Pîrî Reis’in Hayat Haritası

0
598

Meşhur Türk denizcisi ve kartoğrafyacı Pîrî Reis, bu hafta düzenlenen bir sempozyumla anılıyor. Kristof Kolomb’un seyahatine atıfta bulunarak ortaya çıkardığı dünya haritası, devrinin gerçekğe en yakın haritası olma özelliğini taşıyordu. işte koparak sırlara kadem basan diğer yarısıyla bir harita ve hazin bir sonla biten Piri Reis’in hikâyesi.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Topkapı Sarayı, bir müzeye dönüştürülür. İçindeki kıymetli yazma eserler de kütüphaneye dâhil edilirken, Revan Köşkü Koleksiyonu’nda bir belge keşfedilir. Müdür Halil Edhem’in talimatıyla bulunduğu yerden çıkarılan bu belge, Ekim 1929’da Alman profesör Gustav Deissman vasıtasıyla dönemin önemli isimlerinden Prof. Paul Kahle’ye gösterilir. 1633 yılına ait Kitab-ı Bahriye ile beraber envantere girdiğinden sebeptir ki, yüz yıllarca yerinde saklı kalmış bu eserin kıymeti o vakit anlaşılacaktır. Ceylan derisi üzerine işlenmiş ve daha sonradan bir parçasının koptuğu anlaşılan bu belge, dünya denizcilik tarihinin mühim bir burcu sayılan denizci Pîrî Reis’in dünya haritasıdır.

hikayepirii-1

Pîrî Reis’in haritası devrinin gerçeğe en yakın haritası durumundaydı. Harita, üzerinde gösterdiği çeşitli hayvan figürleri ve coğrafi şekillerle bölge hakkında geniş bilgi sunuyor.

Kendini “Merhum Gazi Kemal Reis’in birâderzâdesi meşhur Hacı Mehmed’in oğlu” diyerek tanıtan Pîrî Reis’in işte bu haritayı çizmesinin üzerinden tam 500 yıl geçti. 2012’de Paris’te bir toplantı yapan UNESCO, eserlerine ve önemine binaen 2013 senesini “Pîrî Reis yılı” ilan etmişti. Yine bu münasebetle geçtiğimiz aylarda Türkiye’de çeşitli etkinlikler ve anma programları tertip edildi. Bu kapsamda Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından organize edilen “Uluslararası Pîrî Reis ve Türk Denizcilik Tarihi Sempozyumu” ise geniş katılımlı akademik etkinlik olarak halihazırda devam ediyor. Ayrıntılı bilgi edinmek isteyenleri Başbakanlık Osmanlı Arşivi salonlarında pazar gününe kadar sürecek programa yönlendiriyor ve meşhur Türk denizcisini buradan da anmayı arzuluyoruz.

Pîrî Reis’in Hind Kapudanlığı

Avrupa devletlerinin ayak basmadık, keşfetmedik kara parçası bırakmamacasına girdiği yarışın ilk demlerinde doğdu Pîrî Reis. 1470 senesinde Gelibolulu atadan denizci bir aile içinde dünyaya gözlerini açması, ileride önemli bir payeye sahip olacağına işaret ediyordu. Babası Gelibolulu El-Hac Mehmet, dedesi Ali Reis ve amcası ise daha ufak yaşlardan itibaren Akdeniz’de beraberce savaşacağı deniz gazisi/korsan Kemal Reis’ti. 1495 yılında Sultan II. Beyezid’in hizmetine girmeden evvel, İspanya ve Venedik sahilleri başta olmak üzere Akdeniz’de fırtınalar estirdiği, Kuzey Afrika’yı bir üs edinerek adalar kuşattığı ve buradaki halktan kendilerine esir edindiği biliniyor. Devlet-i Aliyye-i Osmaniye hizmetine girince o tarihlerde kazanılan büyük başarılarda pay sahibi oldu meşhur levent. Müverrihler onun, Rodos şövalyeleriyle hınca hınç bir mücadeleye giriştiğini, Endülüs’ten göç etmek durumunda kalan Müslümanların taşınmasına yardım ettiğini, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinde denizden katkı sağladığını ve Preveze Deniz Savaşı’nda bulunduğunu rivayet ediyor.

Pîrî Reis’in medrese eğitimi görmüş olduğuna dair ciddi bir kanıt bulunmuyor. Buna karşın, denizcilik hayatı boyunca öğrendikleri bu eserleri telif etmesine yetmiş. Sultana hediye olarak sunduğu Kitâb-ı Bahriye’sini oluşturan, Eşkâl-i Cezâyir ve Sevâhil-i Bahr-i Sefid’i müsveddelerini bir araya getirip kitaplaştırmış, Makbul İbrahim Paşa vasıtasıyla takdim etmiş. Padişahtan övgüler almış.

16. asrın ortaları, Kanuni Sultan Süleyman devrindeki Osmanlı hakimiyetinin yeryüzündeki gücünü perçinleme devresiydi. Denizlerdeki yegane rakip olan Portekizliler ise bu güce karşı çıkarak Müslümanları yaralamaya ve çeşitli taktiklerle tahrik etmeye çabalıyordu. İşte tam bu sırada (1547) Osmanlı’nın Mısır Donanması’nın başına gelen Pîrî Reis, sınırları Hint Okyanusu’na ulaşan imparatorluğun en kritik noktasına tayin edildi. Bu, onun hayatı boyunca ulaştığı en büyük rütbe ve onur olmasıyla beraber, makus talihine de yol açacak bir mihenk taşı oluyordu.

Büyük Amiral, ilk olarak İmparatorluğun bir üssü olma konumundaki Aden’i -ki bugün bile korsanlar yuvası olmaya devam etmektedir-  tekrardan Osmanlı toprağına katmayı bilmişti. Ardından Portekizli denizcilerle amansız bir kovalamaca içine girmiş, sonra 3 gemiyi ele geçirip 120 askeri de esir almıştı. Onun sonunu hazırlayan vaka ise Hürmüz Boğazı’nda gerçekleşen olay oldu. Hint Okyanusu’na açılan donanması ile Aden, Şihr ve Zufar’ı geçen kaptan Pîrî Reis, Hürmüz Boğazı’nı yeniden devletin topraklarına kattı. Buradaki beylerbeyini haberdar ederek 10 gemiyi buraya bırakmak suretiyle Mısır’a doğru ayrıldı. Hatta bu başarısı üzerine Kanuni’nin  “Derya ahvâline vukuf ve şuurun vardır, umûr-dide kulumsun” gibi ifadelerle övgüde bulunduğu biliniyor. Fakat Portekizlilerle tutuştuğu cenk sonrasında para ve mücevher karşılığında kuşatmayı kaldırması gibi çirkin söylentiler onu ipe götürecek yola sokacaktı. Mezkur iddialar ayyuka çıkınca görevinden azledilip Mısır Divan-ı Harbi’nde yargılandıktan sonra idam edildi (1553). İskenderiye’deki Venedik Konsolosluğu’nun verdiği bilgiye göre Pîrî Reis, emrine verilen 22 adet kadırgayı Basra Körfezi’nde başıboş bırakmakla suçlanmıştı.

Kristof Kolomb’un gerçek haritası

Osmanlı tarihinde kartoğrafya iliminin başlangıç noktası olarak kabul gören Pîrî Reis’in dünya haritası, deniz liman, sığ yerleri, güvenli liman, derinlik ve benzeri özellikleri gösteren geniş deniz haritası manasına gelen portolan örneği olmuştu. Ne gariptir ki büyük denizci, Coğrafi Keşifler Dönemi’nde birçok kayda değer isim gibi, tasvir ettiği yerlerin yeni dünya kıtası olduğunu bilememişti. Kendi tabiriyle “hart” diye isimlendirilen haritanın diğer eserlerle benzerlik göstermemesi, alanındaki nadide eserler sınıfında bulunduğunu gösteriyor. Pîrî Reis’in kadim eseri Kitab-ı Bahriye’de yer verilen bilgiler doğrultusunda, çizilen haritanın daha önceki çizilmiş 20 kadar dünya haritası (mappamundo) baz alınarak ve hatta Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinde kullandığı haritadan iktibas edilmiş. Prof. Paul Kahle ve E.Oberhummer harita üzerindeki araştırmalarını kitaplaştırdıklarında tüm dünyaya ‘1513 yılında bir Türk haritası içinde kayıp olan Kolomb’un 1489 Dünya haritası’ diye ilan etmişlerdi.

Haritanın gerisi nerede?

Kitab-ı Bahriye’de Kristof Kolomb’a atfen “Hartısı tâ kim ânun geldi bize.” diyen Pîrî Reis’in bu bilgileri, onun üç Amerika seferine katılan bir esir yoluyla öğrendiği rivayet ediliyor. 87 cm boyunda, üst kısmı 63 cm ve alt kısmı 41 cm genişliğindeki harita, üzerindeki yazıları ve yer adlarıyla bugün bile bir hayli dikkat çekici vasıfları ihtiva ediyor. Atlas Okyanusu’nun iki yakasını, İspanya ve Fransa’nın batı kıyılarından başlayarak Amerika’nın doğu bölümleri ile Florida kıyılarını detaylı biçimde gösteriyor. Kristof Kolomb’un yaptığı seferlerden bugüne ulaşan tek belge olan Hispaniola (Haiti-Dominik) haritasını göz önünde bulundurursak, Pîrî Reis haritasının kapsamlı ve o dönemde gerçeğe en yakın çalışma olarak ortaya çıktığı kesinlik kazanıyor. Fakat tıpkı Kolomb’un çıktığı seferlerde Hint adalarına vardığını zannetmesi gibi, Pîrî Reis de bu yanılgının etkisinde kalmış. Bununla birlikte Akdeniz ve Atlas Okyanusu’ndaki yerleri saf Türkçe isimlendirmesi ve derkenarlar, o tarihte haritacılık ilmindeki yükselişin önemli emareleri. Son olarak haritanın kenarlarında bulunan yırtık, Reis’in haritasının daha geniş olduğuna bir işaret. Akla takılan soru: “Harita Amerika kıtasının bir kısmını gösteriyorsa diğer tarafı nereyi gösteriyordu ve geri kalan kısmı nerede?”

Kaynak: Zaman / Erkam Emre