Irvin D. Yalom’un kaleme aldıı “Nietzsche Ağladığında” romanı, Nietzsche ile ünlü Psikiyatrist Sigmund Freud ve Josef Breuer’i içine alan, hikayelerini anlatan ancak tüm bu isimlerin üstünde yer alan, edebiyat üstü bir roman. İşte bu romanda altı çizilen 10 alıntı.

[dropcap type=”1″]1. [/dropcap]

Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
Pandora’nın kutusu açılıp, Zeus’un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit.

O zamandan beri, insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladı.
Fakat Zeus’un arzusunun, insanların, kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk.
Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.

[dropcap type=”1″]2.[/dropcap]
Hala sorumdan kaçıyorsunuz Josef. Kendi yaşamınızı tam anlamıyla yaşadınız mı? Yoksa yaşam mı sizi yaşadı? Siz mi seçtiniz? Yoksa o mu sizi seçti? Sevdiniz mi? Yoksa pişman mı oldunuz? Yaşamınızı tamamlayıp tamamlayamadığınızı sorarken anlatmak istediğim buydu. Yoksa boşa mı harcadınız?

Bu soruların cevabını zaten biliyorsunuz! Hayır, ben seçmedim! Hayır, istediğim yaşamı yaşamadım! Benim için yazılmış yaşamı yaşadım. Ben, gerçek ben, bir mahkûm gibi bu yaşama kapatıldım!

İşte bu Josef, eminim, duyduğun korkunun gerçek kaynağı işte bu. Duyduğun o baskının nedeninin ise göğsünde patlamak üzere olan yaşanmamış bir yaşam olduğunu biliyorsun. Kalbinse her atışıyla seni sona yaklaştırıyor. Zaman sonsuza dek doymayacak kadar açgözlüdür. Durmadan yer, yutar; ama geri verdiği hiçbir şey yoktur.Friedrich-Nietzsche-Sözleri-585x250

[dropcap type=”1″]3.[/dropcap]
Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendisine hizmettir, bütün sevgisi kendisini sevmesindendir.

[dropcap type=”1″]4.[/dropcap]
Sırf bakmayı ihmal ettiği için yaşamında neler kaçırdığını düşündü. Yoksa bakmış da görememiş miydi? Dün, Murano Adası’nda tek başına bir saat kadar dolaştıktan sonra şöyle bir düşündüğünde hiç bir şey görmediğinin ayırdına varmıştı.

[dropcap type=”1″]5.[/dropcap]
Bu dünyayı ben yaratmadım Lou, keşke ben yaratmış olsaydım. O zaman aramızda olup biten her şeyin suçunu yüklenebilirdim.

[dropcap type=”1″]6.[/dropcap]
” Hassas olmayı ben istiyorum. Hiçbir iç deneyimimin benden ayrılmasını istemiyorum! Ve eğer bu iç görülerin bedeli gerilim ise ne yapalım, öyle olsun! Bu bedeli ödeyebilecek kadar zenginim! “Friedrich-Nietzsche-resimli-ozlu-sozler

[dropcap type=”1″]7.[/dropcap]
Kadin sevmek demek yasamdan nefret etmek demektir! … Insan güzel bir tenin altindaki çirkinligi görmemek için gözlerini kör etmeden bir kadini sevemez. Asik insan kendi gözlerini çikarmali, gerçeklerden feragat etmelidir. Benim için böyle bir gerçek dışı yasam, yasarken ölmek demektir!

[dropcap type=”1″]8.[/dropcap]
Kendinden hiç hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen görev kendinizi kabullenmenizdir; benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil.Friedrich-Nietzsche-Resimli-sozler

[dropcap type=”1″]9.[/dropcap]
Problemlerinin aslında görmek istemediği şeyleri saklamak için kopardığı yaygaradan ibaret olduğunu ona nasıl anlatabilirim? Saçma sapan düşünceler zihninin mantar gibi kaplıyor. Sonunda bütün bedenine yayılıp onu mahvedecek. Bugün giderken ona bu saçmalıklarla kendini kör etmezse neler görebileceğini sordum. Böylelikle yolunu gösterdim. Bunu yapabilecek mi?

[dropcap type=”1″]10.[/dropcap]
Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki hiçbir şey engellenemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçük bir köprü vardır, o kadar. Ama sen tam bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: “Bu köprüyü geçip bana gelir misin?” İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın.