OKUL BAŞARISI İÇİN ÖNERİLER

0
209

Karne vakti geldi çattı. Aylardır dişini tırnağına takan yavrularımız molayı hak etti. Ancak tatile girişten önce yaşanan önemli bir süreç var: Karne! ’Karne nedir, ne değildir’ konusunu uzmanlara sorduk. Ve çocuğumuzun karnesinden bizim de almamız gereken dersler olduğunu öğrendik.

Çocukların pek çoğu için karne dönemleri gergin ve stresli geçiyor. Karneyi beğenmeyen velilerle çocuklar arasındaki anlaşmazlıklar ya da çocukların kaygı ve endişe yüklenmesiyle istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, velilerin çocuklarını suçlamak yerine çözüm aramaları gerektiğini söylüyor ve karnenin sadece çocukların öğrenme düzeyini gösteren bir belge olduğunu hatırlatıyorlar. Karnedeki düşük notların sadece kendilerini değil, asıl çocuğu da üzüp kırdığı unutulmadan, çözüme yönelik bir tatil planı yapmak gerektiği de tavsiyelerin başında geliyor. En iyisi, öncelikle çocuğunuzun başarısını da başarısızlığını da sevgiyle kabul edin. Okul başarısını etkileyen yüzlerce faktör var, ona doğru ortam ve sağlıklı bir yaklaşım sunup sunmadığınız konusunda bir özeleştiri vermenin zamanı gelmiş olabilir.

Karne, çocuğu tanımanın bir yolu
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Bengi Semerci
’Okul karnesi okulda yapılanların ve yapılamayanların geri bildirimidir. Yarıyıl karneleri, karneyi alan çocuklara ve ailelerine nelerin eksik olduğunu, nelerin tamamlanması gerektiğini anlatır. Ayrıca karnelerin verildiği okullara ve okulların öğretmenlerine kaç öğrenciyi iyi ele alabildiklerini, kaçını gözden kaçırdıklarını, bunları değerlendirerek daha iyi nasıl eğitim verebileceklerini anlama şansı tanır.
Anne-babalar iyi okul seçtikleri, çalışmaları için gerekli her şeyi aldıkları, her istediğini yaptıkları için çocuklarının zayıfsız karne getirmeleri gerektiğini düşünürler ve emeklerinin boşa gittiği hissiyle kızgınlıkları artar. Zayıf olan karnelere kızmadan önce durup bir düşünmemiz gerekir. Anne-baba olarak, en başından çocuğumuzu yetiştirirken kendi sorumluluğunu bilecek, ödevini, dersini sahiplenecek bir çocuk olması için gerekli temeli onlara verdik mi? Onlar için en iyi şeyleri istediğimiz kesindir. Ama okullarını seçerken onların özelliklerini, yeterliliklerini değerlendirdik mi? Yoksa kendi hırslarımızın kurbanı mı olduk? Başarılı, iyi gelecekleri olsun diye uygun olduğunu, daha iyi gelecek sağlayacağını düşündüğümüz eğitim sistemini, okulu, öğretmeni mi seçtik? Bunlara yanıtımız yoksa, karneyi alıp kızmak değil, düşünme zamanıdır.’

Bu sorumluluğu aile ve öğretmen çocukla paylaşmalı
Psikolog İnci Vural
’Zayıf bir karnenin sorumluğu sadece öğrenciye yüklenmemelidir. Aile içerisinde yaşanan sorunlar, çocuğun kendine ait bir çalışma odasının olmaması, arkadaş çevresi, öğretmenin öğrenci ile arasındaki sorunlar, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve depresyon gibi birçok sorun zayıf bir karnenin alt sebepleri olarak incelenebilir. Ayrıca, öğrencinin gelişim sürecinde olması da derslerdeki başarıyı düşürürken algılarının başka yönlere kaymasına sebep olabilir. Çünkü bu süreçte kişi kendini tanımaya ve biyolojik olarak benimsemeye çalışır. Çevresi ile iletişim halinde olduğu için derslere olan ilgisi de azalmış olabilir.’

Akademik başarı hayat için yeterli değil
Psikolojik Danışman Dilek Kırcaoğlu
’Okul başarısını etkileyen pek çok değişken var. Başarılı olmak için ’çok çalışmak’ değil ’etkili çalışmak’ gerekir. Başarı kavramı tek başına ele alınmamalıdır. Yalnızca akademik başarı, insan hayatı için yeterli değildir. Başarıyı, kişinin o an bulunduğu noktadan bir adım daha ileriye gidebilmesi olarak algılamak gerekir. Fizyolojik, psikolojik, duygusal, toplumsal pek çok durum ve koşullar başarı kavramının içinde yer alır ve etkide bulunur. Başarı her kişi için kendi içinde değerlendirilmeli, başarıya giden yol üzerindeki küçük aksamalar, öğrenmenin bir şekli olarak düşünülmelidir.
Okul başarısını etkileyen en önemli faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
– Çocuğun duygusal durumu.
– Öğrenmeye karşı ilgi ve isteği.
– Uygun çalışma ortamı.
– Verimli çalışıp çalışmadığı.’

’Başarı’ için ailelere öneriler
– Başarısı düşük olan çocuğa, onun kendisi hakkında kötü düşünmesine neden olacak sözler söylemeniz bir yarar getirmez. Bunun yerine ’Durumu nasıl düzeltebiliriz?’ sorusuna odaklanın.
– Çocuğunuzun olumlu benlik algısı geliştirmesine yardım edin. ’Sen başarısızsın, yapamazsın, tembelsin, dikkatin dağınık’ gibi cümleler kendisini kötü, olumsuz olarak algılamasına neden olur.
– Çocuğunuzun başarısını başkalarıyla mukayese ederek değil, kendi gelişimindeki ilerlemeleri göz önüne alarak değerlendirin.
– Hata yapmasına izin verin.
– Mutlaka çocuğun amaç edinmesine yardımcı olun. Bu amaçlar doğrultusunda hedeflerini oluşturmasına ve onlar için mücadele etmesine destek verin.
– ’Başarısızlık’ duygusu içinde değil, ’başarı’ duygusunu hissetmesine yardımcı olun. Olumsuzluklara değil, pozitif gelişmelerine odaklanın.
– Çocuğunuza güç ve otorite kullanmayın. Bunun yerine, sorun çözebilmeye, hatalarını görebilmeye, akıl yürütmeye odaklanın.
– Karşılıklı sevgi, saygı, iletişime dayalı bir ilişki geliştirin. Çocuğunuzun gelişimine duyarlı olun ve takip edin. Onu anlamaya çalışın.
– Okulun sadece iyi bir meslek seçmek ve çok para kazanmak için olmadığını, okulun hayata hazırlanabilmek için iyi bir yer olduğunu çocuğunuza öğretin.
– Çocuğunuzu tüm özellikleri ile birlikte kabul edin. İstediğiniz her alanda başarılı olmak zorunda değiller. Onların mutlaka başarı gösterebilecekleri alanlar vardır. Önemli olan bunları kendisinin keşfetmesine yardımcı olabilmektir.
– Çocuğunuza uygun çalışma ortamı sağlayın.
– Ödül ve ceza yöntemleri kullanmayın. Onun yerine davranışlarının olası sonuçlarını görmesine yardım edin.
– Düşüncelerine saygı gösterin. Her ne kadar size uçuk kaçık gelseler de önemseyin.
– Çocukta bıkkınlık, isteksizlik yaratacak söylemlerden kaçının.

Yazan : Hülya Yıldırım