Renault ve Ayakları Yerden Kesen Başarısı

0
1503

Zengin veledlerine genellikle kızılır ama ne yalan söyleyelim birçok buluşu onlar yapar. Uğraşır didinir insanlığa ufuk açarlar. Niye mi? Bir kere ekmek parası gibi bir dertleri yoktur, çorba peşinde koşmaz, sıradan bir detay üzerinde aylarca kafa yorarlar. Kaldı ki araştırmaları için para bulmakta zorlanmaz, gerektiğinde ellerini ceplerine atarlar.

İşte Louis Renault da 1877 Paris doğumlu bir beyzadedir. Babası iyi kazanan bir yün taciridir, çocuklarını hoşça tutar. Onlara diğer babalar gibi Latince, Yunanca ve gramer dayatmaz. Meslek seçimini kendilerine bırakır, istediklerini önlerine koyar. Louis makine hastasıdır, düşünün henüz 5 yaşındayken arkadaşlarından duyduğu lokomotifi görmek için İstasyona koşar. Buhar kazanını, pistonları, bacaları, çözmeye kalkar. 15 yaşında bir öğrenciyken motorlu vesaitlere merak salar, hatta harçlığından artırdığı paralarla (ne biçim harçlık alıyorsa) 0.75 beygir gücünde De Dion Bouton marka bir araba alır, sağını solunu sökmeye başlar.

De Dion Bouton marka bir araba Faytondan bozma

Kont Albert De Dion ve ortağı Çilingir Georges Bouton’un imal ettiği bu arabalar faytondan bozma “yamalı bohça”dırlar. Adı geçen ikili otomobilleri mümkün mertebe ucuza mal edip amelesinden senatörüne kadar herkese satmayı planlar. Ancak bu hayalleri hakikat olmaz, umduklarını bulamazlar.
Genç Louis’in henüz araba imal etmek gibi bir fikri yoktur, otomobilini Paris yakınlarında (Billancourt’daki) eski bir garaja atar. Kardeşleriyle baş başa verir, amatör heyecanlarla “bunu nasıl geliştirmeli” diye kafa yorarlar.

Louis bu arabayı adeta yeniden imal eder, bir sürü ilaveler yapar. Ve Renault’un ilk minik otomobili “Voiturette” ortaya çıkar. Bu araç 3 ileri ve 1 geri vitesli mekanik dişlisiyle yeni bir çığır açar. Üstelik motordaki gücü kayış ve zincirle değil sabit bir mil (şaft) aracılığı ile doğrudan doğruya arka dingile aktarırlar. Araç daha verimli olur ve sessizliği ile dikkat toplar.

Voiturette

24 Aralık 1898’de sokakları harmanlamaya başlayan Voiturette hemcinsleri gibi sadece düzde gitmez, % 13 eğimli yokuşları rahatlıkla çıkar.

Louis daha güçlü ve daha devirli motorlar için uğraştığı günlerde jeneratör sistemlerine de el atar, getirdiği yeniliklerle adeta devrim yapar. Düşünün henüz 21 yaşında iken (1898) kardeşleri Fernand ve Marcel’i peşine takar, “Renault Freres” şirketini kurar.

1899 yılında Paris-Trouville arasında bir yarış düzenlenir ki mesafe 170 kilometreyi aşar. Renault’lar yaptıkları özel otomobille yarışı rahat kazanırlar. Bu zafer üzerine kapısını çalanlar artar, yağmur gibi sipariş yağar. Babaları onlara 8 bin İngiliz lirası sermaye verir, ki ilk ivme için bu para yeter de artar.

Louis Renault asla “tamam şimdi oldu” demez, daima “daha mükemmeli” arar. Nitekim kapalı karoseri olan ilk aracı da o yapar. Genç girişimci daha o yılın sonunda Billancourt’daki garajı fabrikaya çevirir ve tam 110 kişi çalıştırmaya başlar. Ahbap çavuşlar, ertesi yıl geliştirdikleri spor arabayla (E modeli) Paris-Bordeaux ve Paris-Berlin yarışlarını kazanır, adeta şov yaparlar. İki silindirli “H” modelinin (1902) ardından, dört silindirli “K” modeliyle Paris-Viyana yarışında zafere koşarlar. Ancak 1903 Paris-Madrid yarışında kaza yapar, Marcel’i toprağa bırakırlar, bir süre sonra Fernand da gözlerini hayata yumar.

Louis kalır mı bir başına, evet güç kaybeder ama aklındaki uçuk hamleleri de bu yıllarda yapar. Mesela işi gücü bırakıp Parisli faytonculara oynar, hayatı boyunca kamçı sallayan adamlara “atsız araba” satar. Arabacı takımı babadan kalma emektarları elden çıkarır, Renault’nun iki silindirli arabalarından alırlar. Louis böylesi rüzgârları iyi yakalar ve yelkenini rüzgâra göre açar. Talep katlana katlana artınca seri üretime geçer ve işçilerini ihtisas sahibi yapmaya bakar. Biri yalnız boya, öbürü sadece döşeme üzerinde derinleşir, işlerinde “uzman” olurlar. Renault, kuruluşundan 9 yıl sonra New York, Londra ve Berlin’de şubeler açar, derken gemi ve uçak motorları üretmeye başlar.

Yükü omuzlayınca

İşte bu yıllarda kardeşlerinin eksikliğini yaman hisseder, Marcel ve Fernand’ı çok arar. Zira artık sadece imalatı değil, pazarlama ve muhasebeyi de ondan sorarlar. Ama onun önceliği iyi bir arabadır, nitekim ilk amortisörü, ilk soldan direksiyonu, ilk servo freni kullanıp rakiplerine fark atar. Ambulanslar, kamyonetler, itfaiye araçları yapar. Renault’nun baklava dilimini andıran logosu küçük ve basit otomobillerden, resmi erkana satılan lüks limuzinlere kadar birçok modelin alnında parlar.
Gün gelir (1914) “Societe des Automobiles Renault” 4 bin 400 işçisiyle bir sanayi devi olur, bundan dört yıl sonra da (1918) çalışanların sayısı 22 bini aşar.