Okullarda ‘Ders Hapı’ Salgını

0
410

ABD genelindeki liselerde not baskısı ve üniversiteye girme yarışı, öğrencileri reçeteli uyarıcılara yöneltiyor. Kendi anlattıklarına göre bu gençler, ilaçları ya arkadaşlarından veya bu işin ticaretini yapan başka öğrencilerden alıyor, ya da ailelerine ve doktorlara rol yaparak reçete yazdırıyorlar. Manhattan’ın Yukarı Doğu Yakası gibi varlıklı semtlerinden birçok genci tedavi eden new Yorklu psikolog DeAnsin Parker, “İlaç kullanımı buradaki bütün özel okullarda çok yaygın. Belli bir okulla sınırlı bir kültür değil bu. Genel kültür haline gelmiş bir şeyden söz ediyoruz” diyor. ABD Uyuşturucuyla Mücadele İdaresi, Adderall ve Vyvanse (amfetaminler) ile ritalin ve Focalin’i (metilfenidatlar) ikinci sınıf kontrollü maddeler olarak değerlendiriyor, yani kokain ve morfinle aynı kefeye koyuyor. Bunun nedeni söz konusu ilaçların yüksek bağımlılık yapan tıbbi maddeler arasında bulunması. O yüzden bu ilaçlar yüksek hukuki risk de taşıyor çünkü gençlerin çoğunluğu bir arkadaşına Adderall veya Vyvanse hapı vermenin, onu satmakla aynı olduğunu ve ağır suç olarak kovuşturulabileceğini düşünmüyor. Bu ilaçlar dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan insanları sakinleştirmekle birlikte, diğerlerine tek bir dozla yüksek enerji veriyor ve bütün gece pür dikkat ders çalışıp ertesi gün sınavlara uyanık girmelerini sağlayabiliyor. Yukarı Doğu Yakası’ndaki Birch Wathen Lenox Okulları’ndan yeni mezun olan William, ilaçlarla ilgili olarak, “Sanki sizin yerinize işi o yapıyor” diyor. Fakat doktorların belirttiklerine göre reçeteli ilaçların istismarı, ilacı bıraktıktan veya azalttıktan sonra depresyon ve ruh halinde dengesi z l iğe (uykusu z luk sebebiyle),kal patışı düzensizliklerine, akut yorgunluk veya psikoza yol açabiliyor. Uyuşturucu uzmanları bazı gençlerin bu bahaneyle ağrı kesici ve uyku haplarını istismara başladıklarını dile getiriyor. Manhattan’daki Caron Tedavi Merkezi’nden aile terapisti Paul L. Hokemeyer, “Çocuklarda alın korteksinin gelişimi henüz tamamlanmadığı halde biz beynin kimyasıyla oynuyoruz. İlaçların yaptığı şey budur” diyor. “Gerçek bir bozukluğu olanlar ayrı, o insanların sahiden ilaçlara ihtiyacı var” diyen Hokemeyer, ABD’nin doğusundaki seçkin üniversitelerden birini kastederek, “ama Brown’a gitmek için kullananlara ne demeli?” diye soruyor. Bir sağlık bilgi kuruluşu olan IMS Health’ın aktardığına göre, ABD’de 10 ila 19 yaş grubu için yazılan DEHB reçetelerinin sayısı 2007’den beri yüzde 26 artarak yılda neredeyse 21 milyona ulaştı. Yüksekakademi k standartlarıyla bilinen Amerika çapındaki 15’i aşkın okuldan doktor ve gençlerin tahminlerine göre, ders çalışmaya yardımcı olması için uyarıcı ilaç alan öğrencilerin oranı yüzde 15 ila 40. Phi ladelphia’nın varlıkl ı semtlerinden Ardmore’daki Lower Merion Lisesi’nden bir son sınıf öğrencisi, “Onlar en yüksek notları alan öğrenciler, ama bazen notları iyi olup ortalamasını daha da yükseltmek isteyenlerden de çıkıyor” diyor. Sınıf arkadaşlarına reçeteli ilaç satarak haftada yüzlerce dolar kazandığını ve hap başına 5 ila 20 dolar aldığını belirten aynı öğrenci, “Onlar çoğunlukla ‘iyi çocuk’ diye bilinen öğrenciler” diye ekliyor. Asl ında DEHB i laçları tüm dünyada yayılıyor. 2007’de California Üniversitesi’nin Fransa, İsveç, Kore ve Japonya’yı da kapsayan bir grup ülkede yaptığı bir araştırma, bu tür ilaçlara harcanan paranın on yılda dokuz kat arttığını gösteriyordu. Artışın sebebi ise Concerta, Strattera ve Adderall XR gibi daha pahalı ilaçların geliştirilmesiydi.

Herkesi Mutlu Etmek
“Biraz su içebilir miyim?” Maryland, Bethesda’daki Katolik okulunda öğretmeninden böyle izin istediğini, sonra çeşmeye gittiğini anlatıyor Madeleine. Orada çantasından 40 miligramlık Vyvanse kapsülünü çıkarır ve içermiş. Yarım saat sonra etkisini hissetmeye başlıyormuş; cin gibi bir dikkat ve anında hatırlama gücü. İyi bir üniversitede ilk yılını yeni bitiren ve bazen yine uyarıcı kullanan Madeleine, “Beni gören kimse o şekilde ilaç kullandığımı tahmin edemezdi. Onların gözünde öyle bir çocuk değildim” diyor. “Karar vermek pek zor olmadı. Bir yanda dört saat uyuyup yorgunluktan perişan olmak, sınavda kötü not almak, ardından çim hokeyinde kötü oynamak; diğer yanda öğretmenleri ve antrenörü mutlu etmek, iyi notlar alıp iyi bir üniversiteye girerek ailemi sevindirmek vardı” diye ekliyor. Madeleine, okuduğu küçük okuldaki sınıf arkadaşlarından üçte birinin başarılarını artırmak için uyarıcı kullandıklarını tahmin ediyor. ABD çapındaki birçok öğrenci de kendi okullarıyla ilgili benzer tahminler yürütüyor. Oysa ilaç istismarının bu çeşidi pek de istatistiklere girmiyor. Uyuşturucu Alışkanlığı Ulusal Enstitüsü, lise öğrenci leri arasındaki reçetel i amfetamin istismarının 1990’lardan beri yüzde 10 civarında nispeten sabit kaldığını bildiriyor. Fakat bazı uzmanlara göre enstitü anketi, öğrencilerin büyük baskı altında olduğu ve ilaç istismarının belki de sürekli olarak arttığı liselere odaklanmıyor. Bir başka konu da, “ders çalışma ilaçlarının” aslında yasadışı amfetaminler olduğunu birçok gencin bilmemesi. Nitekim New York banliyölerinden Eastchester’daki bir lise bir öğrencisi, “Bu vitamin gibi bir şey değil mi?” diye sorabiliyor. Vyvanse ve Adderall kapsüllerini üreten Shire firması, araştırmalara göre reçeteli kullanımla istismar arasında bir bağ bulunmadığını ileri sürüyor. New York’un 45 kilometre doğusundaki Long Island’da, reçeteli uyarıcıları öğrenci arkadaşlarına satan Long Beach Lisesi’nden bir kızsa şöyle diyor: “Okulda başarılı olamazlarsa bu çocukların başı derde girer. Bir sınav olacağı zaman akıllarına gelen ilk şey, ‘Kimden Adderall bulacağız?’ sorusu”. Lower Merion Okul Bölgesi’nin sözcüsü Douglas Young, birçok ebeveynin bu sorundan habersiz görünmesinin vahim olduğunu ifade ediyor. “Yüksek ders notları ve üniversite sınavında iyi bir puan kâğıt üstünde hoş görünebilir, ancak bunlar bir öğrencinin sağlığını ve mutluluğunu yansıtmıyor” diyor.

Doktorları Kandırmak
Uyarıcılar, onları yasal yollardan alan öğrenciler kanalıyla okullara giriyor. Eski DEHB ilaçları birkaç saatte bir düşük dozlarda alınırdı. İlaçların öğrencilerde kalmasını istemeyen okullar da onları hemşireye emanet eder, öğrenciler haplarını ondan alırlardı. Kanada ve Brezilya’da da bulunan, etkisi daha kalıcı olan Adderall XR ve Vyvanse gibi yeni ilaçlarsa ailelerin çocuklarına sabah tek bir doz vermesini mümkün kılıyor. Ancak bu haplar boğazdan geçtiği gibi cebe de kolayca indirilebiliyor. Nitekim bazı öğrenciler yalnızca hafta içi ilaç kullandıklarını, hafta sonu dozlarını arkadaşlarına verdiklerini aktarıyor. New York’un kuzeyindeki Westchester ilçesinden bir öğrencinin annesi, sabahları mutfak dolabını kendisinin açtığını ve oğluna bir doz Ritalin içirdiğini belirtiyor. Fakat günün biri kapsül ona hafif gelmiş ve ışığa tutunca içinin boş olduğunu görmüş. O sıralar oğlu sekizinci sınıfta okuyan kadın, “Her ay birkaç eksik çıkardı ve buna anlam veremezdim” diye hatırlıyor. “Boş kapsülleri bulunca kafama dank etti ve içi pudra dolu küçük paketleri o zaman fark etmeye başladım. Oğlum onları öbür çocuklara satıyormuş”. Görüşülen bazı gençler, kimi doktorlardan DEHB reçetesi almanın kolaylığı karşısında gülüyordu. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne göre bu teşhisin konabilmesi için dikkatsizlik, hiperaktif lik veya dürtü kontrol yetersizliği görülmesi ve bunların en az iki ortamda (örneğin, evde ve okulda) ” klinik a çıdan a nlamlı b ir bozukluk” teşkil etmesi gerekiyor.

En önemlisi, bozukluk en geç 7 yaşında kendini göstermiş olması gerekiyor. Bazı doktorlara göre, DEHB iddiasında bulunan bir gence isabetli bir teşhis konması için ailesi ve öğretmenleriyle görüşülmesi, sorunun çok önceden var olduğunun doğrulanması şart. Oysa reçete alan birçok genç, doktorların onları dinlemekle yetindiğini ve ilacı hemencecik yazdığını aktarıyor.

New Jersey’de doktorluk yapan Hilda R. Roque, BEHD ilacı yazmadığını, ama yazan birçok doktoru bildiğini ifade ediyor. Roque, birçok ailenin reçete için çocukları kadar ısrar ettiğini, “Çocuğum okulda iyi değil. Ama onu daha akıllı yapabilecek ilaçlar varmış” dediklerini aktarıyor. Manhattan’daki Birch Wathen’dan yeni mezun olan William da, “Adderall reçetesi almak üniversiteye giriş bileti gibiydi” diyor. Arkadaşından Adderall aldığını söyleyen Connecticutlı bir lise son sınıf öğrencisiyse, “Bunlar akademik steroitlerdir, ama aileniz sizin için almayınca siz de başkalarından buluyorsunuz” diyor.

Reçeteli uyarıcıların olumsuz yanı, kısa süreli faydası görüldükten sonra ortaya çıkıyor. Bunun için Washington bölgesindeki en iyi devlet okullarından birine, Virginia eyaletindeki McLean Lisesi’nden yeni mezun olan bir gence bakmak yeter. Bu genç ikinci sınıfın sonlarında ortalamasını yükseltmek istemiş. Psikoloğuna gitmiş ve BEHD teşhisi için gereken şeyleri söylemiş.

Çok geçmeden ayda 10’ar miligramlık 30 Adderall almaya başlamış. Haplar işe yaramış. Geç saate kadar pür dikkat ders çalışabiliyor, kendini sınavlara daha iyi veriyormuş. Böylece üçüncü sınıfta ortalamasını yükseltmiş. Son sınıf başlarken doktora hâlâ dikkatini toplamakta zorlandığını anlatmış. Doktor günde 30 miligramlık reçete yazmış.

Üniversiteye başvurular başladığında Fransızca sınıfındaki bir kızdan (o da doktorunu kandırıyormuş) tanesi 5 dolara ilave hap almış ve bazı günler birkaç tane birden içmeye başlamış. Çok üst düzey değil, ama iyi sayılabilecek bir üniversiteye girdiğinde günde 300 miligram kullanıyor, kaçınılmaz çöküntüyü ertelemek için dozu giderek artırıyormuş.

Derken, 400 miligram aldığı bir günün ardından kalbi delice çarpmaya başlamış. Sanrılamaya ve kasılmaya başlamış. Alelacele hastaneye götürüldükten sonra kendini yedi aylığına bir bağımlılık rehabilitasyon merkezinde bulmuş. Merkezdeki hastalardan 20’si sırf lisedeyken ilaç aldıkları için oraya düşmüş. Sözünü ettiğimiz genç, “Dışarıdan bakan yetişkinler dâhil, hiç kimse bunun ne kadar ciddi olduğunu fark etmiyor. Merkezdeki çocuklar bile bağımlı olmadığımızı, Adderall’ın gerçek bir uyuşturucu olmadığını sanıyor. Yaşıtlarımın ne kadar küçümsediklerini artık siz düşünün” diyor.

Hile Sayılır mı?
New York’ta yaşayan lise bir öğrencisi Jonathan Sklar, bazı sınıf arkadaşlarının uyarıcıları nasıl istismar ettiklerini annesi Dodi’ye anlatırken, “Hiçbir şekilde fark edemezsin. Çok çalıştığım için ancak mutlu olursun” diyor. Jonathan asla sınıf arkadaşları gibi olmayacağını ekliyor.

Uyarıcıları uygunsuz kullanmanın hile olup olmadığı konusunda öğrenciler farklı düşünüyor. Bazıları uzun süre ders çalışmanın ve sınavdaki dikkat artışının haksız avantaj sağladığını söylüyor. Fakat ilaç kullananların artığını hepsi kabul ediyor ve normalde bunu tercih etmeyecek öğrencilerin sınıftaki rekabet yüzünden mecbur kaldıklarını belirtiyor.

Batı kıyısının en iyi okullarından California’daki Harvard-Westlake Lisesi’nden bir üçüncü sınıf öğrencisi, bu dönem bir arkadaşından Adderall alıp denediğini, ama kalbinin saatlerce hızlı atmasından hoşlanmadığını söylüyor. Bir daha kullanmayacağına yemin ediyor. Fakat son sınıftaki öğrencilerin iyi üniversitelere girmek için uyarıcı aldıklarını gördükçe şüpheye kapılıyor. “Kullanmayacağım diye kendime söz verdim ama kararım bir anda değişebilir” diyor.

ALAN SCHWARZ / NewYorkTimes