Öğretmenler sahipsiz mi?

0
123

ogretmenGÜLİZAR BAKİ

Bu haber öğretmenlerin itibarını zedeleyebilir. Öğretmenleri, öğrencilerinden korkan, çaresiz insanlar gibi gösterebilir. Ama gerçekler böyle; öğrenciler öğretmenlerini dövüyor, onlara küfrediyor, sınıflarda ahlaksız davranışlar gösteriyor ve öğretmenlerin bunlara karşı yapabileceği hiçbir şey yok.

 

Öğretmeninin önünde titreyen çocuklardık biz. Sözlüye kaldırdığında heyecanlandığı için iki kelimeyi bir araya getiremeyen. Sokakta öğretmenini görünce telaşla üstüne başına çekidüzen veren. Öğretmen demek disiplin demekti, biraz korku, çokça da otorite. Bugün devran değişmiş. “Dayakçı ve yersiz otorite düşkünü öğretmenlerle mücadele” derken öğretmenlerin öğrencilerinden korktuğu bir noktaya geldik. Öğretmenler disiplini sağlayamaz durumda.

Geçtiğimiz aylarda haberlere yansıyan öğretmenini bıçaklayarak öldüren öğrenci son nokta. Okullarda öğretmenlere karşı laubali davranışlar, ciddiye almamak, küfür, tehdit ve dayak, çok yaygın. Bazı okullarda kadın öğretmenler, öğrenciler gizli kamera koymuş olabilirler diye tuvaletleri kullanamıyor. Aşağıdaki olayları anlatan öğretmenler devlet memuru oldukları için isimlerinin yayınlanmasını istemediler. Anlattıkları acil olarak ve ciddiyetle sorunun üzerine gidilmezse Amerika’da okullarda yaşanan vahşetin benzerini ülkemizde de görebileceğimizi düşündürüyor.

Öğrenci, öğretmenin hiçbir şey yapamayacağını biliyor

“Okuldan çıktıktansonra sokaklarda tedirgin yürüyorum.” diyor İstanbul Bağcılar’da müdür yardımcılığı yapan B.H: “Verdiğim bir kararla acaba bir öğrenciyi rahatsız etmiş miyimdir? Çünkü çocuklar üç beş arkadaşını toplayıp sokakta öğretmenlerinin üzerine yürüyebiliyor. Böyle bir şiddete maruz kalan öğretmenin hiçbir savunma gücü ve yaptırımı yok. Öğrenci şikayet hattıyla en ufak şeyi iletebiliyor ama bu öğretmen için geçerli değil.”

İstanbul’un merkezilçelerden birinde çalışan lise öğretmeni K.Ç. anlatıyor: “Canı sıkılan öğrenci ve veli öğretmeni şikâyet edebiliyor. Buna karşılık canı tehlikeye giren öğretmen bir şey yapamıyor. Bu bir nevi mobbing. Öğrenci, ‘Psikolojim bozuldu.’ deyince müeyyide var, ama öğretmenin psikolojisi bozulunca kimse bunu dikkate almıyor. Mesleğimizin saygınlığı kalmadı. Öğrenci son derece laubali. Hitap şekilleri, halleri, tavırları… Sınıfa girdiğinizde umursamıyorlar bile. İçeriye öğretmen girmiş mi girmemiş mi?…”

İstanbul Bahçelievler’deilköğretimde ücretli öğretmenlik yapan E.A. anlatıyor: “Dayakçı öğretmenlere karşı çözüm geliştirilmeye çalışıldı ama işin ucu kaçtı. Sistem tıkandı. Okulda her teneffüs kavga çıkıyor. 8. sınıflar hepsi ergen, deli çağları… Öğretmenler olarak bir şey yapamıyoruz. Çünkü her şeyde öğretmen suçlu. Öğrenciye ‘Oğlum neden yaptın?’ dense bile, ‘Neden dokundun?’ deniyor. Her şeyde art niyet aranıyor.”

Sultançiftliği’ndenöğretmen Ç.U. anlatıyor: “Nöbetçi öğretmenim, ders zili çalmış, öğrenci koridorda, ‘Sınıfına gir.’ diyorum. Kaale almıyor. Israr edince öğrenci üzerime yürüyor, ‘Seni döverim.’ diyor. Müdüre şikayet etmemizin öğrenci üzerinde hiçbir etkisi yok. Çünkü farkındalar hiçbir şey olmayacağının.”

Lise öğretmenlerininçoğunun dile getirdiği bir durum, “Öğrenciler zorla derse geliyor.” İstanbul’dan öğretmen L.A.’nın anlattıkları durumu özetliyor: “Dersten kalmak gibi bir şey de yok ki. Dönem boyunca hiç gelmese de kalmıyor. Zaten sen düşük not versen de müdür sisteme girip çocuğu geçiriyor. Böyle bir çocuk öğretmeni ciddiye alır mı? Derste sakız çiğneyerek oturuyor. Bir şey desen tersleniyor, ısrar etsen küfrediyor, dersten çıkıyor.”

Olay Mardin’de bir köyde geçiyor. Köye Antalya’dan atanan kadın öğretmene köy meydanından geçerken dersine girdiği öğrencileri küfrediyor. N.L., buna karşılık bir şey yapamadıklarını söylüyor. Çünkü öğrenci de veli de umursamıyor. N.L. diyor ki: “Öğrencilerin geleceğe dair hiçbir hayali yok. Herkes Kurtlar Vadisi’nden çıkmış gibi, sınıfta varsa yoksa Kuzey Güney. Daha önce Antalya’da çalıştım. Orada da aynı şeyler vardı. Genel olarak öğrencilerde aşırı bir ahlaksızlaşma var. Köydeki eski nesil bizi sayıyor ama yenilerin gözünde hiçbir itibarımız yok. Ev sahibim bile “2 milyar alıyorsunuz, 3 ay tatil yapıyorsunuz” diyor. Sürekli olarak bizi maaşımızla, atamalarımızla karşılaştırıyor. Hâlbuki kimse çocuklarla anne-babalarından daha çok vakit geçirenlerin bizler olduğunu düşünmüyor.”

Sen kim oluyorsun da benim çocuğumu disipline veriyorsun?

Zeytinburnu’ndabir ilköğretim okulu. Öğretmen tahtada ders anlatırken sınıfın kapısı açılıyor ve veli öğretmene sesleniyor: “Ramazan sen misin?” Gerisini öğretmen anlatıyor: “Hanımefendi çıkın, dışarıda bekleyin.” diyorum, “Sen misin, benim Ali’mi nasıl döversin?” diyor. Ortada dayak yok hâlbuki bütün okul biliyor. Veli, “Sen gel bakayım buraya.” diyor. Öğrencinin birine kapıyı kapattırıyorum. Bunun üzerine tuvaletten süpürgeyi alıp geliyor, sınıfta öğrencinin gözü önünde vurmaya başlıyor. Hiçbir şey yapamıyorum. Çünkü bu sefer ben suçlu duruma düşeceğim. Bu şunu gösteriyor; artık öğretmenin itibarı yok, saygınlığı yok. Okul yönetiminin de, polisin de yapacağı bir şey yok. Çünkü her halükârda öğretmen suçlu!”

İstanbul’da bir ilköğretimokulunda öğrenciler kavga ediyor. Olaya müdür müdahale ediyor, elindeki tek kozla, “Sizi sınıfça disipline vereceğim.” diyerek. Müdür bey odasına gider gitmez telefonları çalmaya başlıyor. Veliler, “Nasıl olur da, benim çocuğumu disipline verirsin, şikayet edeceğim.” diyor. Sınıfın rehberlik öğretmeni anlatıyor: “Müdür, ‘Yok öyle bir şey sakin olun, bir şey yok. Çocukların gözlerini korkutmak için söyledim.’ demek zorunda kaldı.”

Doğu Anadolu’daköy öğretmenliği yapan öğretmen S.M. anlatıyor: “Öğretmenliğin itibarı kalmadı. Bu köye geçen yıl atandım. Sınıfımda 17 yaşında okuma yazmayı bilmeyen bir çocuk var. Özel olarak ilgileniyorum onunla. Bir gün köyden ilçeye arabamla giderken yolda 3-4 tane maskeli insan tarafından arabam taşlandı. Durdum. Birini yakaladım, kafasını açtığımda gördüm ki o çocuk. ‘Niye öyle yaptın?’ dedim. ‘Oyun olarak yaptım.’ dedi. Ama çocuk okuldaki diğer öğretmeleri taciz ve tehdit ediyor. Bu şunun göstergesidir, öğretmenler itibarsızlaştı. Düşünsenize bizim köydeki veliler; ‘Sizin gücünüz bize yetiyor, diğer köydekiler öğretmenlerini dövmüş bir şey dememişler.’ diyor. Bu yıl bulunduğum ilde yılın öğretmeni seçildim. O öğrencinin ailesi gelip özür diledi. Ama genel olarak toplumda öğretmenlere bakış açısı değişti. Veliler öğretmenleri potansiyel suçlu, potansiyel haksız olarak görüyor.”

Olay, İstanbul’da merkez semtlerden birindeki okulda geçiyor. Bir öğrenci kemeriyle diğer öğrenciyi gözünden yaralamış. Hastaneye götürülüyor, öğretmenler telaşlı, ailelere haber verilmiş. Belki de gözünü kaybedecek çocuğun babası gelince o telaş anında çocuğa “Öğretmenim yaptı, de.” diyor. Çünkü öğretmen yaparsa aile tazminat alabilecek. Bu sözün karşılığında öğretmenin yapacak bir şeyi yok.

Müdürlerin görevi avutmak

İstanbul Bağcılar’damatematik öğretmenliği yapan F.T. anlatıyor: “Okullarda disiplin yok. Müdürler de ‘Bizim elimizde yapacak bir şey yok. Öğretmensin, sen ilgilen. Dört sene boşuna mı okudun?’ diyor. Doğru, ama ben ne yapabilirim ki? Çocuk derste küfür ediyor, canı sıkılsa telefon açıp, ‘Öğretmen başımı 20 kere sıraya vurdu.’ diye şikâyet ediyor. Hemen müfettiş geliyor. Öğretmenin psikolojisini düşünün.”

Öğretmenlerin büyükçoğunluğu, öğrencilerde gözlemledikleri ahlaki deformasyona dikkat çekiyor. İlköğretimde Türkçe öğretmenliği yapan A.P. anlatıyor: “Bırakın küfretmeyi, öğretmene fizikî şiddet uygulamayı, çocuklar derste her türlü ahlaksızlığı yapsa da bir şey yapamıyorsunuz. 6. sınıf öğrencileri derste arka sıralarda uygunsuz davranışta bulundular ve bu çocukların sadece sınıfı değişti. Akıllı tahtalar yeni takılmıştı, sınıfta çocuklar sigara içip porno film izlediler. Okul yönetimi bir şey yap(a)madı. Bunu duyan, gören, orta seviyedeki çocuklar öğretmenini sayar mı? Okul yönetimleri de ‘aman başım ağrımasın’ durumunda.”

Ankara’dan müdür yardımcısı H.P. söylüyor: “Bir doktor dayak yedi diye Sağlık Bakanlığı ayağa kalktı. Öğretmen öldürülüyor, ne meslek örgütleri içinde ne de bakanlık nezdinde bir sahiplenme yok.

Kaynak: Zaman