Okul başarısızlığını önleyen altın kurallar

0
272

1. İlk defa okula başlayacak olan çocuğun korkusu, telaşı ve başaramama duygusu, anne ve baba tara­fından, yıllar öncesinden başlayarak, yavaş yavaş giderilmeye çalışılmalıdır.

2.  Okulun, olumlu yönleri, güzellikleri ve okulun insana yapacağı kat­kılar, çocuğa uygun bir şekilde anlatılmalıdır.

3.  Çocuğu ilk defa okula gönde­ren aile fertleri, çocuğu korkutacak, telaşlandıracak ve ürkütecek davranışlardan kaçınmalıdır.

4.  Her yüz çocuktan yaklaşık 4-5 tanesi bu tepkisini okul korkusuyla ortaya koyar. Okula gitmek istemez. Zorlanmca büyük tepkiler gösterir. Bu durum okula gidişin ilk günlerinde ortaya çıkabileceği gibi herhangi bir zamanda da ortaya çıkabilir.

5. Okul fobisinin ön belirtileri: Bas ağrıları, karın ağrıları, bulantı, kusma hissi, iştahsızlık, keyifsizlik, uyku dü­zeninde bozukluklar, okul sorumlu­luklarının yerine getirilmesinde ak­samalar gibi davranışlardır.

Bu belirtiler özellikle sabahları ve okul saatlerinde ortaya çıkar ve yo­ğunlaşır. Bu tabloyu iyi değerlendiremeyen anne-baba ve öğretmenler hatalı tutumlarıyla çocuğun korku­sunu pekiştirebilirler.

6. Okul korkusu olan çocuklar, ge­nellikle aile fertleri tarafından aşırı bir şekilde himaye görmeye alışmış çocuklardır. Her davranışlarında ai­lenin onayını ve desteğini beklerler. Anneye karsı aşırı bağımlılıkları vardır. Bu tür çocukları okula göndermeden önce bu bağımlılık yavaş yavaş gide­rilmeli ve ona özgüven verilmelidir.

7. Anne-babalar, çocuklarıyla ilgili aşırı bir endişe ve başarısızlık duy­gusu içine girmemelidirler.

8. Çocuğunuzu iyi tanıyarak “bek­lenti düzeyinizi’ gerçekçi kılabilir­siniz. Aksi takdirde sizin hayal gü­cünüze, kapasitesini bilmediğiniz çocuğunuzu sığdırmaya çalışmanız kimseye yarar sağlamaz. Ebeveynin ‘yüksek beklentisi’ çocuğun cesare­tini kırar. Ebeveyni hayal kırıklığına uğratma telaşı ise, çocukta başarısızlık kaygısına neden olabilir.

9 Çocuğa yapabileceğiniz en büyük yardım ilgi ve yetenekleri doğrultusunda onu yönlendirmek, ihti­yacı olan desteği (özel öğretmen, kurs vs) ona sağlamak, sorununu çözmede yardımcı olmaktır. Çocuğu, başarılı kardeş ve arkadaslarıyla kı­yaslamak, aşağılamak, yarar yerine zarar getirir.

10.  Bütün bu bilgilerin ışığında, çocuğunuzu olduğu gibi, kendisi ola­rak görmeyi öğrenin. Kapasitesine ve bireysel özellilerine en uygun öğre­tim yöntemini (altını çizerek, anlata­rak veya özetleyerek çalışma gibi) seçmesi konusunda onu destekleyin.

11. Anne ve baba olarak geçmiş okul yaşantınızdaki başarılarınızı çocuğunuzun tekrarlamasını beklemek ya da elde edemediklerinizi çocuk­larınızı zorlayarak elde etmeye çalış­mak, kendinizi tatmin etmekten öte bir işe yaramaz.

12. Çocuğun, arada bir isyan edip, ‘Hayır bugün oturup ödev yapmayacağım* diye bağırışlarından fazla te­dirgin olmayın Fakat bu baş kaldı­rışlar sürüp gidiyorsa, bozuk bir şey var demektir. Sebebini araştırın.

13   Çocuğun başarısızlığında, se­viyesine uygun sınıfta olmamasının veya arkadaşlarıyla uyuşamaması­nın önemli etkisi vardır. Eğer müm­künse, başka bir okula, başka bir sınıfa naklettirin. Hazır değilse, çok erken yaşta ilkokula başlatmayın.

14   Çocuğunuz okulda düşük pu­anlar alıyorsa, ona evde cezalar ver­meyin.

15    Okuldan “Çocuğunuz ser­best davranıyor” gibi bir şikayet ge­lirse çocuğa kızmayın. Nasıl ateş bir hastalık alametiyse, onun bu davra­nışı da (hele yeni belirmişse) bir so­runun habercisidir. Araştırın.

16    Çocuktan beklentilerinizde gerçekçi olun. Her çocuk “pekiyi” veya “teşekkür”, “takdir” alacak ye­tenekte değildir. “Orta” dereceyi de (kabiliyetine uyuyorsa) anlayışla kar­şılayın.

17   Okulda puanlar düşük veya hep yüksek kalmaz. Çocuğunuzun de­recesi de bazen düşebilir. Fakat yüksekken hep düşmeye başlamışsa bir sorun var demektir. Sorunun ne oldu­ğunu anladıktan sonra çare bulun.

18. Çocuğunuzun ev ödevlerini siz yapmaya kalkmayın. Bu çok yan­lış bir davranıştır.

19 Çocuğunuzu çok zeki bilmeniz (hele bazı işaretler varsa) tabii­dir. Ve bu çocuk kötü karne getirirse hemen “Potansiyelinin altında çalıştı da ondan” hükmünü verip zorlamaya kalkmayın. Belki de onun zekasını abartmışsınızdır.

20.  Çocuğunuzun okulda olan bi­tenler hakkında her söylediğine he­men inanmayın.

21.  Çocuğun önünde eğitim sis­temini ve hocalarını eleştirmeyin. Ül­kemizde 40, 50, 70 kişilik sınıflarda doğru dürüst eğitim yapılmayacağını ve öğretmenlerin çocukla yakından ilgilenemeyeceğini kabul edin.

22 Okulunuzla sıkı ilişki halinde olun. Okul-aile derneğine girin, ilgi­lenin.

24    Çocuğun duygusal sorunla­rına yakınlık gösterin. Dertlerini, ta­salarını, sevinç ve kuşkularını onunla paylaşın. Duygusal br bağın oluşmasını sağlayın.

25   Çocuğun okul sorunlarına ilgi gösterin. Ona yapısına ve kişiliğine göre uygun bir çalışma yeri sağlayın.

26    Ona karşı gösterdiğiniz sev­ginin okul başarısıyla ilişkili olduğunu hissettirmeyin. Yetenekli olduğu konularda başarısını geliştirmeye çalışın.

27   Çocuğunuzun okulda zorlandığının tek işareti karnesi değildir. Arada bir “yorgunum” demesi, okula karşı ters laflar etmesi, sık sık hastalan­ması da alarm işaretleridir. Sağlık sorunu yüzünden başarısız oluyor hükmüne varmadan önce, acaba derslerin ağırlığı ve çocuğun kabiliyetine göre fazla zorluğu mu sağlı­ğını bozuyor diye de kendi kendinize sorun. Gene de sağlını tam bir mu­ayeneden geçirin. Göz ve kulak mu­ayenesini hele hiç ihmal etmeyin.

28   Çocuğunuz parlak zekalı ola­bilir ama bu onun illaki olgun oldu­ğunun işareti değildir. Zekâyla olgun­luk ayrı ayrı gelişir. Onun için zeki olmak, ilkokula erken başlatmak için bir sebep değildir ama anaokuluna vermek faydalıdır.

29    Evde çocuğu, öğrenime heveslendirici bir alan meydana ge­lirin, ama ders dışı özel program­larla onu bunaltmayın. Derslerini ihmal ettirmeyecek düzeyde spor yapmasını, eğlenmesini, nefes al­masını teşvik edin.

Haber Kaynağı : Haber7.com