Osman Efendi

0
128

Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi´nin başağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük baş agrısının yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka doktorlar çağırılır… Osman Efendi Uşak´ın ileri gelenlerindendir. Ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi´yi İstanbul´a götürmeye karar verirler. İstanbul´da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır… Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsviçre moda; Zürih´e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır. Sonuc: Osman Efendi´ye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi´ye ağrı kesici iğneler yapılmaktadır. Altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp “dinlenmesi”, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir.  Osman Efendi bitkin, aile perişan. “Kader” denilir, Uşak´a dönülür. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar. Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi´nin eski berberi “Berber Mehmet” çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman Efendi´yi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür. “Beyim” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüs olmasın?” Bir bakar, “Hah işte” der “Kıl dönmüş.” Osman Efendi´nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker.  Ev halkı Osman Efendi´nin köyü ayağa kaldıran cığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi´nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Osman Efendi´nin kanayan burnuna pansumanlar yapılıır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.  Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Başağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet´i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.  Sonuçlar : 1. Vergiden turizme, sosyal güvenlikten adalet reformuna kadar Berber Mehmet Efendiler´in fikirleri var, dinlemek gerek.  2. Bazen büyük sorunların çok basit çözümleri olur.  3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.