İnsanoğlu, sürekli kişisel gelişim gelişim halinde olan bir mekanizma olmasına rağmen ,kişisel gelişimi tamamlandığını sanan bir varlıktır . Dan Gilbert ‘geçmiş aldatmacasının sonu‘ olarak adlandırdığı ve kişinin şimdiki kararlarının gelecekteki kendisini neden memnun edemediğini anlatıyor.

Videonun Yazılı Dökümü

Hayatımızın her aşamasında gelecekte olacağımız kişinin hayatını büyük ölçüde etkileyecek kararlar alıyoruz ve sonunda o kişi olduğumuzda çoğu zaman aldığımız kararlardan pek de mutlu olmuyoruz. Genç insanlar, dövmelerini sildirmek için büyük meblağlar öderken, ergenler de aynı zamanda dövme yaptırmak için büyük meblağlar ödüyor. Orta yaşlı insanlar boşanmak için aceleci davranırken, genç yetişkinler evlenmek için acele ediyorlar. Orta yaştaki yetişkinler istediklerini elde etmek için çok çalışırken, diğer yetişkinler elde ettiklerini yok etmek için çok çalışıyor. Mütemadiyen devam eden bir olay. Bir psikolog olarak beni cezbeden asıl soru ise, neden sıklıkla gelecekteki ‘biz’in pişmanlık duyacağı kararlar alıp duruyoruz?

kişisel gelişim yaşlandıkça yavaşlıyor mu?

Mesela, aklıma gelen cevaplardan bir tanesi -hepinizi bugün ikna etmeye kararlıyım- bizim, zamanın gücüyle ilgili kavramsal bir yanılgıda olduğumuz. Hepinizin bildiği gibi değişim oranımız yaşımız ilerledikçe yavaşlamaktadır, çocuklarınız her dakika değişim gösterirken ebeveynlerinizin değişimi yıllar alır. Fakat, değişimin birden ortadan kaybolduğu, dörtnala giderken birden emeklemeye başladığımız bu sihirli anın adı nedir? Ergenlik dönemi mi? Orta yaş mı? Yaşlılık mı? Görünen o ki birçok insan için bu an ‘şimdi’ oluyor. bu bahsettiğimiz ‘şimdi’ artık nerede gerçekleşiyorsa. Bugün burada sizleri, hepimizin hayatımızı bir aldatmaca içerisinde geçirdiğimize dair ikna etmek istiyorum, geçmişin ve kişisel geçmişimize ait yanılgılarımızın son bulduğu bir aldatmaca. kendimizi, hep olmak istediğimiz ve gelecekte hep olacağımız kişiler olarak gördüğümüz bir aldatmacanın sonu.

Size bu iddiayı destekleyici birkaç bilgi vereyim. Burada, zaman içerisinde kişilerin değer yargılarında oluşan değişiklikleri gösteren bir çalışma var. Burada 3 değer baz alınmış. Buradaki herkes bu değerlerin tümüne sahip fakat muhtemelen siz yaşlandıkça değerlerinizin değiştiğini farketmişsinizdir. Peki, bu durum nasıl oluyor? 1000 kişiye sorduk. Bu kişilerin yarısından, önümüzdeki 10 yıl içerisinde değerlerinin ne kadarının değişeceğini öngörmelerini diğer yarısına ise geçtiğimiz 10 yıl içerisinde değerlerinin ne kadarının değiştiğini söylemelerini istedik. Ve bu araştırma bize çok ilginç analiz yapma şansı tanıdı çünkü sunulan tahminleri karşılaştırabiliyorduk, mesela 18 yaşındaki insanın raporu ile 28 yaşındaki insanın raporunu karşılaştırarak bir insan ömrünün analizini yapabildik.

Bulduğumuz veriler şöyle; İlk olarak, haklısınız bizler yaşlandıkça değişim sürecimiz yavaşlıyor, ikinci olarak ise, haksızsınız, çünkü bu yavaşlama düşündüğünüz oranda gerçekleşmiyor. Elimizdeki verilere göre 18 ve 68 yaş arası kişiler gelecek 10 yıl içerisinde tecrübe edecekleri değişimi büyük oranda azımsamışlar. Biz bu duruma ‘geçmişin sonu’ aldatmacası diyoruz. Bu etkinin önemini algılayabilmeniz için şu iki çizgiyi birleştirebilirsiniz, gördüğünüz gibi 18 yaşındaki kişilerin değişim beklentisi 50 yaşındakilerle aynı.

Şimdi sadece bu değerler için değil, diğer bütün konular için de durum aynı. Kişilik konusu örneğin. Birçoğunuzun bildiği gibi psikologlar kişiliğin beş temel boyutu olduğunu savunuyor. nevrotiklik, yeni deneyimlere açık olmak geçimli olmak, dışa dönüklük ve dürüstlük. Ve tekrar insanlara, önümüzdeki 10 yıl içerisinde ne kadar değişim öngördüklerini ve geçtiğimiz 10 yıl içerisinde ne kadar değiştiklerini sorduk ve ulaştığımız sonuç, pekala bu grafiği tekrar tekrar görmeye alışmanız gerekecek çünkü değişim oranımız yine biz yaşlandıkça azalıyor fakat her yaşta kişiler bu oranı azımsıyor önümüzdeki 10 yıl içerisinde karakterlerinin ne kadar değişecekleri konusunu gerçek verilerin altında tahmin yürütüyorlar.

Ve bu sadece değerler ve kişilik gibi konular için geçerli değil. İnsanlara sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında temel tercihlerini sorabilirsiniz. Mesela, ‘en iyi arkadaşınız kim?’ gibi en sevdiğiniz tatil türü, en sevdiğiniz hobiniz, en sevdiğiniz müzik türü. Bu tip şeyleri kolayca cevaplayabilirler. İnsanların yarısına ‘Sence bu önümüzdeki 10 yıl içerisinde değişecek mi?’ diğer yarısına ise ‘O değişim son 10 yıl içerisinde oldu mu?’ diye sorduk ve elde ettiğimiz sonuç, buna ikinci kez şahit oluyorsunuz, evet işte yine burada ; insanlar bugünkü arkadaşlarıyla önümüzdeki 10 yıl içerisinde de arkadaş kalacaklarını öngörüyor, bugün en sevdikleri tatil türünün önümüzdeki 10 yıl içerisinde yine en sevdikleri tatil türü olacağını düşünüyorlar, bunun yanında, bu sorular 10 yaş büyük olan kişilere sorulduğunda ‘Eh bilirsin, bu zaten benim için çoktan değişti ‘ cevabını alıyoruz.

Bütün bunların anlamı nedir ? Bunlar sadece bizleri hiçbir sonuca götürmeyen bir tür yanlış öngörüler mi? Hayır, hepsinin bir önemi var ve size bir örnekle bunun nedenini açıklayacağım. Bu durum aslında bizim karar alma sürecimizi önemli ölçüde alt üst ediyor. Bugün en sevdiğiniz müzisyeni aklınıza getirin ve bundan 10 yıl önce en sevdiğiniz müzisyeni düşünün size yardımcı olması için kendiminkini ekrana yansıtıyorum. İnsanlara sorduk, bizim için bir tahminde bulunmalarını istedik en sevdikleri müzisyenin bundan 10 yıl önce gerçekleştirdiği konseri izlemek için bugün ne kadar ödemeyi kabul ederler aldığımız cevaplarda ortalama yanıt bilet başına 129 dolar oldu Bunun yanında, yine aynı kişilere bundan 10 yıl önce en sevdikleri müzisyenin bugün gerçekleştireceği konser için ne kadar ödeyeceklerini sorduğumuzda aldığımız cevap sadece 80 dolar oldu. Kusursuz derecede ideal bir dünyada bu sayıların aynı olması gerekirdi, ancak bizler her zaman güncel tercihlerimizi yerine getirmek için karşımıza çıkan fırsatlara daha fazla ödeme yapıyoruz çünkü bu fırsatların güvenilirliğini gözümüzde büyütüyoruz.

kişisel gelişim yolunda bazen hayal etmek zorlaşıyor

Bu neden oluyor peki? Tam olarak emin değiliz, ancak muhtemelen hatırlamanın kolaylığına karşı hayal etmenin zorluğu ile büyük ilgisi var. Çoğumuz bundan 10 yıl önce kim olduğumuzu rahatça hatırlayabilirken, gelecekte ne olacağımızı hayal etmekte zorlanıyor olabiliriz ve sonrasında yanlışlıkla da olsa hayal etmek zor olduğu ve gerçekleşmesi pek mümkün olmadığı için sadece var olanı düşünüyoruz. insanlar , ‘üzgünüm, bunu hayal dahi edemem’ dediklerinde aslında genellikle kendi hayal gücü eksikliklerinden dem vururlar, anlattıkları olayın olağandışı bir olay olması ile ilgili değildir.

Sözün özü, zaman etkili bir güçtür. tercihlerimizi şekillendirir. Değerlerimize yeniden biçim verir. Kişiliğimizi değiştirir. Bu gerçeğin farkında gibi gözüküyoruz, ancak sadece geçmişi değerlendirirken. Sadece geçmişe dönüp baktığımızda geçirdiğimiz 10 yıl içerisinde ne kadar değiştiğimizi görebiliyoruz. çoğumuz için, şimdiki zaman sanki sihirli bir zaman dilimi. Sanki zaman çizelgesi üzerinde bir dönüm noktası. Sonunda kendimiz olabildiğimiz nihai an. İnsanoğlu, sürekli gelişim halinde olan bir mekanizma olmasına rağmen, şehven tamamlandığını sanan bir varlıktır. Şimdi olduğunuz kişi bugüne kadar olduğunuz tüm kişiler kadar fani, anlık ve geçicidir. Hayatımızdaki tek değişmez şey değişimdir.

Teşekkür ederim.

(Alkış)