Pozitif Bakış Açısıyla Mutluluğu Yakalamak

1
2205

Zihnimiz bizim kişisel ve toplumsal dünyamızı değiştirmemize yardımcı olur.

Çevremizde olup biten her olay hislerimiz tarafından analiz edilir, değerlendirilir ve olumlu,olumsuz ya da nötr bir etki olarak beynimize girer. İnanç sistemimiz algıladığı her şeyi yeni bir girdi olarak alır ve aldıkları girdileri bizim kişisel savunmamız veya güvenliğimiz için korur ya da yok eder. Yaşamımızda korku, telaş ya da memnuniyetsizlik olduğu zaman kaygı ve tansiyonun ne demek olduğunu anlarız. Kaygı ve sinir kronik bir duruma geldiğinde zihnimiz ve bedenimiz de normal olarak gücünü ve etkinliğini yitirir, farkındalığımız azalır ve hasta oluruz. Zihnimiz psikolojik olarak hastalığı kendi kendine yaratmış olur ve biz de etkilerini yaşamak durumunda kalırız. Enerji akışımız, konsantrasyonumuz ve anlaşılırlığımız alt üst olur. Organlarımızın işlevi bozulur. Depresyon, acı, kaygı, nefret, kıskançlık, bencilik gibi negatif duygular zihnimizde oldukça baskın olma hakkına sahiplerdir. İlişkilerimiz kötüye gitmeye başladığında veya duygularımıza yabancılaşmaya başladığımızda buna bir dur diyebiliriz. Bu noktada davranış terapisi devreye girer.

Davranış Terapisi Davranış terapisi bize davranışlarımızın, inanışlarımızın, algılarımızın önüne geçme fırsatı verir daha önceden deneyimlediğimiz mutluluk, sağlık ve ahenkle birlikte. Yani olumsuz, hayatımıza zarar veren negatif düşüncelerin yerine pozitif olanları koyabiliriz demektir. Şimdi birkaç yararlı davranışa göz atalım:

Ben kendi hayatımdan, mutluluğumdan ve de sağlığımdan kendim sorumluyum Sağlık – hastalık, mutluluk – mutsuzluk, eğlence – sorunlar, yabancılaşma – birleşme..Bunların hepsini biz kendimiz yaratırız. Düşünce şeklimiz, davranışlarımız, beslenme alışkanlıklarımız, uyku düzenimiz ve ilgilerimiz bizim hangi düşünce yapılarına sahip olacağımızın belirlenmesinde birer araç görevi görürler. Düzenli ve sağlıklı beslenmeme, az ya da çok uyumak, egzersiz yapmamak, doğru nefes almamak, enerjimizi boşa harcamak, yüzeysel veya ciddiye alınmayan uğraşlarda bulunmak bizim hem beden sağlığımızı kaybetmemize neden olur hem de ruhsal anlamda kendimizle barış içinde olamayız.

Kendi gerçekliğimizi dört basit adımla yaratırız: Geçmişte yaşadığımız olaylar, düşüncelerimiz, seçimlerimiz, verdiğimiz tepkiler bugünkü hayatımıza uygun sonuçlar üretirler. Böylece bugünkü gerçekliğimizde bundan hatırı sayılır ölçüde etkilenir ve bu da bizim gelecek kararlarımızı, seçimlerimizi etkiler. Eğer pozitif düşünceler seçersek gelecekte de pozitif sonuçlar alırız.

Yaşadığımız evrenin her bir parçasından bir şeyler öğrenmeyi seçebiliriz.
Eğer kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeyi seçersek, kendimizi istediğimiz gibi mevcut yeteneklerimizle geliştirebiliriz
Eğer kendimize güveni geliştirmeyi seçersek bunun doğal sonucunda dış faktörlerin desteğine gerek duymadan yaşamımızı sürdürebiliriz.
Eğer bağışlamayı ve koşulsuz sevgiyi seçersek, bir sırrımız olmuş olacak kendimizle,kişisel bir barış anlaşması,bize zarar verenleri de kendimizi de bağışlama ve her şeyi herkesi koşulsuz sevmeyi geliştiririz.

Şimdiki bilinçli ya da bilinçsiz inançlarımız, kararlarımız belki bugün için yaşayabileceğimiz en iyi sonuçlardır. Şu anda zihnimizdeki düşüncelerimiz ve hislerimizde ne varsa bir ayna gibi onlarla yüz yüze geliriz, onları kendimize çekeriz. Bugünkü olumlu ya da olumsuz, bilinçli yada bilinçsiz verdiğimiz bütün tepkiler, ihtiyaçlar, duygular, dilekler ister korku, utanç olsun isterse barış, sevgi, aşk olsun hepsi bizim kendimize çektiğimiz dış şartların etkileridir.
Ayrıca yaşadığımız gerçeklikleri kendimize çekmemizi, düşündüklerimizin ne olduğunu sorgulamaya başladığımızda bulabiliriz. Düşüncelerimizi önem derecelerine göre puan verebiliriz, böylece onların etkilerinin çok iyi ya da çok kötü olmalarıyla ilgili izin de vermiş oluruz. Görünüşümüze çok önem verdiğimizde insanlar bize nasıl davranıyorlar, davranışları nasıl değişiyor bize karşı? Daha sonra kendi rutin halimize döndüğümüzde insanların dış görünüşler hakkında ne düşündüğünü öğrenmiş oluyoruz. Başkalarının düşünceleri bizim için ne kadar ya da nereye kadar önemli? Peki ya bizim kendimiz hakkımızdaki düşüncelerimiz?

Bu dört faktörle kontrol edemeyeceğimiz iki temel nokta vardır. Geçmişteki seçimlerimizi değiştiremeyebiliriz ve kişisel tercihlerimiz hayatımızın tamamlayıcısı olan bir huzurun önemli bir parçası olabilir. Biz değişimi seçersek bunu, şimdiki bilinçli halimiz ve bilinçaltındaki inandıklarımızla seçeceğiz. Birincisi, olumlu düşünceyle tüm pozitif davranışları, olayları kendimize çekeriz. İkincisi, hayatı daha olumlu algılarız ve kendimizi yine kendimiz için daha mutlu,huzurlu ve özgür yaşarız. Bu bizim gücümüzün hareket noktasıdır. İşte size hayatı daha farklı algılamak için birkaç alternatif yol:

Sadece biz kendi hayatımızdan, kendi mutluluğumuzdan ve kendi sağlığımızdan sorumluyuz.
Hayat bize ne getirirse getirsin içimizde çok büyük bir güç var.Bunu asla unutmayın.
İç dünyamız sadece bize aittir, başkalarının düşünceleri, görüşleri, inandıkları için yapabileceğimiz bir şey yoktur. Bu sadece bizim dünyamız olmalıdır.
Yaşam bize her zaman ihtiyacımız olan mutluluğu, başarıyı evrensel işleme uygun bir biçimde ve zamanında karşımıza çıkarır.
Hepimiz kendi ideallerimiz, hedeflerimiz, amaçlarımıza göre yaşamakta özgürüz.
Derinden bir sevgi bize gerçek aşkı bulmakta yardım eder. Bu bize onu evrensel güçten onu içten bir şekilde istediğimizin kanıtıdır.
Bizler evrenin ölümsüz ruhlarına sahibiz ilahi inancımız içimizde bir yerlerde gizlidir.
Her başlangıç kendimize sevgimizi, saygımızı ve benliğimize layık olan, hak ettiğimiz bir adımdır.
Hayat amaçlarımızdan arasında birini sevmek ve müşterek bir hayat sürmekte vardır.
En temel dersimiz sevgi olmalıdır
Tüm bu sözler her zaman her yerde olan, yaşanabilen bilinçli verilmiş evrensel sözlerdir.
Bizler yaratıcımıza inancımızla maddi dünyamızı şükran dolu, huzurlu, barış içinde manevi bir hayata çevirebiliriz.