. Bu yeni bilgiyi daha önce zihnimizde var olan “okul müdürü ve görevler” bilgisiyle özdeşleştirilebilir. Müdür okulun kontrolünü sağlıyor ve okulun görevini sağlıklı bir şekilde yerine getirmesini nasıl sağlıyorsa beyinde vücudun kontrolünü ve sağlıklı bir şekilde işleyişini sağlıyor.

• Şema, tablo ve metrisler şeklinde kodlanan bilgi uzun süreli belleğe daha kolay aktarılır ve geri çağrıldığında daha hızlı bulunur. Bu nedenle çalışılacak ve çalışılan konular kavram haritaları çıkarılıp kullanılırsa uzun süreli bellekte daha kolay geçilir ve gerekli olursa çağrılır. Bilgi daha anlamlı olur. Örneğin; biyoloji dersinde “vücudum” konusu işleniyor. Bunun konuları şöyledir.

Vücudumuz:
1. BAŞ
a) Duyu Organları
1-a: Göz
2-a: Kulak
3-a: Dil
4-a: Burun
5-a: ten
2. GÖVDE
a) İç Organlarımız
1-a: Kalp
2-a: Mide
3-a: Bağırsaklar
4-a: Karaciğer
5-a: Akciğer
3. KOLLAR ve BACAKLAR
a) Kollar
1-a: Eller
2-a: Parmaklar
b) Bacaklar
1-b: Ayaklar
2-b: Ayak Parmakları

GÖRSELLEŞTİRME:

Özellikle hafıza tekniklerinde bilgilerin görselleştirilmesi yani sağ beyninde aktif olarak kullanılması önemli bir yere sahiptir. Beyinde görselleştirilen bilgiler hafızada daha kalıcı ve hatırlanması da daha kolay olmaktadır. (hafıza geliştirme bölümünde daha geniş açıklamasını bulabilirsiniz.)

Bilgilerin kafiyelendirilmesi de bilgilerin uzun süreli belleğe gönderilmesinde oldukça etkilidir. Lise 1. sınıfta hiç unutmam Osmanlı imparatorluğunun kuruluşunu şiir haline getirmiştim ve öğrenmemde oldukça etkili olmuştur. Daha sonraki yıllarda bunu daha da geliştirerek Osmanlı imparatorluğu şiiri çıkmıştır. O şiirden size “Osmanlının duraklama devri” bölümünün ilk mısrasını örnek olarak vereyim:

“Osmanlıya ne oldu, durmak zorunda kaldı.
Ülke yönetimi bozuldu, ordu ona karşı koydu.
Eşitlik aldı başını gitti, adalet ise onun peşinden koştu.
Maliye bozulup para kalmayınca, memurluk paralı oldu.”

Bu mısradan Osmanlının duraklama nedenlerinden olan şunları çıkarabilirsiniz:

1. Ülkenin merkezi yönetimi bozuldu.
2. Orduda yönetime karşı isyanlar oldu.
3. Eşitlik ve adalet kaybolmaya başladı.
4. Maliye sistemi bozuldu.
5. Memurluk parayla satılır oldu.

TEKRAR:

Tek başına sadece tekrarın bir takım eksiklikleri olmasına rağmen (istenilen bilgin,in çağrılmasında ara sıra aksaklıklar olabilir) en çok kullanılan ve bilinçsiz olarak kullanılan yöntem hiç kuşkusuz tekrardır. Öğrenilen bilgilerin ilk bir saat içerisinde %70 inin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe gönderilmesi tekrarı önemli hale getirmiştir. Tekrarın ilkleri:
1. Tekrarı kesintisiz değil belirli periyotlarla yapın. Böylece hem daha az sıkılacaksınız hem de tekrarınız daha verimli olacaktır.
2. Öğrenme üzerinde en az bozucu etkiye sahip olan etken uykudur. Uyku sırasında unutma en yavaş düzeydedir. Bu nedenle tekrarlarınızı yatmadan önce yapın. Sabah uyandıktan sonra ise tekrarınızı tekrar edin.
3. Tekrarı yaparken şu yöntemleri kullanın.
• Tekrarı yüksek sesle başkalarına anlatıyormuş gibi yapın. Böylece hem işitsel hem de görsel olarak tekrar yapmış olursunuz.
• Yazılı olarak tekrar yapın. Konuyu bu şekilde çalışmak yazılıda size kolaylık sağlayacaktır. Refleks kazanacaktır.
• Şema ve anahtar kelimelerle yapın. (not tutma bölümünde verilmiştir)
4. İlk defa öğrenilen bilgi bir şekilde 4 – 5 kere tekrar edilmelidir.
5. Tekrar edilen bilgiler arasında kopukluk olmamalı. Tam olarak algılanılmayan bilgi atlanarak başka bir konu tekrar edilmemelidir. Çünkü genellikle okuldaki derslerde konular birbiriyle bağlantılıdır.
6. Her dersin tekrarı ayrı ayrı yapılmalı. Ders tekrarında arda sırada bir ara olmalı.
7. Tekrara hayal gücüde etkili bir şekilde katılmalıdır.
8. Şema, anahtar kelimelerden oluşan bir tekrar not klasörü tutmanız çok faydalı olur.
9. Tekrar zamanlarını ve hangi tekrar olduğunu çalışma planınızda uygun bir yere yerleştirin.
10. Tekrarlarınız; günlük, haftalık, aylık ve dönemlik tekrar şeklinde olmalı.
11. Tekrar edilecek konuyla ilgili belgesel seyredilmesi, soru çözülmesi, derslerin takip edilmesi de hem tekrara hem de bilginin genişlemesinde ve kalıcılığında oldukça önemli bir yere sahiptir.
12. Tekrar yaparken “öğrenme stilinize” uygun bir tekrar yapmalısınız.
13. Tekrar yaparken hayal gücünüzü kullanabilirsiniz. Örneğin; siz kendinizi Fatih Sultan Mehmet Han yerine koyun. Onun gibi ve aynı planı yapın, elinize kılıç alın, topları döktürün, kaleden içeri girin o anı yaşayın. Anlaşma (ders çalışma sırasında da bu yöntemi kullanabilirsiniz.)
Kısa süreli belleğe çeşitli aşamalardan geçerek ulaşan bilgileri uzun süreli belleğe aktarma sırasında aslında verdiğim üç yöntemi ortak olarak kullanmanız başarı yüzdenizi daha da artıracaktır.

Öğrenme Sırasında Neler Unutmaya Neden Olur ?

1. hafızamıza almış olduğumuz bilgiyi çağıramamadan kaynaklanan unutma. Mesela bir kütüphaneye girdiniz ve bir konu hakkında bilgi arıyorsunuz. Bir türlü bulamıyorsunuz. O bilgiyi sizin bulamamanız kütüphanede olmadığı anlamına gelmez.

2. saklanan bilgililerin Bekirli bir düzende ve organizasyonda hafızaya alınmamış olması.

3. bir bilgi öğrenilmeden öne yada sonra öğrenilmiş olan bir başka bilginin, ilk öğrenilen bilgiyi olumsuz yönde etkilemesi.

4. heyecan yüklü bir durumda, belirli bir organizasyon ile hafızanıza aldığınız bilgiler daha kolay hatırlanır. Tersi durumda ise unutma meydana gelebilir.

5. bilgi alınmadan öne veya alınması sırasında yeterli derecede motivasyon sağlamaması unutmaya neden olur.

6. baskı halinde alınan bilgiler bilinç altına atılabilir. Bu da unutmaya neden olabilir.

7. sigara, alkol gibi nedenlerde unutmaya neden olabilir.

Yazar: Ahmet YILDIZ