Otistik Kız Ege Deniz’in Başarı Hikayesi

1
693

Daha iyi koşup olimpiyatlarda şampiyon olacağım

Yaşadıklarıyla örnek teşkil eden otistik kız Ege Deniz’in, sporla hayatı değişti. Daha önce hiperaktif birisi olan ve hırçınlığıyla etrafına zarar veren Ege, sporla bu hastalığı oldukça hafifletti. Olimpiyatlar için, “İleride güzel koşacağım. Madalya alacağım, sürpriz var.” diye kısa konuşup çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor.

İzmirli bir mühendis çiftin kızıdır Ege Deniz… Daha doğmadan ismini belirlemişler, Ege diye… Erkek ya da kız fark etmez, bu ismi koymalarında… Minik Ege, 20 aylıkken otizmle tanışır… Bahar Hanım, hiç gülmeyen kızını doktora götürür. Orada acı gerçeği öğrenir… Ve çok üzülür… Bir doktorun teşhisiyle yetinmez, birkaç doktora daha gider… 20 aylık Ege, artık otistiktir… Bundan sonra hayatları tamamen değişir Deniz ailesinin. Hiperaktif kızları büyüdükçe hırçınlaşır… Hırçınlaştıkça büyür… Yıllar yılları kovalar, Ege kendini bilmeye başladığı andan itibaren önce kendine, sonra ailesine zarar vermeye başlar… O yıllar hiç geçmek bilmez. Bahar Hanım, kızını zapt etmekte zorlanır. Hatta o kadar ki, iki kez iç kanama geçirir. Bilekten kolu kırılır… Ama asla yılmaz. Bu hastalığı yenmek için tüm servetlerini harcarlar… Amerika’dan İsrail’e, oradan Hollanda’ya nereye gittilerse çare bulunmaz. Tüm ilaçlar denenir, ama nafile. Bahar hanım, son olarak bodyguard tutmaya karar verir. İnternette dolaşırken akıllarına Ege’yi spora yazdırmak düşer. Milli karateci olan Bahar Hanım, ilk önce tenise verir. 18 yaşındaki Ege, kısa sürede Türkiye ikinciliğini elde eder. Daha sonra yüzmeye gider. Burada da da Avrupa şampiyonu ve dünya beşincisi olur. 6 aydır ise atletizmle uğraşan Ege, burada da tüm otoriteleri şaşırtır. En son koşulan Avrasya Maratonu’nda 20 yaş altında birinci, normal büyüklerde sekizinci olarak kırılması güç bir rekora imza atar. Ege’nin yeni hedefleri ise 2015 Dünya Şampiyonası ve 2016 Brezilya Olimpiyatları. Otistik bir insanın böyle bir başarıyı yakalaması dünyada da yankı bulur. Performans ve bireysel bir spor olan atletizmdeki bu başarı nedeniyle dünyanın birçok ülkesinden çok sayıda aile ve psikologlar Ege’yle tanışmak için can atar. Ancak Ege’yi çalıştıran hocalar, sponsor bulamamaktan yakınıyor. Maddi imkansızlıktan böyle başarıyı yakalayan Ege’nin sponsorla Türkiye’nin ismini tüm dünyada duyuracağından kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin dişi Oscar Pistorius’u Ege Deniz, konuşmakta güçlük çektiği için annesiyle röportajı gerçekleştirdik. Ayrıca 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde bir şampiyonun hayat hikayesine tanık olduk. Ege’nin tek bir ricası var: “Lütfen bana sahip çıkın. Türkiye’de zengin insanlar var… Bana sponsor olun… Türk’ün gücünü tüm dünyaya göstereyim…”  Zihinsel engellilerde Türkiye’nin en büyük sporcusu ve hatta dünyada sayılı sporculardan Ege, hedeflerini ve hayallerini ZAMAN’a anlattı:

egeOtizmin sporla ilişkisi nasıldır. Bir otistik çocuk spordan ne kadar başarı elde eder. Her otistik çocuk spor yapabilir mi?

Bütün otizmlerde rehabilitasyon amaçlı spor şart. Hiperaktif ve otizimli insanları spora yönlendirsek daha iyi olur. Performans sporu yaparak paralimpik olimpiyatlarında çocuğun gelişimi açısından da iyi olur. Yeteneği varsa üstün performans sporu, yeteneği yoksa bile her otistik çocuğun mutlaka spor yapması şart. Kartlarla bir şeyleri öğretmek değil, hayatın içerisinde hiperaktivlikle o enerjiyi bir şekilde atması lazım.

Ege’yi kim keşfetti? Ege’ye şu ana kadar kimler yardımcı oldu?

Ege’yi ben keşfettim. Milli karateci olarak içindeki o spor aşkını ortaya çıkardım. Spor Ege’yi rehabilite etti diyebilirim. Sporun içinde bir yaşam olmasaydı belki de bu yollar hiç düşünülmezdi. Ailenin sportif yaşam içinde olması Ege için büyük bir şans. Artık Ege’nin modelinde böyle bir yöntem, yani hareketli bir yaşamı destekleyerek otizm gibi ağır vakaların rehabilitasyonun sağlanabileceğini gösterdik. Daha önce böyle durumlarda Amerika’ya gidilirdi, ancak Ege’den sonra Amerika’dakiler Türkiye’ye gelmeye başladı. Bizden bir şeyler öğrenmek için. Ege’nin başarı videoları yayınlandıktan sonra gerçekten dünyaya bomba gibi düştü. İngiltere, İsveç gibi ülkelerden takipçisi var. Bizi kongrelere davet ediyorlar. Buna istinaden bir çok yer açıldı, otizmlilere spor yaptırabilmek için. Bu bağlamda da biraz dikkatli olmak lazım. Rahat etmek için de çok büyük paralar verip bıraktığınız yere ve konuma gerçekten neler oluyor. Ege, rekorların sahibi Semir Berber gibi işinin ciddiyetini bilen hem psikolog, hem de antrenör ve en az onun kadar değerli hocalarla çalışıyor. Bu sportif başarısında profesyonel bu ekibin emeğini gözardı edemeyiz.

Türkiye’de otizmli çocuklara sağlananan olanaklar ne kadar? Otizm ne kadar biliniyor?

Otizmin ne olduğu şu anda bilinemeyen bir durum. Dolayısıyla o iddialı lafları bir kenara bırakmak lazım. Türkiye’de otizme verilen katkı haftada 2 saatlik özel eğitimle sınırlı. Normal şartlarda otizmli bir çocuğun 40 saat ders alması lazım. Ancak geri kalan günlerde bu çocuk hep sizinle beraber. Burada ailelerin sabrı çok önem kazanıyor. Zaten bir bakıcı bulmanız hemen hemen imkansız gibi. Bulsanız bile bakıcı kısa sürede kaçıyor. Burada en büyük görev annelere düşüyor. Hiç yılmadan çocuğuyla ilgilenmesi gerekiyor. Bu da büyük sıkıtnıları beraberinde getiriyor.

Otizmli çocukla ilgilenmek zor galiba…

Aynen, iki yaşındayken bile zıpkın gibi, o duvardan bu duvara zıplıyor. Siz o çocuğu yere oturtuyorsunuz, bacaklarını açtırıyor ve hoca da kendi bacaklarını üzerine koyuyor ve ortaya da bir kutu koyuyor. Siz ona o şekilde eğitim vermeye çalışıyorsunuz. Oysaki dünyada hiçbir normal çocuk o şekilde eğitim almaz. Çocuk dünyayı parkta, doğada öğrenir. Zamanla hiperaktif bir çocuğun enerjisini alıp oturma pozisyonuna da getirebilirsiniz. Biz Ege’ye okuma yazmayı spordan sonra öğrettik, liseye de gitti. Ege’nin kendine zarar verdiği resim ve videoların kullanma nedeni de aslında budur. Evet bakın çok kötü durumdan bugünlere geldi. İnanın doktorlar Ege’nin gelişim videolarını izlediklerinde ilk önce inanamadılar. Bu kızın Ege değil, dublörü olduğunu söylediler. Neden çünkü o kötü bir örnek bazı kesimler için. O kadar kötü bir uçtan bu kadar iyi uca gelmek onların sunduğu sistemin dışında bir sistemle bazılarını uyandırabilir.

Ne yönde uğraşıyor? Hangisinde başarılı, hedefleriniz nelerdir?

Altı ay öncesine kadar yüzmede Avrupa şampiyonluğu ve dünya beşinciliği var. Fakat ülkemizde bu tür özel sporcular için yüzecek kulvar bile yok. Her şartta spor yapması mümkün olmadığı için biz yüzmeyi bırakmak zorunda kaldık. Bu bizim için aslında talihsiz bir şey. Devletin spor tesisinde Ege’nin yüzmesi için yarım saat veriyorlar. 12 ile 12 buçuk arasında gelsin yüzsün. Performans sporcusu olduğu için 8 saat yüzmesi lazım. Profesyonel havuz bulamadığımız için hep sıkıntı yaşadık. Ege, atletizme de yatkındı. Böyle olunca da son 6 ayda atletizme daha ağırlık verdik. Yüzmeyi bırakma noktasındayız. Sadece terapi olsun diye yüzüyor. Ancak atletizme büyük önem veriyoruz. Geleceğin yıldızını yetiştirmek için tüm hocalar vargücümüzle çalışıyoruz. Hedeflerimiz 2015 Dünya şampiyonası ve 2016 Brezilya olimpiyatları. Olimpiyatlar için hiçbir endişemiz yok. İnşaallah Ege, olimpiyat madalyasını boynuna takacaktır. Çünkü Ege’nin potansiyeli ve arkasındaki profesyonel ekipten dolayı biz rahatız. 4 kişi Ege’nin peşinde koşuyor. Ege’yi üstün performans uzmanı çalıştırıyor. Dünya rekorlarını kırarak, bir adım sonrasında normallerle yarıştırmak istiyoruz. Çünkü biatlonda normallerle yarıştı ve rakiplerine 800 metre fark attı ve tur bindirerek birinci oldu. Ege, zihinsel engellilerde girdiği bütün yarışlarda şampiyon oldu.

Türkiye, Ege’yi ne kadar tanıyor?

Henüz tanımıyor. En son yapılan Avrasya Maratonu’nda 20 yaş altında birinci oldu. Bizim çok girişimlerimiz olmadı bugüne kadar. Yüzmeyle alakalı dönem dönem televizyonlara çıktık. Ege aslında isim olarak biliniyor. Geçmişte yaşadığımız sıkıntılar da var. Mesela dünya yüzme şampiyonasına gidecektik, Yüzme Federasyonu para vermedi. Kendi imkanlarınızla gidin dedi. Bize engel çıkardılar. Biz özel sporcuların bağlı olduğu federasyona bağlıyız. En büyük eksiğimiz sponsor. Maalesef bugüne kadar sponsor konusunda başarılı olamadık. Kimse bize sponsor olmak istemedi. Buradan sesleniyorum. Engelli bir insana sponsor olunamaz mı? İddia ediyorum, sponsor bulalım Türkiye’nin ismini tüm dünyaya ezberletiriz. Bir şeyin daha altını çizmek istiyorum. Ege’nin hastane sponsoru bile yok. Sakatlanmasın diye dua ediyoruz. Çünkü tedavi ettirecek paramız yok. Sağdan soldan bulduğumuz paralarla idare ediyoruz. Umarım bir hastane bize elini uzatır. Büyük firmalar lütfen Ege’ye sponsor olun ve şampiyonluğun keyfini hep birlikte yaşayalım.

Otizmle spor ilişkisini biraz anlatır mısınız?

Otizm, farkındalığı bilen bir insan için bir şanstır. Özellikle üstün performans çalışmalarında biz, Ege gibi sporcularda başarıyı görüyoruz. Teslimiyet önemlidir sportif başarılarda, süreklilik ve pröfesyonel ekip önemlidir. Ege koş deyince koşuyor. Bir otizmli düşünmez, niye koşacağım, koşarmıyım, koşmaz mıyım, ağrır mı, ağrımaz mı. Bu teslimiyettir ve bu da başarıyı getirir. Onun dışında disiplin kısmı böyle zaten. Hiperaktif olması, yani içinde doğal bir enerji var, o enerjiyi kullanıyor. Yorulmak bilmiyor. Bu da bir performans sporu için olmazsa olmaz bir şeydir. Otizm Çözüm Merkezi kurmaya çalışıyoruz. Üstün performans ve bu yeteneğe sahip çocuklar için. En azından on tane olimpiyat şampiyonu çıkar. Ama bu bilinçte olursa çıkar. Hiperaktif bir çocuğu siz piyanonun başına oturtamıyorsunuz. Dolayısıyla bu anlamda spor hepsinin altyapısı. Kimisi performans sporcusu olarak görür, kimisi diğer yeteneğini çıkartır. Ama o yeteneği görebilmeniz için çocuğun önce içindeki uyaranlarını normal seviyeye getirmeniz gerekiyor. Çünkü o uyaranları atamazsa bu sefer o duyduğu sinirsel rahatsızlıktan dolayı, kendine baskı yaparak, bedenine zarar vermeye başlıyor. Bu sefer de akıl hastası olarak görülüp, 18 yaşının üzerindekilerin kullanacağı şizofrenik ilaçlarını 4 yaşındaki çocuklara acımasızca veriyorlar. O ilaçlar hâlâ peynir ekmek gibi veriliyor ve reçetesiz satılıyor eczanelerde. Ailelerine bir şey söyleyemiyorsunuz, çünkü insanlar çaresiz durumdalar. İki saat uyusun ben de şöyle ayaklarımı uzatıyım diye bu ilaçları veriyorlar. Çünkü sistem bunu empoze ediyor.

Ege’nin bize 24 saatini anlatır mısınız? Bir günü nasıl geçiyor.

Sabah kalkıyor. Genelde sabah antrenmanı var. 7-8’de. Aslında bütün günü antrnma-dinlenme-antrnman gibi düzende geçiyor. Günde 8 saat idman yapıyoruz. Akşam eve gelince, hemen yatmak istiyor.

Ege’nin iletişimi nasıl?

İletişim olarak da, mesela ENKA’ya antrenmana gittiğimizde herkese selam verir, günaydın der. Orada Fahriye isimli antrenör var. Gider onunla ufak çaplı bir sohbet eder. Ege bunu bizden bağımsız yapıyor. Çok uzak mesafelerden bile olsa isteğini dile getiriyor. İletişim sıkıntımız, hele diğerleriyle iletişim sıkıntımız yok. İstediği şeyleri dile getirebiliyor. Geçmişte iletişim sıkıntılarımız vardı, son bir yıldır bunlar yok. Normal otizmli bunu yapamaz. Bu gelişmiş hali.

Ege’nin kardeşine karşı tavrı nasıl?

Bir tane 9 yaşında Maya isminde bir kızkardeşi var. Son bir yıldır araları çok iyi. Büyük bir şefkat, sevgiyle eve gittiğinde ona sarılır. Hatta bir gün koltuktan düşüyordu Maya, Ege hızlı bir refleksle onu tuttu. Bu otizm için tarihe geçecek bir davranıştır. Size sıradan gelebilir ama bu uç bir noktadır. Otizmin tanımında böyle bir şey yoktur. Otizmi tanımlarken şöyle derler: Otistikler diğer canlıyla cansızı ayıramaz, yerde yatıyorsan üzerinden eşya gibi basar geçer. Onun için bu önemli bir duygudur.

Son olarak bugün Dünya Engelliler Günü neler söylersiniz?

Tüm engelli kardeşlerimin bir günde hatırlanması değil, yıl boyu hatırdan çıkarılmamasını diliyorum. Özellikle engelli annelerine yüreklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Engellilere bakan kadınlar bana göre şefkat kahramanlarıdır. Onların önünde saygıyla eğiliyorum. Ben de bir engelli annesiyim. Lütfen çocuğunuzu insanların içine çıkarmaktan çekinmeyin. Allah böyle diledi. Ne yapabiliriz ki… Engelli çocuk hangi dala yetenekliyse oraya gönderin. Spor, müzik, tiyatro… İnanın içindeki o azmi göreceksiniz. Başarısını gözyaşlarıyla izleyeceksiniz… Allah hepimizin yardımcısı olsun…

Kaynak: Zaman