Peşin Hükum Kıskacında

0
260

Bilindiği gibi insan dünyaya geldiğinde kendini aileden çevreye ve oradan topluma açılan sosyo-kültürel bir ortam içinde bulur. İnsan kendi çevresi ve toplumun dilini, dinini, kültürünü, ahlakını, sanatını, hukukunu ve başka değerlerini kısaca günlük hayatı ve davranış biçimlerini öğrenip kabul ederken kendini oradaki peşin hükümlerin tesirinden koruması mümkün değildir.zira toplumsal normlar ve değerlerle birlikte onlar da insanlara kolayca geçebilmektedir. Bu durum insanın zamanla peşin hükümlü bir insan haline geldiğini gösterir.

Bugün dünyamızdaki anlaşmazlıkların, uyuşmazlık ve insanları birbirine düşüren problemlerin oluşmasında kimbilir peşin hükümlerin ne kadar hissesi vardır ! her şeyin değişmelere uğradığı dünyamızda peşin hükümlerin ciddi manada değiştiğini söylemek oldukça güçtür.

İnsanoğlu kendi çevresinden hareketle hangi istikamete doğru giderse gitsin öteki çevrelere nüfuz ettikçe dünyanın her yerindeki insanlar arasında şu ya da bu şekilde peşin hükümlerle birlikte yaşadığı görülecektir.İnsanlar belli bir kültür çeşidinin özelliklerini yansıttıklarına göre peşin hükümlerin de bunlara paralel olarak onları hayatın akışı içinde önemli ölçüde etkilediği bir gerçektir. Başta aileler olmak üzere bütün insan gruplarına, cemaatlere, milletlere, ırklara, dinlere, kültürlere, sanatlara, çeşitli kuruluşlara, siyasi partilere, mesleklere, kısaca insanların düşünce ve duygularına rahatça karışabilen ve oralarda kolayca tutunabilen peşin hükümler insani ilişkilerin olduğu her yerde daima kendilerini göstermişlerdir. Böyle olunca insanların kendilerini peşin hükümlerden soyutlaması da mümkün değildir. Çünkü her insan her zaman her yerde sürekli onların telkin ve tesiriyle karşı karşıyadır. İnsanların zaaflarından kolayca yararlanan peşin hükümlerin yayılması da o ölçüde kolaylaşmış olmaktadır. Bu ise insanın kendisini peşin hükümlerin kıskacına kaptırması demektir.

Her insan dünyaya geldiği çevresinde kültür değerleri içerisinde gelişmesini sürdürürken zamanla “ benim” veya “ bizim” dediği neyi varsa onların hepsine karşı içinde bir sempati oluşur. Önce kendini kendi yapan ve günlük hayata tatlılık, neşe ve mutluluk katan, kendi beklentilerine cevap veren ve kendisinin emin olduğu ailesi ve çevresi ,kültürü, dili, dini, sanatı, ilmi ve öteki değerlerine karşı içinde bir yakınlık hisseder. Onları yüceltmek isterken buna karşılık insan kendisinin değerlerine ve fiillerine karşı çıkıldığında bunu tepki ile karşılar. Zamanın akışı sırasında çevresinin gösterdiği tepkiler içerisinde şu veya bu şekilde peşin hükümlerin oluştuğu ve insanın bunların kolayca tesirinde kaldığı görülmektedir.
Şimdi de sözünü ettiğimiz peşin hükmün bir belirlemesini yapabiliriz. Yayılma alanı çok geniş olduğundan onu belirli bir tarif içine sıkıştırmak oldukça güçtür.

Bununla birlikte peşin hüküm başkası, başkaları ya da bir şey hakkında doğru olup olmadığına bakılmadan, araştırılmadan, fazla bilgi edinmeden, onunla ilgili yeterli tecrübeye sahip olmadan aceleye getirilmiş (alelacele) bir hükümdür. Klişe haline getirilmiş sözlerle ifade edilen peşin hükümler insana başkaları veya başka şeyler hakkında objektif olmayan, taraflı eksik ya da yanlış olarak aktarılan ve sağlıklı bir mantığa sahip olmayan hükümlerdir. Her şeyden önce bunlar genelleyici nitelik taşıyan kanaatlar veya iddialardır.

-2-

Bilhassa brbirini takip rakip ve engel gören insanların, grupların, partilerin, dinlerin, milletlerin, ırkların, kültürlerin, ekonomik ve mesleki çevrelerin, kuruluşların ve başkalarının birbirine olan antipatik bakışlarının veya düşmanca tutumlarının arkasında peşin hükümlü bakışların hissesini unutmamak gerekir. Bu peşin hükümlerin düşmanca takınılan tutum ve davranışlara kadar uzandığını göstermektedir. Çok yönlü kanallardan beslenen peşin hükümler doğuluğuna bakılmadan ve üzerinde düşünülmeden duygusal özellikleriyle insanların ruhlarına kolayca girebilmekte ve böylece peşin hüküm tek taraflı bir tutum ifadesi haline gelmektedir. Şu halde peşin hükümler gerçeğin çarpıtılması ve saptırılmasına yönelik hükümlerdir. Bu ise asıl gerçeğin ortaya çıkmasını engellemekte ya da en azından onu geciktirmektedir. Bu da bir nevi gerçeğin saklanması ya da onun uzakta tutulması demektir. Halbuki insan peşin hükümleri sanki bunlar doğruymuş gibi algılamakta ve davranışlarını bunlara göre ayarlamaya çalışmaktadır. Demek ki peşin hükümler temelde ciddi bir desteğe dayanmayan ve gerçeğe uymayan, kuru iddialara dayanan hükümlerdir. Öyle ise peşin hükümlerin oluşmasında yeterli ve objektif olmayan bilgilerle ya da konu ile ilgili hakiki bilgilerin dikkate alınmamasının önemli hissesi vardır. Sonra peşin hükümlerde bilgiler sistemli bir şekilde incelenmiş ve kontrolen geçmiş değildir. Bu da doğunun bulunmasında bilgisizliğin ön plana geçtiğini gösterir. Zira peşin hükümler gerçek karşısında düşüncelere sansür koyduğu gibi duygulara da sansür koymaktadır. Bu aynı zamanda peşin hükümlerle doğruların, hak ve haklıların çiğnenmesi demektir.

Görüldüğü üzere peşin hükümler kendi karakteristik özellikleriyle insanları kolayca etkilemekte ve kendilerini kolayca kabul ettirebilmektedirler. Zamanla insanın körü körüne onların içinde gömülüp gittiği ve orada peşin hükümlerle kilitlendiği görülmektedir.

Şu halde, peşin hükümlerde körü körüne bağlı kalma eğilimi duygusallığın ve duygusal körlüğün ağırlığını iyice ortaya çıkarmaktadır. Zira onlar içerisindeki aşağılama, karalama, kötüleme, adam yerine koymama, saf dışı etme ve bunlarla beslenen tehlike ve tehditlerin uyandırdığı endişe ve korku duyguları bir yandan karşı tarafta sürekli güvensizlik , emniyetsizlik ve huzursuzluklara sebep olurken, bir yandan da bunlar arasında cepheleşmeler anlaşmazlıklar ve hatta düşmanlığa varan sert tepkilere ( sertleşmelere ) sebep olabilir. Bütün bunlara bakarak peşin hükümleri değişmeye ve düzelmeye yanaşmaktan çok, donup kalmaya müsait bir yapıya sahiptir. Çünkü o her şeyden önce bir nevi bir tatmin vasıtasıdır. İnsan onunla bir doyuma ulaşmak istemektedir. Bu da onun irrasyonel bir fonksiyona saip olduğunu gösterir.

Sonra, peşin hükümlerin bu denli nüfuz edici niteliğine bakarak onun başta bireysel, sosyal, kültürel olduğu kadar, toplumsal ,dini, siyasi, ırki, ekonomik v.s. olmak üzere her alandan kolayca yayılma istidadı gösteren bir hastalık olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik o sıradan bir hastalık değil, bulaştırıcı bir hastalıktır. Hatta o çok tehlikeli bir hastalıktır. Çünkü onun bulaştığı çevrede herkese zararı vardır. Çünkü peşin hükümler insanların, ailelerin, grupların, milletlerin huzurunu ,birliğini, dirliğini bozmaya yöneliktir. Onların ürettiği yanlış fikirler, iddialar, şüpheler, aşağılama ve reddetmelerle düşmanlık ve kinler, hayal kırıklığı, korku ve endişelerin oluşturdu dertler ve zararlarla fiziksel hastalıklardan daha kötü ve daha zararlı olabilir. Çünkü peşin hükümlü insan bilhassa rakip veya engel gördüğümüz insanlar, insan grupları, ırklar, dinler, kültürler ve başka şeyler hakkında olumsuz ve kötü düşünür. Peşin hükümlerin ilerleyip bağımlı hale gelmesiyle düşmanlık duyguları bile kolayca yeşerebilir. Zira peşin hükümler zamanla insanın içindeki saldırgan içgüdüleri kamçılayabilir. Hatta rakip veya engel gördüklerini kesin yenilgiye uğratmayı bile tasarlayabilir. Bu da insanların birbirine düşürülmesine ve dolayısıyla insanlar arası ilişkilerin bozulmasına ve insanlığa zarar verebileceği gibi bazen toplumsal huzurun tehlikeye girmesine bile neden olabilirler.

-3-

Nitekim 1950’li yıllardan itibaren Batı’da artan bir hızla araştırmaya başlanan peşin hükümler çeşitli açılardan ele alınmış ve çeşitli kategoriler altında incelenmiştir. Neticede insanları dar manada sarılar, karalar, esmerler, beyazlar, kumrallar, kısalar, uzunlar, zayıflar, şişmanlar, erkekler, dişiler diye çeşitli sınıflamalara tabi tutarken , daha geniş manada Amerikalılar, İtalyanlar, Almanlar, Franzsılar, İngilizler, Ruslar , Araplar, Türkler, Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler vs. vs. diye pek çok çeşitli insan tiplemeleri ypılarak peşin hükümlü kanatları ve iddiaları belirlemişlerdir. Burada peşin hükümlerle insanları başta bizden olanlar, bizden olmayanlar olmak üzere çeşitli gruplara ayrıldığı görülmektedir. Nitekim peşin hüküm sahipleri kendileriyle ilgili hükümlerinde olumlu sıfatları kullanırken antipatik bulduklarına rakip ya da kendi yollarında engel gördüklerine kaşı olumsuz özellikleri yakıştırdıkları bilinmektedir. Kendileriyle ilgili tiplemeler yerine öre iyi, doğru, haklı , güzel, neşeli, cana yakın , yardımsever, çalışkan, güçlü, aktif, ilerici, sıcak şahsiyetli, karakterli, namuslu , asil,sevecen, soylu, kibar, merhametli,milliyetçi, dindar gibi özellikleri uygun göme eğilimi gösterirken ; buna karşılık başkalarını antipati duygusunun şiddetine göre, kötü, çirkin, haksız, aşağı, bayağı, değersiz, tembel, aptal, kabiliyetsiz, zayıf, korkak, gerici, silik, görgüsüz, kaba, soysuz, şahsiyetsiz, karaktersiz, merhametsiz, sert, hain, vahşi, saldırgan, geçimsiz, sahtekar, gaddar, zalim, barbar, dinsiz, imansız gibi çok çeşitli olumsuz özellikleri kolayca yakıştırabilmektedirler.

İşte böyle karalamalarla geçmişte insanların ya da insanlığın zaman zaman huzuru iyice bozulmuş ve bunların önüne geçilmesinde büyük güçlükler çekilmiştir. Bunlar bugün de insanlık için çeşitli alanlarda hala birer rahatsızlık sebebidir.
Peşin hükümlerin kaynaklarına gelince, biz bunları dört grupta toplayabiliriz.
1) Bilgisizlik 2 ) Aşağılama- Hor görme 3 ) Rakip veya engel görme 4) Düşmanlık.

1) Yukarıda da söylediğimiz gibi peşin hükmü besleyen kaynakların başında bilgisizlik ya da yanlış eksik bilgilenme gelmektedir. Peşin hükümler incelendiğinde bunu açıkça görmek mümkündür. Karşı olunmak isteneni yeterince tanımadan, incelemeden alelacele onun hakkında hüküm vermeye kalkışmak peşin hükmü ortaya çıkarmaktadır. Şu halde bilginin boşluğu, peşin hükümlerle veya peşin hükümlü bilgilerle doldurulmakta ve bunlar asıl bilgi yerine geçmektedir. Böylece peşin hükümlü fikirler, kanaatler, inançlar, tutum ve tavırlar oluşmakta, duygular ve düşünceler de bunlarla beslene beslenen zamanla insanlar bunlara bağımlı hale gelmektedir.

2) Peşin hükümleri besleyen bir başka sebep aşağılama ve hor görmedir. Bilindiği gibi insanda kendi çevresine toplumuna vs.ine ısınış derecesine göre kendi değerlerini yüksek, kendine yabancı çevreleri ise aşağı görme eğilimi vardır.Artık onun kendi çevresiyle özdeşleştiği ölçüde hür düşünme ve tek başına karar verme hürriyetiyle bağımsız hareket etme hüriyetinin azaldığı ve kısaldığı görülür. Bu durum orada görülen peşin hükümlerin insana kolayca geçtiği ve onu bağımlı hale getirdiğini gösterir. Artık o çevresiyle bütünleştikçe ona karşı tenkidi bakışı zayıflar, onun hatalarını görmez hale gelir. Bu körlük onun duygu ve düşüncelerine de yayılır. Neticede ailede, komşulukta, çevresinde, toplumunda, milletinde, dininde, sosyal ve bireysel ilişkilerde, partide, mslekte, sportif faaliyetlerde, hürriyetin kullanımında vs.de eşitliği kabul etmeyip bunun yerine kendine ait olan her şeyi yüksek görme, kendine ait olmayan veya kendine yabancı olan her şeyi şağı göreme ve horlama eğilimi ön plana geçer.

-4-

3) İnsanların kendine ait olmayanları genelde bir engel ve rakip görmeleri halinde peşin hükümler ortaya çıkmaktadır. Hele onların gücü ve ağırlığı daha çok hissedildikçe engel ve rakip görülenlere karşı peşin hükümlerin daha çok üretildiği bi gerçektir. Bunların bertaraf edilmesi duygu ve düşüncelerinin şiddetlenmesi kin ve düşmanlık tohumlarının yeşermesine neden olacaktır.

4) Aslında peşin hükümler insanlarda düşmanlık duygusunu uyandıran bir tesire sahiptir. Hele emniyetsizlik ve hayal kırıklığının oluşması bunu daha da azdırabilir. Üstelik peşin hükümlü insan karşı tarafa düşmanca duygularla dolu olduğunda, iftiralarda bulunabileceği gibi yerine göre güç kullanmaya da kalkışabilir. O bununla karşısındaki engeli yok etmek ister. Zira peşin hükümler bu tür duyguları besleyen nitelik taşır. Öyle ise, düşmanlığı birinci derecede besleyen kaynaklar emniyetsizlik.

İşte sözü edilen bütün bu peşin hükümlerde insanlar arasında güvensizlik, haksızlık, adaletsizlik, aşağılama , horlama,kin, düşmanlık tohumları ekilirken, aslında bunlar parçalayıcı ve yıkıcı gücüyle toplumdaki pek çok rahatsızlık ve gerginliklerin kaynağı olmaktadır. Bununda insanlar, nesiller ve toplumlar arası ilişkileri zorlaştırdığı, hatta aileler, gruplar, nesiller ve toplumlar arası dostluğu, kardeşliği, dayanışmayı ve bütünleşmeyi sabote ettiği gibi milletler, ırklar, dinler, kültürler arası dostlukları ve hoşgörüyü de yaraladığı görülmektedir.

Halbuki biz insanlar günümüzde farklı görüşler, anlayışlara sahip olanlarla demokratik bir düzen içerisinde birlikte yaşamasını öğrenmek zorundayız. Zira demokrasi insanların birbirlerini yiyip bitirdikleri veya yok ettikleri bir sistem değil aksine demokrasi toplumun birlik, dirlik ve hoşgörü içerisinde yaşabilmesi için tesis edilen bir sistemdir. Esasen insanların eğitilmesi geniş anlamda karşılıklı anlayış, dostluk, kardeşlik ve sevginin gerçekleştirilmesini hedefler. Burada asıl olan öncelikle insanların temel değerlerle yoğrulan demokratik ve toleranslı bir hayat anlayışı içerisinde yaşamayı öğrenebilmeleri lazımdır. Bunu gerçekleştirebilmek için önce insanların karşı kafalarındaki peşin hükümleri değiştirme ve düzeltmekle işe başlamaları gerekir. Zira bu hareket tarzında peşin hükümlerin hakimiyetinden kurtulup hoşgörünün ( tolerans ) , doğru ve hak olanın hakimiyetine geçiş vardır.

Kerim YAVUZ – Çukurova Üniv.Felsefe ve Din Bilimi Öğr.Üyesi